9. Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Anlam İlişkilerine Göre Kelimeler Konusu

A. Eş Anlamlı Sözcükler (Anlamdaşlık)

Başlangıçta hiçbir dilde bir kavramı yansıtmak için birden çok gösterge (sözcük) yoktu. Yani aynı dilde iki ayrı sözcük bütünüyle aynı anlamda kullanılmamıştır. Günümüzde de sözcükler aynı anlamı yansıtır gibi görünseler de, aralarında ince kullanım ayrımları vardır. Bunları da "yakın anlamlılık" olarak adlandırabiliriz.

Bir dilde, birbirine yakın anlamda olan sözcüklerin çok olması, o dilin zenginliğini, işlenmişliğini gösteren özelliklerdendir. Sözcük bilimi yönünden yapılan incelemelerde Türkçenin tarih boyunca eş anlamlılık ya da yakın anlamlılık yönünden oldukça zengin bir dil olduğunu göstermiştir. Eski Türkçe döneminde tam eş anlamlı sayabileceğimiz pek çok sözcük bulunmaktadır: “tün - kiçe(gece)”, "küç - erk (güç)" gibi. Daha sonraki dönemlerde Arapça ve Farsçanın etkisiyle kimi yerli sözcükler unutulmuş, birçok yabancı sözcüğün yerli olanlarla bir arada yaşadığı görülmüştür.

Tanzimat’tan sonra Fransızca, yakın tarihimizde ise İngilizcenin etkisiyle bu kez de Batı dillerinde alınan kimi sözcükler yerlileriyle birlikte kullanılmıştır. Bugün Türkiye Türkçesinde kullanılan, her ikisi de Türkçe olan eş anlamlı sözcük sayısı oldukça azdır: duymak - işitmek, darılmak - gücenmek, çoğalmak - artmak, demek - söylemek gibi. Eş anlamlılık genelde Türkçesiyle birlikte kullanılan yabancı sözcükler arasında görülmektedir.

Örnekler

etki/tesir

simge/sembol

görev/vazife

sorun/problem

yüzyıl/asır

etken/faktör

ayrıntı/detay

güncel/aktüel

Tek başlarına kullanıldığında eş ya da yakın anlamlı gibi görülen sözcükler cümle içinde bu anlam ilişkisini korumayabilir.

Örnek

Siyah saçlarını omuzlarına dökmüştü. ("Siyah" sözcüğünün eş anlamlısı "kara"dır.)

Dost kara günde belli olur. (“Siyah” anlamca “kara” ile eş anlamlı değildir.)

B. Karşıt Anlamlı Sözcükler (Ters anlamlılık)

Her dilde olduğu gibi, Türkçede de birbirine yakın, aynı kavram alanı içinde bulunan sözcüklerin yanı sıra birbirine büsbütün karşıt kavramlar da bulunmaktadır.

Örnekler

ırak - yakın

büyük - küçük

zayıf - semiz

ıslak - kuru

gece - gündüz

iyi - kötü

ileri - geri

acı - tatlı

Yakın anlamlılıkta olduğu gibi karşıt anlamlılıkta da Arapça ve Farsçadan gelerek dilimize yerleşmiş sözcüklerin büyük bir payı vardır.

Karşıt anlamlı sözcükler, şu şekillerde incelenebilir:

Bazı kavramlar birbirine ters kutuplarda yer alır ve kutupsal bir karşıtlık özelliği taşır.

Örnekler

kalın - ince , çok - az , erkek - dişi , derin - sığ, doğru – yanlı, güzel - çirkin, canlı - ölü, taze - bayat, hafif - ağır, gece - gündüz

Birbirleriyle ilgili kimi kavramlar arasında aynı konuyla ilgili ilişkisel bir karşıtlık özelliği vardır.

Örnekler

almak - satmak, oyuncu - seyirci , amir - memur, profesyonel -amatör, peşin - taksit

İkili karşıt anlamlı sözcüklerin arasına kimi ögeler girerek dereceli karşıt anlamlılık oluşabilir.

Örnekler

Küçük- orta- büyük

Soğuk- ılık- sıcak

Bazı yön kavramları arasında karşıtlık ilişkisi kurulabilir.

Örnekler

sağ - sol , kuzey - güney, ileri - geri, öte - beri, doğu - batı , yukarı - aşağı

Eylem bildiren kavramların arasında karşıtlık ilişkisi kurulabilir.

çıkmak - inmek, itmek - çekmek, alçalmak - yükselmek, dağıtmak- toplamak

Tek başlarına düşünüldüğünde karşıt anlamlı gibi görünen kimi sözcükler cümle içinde kazandığı anlamla karşıtlık ilişkisi taşımaz.

Örnek

“iyi - kötü”  karşıt kavramlardır.

Bu işten iyi para kazandı, adam . (“iyi” sözcüğü bu cümlede “kötü” nün karşıtı değildir.)

Bu kötü işçiliğiyle bile para kazandı adam. (“iyi” ve "kötü" karşıtlık ilişkisi taşımaz.)

C. Bağdaştırma ve Alışılmamış Bağdaştırma

Dildeki göstergelerin (sözcüklerin) anlam özelliklerine daha önceki bölümde değindik (Gerçek ve mecaz anlam, deyim ve ad aktarmaları). Şimdi de sözcüklerin başka sözcüklerle bir araya getirilmelerine, yarattıkları bileşimlere anlam açısından bakalım.

Dünyada hiçbir dil, tek tek sözcüklerle konuşulmaz, belli bir kavramı anlatmak üzere birden çok sözcük tamlama, deyim gibi söz grupları yaratmakta; bu yolla da duygu, düşünce ve mesajları yansıtabilmektedir. İşte dilin söz varlığı içindeki ögeleri, cümle ya da sözleri anlamlı, kabul edilebilir birimler halinde bir araya getirmeye bağdaştırma denir. “Çilek reçeli, kan portakalı, çelik bilek, yulaf ekmeği, yüksek okul, olgun domates" gibi bileşimler günlük dilde kulladığımız “alışılmış bağdaştırmalar”dır. Buradaki tamlama örneklerinde görüldüğü gibi sözcükler ve gösterdikleri kavramlar arasında bir bağdaştırma yapılabilir. Örneğin ekmeğin yulaftan yapılması, bileğin güçlü ve yenilmez olma noktasında çeliğe benzemesi gibi.

Bir de alışılmamış bağdaştırmalar vardır ki bunlarda anlam belirleyicileri ile anlam ayırıcıları arasında bir uyum bulunmaz. “Beyaz” sözcüğüyle “beyaz gömlek, beyaz yüz, beyaz dişler” gibi tamlamalar oluştururken “beyaz titreyiş, beyaz korku, beyaz ölüm” gibi tamlamalar oluşturmayız. Bunlar alışılmamış bağdaştırmalardır. Ancak sanat ve şiir dilinde düşgücüne seslenmek ve imge yaratmak için kullanılır. Bu kullanımda sözcükler da mecaz anlam kazanmış, çok anlamlılık yaratmış olur.

Aşağıdaki şiir parçalarını içerdikleri bağdaştırmalar yönünden inceleyelim:

Örnek

Baktım ki Kezban gidiyor elden

Baktım ki işin sonu kötü

Deh dedim aklımın eşeğine

Usulünce yürü

Yukarıdaki şiirde "işin sonu" alışılmış bağdaştırma, "aklımın eşeği" alışılmamış bağdaştırmaya örnektir.

Örnek

Taşlar görünüyor, köşe taşları

Çocuk koşuyor sirenlerin peşinden

Benim cebimde yalnızlık ağacı

Emziriyorum mavi ovayı

Yukarıdaki şiirde "köşe taşları" alışılmış bağdaştırma; "yalnızlık ağacı" , "mavi ova" alışılmamış bağdaştırmaya örnektir.

D. Sesteşlik (Eş Adlılık)

Dil içinde birbirleriyle hiç ilgisi olmayan iki varlık, nesne ya da kavramın ses ve yazım yönünden aynı niteliğe sahip sözcüklerle anlatılmasıdır. Vücut bölümü olan "el" ile, bize göre başkası, yabancı olan "el" kavramları arasında hiçbir ilgi yokken her ikisi de aynı seslere ve yazıma sahip "el" sözcüğüyle ifade edilmektedir.

Bu durumu bir de aşağıdaki şemada örnekleyelim:

Örnek

gül çiçek gül gül(mek) eylemi

çay dere çay bitki

sır gizli kalan sır bir çeşit boya

yaz mevsim yaz yaz(mak) eylemi

Örnek

Söylerken o sözleri kızardı

                                                                                                                                  Hem hazzeder ah hem kızardı

Aşağıdaki sesteş sözcüklerin anlamlarını siz belirleyiniz.

yan (…………………) yan (…………………)

var (…………………) var (…………………)

kır (…………………) kır (…………………)

iç (…………………) iç (…………………)

dal (…………………) dal (…………………)