Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |B|
baba ata, büyükbaba, dede, moruk, peder
baba yarısı amca
babaanne nene, nine
babacan mihriban, sevimli
babalanmak öfkelenmek
babasız yetim
babayiğit yürekli
baç haraç
bacak ayak, kıç, oğlan
bacaksız bodur
bacanak arkadaş, dost
bacarıklık vukuf
bacı abla, hemşire, kız kardeş, simil
bacı oğlu yeğen
bad rüzgâr
badalak vurmak çelmek, çelmelemek
badana ahek
bade içki, şarap
badi ördek
badik ördek
badiye çöl
bağ bent, demet, deste, ilgi, ilişki, rabıta, sargı, teneklik
bağ bozumu güz, sonbahar
bağa kaplumbağa, ur
bağan düşük
bağban bahçıvan
bağdarlama program
bağdaşık mütecanis
bağdaşmak anlaşmak, uymak, uzlaşmak
bağdaşmazlık uyuşmazlık
bağı büyü
bağıllık izafiyet
bağım tabiiyet
bağımlı gayrimüstakil, tabi
bağımlılık tabiiyet
bağımsız hür, mutlak, müstakil, özgür
bağımsız milletvekili bağımsız
bağımsızlık istiklal
bağıntı bağlılık, nispet
bağır ciğer, döş, göğüs, sine
bağırma nara, nida
bağırmak kükremek
bağırsak
bağırtı çığlık, yaygara
bağış armağan, hibe, iane, teberru, yardım
bağışık muaf
bağışıklık muafiyet
bağışlama affetme, hibe, şefaat
bağışlamak affetmek, almak, lütfetmek, unutmak
bağışlanmış muaf
bağışlayın efendim, pardon
bağıt sözleşme
bağlam bağ, bent, demet, deste, kelep
bağlama ambalaj, ilhak, paket, saz
bağlamak cezbetmek, tamamlamak, tutmak, tutturmak, yok etmek
bağlanak bağlantı
bağlanma intisap
bağlanmak alışmak, ilişmek, tapmak
bağlanmış ilişik, vurgun
bağlantı birlik, ilişki, irtibat, rabıta, temas
bağlantısız askerî
bağlaşık müttefik
bağlaşma ittifak, kontrat
bağlı asılı, kapalı, mecbur, sadık
bağlı olmak izlemek
bağlılaşım bağlılık
bağlılık birlik, ilişik, intisap, sadakat, sevgi, tabiiyet
bağnaz mutaassıp, yobaz
bağnazlık taassup
bağrış çağrış gürültü, şamata
bahane kulp, mazeret, vesile
bahar baharat, ilkbahar, yaz
baharat bahar, edviye
bahçe bostan
bahçıvan bağban
bahir deniz
bahis konu, laf, mevzu
bahse girmek hüccet etmek, mübahase etmek
bahsetme temas
bahsetmek konuşmak, temas etmek
bahşetmek bağışlamak, sunmak
baht alın yazısı, kader, nasip, şans, talih, yıldız
bahtiyar mutlu
bahtiyarlık mutluluk
bahtsız bedbaht
bahusus özellikle
bakaç dürbün
bakan nazır, vekil
bakanlar kurulu hükûmet
bakanlık nezaret, vekâlet
bakarak göre
baki öteki, sürekli
bakir yeni
bakı fal
bakılırsa göre
bakım hizmet
bakımevi kademe
bakımlı bayındır
bakımsız berbat, çorak, külüstür
bakınmak araştırmak
bakır mes
bakış göz, nazar
bakma nezaret
bakmak aramak, beslemek, denemek, görmek, gözetmek, ilgilenmek, incelemek, karışmak, korumak, seyretmek, uğraşmak
bakmamak terk etmek
bakmayarak rağmen
bala çocuk, yavru
balaban büyük, iri, nazik, şişman
balalık rahim
balans denge
balçak kabza
balçık çamur
baldır incik
baldız görümce
baliğ olmak erişmek, ulaşmak
balık adam dalgıç
balık yumurtası havyar
balıketinde dolgun
balıkkulağı midye
balkı ağrı, güzel, parlak, sancı
balkımak parıldamak, parlamak
balkır parıltı, şimşek
balkon gezinti, hayat
ballıdarı incir
balon palavra
balya denk
bambaşka değişik, farklı
banak lokma
banal bayağı, sıradan
bandaj bağ, sargı
bandırmak banmak
bando mızıka, takım, topluluk
banko kesinlikle
banlamak bağırmak
banmak batırmak
banyo hamam
bap başlık, husus, kapı, konu
bar pas
baraj bent
barama koza
barama kurdu ipek böceği
baran yağmur
barbar ilkel
bardak testi
baresinde hakkında
barhana göç, kafile
bari keşke
bariyer engel
bariz açık
barı çit
barınmak daldalanmak, sığınmak
barış sulh
barışık sevecen
barışma anlaşma
barışmak anlaşmak, uzlaşmak
barlı velut
baş başlangıç, çıban, esas, kafa, kelle, saksı, temel
baş başa birlikte
baş bezi mendil
baş döndürücü aşırı
baş örtüsü eşarp
başa düşmek anlamak
başağrısı sıkıntı
basak merdiven
başak sümbül
basamak aşama, ayak, derece, gömlek, hane, kademe, merhale, pilleken
basar göz
başarı muvaffakiyet, sükse
başarılı kalburüstü, kudretli
başarısız sıfır
başarısızlık muvaffakiyetsizlik
başarmak muvaffak olmak
başarmış nail
başat baskın
başbakan başnazır
başbuğ başkan, komutan
başçı önder
başeser şaheser
basit bayağı, cılız, kolay, mahdut, olağan, yalın
basitçe kolay
başı dumanlı sarhoş
başı yerde suçlu
başıboş avare
basıcı tabi
basık alçak
basılı matbu
basılış baskı
basımevi matbaa
basın matbuat
basınç tazyik
başından esasen
başka değişik, diğer, farklı, öbür, özge, sair
başkaları âlem
başkalaşmak bozulmak
başkaldıran serkeş
başkaldırı isyan, kozgalan
başkaldırıcı asi
başkaldırma başkaldırı, mukabele
başkaldırmak ayaklanmak, isyan etmek, kabarmak, kıyam etmek
başkalık ayrım, fark
başkan reis, sadır
başkanlık riyaset
başkası diğeri, öbürü
başkent başşehir, payitaht
baskı basılış, el, neşir, tahakküm, tazyik, yumruk, zor
baskın sel
baskül kantar
başlamak almak, atılmak, doğmak, gelmek, girmek, kalkmak, koyulmak, olmak, oluşmak, tutmak
başlangıç baş, eşik, giriş, menşe, mukaddime
başlangıçta ilkin, önceden
başlarken önceden
başlayıcı müptedi
başlı çivi
başlıca esas, gerçek
başlık kalın, serlevha
basma gübre, matbu, tezek
basmak bürümek, çap etmek, çökmek, kaplamak, örtmek, tabetmek, vurmak
başmak ayakkabı
başmaklık has
başmal sermaye
başnazır başbakan
başöğretmen müdür
başörtü baş örtüsü
başörtüsü leçek
başşehir başkent, payitaht
başta ilkin, özellikle
baştan yeniden
baştan aşağı tamamen
baştan savma üstünkörü
baştan sona daima, tamamen, tamamıyla
bastık pestil
bastırık yük
bastırmak boğmak, dikmek, durdurmak, gidermek, gömmek, kaplamak, yenmek, yırtmak
baston asa, kötek
başüstüne oldu
başvekil başbakan
başvezir sadrazam
başvurma müracaat
başvurmak gezmek, gitmek, müracaat etmek
başvuru müracaat
başyapıt şaheser
bataklık azmak
batarya pil
bateri davul
bati ağır
bati yavaş
batı garp
batık gamze
batıl asılsız, çürük
batın göbek, gömlek
batın karın, kuşak
bâtın gizli
bâtın
batırmak banmak, gömmek, mahvetmek
batış gurup
batkı hüsran, iflas
batkın müflis
batkınlık iflas
batma çökme
batmak çökmek, dokunmak, gark olmak, incitmek, kirlenmek, sançmak, yemek, yok olmak
batmış batık
bavul camedan
bay erkek
bayağı adi, alelade, aşağı, aşağılık, basit, epey, gerçekten, hasis, küçük, oldukça, pespaye, sıradan, süfli, yoz
bayağılaşmak düşmek
bayak demin
bayakki deminki
bayan eş, hanım, hatun, kadın, karı
bayat kart
baygınlaşmak süzülmek
bayılmak bitmek, ödemek, vermek
bayındır imar, mamur
bayındırlık imar
bayır dışarı
baylanlık işve, naz
baylanmak nazlanmak, şımarmak
bayrak öncü, sancak, sembol, simge
bayrak ağacı gönder
bayrak direği gönder
bayram alay, neşe, sevinç, şenlik
bayrılık kıdem
baytar veteriner
baz temel
bazen bazı, kâh, kimi
baziçe oyun
bazı bazen, birtakım, kimi
bazısı kimi, kimisi
bebek çağa
beceri maharet
becerikli acar, mahir, usta
beceriklilik hüner
beceriksiz âciz, amatör
becermek bozmak, uydurmak
bed çirkin, kötü, tuhaf
bedaheten ansızın, irticalen
bedava caba, havayi, meccanen, müft, parasız, pulsuz
bedavadan parasız
bedbaht etmek üzmek
bedbin kötümser
beddua lanet
beddua etmek kahretmek, lanetlemek
bedel değer, denk, eşit, fiyat, karşılık, kıymet
beden cisim, gövde, üst, üzeri, vücut
bedharç savurgan
bedihi belli
bedir dolunay
bedreftar geçimsiz
begayet aşırı
beğeni tabiat, zevk
beğenilen bedii, maruf, mazbut, zarif
beğenilmeyen berbat, itici
beğenme rağbet
beğenmek açmak, alkışlamak, bitmek, onaylamak, tutmak
beğenmemek yermek
behemehâl mutlaka
behişt cennet
behre hisse, nasip, pay
beis engel, zarar
bek katı, sağlam, sert
bekâr mücerret, subay
bekâret saflık, yenilik
bekçi gözetçi, karakolcu, keşikçi, nokta
bekinmek direnmek
bekitmek kapamak, tıkamak
beklemek aramak, durmak, eğlenmek, gözetmek, gözlemek, istemek, korumak, ummak
beklenen muhtemel
beklenir muhtemel
beklenmedik fevkalade, hayret
beklenti ümit
bekletmek oyalamak
bekleyivermek beklemek
bekri ayyaş
bel işaret
bel kemiği esas, temel
bela çile
belalı şirret
belde çevre, kasaba, mekân, şehir, yer
beledi yerleşik
belediye icraiye komitesi
belemek bulamak
belen bayır, bel, tepe
belenmek bulaşmak
beleş havayi, müft, müfte, pulsuz
belet bildik
beletçi iletken, kondüktör
belge senet, vesika
belgesel senetli
belgi alamet, nişan, şiar
belgin sarih
belginlik sarahat
belgit senet
beli efendim, evet
beli bükük zavallı
belik örgü
belinlemek irkilmek
belirgin açık, sarih, saydam
belirleme tayin, tespit
belirlemek muayyen etmek, sınırlamak, tayin etmek, tespit etmek, yakalamak
belirlenmiş muayyen
belirli belli, makul, muayyen
belirme tebarüz, tezahür
belirmek dolaşmak, peyda olmak, teşekkül etmek, uçmak, uyanmak, zahir olmak
belirsiz meçhul, müphem, uçuk
belirten tamlayan
belirti alamet, emare, gösterge, işaret, koku, nişan, tezahür
belirtik açık, belli, sarih
belirtke amblem, gösterge
belirtme tasrih, tayin
belirtmek açıklamak, göstermek, kaydetmek, kesmek
beliye keder, tasa
belki ihtimal, muhtemelen
belkili ihtimalî, muhtemel
bellek akıl, dağarcık, hafıza, kafa, zihin
bellemek aktarmak, çapalamak, öğrenmek, sanmak
belli aşikâr, mahsus, malum, maruf, muayyen, vazıh, zahir
belli başlı muayyen
belli belirsiz hafif
belli etmek tayin etmek
belli olmak yansımak
bellik ayraç, işaret
ben hal
bencil egoist, hodbin
bencilik hodpesentlik
bende köle, kul
benefşe menekşe
benek hal, nokta, puan
bengi ebedî, ölümsüz
beniâdem insan
benibeşer insan
benimsemek ısınmak, katılmak, paylaşmak, sarılmak, tutmak
benimsenilmeyen itici
benimsenmek oturmak
beniz bet, yüz
benlik gurur, kibir, kişilik, şahsiyet
bent bağ, baraj, eklem, set
bent olmak bağlanmak
bentlemek kenetlemek
benzemek çalmak, dönmek, göstermek, kaçmak, kesilmek, okşamak, yaklaşmak
benzer bir, emsal, eş, kabil, misal, nüsha
benzeri aynı, benzer, eş, tıpkı
benzerlik birlik
benzeşim benzer
benzetme teşbih
benzetmek bozmak, dövmek
benzeyen yakın
benzin süt
beraat kazandırmak aklamak
beraber birlikte, denk, eşit
beraberinde birlikte
beraberlik el birliği, müsavat
berat nişancı
berbat bozuk, çirkin, döküntü, kötü, perişan, viran
berbat olmak bozulmak, kirlenmek
berber tellak
berber dükkânı berber
berceste güzel, latif, seçme
berduş bozuk, pis
bereket bolluk, yağmur
bereketlenmek artmak, çoğalmak
bereketli bol, mübarek, verimli
berenarı biraz, oldukça
bergüzar armağan, yadigâr
berhava boş, yararsız
berhava etmek yok etmek
berhayat olmak yaşamak
berhudar mutlu
beribenzer alelade, bayağı, sıradan
berk katı, kıskıvrak, sağlam, sert, tıkız
berkitme takviye
berkitmek raptetmek
berrak açık, aydınlık, dupduru, duru, şeffaf, temiz
bertaraf etmek gidermek
bertik çürük, yara
bertilmek çürümek, incinmek, morarmak
beş ilkokul
bes kâfi, ya, yeter
beş altı biraz, birkaç
beş on biraz
beşaret muştu
beşer insan, insanoğlu
beşeriyetçi insancıl
besili semiz
besin azık, gıda
beşkardeş şamar
beslek hizmetçi
beslemek bakmak, desteklemek, eklemek, katmak
beslengi evlatlık, hizmetçi
besmele bismillah
beste ahenk, hava, melodi
besteci bestekâr, kompozitör
bestekâr kompozitör
bestelemek yakmak
bet beniz, sıfat, yüz
betik kitap, mektup, pusula, tezkere
betim tasvir
betimleme tasvir
bevvap kapıcı
bey efendi, eş, koca, komutan
bey soylu asil
beyaban çöl
beyan etmek söylemek
beyanat bildiri, demeç
beyaz ak, kır
beyaz perde sinema
beyaz zehir beyaz
beyazca akça
beyazlanmak ağarmak
beyazlaşmak ağarmak
beygir at
beyhude anlamsız, boşuna, yararsız
beyhude yere boşuna
beyin akıl, dimağ
beyinli akıllı
beyit ev
beylik hükûmet
beynelhalk enternasyonal
beynelmilel uluslararası
beyyine delil, kanıt
bez çaput
bezdirmek tüketmek
bezek süs, ziynet
bezeklemek süslemek
bezekler tezyinat
bezeksiz yalın
bezelye nohut
bezeme tezhip
bezemek süslemek
bezen bezek, süs
bezenmek donanmak
bezgi bezek, süs
bezginlik usanç
bezirgân tüccar
bezmek usanmak
biabır etmek azarlamak
biaman gaddar, zalim
biber dolması dolma
biberli acı
biberon emzik
bibi hala
bibliyografi kaynakça
bibliyografya kaynakça
biçare çaresiz, gariban, zavallı
bicik meme
biçim eşkâl, hat, kalıp, merkez, minval, suret, şekil, tarz
biçimci şekilci, şekilperest, tutum
biçimli düzgün
biçimsel şeklî
biçimsiz kötü
biçmek çalmak, kesmek
bidar uyanık
bidayet başlangıç
bigâne yabancı
bihaber bilgisiz
bihakkın gerçekten
bihuş deli, sersem, şaşkın
biilaç çaresiz
bikes kimsesiz
bilahare sonra, sonradan
bilakis aksine, tersine, yok
bilamübalağa abartmadan
bilavasıta doğrudan doğruya
bilcümle bütün, hep
bildik aşina, belet, tanıdık, tanış
bildiri beyanat, tebliğ
bildirim tebligat
bildiriş duyuru, ilan, tebligat
bildirişim iletişim
bildirme arz, tebliğ
bildirmek aktarmak, beyan etmek, getirmek, lütfetmek, vermek, yayımlamak
bile birlikte, da, dahi, hatta, üstelik
bile bile kasten
bilecen ukala
bilek güç, kuvvet
bilek damarı nabız
bilen alim
bilerek kasten, kasti, mahsus
bileşik mürekkep
bileşke birleşme
bilezik kelepçe
bilfarz söz gelişi
bilge hakim
bilgelik bilgi, hikmet, vukuf
bilgi bilim, haber, malumat, marifet, olgun, veri, vukuf
bilgilenmek öğrenmek
bilgili agâh, haberdar, uyanık
bilgin alim, âlim
bilgisayar kompüter
bilgisiz acemi, boş, cahil, kabak, nadan, yavan, yayan
bilgisizlik cehalet
bilhassa alelhusus, hususiyle, özellikle
bili bilgi
bilici alim
bilik vukuf
bilim bilgi, ilim, marifet
bilim adamı âlim, bilgin
bilimci bilgin
bilimsel ilmi, ilmî
bilinç dimağ, şuur, zihin
bilinçaltı şuuraltı, tahteşşuur
bilinçlilik nesne
bilinen aşina, malum
bilinmedik meçhul
bilinmeyen gizli, meçhul, muamma, yabancı, yeni
bilir agâh
bilirkişi uzman
biliş bildik, tanıdık, vukuf
bilisiz bilgisiz, cahil
bilisizlik bilgisizlik
bilişmek öğrenmek
billahi vallahi
billur kristal
bilme irfan, vukuf
bilmece bulmaca, muamma
bilmeden ezbere, kazara, yanlışlıkla
bilmek anlamak, çakmak, hatırlamak, inanmak, paykamak, sanmak, saymak, tanımak
bilmeyerek yanlışlıkla
bilmezlik cehalet
bilvasıta dolaylı
bilye kürecik, misket
bilyon milyar
bina çatı, yapı
bina etmek dayamak, kurmak, yapmak
binaenaleyh buna göre, bunun için
bindi destek
bindirim zam
bindirmek eklemek, katmak
binmek atlamak, katılmak
binnetice nihayet
bir ancak, aynı, benzer, eş, müşterek, sadece, tek, vahit, yalnız
bir anda çabucak
bir araba fazla
bir cür özdeş
bir defa hele
bir hayli çok, epey, hayli
bir hoş garip
bir iki birkaç
bir kadar biraz, birtakım
bir kez bir
bir küme fazla
bir lahzada çabucak
bir nebzecik küçücük
bir nice birçok
bir numara birinci, tek
bir örnek yeknesak
bir tahtada yekten
bir tane biricik, yegâne
bir tomar fazla
bir vakitler eskiden, vaktiyle
bir zaman biraz, eskiden, vaktiyle
bir zamanlar eskiden, vaktiyle
birader kardeş
biraz azıcık, bir kadar
biraz önce demin
birçok çoklu, hayli, kaç, müteaddit, nice
birden ani, aniden, ansızın, çabucak, gafleten, yekten
birdenbire ani, aniden, ansızın, gafleten, yekten
bire bir aynı, tıpkı
birebir uygun
birey can, duygusal, fert, şahıs
birge birlikte, mutabık, ortaklaşa
birgelik el birliği
biricik tek, yegâne
birikim deneyim
birikmek üşüşmek, yığılmak, yığışmak
biriktirmek tutmak, yığmak
birim ünite, vahit
birinci öncü
birinci sınıf mükemmel
birkaç az
birleşik bir, mürekkep
birleşme camia
birleşmek kavuşmak
birleşmiş mürekkep
birleştirmek ulamak
birlik bağlantı, bağlılık, bütün, tek
birlikte beraber, bile, birge, müşterek, ortaklaşa
birtakım bazı, bir kadar, kimi
birtakımı bazısı, kimi, kimisi
bismillah besmele
bitap bitkin, yorgun
bitaraf çekimser, yansız
bitek verimli
bitik dolaşık, fena, kötü, yapışık
bitim nihayet, son
bitiren tüketici
bitirilmek tamamlanmak
bitirim kumarhane, yaman, zeki
bitirim yeri kumarhane
bitirimhane kumarhane
bitirme hatim, ikmal, kat, mezuniyet
bitirmek bağlamak, devretmek, kotarmak, mahvetmek, süpürmek, tamamlamak, temizlemek, tüketmek, yemek, yormak
bitirmiş açıkgöz
bitişik komşu
bitiştirmek kenetlemek
bitki nebat
bitkin güçten düşmüş, harap, tapsız, turşu, üzgün
bitkinleşmek tükenmek
bitkisel nebati
bitli cimri
bitmek bayılmak, beğenmek, çıkmak, dinmek, erimek, geçmek, kurtarmak, sonuçlanmak, tamamlanmak, tükenmek, yetişmek
bitmeme devam
bitmeyen sonsuz, tükenmez
bitmiş tamam
bittabi elbette, tabii
biyografi öz geçmiş, tercümeihal
biz tığ
bizar tedirgin
bizar olmak bıkmak, usanmak
bizatihi kendiliğinden
bizzat şahsen
bıçkın cesur, kabadayı, korkusuz, yürekli
bıkkın yanık
bıkkınlık usanç
bıkma usanç
bıkmak tenge gelmek, usanmak, yılmak
bıldır geçen yıl
bılkımak bozulmak, erimek, yumuşamak
bıngıldamak titremek
bırakıt miras
bırakma tevdi
bırakmak artırmak, boşamak, bozmak, dökmek, geçmek, koymak, saklamak, salmak, terk etmek, unutmak
bırakmamak tutmak
blöf karakorku, uydurma
bloke etmek durdurmak
blucin kot
bobin makara
böbür kibir, leopar
böbürlenme böbür
böbürlenmek kabarmak, lokalanmak, tekebbürlenmek
boca etmek boşaltmak, dökmek
bocalamak karıkmak, şaşmak
böcü böcek, kurt
bodrum zirizemin
boduç bardak
bodur alçakboylu, cırttan, kısaboy
boğanak sağanak
boğaz gebe, kursak
boğazlamak kesmek
boğmak bastırmak, sarmak
boğulmak bunalmak, gark olmak
boğum eklem, mafsal
boğumlanma telaffuz
boğunç bunalım, kasvet, üzüntü
boğuntu sıkıntı
boğunuk donuk, kapalı
böğürmek öğürmek
boğuşmak çabalamak, uğraşmak
böhtan tezvirat
boklu pis
bokluk pislik
boktan yararsız
bol ferah, iyi, mebzul
bol bolamat bolluk, refah
bölge kesim, mıntıka, nahiye, toprak
bölgesel lehçe
bolluk bereket, yağmur
bölme ayırma, taksim
bölmek ayırmak, kesmek, parçalamak
bölü taksim
bölücü münafık
bölük hane, hizip, kısım
bölüm büro, çağ, devir, fasıl, göz, kesim, kısım, kol, kürsü
bölümleme tasnif
bölümlendirme sınıflandırma
bölünmek üleşmek
bölüşmek üleşmek
bölüştürme taksim
bölüt halka
bomboş tamtakır
bön ahmak, budala, inek, saf
bönce budala, saf
bonjur günaydın
bonkör cömert
bönlük saflık
borazan boru
borç kredi, ödev, ödünç, vecibe
borçlanma istikraz
borçlu yükümlü
borcu olmak ikmale kalmak
bordro cetvel, siyahe
börkenek külah
börtmek haşlamak
boş abes, açık, anlamsız, bilgisiz, havai, münhal, yararsız
boş boş anlamsız
boş kafalı bilgisiz
boş söylemek zırva
boş yere boşuna
boşaltma tahliye
boşaltmak açmak, çıkarmak, dökmek, kotarmak, kusmak
boşamak bırakmak
boşanmak kurtulmak
boşboğaz çaçaron, çenebaz, farfara, geveze
boşboğazlık yave, zırva
boşboğazlık etmek zırvalamak
boşkap tabak
boşlama ihmal
boşlamak bırakmak, sermek
boşluk ara, göz, kesinti
bostan bahçe
boşu boşuna boşuna
boşuna abes yere, beyhude, boş yere, gereksiz, nafile, nahak
boy destan, kabile
boy bos değer, kesim
boydak bekâr, serbest, yalnız
boylam meridyen, uzunluk dairesi
boylamak batmak, çıkmak, düşmek, yükselmek
boylu boslu gösterişli, yakışıklı
boyun dal, sorumluluk, üzeri
boyun bağı kravat
boyun borcu vecibe
boyunbağı kolye
boyunduruk esaret
boyut durum, ebat, kapsam, mikyas, nitelik, ölçü
boz gri
boz renk gri
boza olmak utanmak
bozan öçürge, silgi
bozdurmak bozmak, hurdalamak
bozdurtmak bozdurmak
bozgun bozulmuş, uçarı, yenilgi
bozgunluk bozgun
bozkır çöl, düz, step
bozma ihlal, iptal, tahrip
bozmak becermek, bırakmak, bozdurmak, feshetmek, haklamak, yenmek, yıkmak
bozuk berbat, çap, eğreti, gergin, kaput, karışık, kızgın, kötümser, ucuz
bozuk para bozuk, bozukluk
bozukluk arıza, fesat, illet, sekte
bozulma arıza, tefessüh
bozulmak arızalanmak, ekşimek, içerlemek, kulumak, sınmak, yozlaşmak
bozulmamış sağlam
bozulmuş bozgun, yoz
bozum olmak utanmak
bozuntu döküntü
branş dal, ihtisas, kol
bravo aferin
briz meltem
bronz tunç
broşür kitapça, risale
bu işte
bu an derken
bu arada beraber
bu vakit derken
bucak açı, kasaba, kenar, köşe, nahiye, yer, zaviye
buçuk yarım
budak dal
budala ahmak, divane, enayi, giç, hıyar, kaz, sefih, şaşkın
budalalık ahmaklık
budamak azaltmak, kısaltmak
budun kavim, millet, ulus
budur işte
büğet bent
buğu buhar
buğulu nemli, yaşlı
bugün zaman
bugünlerde geçende
buhar buğu
buhar olmak kaybolmak, yok olmak
buhari şömine
buharlaşmak yok olmak
buhran bunalım, kriz
bühtan iftira
buhur tütsü
bük dönemeç
bukağı köstek
bukağılamak kösteklemek
bukağılık bilek
bukanak ayak
buke koku
buket gül destesi, güldeste
büklüm buruk, burum, dönemeç, kıvrım, viraj
bükmek eğmek, katlamak, kıvırmak
büküç köşe
bükülme devrim
bükülmek eğilmek, katlanmak, yönelmek
bükülmüş kıvrım
büküm kat, kıvrım
büküntü dönemeç, viraj
bulak kaynak, pınar
bulanık dumanlı
bulanıklık kesafet
bulanmak kabarmak, karışmak
bulaşan bulaşıcı, geçici
bulaşıcı geçici, yolukucu
bulaşık etki, iz, karışık, kirli, yapışkan
bulaşkan yapışkan
bulaşmak çatmak, çıkmak, girmek, sataşmak, sirayet etmek, sıvışmak
bulaşmış olmak kapmak
bulaştırmak sıvamak
bulgu netice
bulmaca bilmece
bulmak çıkarmak, hatırlamak, keşfetmek, sağlamak, seçmek, tapmak, temin etmek, ulaşmak, uydurmak
bülten dergi
bulucu kâşif
bulunak adres
bulunan mevcut
bulunmak çıkmak, düşmek, gezmek, olmak, yatmak
bulunmamak eksilmek
bulunmayan sıfır
bulunmaz kıymetli, nadir
buluş icat
buluşma mülakat
buluşmak karşılaşmak, kavuşmak
bulut endişe, keder
bulutsuz açık, berrak
bun sıkıntı
buna göre binaenaleyh
bunalım buhran, kriz
bunalmak daralmak, darıkmak, sıkılmak
bunaltıcı ağır
bunaltmak boğmak, sıkmak
bunamak hariflemek
bunca çok, epey
bundan ilave caba
bundan sonra artık
bungunluk sıkıntı
bunluk buhran, bunalım, sıkıntı
bunmak küçümsemek
bunun için binaenaleyh
bünye kuruluş, yapı
burağan hortum
burası bura
burcu ıtır
burgu matkap
bürgü atkı, çarşaf
burhan kanıt
burma musluk
burmak kıvırmak
büro bölüm, ofis, şube, yazıhane
bürokrasi resmiyetçilik
bürokrat şekilci
burs tekaüt
buru sancı
buruk büklüm, diş kamaştırıcı, tosun
bürük duvak
burulgan girdap
burulmak ağrımak, dönmek, gücenmek
burum büklüm
bürüme istila
bürümek almak, basmak, kaplamak, örtmek, sarmak, tutmak
burun kibir
burun otu enfiye
buruşmak tiksinmek
büsbütün sırf, tamamen, tamamıyla, temelli
buse öpücük
butlan haksızlık
bütün birlik, cemi, cümle, kamu, kül, mecmu, olanca, tam, tamam, tüm, yekpare
bütün bütün tamamıyla
bütün bütüne tamamıyla
bütünleme ikmal, tamamlama
bütünlemek tamamlamak
bütünlenmek tamamlanmak
bütünü hepsi
bütünüyle top
buut boyut
buyruk emir, ferman, irade
büyü afsun, cadı, efsun, sihir
büyücü sihirbaz
büyük aka, koca, kocaman, kodaman, muhteşem, önemli, yetişkin, yüce
büyük ana büyük anne
büyük anne nine
büyük baba dede
büyük bacı abla
büyük peder büyük baba, dede
büyükanne nene, nine
büyükbaba baba, dede
büyükbaş (hayvan) karamal
büyükelçi elçi, sefir
büyüklenme burun, gurur, kasıntı, kibir, kurum, tavır, tekebbür
büyüklenmek şişmek
büyükler erkân, kibar
büyüklüğünde kadar
büyüklük çap, devlet, heybet, ihtişam, oran
büyülemek cadılamak, efsunlamak, sihirlemek
büyültmek abartmak
büyüme nema
büyümek çıkmak, kabarmak, palazlanmak, serpilmek, yaşlanmak, yetişmek
buyurmak almak, demek, etmek, geçmek, gelmek, girmek, gitmek, söylemek
buyuru buyruk, emir
büyüteç büyütücü, lup
büyütme ilave
büyütmek abartmak, bakmak
büyütücü büyüteç
büyüyememek küsmek
buz yalağı yalak
buzdolabı soğutucu
büzdürmek büzmek
buzkaymak dondurma
büzmek kısmak
büzük cesaret
büzüktaş kafadar
buzulkuşu diuca speculifera
büzülmek ufalmak
büzüşmek ilişmek, kırışmak