9. Sınıf Dil ve Anlatım Dersi: Türk Dilinin Tarihi Gelişimi ve Dönemleri

Türk Dilinin Tarihi Gelişimi ve Dönemleri

 

Türk dilinin ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Türkçenin, bilinen yazılı metinlerinden önceki dönemleri "karanlık" dönem olarak kabul edilmektedir.

 

Türkçenin yazılı metinlerle takip edilebilen VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla katlar olan dönemine "Eski Türkçe" denir. Bu dönemin bilinen ilk metinleri Göktürk (Orhun) Yazıtları'tur. Göktürk Yazıtları'nda Göktürk alfabesi kullanılmıştır. Türk sözcüğü devlet adında ilk defa Göktürk Devleti'nde kullanılmış ve Türk sözcüğü ilk defa Göktürk Yazıtları'nda kullanılmıştır. Göktürk Yazıtları'nda işlenmiş, duru ve mükemmel bir dil kullanılmıştır.

 

Eski Türkçe döneminin Göktürk Yazıtları'ndan somaki yazılı ürünleri Uygur Türkçesi eserleridir. Uygur Türkleri Soğd yazısını kullanmışlardır. Bu dönemde verilen eserlerin tamamı Uygurların kabul ettiği Mani ve Buda dinleriyle ilgilidir. Bu eserlerin başta gelenleri "Altım Yanık, "Sekiz Yükmek" ve Irk Bitig'dir. Uygur Metinleri'nden soma Karahanlı Türkçesiyle eserler yazılmıştır. Karahanlı döneminde gerek Türk dilinde gerekse Türk kültüründe önemli değişiklikler olmuştur. İslamiyet resmen kabul edilmiş ve Aıap hailleri alınmıştır. XI. Ve XII. yüzyıllara ait olan "Kutadgu Bilig", "Divanü Lûgat-it Türk" ve "Atabet-ül Hakayık" adlı eserler ilk İslami Türk eserleri olarak bilinmektedir.

 

Türkler XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Bu göçler sonucunda Türkler XIII. yüzyılda batıda Anadolu'ya, kuzeyde Karadeniz'in kuzeyi ve batısına kadar yayılmışlardır. Yerleştikleri bölge halkının ağzı ile eserler yazmaları sonucu Türkçe çeşitlenmiştir. Türkçe, yayıldığı bölgelere göre Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olmak üzere iki kola ayrılmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesi Eski Türkçenin bir devamı olarak XIII ve XIV. Yüzyıllarda Orta Asya ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki Türkler arasında kullanılmıştır.

 

Kuzey- Doğu Türkçesi XV. yüzyılda Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki kol hâlinde gelişmesini sürdürmüştür. Farklı kollarda, gelişen Türkçenin özelliklerini o dönemde yazılan " Hüsrev ü Şirin" ve "Gülistan Tercümesi" gibi Kıpçak Türkçesi metinlerinden; "Şecere-i Türkî" ve Muhâkemet'ül-Lügateyn" gibi Çağatay Türkçesi metinlerinden öğrenmek mümkündür.

 

Batı Türkçesi, XII. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın başlarından günümüze kadar devam emiştir. Batı Türkçesi tarihi gelişimi içinde üç döneme ayrılır. Türkçenin XIII. ve XV. yüzyıllar arasındaki dönemi "Eski Anadolu Türkçesi" adını alır. Batı Türkçesinin XV. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başları arasındaki dönemine "Osmanlı Türkçesi" denir. Batı Türkçesinin üçüncü dönemini "Türkiye Türkçesi" oluşturur.

 

Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesinin çağdaş kolları günümüzde yazı dili olarak kullanılmaktadır. Kuzey-Doğu Türkçesinin kolları; Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Tatar, Başkurt Türkçeleri; Batı Türkçesinin çağdaş kolları ise Azerbaycan, Türkmen, Gagavuz ve Türkiye Türkçeleridir.

 Anadolu'da Türkçenin Gelişimi

 

Türkler XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Anadolu'ya göç eden Türkler Türkçenin iki büyük kolundan biri olan Batı Türkçesini oluşturmuşlardır.

 

Batı Türkçesi, XII. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın başlarından günümüze kadar devam etmiştir. Batı Türkçesi tarihi gelişimi içinde üç döneme ayrılır. Türkçenin XIII. ve XV. yüzyıllar arasındaki dönemi "Eski Anadolu Türkçesi" adını alır. Batı Türkçesinin XV. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başları arasındaki dönemine "Osmanlı Türkçesi" denir. Batı Türkçesinin üçüncü dönemini "Türkiye Türkçesi" oluşturur.

 

Eski Anadolu Türkçesi

 

Bu dönem Eski Türkçenin özelliklerini taşır. Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlıların ilk dönemlerinin yazı dilidir. Eski Anadolu Türkçesinde Arapça ve Farsça sözcükler fazla değildir. Bu dönemin özellikleri Yunus Emre Divanı ve Garipname gibi eserlerde görülmektedir.

 

Osmanlı Türkçesi

 

Bu dönemde Eski Türkçenin izleri kaybolmuştur. Arapça ve Farsçanın tesiri fazladır. Osmanlı Türkçesi beş asır imparatorluğun yazı dili olarak varlığını sürdürmüştür. XVII.yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde "mahallileşme hareketi" baslar. Bu hareket Tanzimat'a kadar devam eder. Tanzimat'tan soma da Türkçe yabancı kelimelerle yüklü ağır bir dil olarak varlığını "Türkiye Türkçesi"ne kadar sürdürür. "Şikâyetname" ve "Hüsn ü Aşk" gibi eserler bu dönem Türkçesinin özelliklerini taşır.

 

Türkiye Türkçesi

 

Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem gibi sanatçıların konuşma dilinden yeni bir yazı dili oluşturmak amacıyla Genç Kalemler dergisinde başlattıkları "Yeni Lisan Hareketi" bu dönemin başlangıcı kabul edilir. Milli bir dili savunan bu sanatçılar, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren dil bilgisi kuralları ve bu kurallarla yapılan tüm tamlamaların kaldırılmasını, yazı dili ve konuşma dili arasındaki büyük farklılıkların kaldırılarak yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılma sini ilke olarak kabul etmişlerdir.

 

Türkiye Türkçesinin gelişimi içinde bu hareketten soma en kapsamlı çalışma Dil Devrimi'dir. 1928'de Harf Devrimi'nin yapılması ve 1932'de Türk Dil Kurumu'nun kurulmasıyla Türkçe sistemli bir şekilde ele alınarak sadeleştirilmiş ve olgunlaştırılmıştır.