9. Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Anlam Özelliklerine Göre Kelimeler Konusu

Sözcükler karşıladıkları, belirttikleri kavramlar yönünden üç gruba ayrılarak incelenir:

A. Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler

Kimi sözcükler varlık, nesne ya da kavramları topluca gösterir.

Örneğin “canlı” sözcüğü “canlılık niteliği taşıyan tam varlıklar”ı gösterdiği için “genel anlamlı” bir göstergedir. “Kuş” sözcüğü de tüm “kuş türleri”ni gösterdiği için genel anlamlı olur, ancak “canlı” kavramına göre daha sınırlı bir çağrışım yaptırdığı için canlıya göre “özel anlamlı”dır. “Kanarya” sözcüğü de “kuş” kavramına göre daha özel anlamlı durum yaratır.

O halde varlıkları ya da kavramları topluca gösteren, tümünü birden düşündüren sözcükler genel anlamlıyken, varlıkları ya da kavramları genel değil de tek tek, sınırlı anlam boyutları içinde karşılayan sözcüklere özel anlamlı sözcükler denir.

Sözcüklerin bu “genel” den “özel” e gidişi ya da “özel”den “genel”e gidişi basamaklı bir nitelik taşır. Bu niteliği aşağıdaki şemada inceleyelim.


Cümlede sözcükler özelden genele, genelden özele doğru sıralanabilir.

Örnek

Yol boyunca kavaklar, akçaağaçlar, söğütler, türlü türlü ağaçlar sıralanıyordu. (özelden genele)

Başımın ağrısını kesen tek ilaç aspirindir. (genelden özele)

Aynı sözcük kullanıldığı cümleye göre genel ya da özel bir anlam taşıyabilir.


Örnek

Çocuk, düşe kalka büyür. (genel anlamlı, tüm çocukları gösterir.)

Çocuk, bu yıl okula başlayacak. (özel anlamlı, belirlenmiş bir çocuğu gösterir.)

B. Nicel ve Nitel Anlamlı Sözcükler

Kavramların sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen özelliklerini gösteren sözcükler nicel anlamlıdır.

Örnek

Konukları, geniş bir salona aldılar.

Bu cümlede “geniş” sözcüğü “salon”un ölçülebilme özelliğiyle ilgili olduğu için “nicel” bir anlam taşır.

Örnekler

Çocuğun sırtında ağır bir çanta vardı, çocuk iki büklüm olmuştu.

Bahçedeki uzun kavak ağaçları, eve ışığın girmesini engelliyordu.

İş yerine yakın bir evde oturduğum için yollarda zaman kaybetmiyorum.

Kapıyı açan küçük kızın elinde büyük bir hediye paketi vardı.

Yola çıkacağımız sabah hava oldukça soğuktu.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi “ağır” miktarı, “uzun , yakın, küçük, büyük, soğuk” sözcükleri ölçüyü ve ölçülebilen dereceyi belirttiği için nicel anlamlıdır.

Varlıkların nasıl olduğunu, durumunu, rengini, sayılamayan, ölçülemeyen bir özelliğini, niteliğini gösteren sözcükler nitel anlamlıdır.

Örnek

Çocukluğumuzda yediğimiz o lezzetli ekmeklerin tadı hâlâ damağımda.

Bu cümlede “lezzetli” sözcüğü ekmeğin sayısal durumunu değil, nitelik özelliğini belirtmektedir.

Örnekler

Cömert bir insan olduğu için yaşamı boyunca para biriktiremedi.

Ne geniş adam, hiçbir şeye aldırdığı yok.

Ekşi yoğurdun ayranı da güzel olmaz, derler.

Kapının önünde duran arabanın rengi kırmızıydı.

Asık suratıyla herkesin moralini bozdu, sabah sabah. 

Sözcüklerin nicel ya da nitel anlamlılığı çoğu kez cümle içindeki kullanımıyla belirlenir.

Örnek

Bahçeye derin bir çukur açmışlar. (nicel anlam)

Edebiyatımızın derin yazarlarından biriydi. (nitel anlam)

Bir zamanlar onunla ne yakın arkadaştık. (nitel anlam)

Ailesi okula yakın bir ev tutmak istiyordu. (nicel anlam)

Bu işten iyi para kazanmışlar. (nicel anlam)

İyi bir insan olduğu her halinden belliydi. (nitel anlam)

Havanın sıcaklığı çalışma tempomuzu düşürüyordu. (nicel anlam)

Herkese sıcak davranması, ona olan sevgiyi de artırıyordu. (nitel anlam)

C. Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler

Bu tablodaki “hava, insan, toz, ses, ekşi, çiçek ve koku” göstergeleri “dokunma - görme - işitme - koklama ve tat alma” duyularından biriyle algılanabilen kavramları gösterdiği için “somut anlamlı” dır.

“Rüya, düşünce, aşk, menfaat, güzellik, sevgi, bilinç” göstergeleri ise beş duyudan biri yoluyla algılayabileceğimiz kavramları işaret etmez, bunların varlıklarını akıl yoluyla algılayabiliriz. Bu nedenle bu sözcükler soyut anlamlıdır.

Somut ve soyut anlamlı sözcüklerin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Bir sözcük kullanıldığı cümleye göre somut ya da soyut bir anlam kazanabilir.

Örnek

Hava, keskin bir kömür kokusuyla dolar,

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.

dizelerinde “hava” sözcüğü, dokunma duyusuyla algılanabilen bir kavramı gösterdiği için “somut anlamlı”

öyle bir havada gel ki

senden vazgeçmek mümkün olmasın

dizelerinde ise “hava” sözüğü, soyut anlamlı olarak kullanılmıştır.

 

Yukarıdaki örneklerin birincisinde hava gerçek anlamıyla kullanılırken ikincisinde mecaz anlam kazanmıştır. Tek başına düşünüldüğünde somut anlamlı olan bir gösterge, cümle içinde soyut anlam kazanarak kullanılabilir.

Örnek

Yaşlı adamın göğsünde, tam yüreğinin üstünde bir ağrı vardı.(Somut anlam)

Bunu yapmaya yürek ister, her yiğidin harcı değil. (soyut anlam)

 

Aşağıdaki parçada geçen somut ve soyut anlamlı sözcükleri saptayınız.

Issız yollar, tozlu yaylılar, kireç sıvalı kasaba otelleri, çember

sakallı eşraf, yamalı donlu rençperler, kısaca maddi ve manevi

sefalet ve mahrumiyetine hiçbir şefkatin eğilmediği kadın, erkek,

çocuk, bir yığın halk, gündelik hayatları, hülyaları, ıstırapları, küçük

ve geçici mutlulukları ile benim yazı hayatıma konuk olacaklardı.

“Şefkat” sözcüğünün soyut anlamlı olmasına rağmen bu cümlede somut bir anlam kazanarak kullanıldığında dikkat edelim.

DİKKAT: Türkçenin kavramlar dünyasının özelliklerini belirleyebilmek için onun en eski dönemlerine uzanmak gerekir. Türkçenin eldeki en eski ürünlerinden olan Göktürk Yazıtları, konularının kısıtlılığına ve taşa yazılma nedeniyle kısa anlatıma yönelmiş olmasına karşın daha VIII. yüzyılda dilin somut ve soyut kavramlar yönünden zengin olduğunu göstermektedir.