CUMHURİYET VE ATATÜRK KONULU ŞİİRLER

BİR CUMHURİYET ŞİİRİ

Enver ÇETİN

 

Sen özlemsin, sen gerçek bir hürriyet
Korunacak malımsın Cumhuriyet!
Yaşama sevincim haklı bir niyet
Öğünecek şanımsın Cumhuriyet!

Hasretle susamıştık hürriyete
Ölsek de kavuştuk Cumhuriyete!

Seninle şereflendi bu toprağım
Senin için dalgalanır bayrağım,
Umman umman suyum, pır pır yaprağım
Tutunacak dalımsın Cumhuriyet!

Senin için yaşadık yıllar boyu
Seninle tuttuk biz en doğru yolu.
Emrinde yurdumun dağı ve koyu
Akacak al kanımsın Cumhuriyet!

Seninle var bu dağlar bu taşlar
Sana verildi nice canlar başlar
Kurulasın diye döküldü yaşlar
Yaşayacak adımsın Cumhuriyet!

Hasretle susamıştık hürriyete
Öldüysek kavuştuk Cumhuriyete!
AKDENİZ'E DOĞRU

Ömer Bedrettin UŞAKLI


Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti...

Sakarya'dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle.

"Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk...
Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk...

Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız.

Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa
Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa.

Sakarya'dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle.

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti...

BUGÜN

Durmadan dalgaları şanlı bayrağım,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Ufuklar gül açsın, gülsün toprağım,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.

Ağaçlar bezensin, dallar süslensin.
Bahçeler donansın, güller süslensin.
Ata'nın açtığı yollar süslensin.
Yurdumun en büyük bayramı bugün.

Yurt için savaşmak bir şanlı düğün,
Yaşamak duygusu her şeyden üstün,
İstiklal sevdası ufkumuzda gün,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.

Tarihe sığmayan şanlar Türk'ündür.
Ölümden korkmayan canlar Türk'ündür.
Bayrağa renk veren kanlar Türk'ündür,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.

Ata'mız her zaman kalbimizde hız,
Ülkümüz uğrunda ölmek ahtımız,
Şölenler kurulsun, içilsin kımız.
Yurdumun en büyük bayramı bugün.

Kanım toprağa katanımız var,
Bayrağın altında yatanımız var,
Destanlar kaynağı vatanımız var,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.


29 EKİM

Ahmet Kutsi TECER

 

Bu sabah içimde bir tazelik var,
Bu seher, bu camdan giren gündüz ben!
Sokaktan yükselen şu şen naralar,
Bu camdan bakman, bu gülen yüz ben!

Nerede o dünkü ateşli nabız,
Nerede yastıkta kıvranan başım?
Bu sabah içimde çelikten bir hız,
Bu sabah en mutlu, en şen yurttaşım.

Az önce fecirle kaçan yıldızlar,
Başımdan yağıyor, daha bol, gümrah.
Şimdi benliğimde bir bütünlük var,
İçimde bir âlem gizli bu sabah.

Bu millet, bu insan, adı sanı Türk,
Bu toprak, bu vatan güzel Türkeli ,
Bu tarih, bu onur, bu sihirli yük,
Bu Bursa, bu Konya, bu usta eli,

Bu eşsiz İstanbul, bu tek Edirne,
Bu örnek Kayseri, Sivas, Erzurum,
Bu Fırat, Menderes, Çoruh, Ergene,
Bu İzmir, Adana, Urfa , bu Çorum,

Bu başak, bu salkım, bu bağ, bu harman,
Bu bizim davarlar, bizim danalar,
Bu ocak, bu maden, bu dağ, bu orman,
Bu yiğit erkekler, yiğit analar,

Bu çetin, bu dönmez, bu sert bilekler,
Bu yanık çehreler, bu bizimkiler,
Bu ağaç, bu çiçek, bu çığ, bu renkler;
Bu diller, bu sesler, ya bu ezgiler,

Bu ninni, bu ağıt, bu düğün, bu bar,
Bu zeybek, bu halay, bu güreş hep ben!
Bu sabah içimde bir tazelik var,
Bu ışık, bu gündüz, bu güneş hep ben!

Ey rüya, ey hayal, beni terk etme,
Ey sabah koynunda şenim, hem zinde.
Bu şuur ışığı vurmuş perdeme,
Bir bahar öğlesi gibi çimende.

Siz şimdi sokaktan geçen oymaklar,
Yürüyün siz bütün il çocukları,
Göğüslerinde gurur, elde bayraklar,
Yürüyün başlar dik, alın yukarı.

Yürüyün ardımdan siz emellerim,
Yürüyün kalbimin yükü ilhamlar,
Uzaktan çırpınsın size ellerim,
Çırpınsın yüreğim, durana kadar.

Bu sabah içimde bir tazelik var.
Bu seher, bu camdan giren gündüz ben!
Komşular, şaşmayın bana komşular,
Bu camdan bakman, bu gülen yüz ben!


CUMHURİYET GELİRKEN

Selami YILDIRIM

 

Ay dolunaydı
Lacivertti gece
Gıcırtılı bir kağnı iniyordu
Kocatepe'den
Sesi ovayı tutuyordu inceden

Al duvaklı
Bir gelin gidiyordu
Ankara'ya
Kaşları hilal
Gözleri yıldız

Bir Mehmet
Süngüsünü parlatıyordu
Sakarya'da,
Adı, kendisi gibi Aziz
Çarıkla potin
Şalvarla, pantolon
Tanışmamışlardı henüz

Ankara'da
Samanpazarı'nda
Yorgunlar kahvesinde
Bir türkü çalıyordu
Dede Korkut mu desem çalan
Elinde kopuz
Yoksa Veysel miydi
Şarkışla'dan
Bağlama mıydı saz
Çalıyordu işte
Çalıyordu ya
Duyuyorduk ya biz

Ay dolunaydı
Lacivertti gece
Bir gelin geliyordu Ankara'ya
Al duvaklı
Hilal kaşlı
Bir gelin
Gözleri yıldız
Bir yanında Şerife Bacı
Bir yanında Elif kız


CUMHURİYET

Mehmet AKSOY

Ondokuz mayıstan gelişimiz var,
Tutunacak sağlam dal Cumhuriyet.
Her fidandan ilham alışımız var,
Hasbahçe içinde gül Cumhuriyet.
Demokrasi hamuruyla yoğrulan,
Millî iradeyi kabul buyuran,
Doğruları yanlışlardan ayıran,
Barış bendi kurmuş sel Cumhuriyet.
Sımsıkı bağlanmış hürriyet bağı,
Özgürlük yeşerir ovası dağı,
Ona minnetkârdır hastası sağı,
Esenlik getirir yel Cumhuriyet.
Meş’alesi yanar kandil yağı var,
Toplumu bağlayan gönül bağı var,
Asla sınıf bilmez ne de sınır var,
Herkese uzanan el Cumhuriyet.
Cümle mantıkların hepsini tarar,
Her türlü nesnenin özünü arar
Zifir karanlığın belini kırar,
Aydınlığa giden yol Cumhuriyet.
Olanca ömrünü harcama boşa,
Onu tanıyanlar taç yapar başa,
Onunla doğup onunla yaşa,
Gel çocuğum sen de ol Cumhuriyet.

 

 

 

 

 

ATATÜRK BİR ÇIKIŞTIR, VARIŞ DEĞİL

Orhan ASENA

 

Atatürk bir çıkıştır, varış değil.

Varmak tükenmek demek, Atatürk tükenmez,

varmak ölüm demek, Atatürk ölmez.

Ben ölürüm, benimle bir eksilir Atatürk,

sen doğarsın, o doğar, başkaları doğar;

sizinle bin doğar, bin çoğalır, bin yücelir,

dünya sürer, yaşam sürer, sürer Atatürk.

 

Atatürk bir yönün adı, özgürlüğe, uygarlığa, ileriye

bir parlamış, bir sönmüş, işte yolun demiş,

Atatürk bir ufkun adı, dağın değil,

Himalaya kadar bile olsa, dağın değil.

Dağ durur, oysa ufuk yürür.

Her ufukta Atatürk büyür.

Her ufukta yenilenir bir kez.

 

Atatürk bir ilk hızdır doğadaki,

tohumu çatlatan bir güç,

kozayı delen ilk vuruş,

kuşun kanadındaki ilk günü,

koş demiş, atıl demiş sana, durulur mu?

Atatürk durmuş mu ki sen durasın?

Atatürk susmuş mu ki sen susasın?

Atatürk ölmüş mü ki sen ölesin?

 

Atatürk bir kavganın adı, her gün yenilenen,

her gün değişen düşmana karşı.

Bilgisizliktir bu düşmanın adı çok kez,

geriliktir, aptallıktır, dönekliktir.

Çıkarcılık, neme gerekçilik, vurdumduymazlık,

korkaklık, eyyamcılık, yalancılık,

bir bakarsın topla tüfekle yürür üstüne,

bir bakarsın gülücüklerle, okşamalarla gelmiş,

bir bakarsın, seni ta içinden kemirir bir kurtçuk.

 

Atatürk bir ak törenin, bir buluncun adı,

her gün bizi bir kez daha uyaran,

her gün bizi bir kez daha yürüten doruğa.

Yiğitliğe, namusluluğa, doğruluğa,

her gün bir kez daha yarışalım diye kendisiyle,

o en güzele, en yüceye, en doğruya...


ATATÜRK VE CUMHURİYET

Cemal Oğuz ÖCAL


Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!...

Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl...
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!..

Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!..

Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..

Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..

Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..


ON BEŞ YILI KARŞILARKEN

Mithat Cemal KUNTAY


Kim derdi yarılsın da nihayet yerin altı,
Bir anda dirilsin de şu milyonla karaltı.

Topraklaşan ellerde birer meşale yansın.
Kim der ki şu milyonla adam birden uyansın.

Kim derdi seher yıldızı doğsun da bir evden,
Kaçsın da cehennemler o bir dalma alevden,

Canlansın ışık selleri olsun da o damla
Beş devletin öldürdüğü devlet bir adamla.

Kim der ki en son rakamlar da delirsin.
On beş asır on beş yılın eb'adına girsin.

Dünyaları bir fert evet oynattı yerinden,
Sarsıldı demirler evet azmin demirinden.

Mazi yıkılıp gitti evet fesli, kafesli:
Lâkin bugünün ey granit bünyeli nesli,

Bir şey ele geçmez şerefin sade adından.
Sen arşı bırak, varsa haber ver kanadından.

Gökten ne çıkar? Gök ha büyükmüş ha değilmiş,
Sen alnını göster ne kadar yükselebilmiş.

Gökler çıkabildin, uçabildinse derindir,
Tarihi kendin yazıyorsan, eserindir.

Bahsetme bugün sade dünün mucizesinden,
İnsan utanır sonra yarın kendi sesinden.

Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse;
Sen asrını üstünde izin varsa benimse;

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

CUMHURİYET DESTANI

Mehmet ÇAKIRTAŞ

 

Erler bayrak bayrak geçiyor ordu
Bu çağlar eseri Cumhuriyet'in.
Kahraman Mehmet'i bir cihan gördü.
Tanrı'dır rehberi Cumhuriyet'in

Çelikten tankları yürüyen kaya,
Nasip değil bu çağ bir başka soya.
Yurdumda sıralı okullar oya,
Her biri bir teri Cumhuriyet'in.

Göller kurutuldu, sazlık köklendi.
Demiryolu kentten kente eklendi.
Cihana örnektir bu Türkler, dendi.
Açtı çiçekleri Cumhuriyet'in

Fabrika kuruldu, raylar döşendi
Göklerimiz uçaklarla kuşandı.
Bu devir cidalsiz, gamsız yaşandı.
Ne mutlu kaderi Cumhuriyet'in.

Arkadaş ileri, daim ileri
Türk olan kalır mı bu çağda geri!
Toprağa karışsın alnımın teri,
Nurlansın seheri Cumhuriyet'in.

Bir çatan olursa bize felekten,
Elenir, kılıçtan geçer elekten,
Tığ gibi Mehmetler kinli yürekten
Aşılmaz siperi Cumhuriyet'in.

Yeşerdi yaylalar, açtı nergisler
Parladı süngüler, dağıldı sisler.
Uğruna ölmeyi gönlüm hevesler
Al açsın gülleri Cumhuriyet'in.

Yamandır erimiz hesaba gelmez,
Arslan gibi Türkiye'nin insanı,
Bu millet ölür de azaba gelmez
Kanımız kevseri Cumhuriyet'in.

Âşık Mehmet destanını bitirsin,
Rüzgâr olup ilden ile götürsün,
Övünsün bu millet saltanat sürsün
Bulunmaz benzeri Cumhuriyetin.


SEKSEN YIL

Yusuf YANÇ

 

Canlarımızı sebil ettik,
Umutlarımızı yitirmedik,
Müstemleke olmadık, olamazdık.
Hürriyet sevdamızdan asla vazgeçmedik.
Ulu çınarın ulu gövdesinde, ulu lider etrafında toplandık.
Riyadan uzak, hakikate yakın olduk
İlân ettik bağımsızlık türkümüzü yedi düvele,
Yaşadık vatan sevgisini yüreklerimizde,
Erzurum’da, Samsun’da, Amasya’da İzmir’de
Türk’üz, Türkçe düşünür Türkçe yazar, Türkçe konuşuruz
İman dolu yüreğimiz,
Maraş’ta Sütçü İmam, Antep’te Şahin Bey oluruz,
İndirmedik al bayrağımızı direkte, en yücelere diktik,
Zafer yürekten inananlarındır dedik,
İnancımızla, Sakarya’da Kocatepe’de idik,
Nice şehitlerin çocukları, Alparslanların torunları idik.
Sivas’ta mandacılara tokat olduk,
Erzurum’da Nene Hatun’a ant içtik,
Kurtuluşa doğru, emin adımlarla Ankara’ya yürüdük,
Siperlere mermi taşıdı annelerimiz,
Ezilmedik, ezdirmedik, sevgi dolu yüreğimiz.
Nice badireler atlattık, hepimiz,
İlân ettik Cumhuriyetimizi,
Namertlere bildirdik hadlerini.
Cumhuriyetimizi canımızdan aziz bildik,
İman dolu yüreğimizle bugünlere taşıdık.
Yarınlar bizim, yarınlardan ötesi de,
Işık olduk bütün mazlum milletlere
Lozan’da ilân ettik devlet-i ebet müddet,
Ilgıt ılgıt esen yellerde, var olacak ay yıldızlı bayrağımız ilelebet.