CÜMLENİN ÖGELERİYLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

Cümleler duygu, düşünce ve isteklerimizi en kolay ve en kısa anlatma araçlarıdır. Kurduğumuz cümleler her zaman açık ve anlaşılır olmalıdır. Cümleyi oluşturan öğeler anlatılmak istenen amaca göre belirli bir düzen içinde sıralanır. Öğelerin dizilişi amaca uygun olmazsa ya da cümle içinde bir sözcük eksik olursa cümle istediğini anlatamaz. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim. 

 Burası bu tartışmanın ne yeri ne de zamanı.                                                                               "Burası bu tartışmanın yeri"  olmayabilir ama  "burası bu tartışmanın zamanı..." biçiminde bir anlatım doğru değildir.

  Okulun onarımı üç ay içinde bitecek ve eğitime başlayacaktır.                                       Bitecek olan "okulun onarımı"dır. Eğitime başlayacak olan ise "okul"dur. İkinci cümlenin öznesi olan  "okul"  sözcüğü kullanılmadığı için cümlede anlatım bozukluğu vardır.

• O seni inandırmak için yalvarıyor, biz de sizi kuşkuyla izliyorduk.                    İnandırmaya çalışan "o"dur. İzleyen ise "biz". İki ayrı yargı, iki ayrı özne vardır. Birinci cümlenin yüklemi yalvarıyordu" olmalıydı. 

 Senin bu işi yapacağına inanıyor ve bekliyorum.                                                      "bekliyorum"   yüklemi geçişli bir eylem olduğundan bir nesne ile kullanılması gerekirdi. Bu cümlede bekliyorum yükleminden önce "bunu" sözcüğünün de bulunması gerekirdi.

 Gençlerimizi sevmeliyiz, güvenmeliyiz.                                                                  "gençlerimizi" sözcüğü, "sevmeliyiz" yükleminin nesnesidir. Ancak "gençlerimiz" sözcüğü "güvenmeliyiz" sözcüğüne nesne olamaz. Çünkü "güvenmeliyiz yüklemi bir dolaylı tümleçle birlikte kullanılmalıdır. Bu cümlede "güvenmeliyiz" yükleminden önce "onlara" tümlecinin de bulunması gerekirdi. 

 Dişçi çocuğun dişini çekip eve gönderdi.                                                                                    "Dişçi çocuğun dişini çektikten sonra onu evine gönderdi" olmalıydı.

  Evin eşyaları boşaltıldı ve yakıldı.                                                                                                         Bu cümlede yakılan nedir? Ev mi yoksa eşyalar mı?  

 
Cümlede, kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan öğelerde görülür. Çünkü Türkçede her fiil, ögeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.
Örneğin;
"Kardeşini yanına çağırdı, bir şeyler söyledi."

cümlesindeki öğeleri inceleyelim: "Çağırdı" ve "söyledi" yüklemdir. Çağrılan ve söylenen kişi ise "kardeşi" dir. Yani "Kardeşini" öğesi her iki yüklemin ortak öğesidir. Bu ortak öğeyi yüklemlerle kullanalım. "Kardeşini çağırdı" doğrudur; ancak "kardeşini bir şeyler söyledi." denmez, "kardeşine bir şeyler söyledi." olmalı. "Kardeş" sözcüğünü iki kez kullanmamak için "ona" da diyebiliriz.

Başka bir örnek verelim:

"Arkadaşlarını pek sevmez, hatta çoğu zaman nefret ederdi."

cümlesinde, sevmediği kişiler ile nefret ettiği kişiler aynıdır, yani "arkadaşları" ortak öğedir. Ancak "arkadaşlarını sevmez" dense de "arkadaşlarını nefret ederdi." denmez; "arkadaşlarından nefret ederdi." denmeli ya da onun yerine geçen "onlardan" sözü kullanılmalıdır.

Görüldüğü gibi bu tür bozukluklar daha çok sıralı cümlelerde görülüyor, ancak bileşik cümlelerde de bu tür öğe eksiklikleri görülebilir.