Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |D|
da bile, dahi
dadı daye
dağ acı, nişan
dağ bayır kır
dağar dağarcık
dağarcık bellek
dağdağa gürültü, patırtı, sıkıntı
dağılmak sirayet etmek, yok olmak
dağılmış bozgun, mahlul
dağınık jülide, karışık, pejmürde, perakende, perişan, savruk
dağınık olmak karışmak
dağıtık sarhoş
dağıtım tevzi
dağıtma neşir, talan, tevzi
dağıtmak bozmak, feshetmek, gidermek, iletmek, lağvetmek, neşretmek, savurmak, talan etmek
dağıtmalar tevziat
dağlamak yakmak
daha henüz
daha bir değişik, farklı
daha çok artık
daha güzel yeğ
daha yakşı yeğ
dahi bile, da
dahi hatta
dâhi deha
dahil
dâhil iç, içeri
dâhil etmek katmak
dâhilen içten
dahilî işler iç işleri
dâhilik deha
dahletmek sataşmak
daim daima, sonsuz, sürekli
daima hemişe, hep, sürekli, vızır vızır
daimi sürekli
daimî hemişelik
daimî sürekli, temelli
daire çember, çevre, idare, kat, menzil, ofis
dakik usturuplu
dakika an, zaman
dakikasında çabucak
dakikleştirmek ayarlamak
dakiklik ayar
daktilograf daktilo
dal arka, boyun, branş, budak, çıplak, ense, ihtisas, kol, omuz, şube, yalın
dalalet azgınlık, yoldan sapma
dalamak haşlamak, ısırmak, yemek
dalan biçim, lobi, şekil
dalaş dalaşma
dalaşma hırgür
dalaşmak takışmak
dalavere dalga, dolma, dümen
dalavereli çirkin
dalbadal peyderpey
daldalanmak barınmak
daldırmak dalmak
dalga dalavere
dalgalandırmak savurmak
dalgalanmak kaynamak, kıpırdamak, yüzmek
dalgı gaflet
dalgın dikkatsiz
dalgınlık dalga, dikkatsizlik, gaflet
dalkavuk şaklaban, yağcı, yaltak
dalkavukluk etmek yaltaklanmak
dallama aptal, enayi
dallamak budamak
dallı budaklı çapraşık
dallı güllü canlı
dallık gündizme, takvim
dalmak cummak, uyuklamak, uyumak
daltaban aşağılık, serseri
dam ahır, cezaevi, çatı, örtü
damar huy, soy, yaradılış
damarı bozuk aksi, huysuz, sinirli
damarlı aksi, huysuz
damat güvey, küreken, yezne
damga işaret, kaşe, mühür, nitelik
damızlık maya
damla felç
dandik düzmece
dandini karışık
dangadak ansızın
dangalak ahmak
daniska âlâ
danış müşavere
danışık muvazaa
danışıklı dövüş şike
danışıklık muvazaa
danışkan konuşkan
danışma istişare, konuşma, müracaat, müşavere, müzakere
danışmak konuşmak, müracaat etmek
danışman maslahatçı, müşavir
dans oyun, raks
dantel nakış, örme
dar ancak, az, ev, mahdut, sıkı, yetersiz, yurt
daraç dar
darağacı sehpa
daralmak azalmak, bunalmak, küçülmek, zayıflamak
daraltmak kasmak, kısıtlamak, kısmak
darbe çevriliş, şut, vuruş
darbelemek çarpmak, vurmak
darbetmek çarpmak, vurmak
darbımesel atasözü
dargın küs, küskün, soğuk
darı mısır
darıdünya dünya, yeryüzü
darıkmak bunalmak, özlemek, sağınmak
darılmak alınmak, azarlamak, gücenmek, incinmek, kırılmak, küsmek, paylamak
darlaşmak daralmak
darlaştırma tazyik
darmadağın berbat
darmadağın etmek karıştırmak
darmadağın olma hezimet
darmaduman karmakarışık
darp dövme, vurma, vuruş
darp etmek çarpmak
daru ilaç
dasnik pezevenk
data veri
dava sevgili, sorun, ülkü
davet çağrı
davet etmek çağırmak
davetkâr çekici
davranım davranış
davranış eda, fiil, gidiş, hâl, hareket, iş, muamele, tavır, teamül, tutum
davranma muamele
davranmak girişmek, hareket etmek, kalkmak, yapmak
dayak destek, dövme, kötek, mesnet, rahle, sopa, sürgü, vurma
dayak olmak yaslamak
dayalı dair, müstenit
dayamak söykemek, ulaşmak, uzatmak, varmak, vermek, vurmak, yaslamak
dayan hop
dayanabilen dayanıklı
dayanacak durak
dayanak delil, destek, istinatgâh, mesnet, zemin
dayanak noktası dayanak
dayanaklık etmek dayanak
dayanamama zaaf
dayanan müstenit
dayanç dayanak, sabır
dayandırmak kesmek
dayanıklı dözümlü, güçlü, metin, pek, sağlam
dayanıklı olmak dayanmak
dayanıklılık metanet
dayanıksız yufka
dayanılmaz müthiş
dayanım direnç
dayanırlık direnç, mukavemet
dayanışık topluluk
dayanışma el birliği, hemreylik
dayanma direnç, direniş, istinat, metanet, mukavemet
dayanmak çekmek, dinmek, durmak, gelmek, gitmek, götürmek, güvenmek, hazmetmek, sabretmek, ulaşmak, varmak, yetişmek
daye dadı, lala
dayı arka, cesur, havadar, kabadayı, yiğit
daylak çıplak
daz dazlak
dazlak daz, kabak
de bile, dahi
debbe güğüm
debboy depo
debdebe tumturak
debdebeli görkemli, gösterişli
debelenmek çabalamak, çırpınmak, kımıldamak, tepinmek
debi akım
dede baba, büyük baba, büyükbaba, cet
dedektif hafiye
dedikodu laf, lakırtı
defa el, kat, kere, kez, misli, nöbet, öğün, sefer, yol
defans savunma
defetmek kovmak, savmak, savuşturmak
deflemek defetmek
defnetmek gömmek
defo bozukluk, kusur, özür
defol reddol
defolmak yıkılmak
defosuz sağlam
degaje açık, geniş, serbest
değen yapışık
değer ayar, eder, haysiyet, kadir, kıymet, ölçü, paha, şayan
değerbilir kadirşinas
değerinde olmak değmek
değerlendirme yorum
değerlendirmek fikir söylemek, gitmek, görmek, kıymetlendirmek, kullanmak, rey yazmak
değerli altın, kalburüstü, kibar, kıymetli, muteber, saygınlık
değersiz cılız, derme çatma, döküntü, hakir, hasis, havai, hor, içi boş, kepaze, küçük, müptezel, vıcık vıcık
değgin dair
değil yok
değim liyakat
değin dek, kadar, sincap
değinme dek, temas
değinmek dokunmak, ilişmek, temas etmek
değinti temas
değirmi yuvarlak
değişebilir değişken
değişici değişken
değişik başka, çeşitli, farklı
değişiklik tadil
değişim mübadele, takas
değişken oynak
değişkin değişik
değişmek çekişmek, değiştirmek, dönmek, mübadele etmek, yürümek
değişmeyen karar
değişmez kesin
değiştirilmiş değişik
değiştirme tahrif, tahrifat, tebdil
değiştirmek değişmek
değme gelişigüzel, her, rastgele, seçkin, seçme, temas
değmedüşer çıtkırıldım
değmek dokunmak, dürtmek, düşmek, erişmek, ilişmek, ilmek, temas etmek, ulaşmak
değmiş olgun
değnek cop, çomak, çubuk, matrak, sopa
dehalet sığınma
dehlemek kovmak
dehliz koridor
dehşet olağanüstü
dehşetli müthiş
dejenere bozulmuş, soysuz, yoz
dejenere olmak yozlaşmak
dejenereleşmek yozlaşmak
dek değin, düzen, entrika, hile, kadar, sağlam, tokuşma
deklarasyon bildiri
deklerasyon bildiri
dekor görünüş, manzara
dekoratif göstermelik
delalet aracılık, işaret, iz, vasıtacılık
delecek delgeç, deşikaçan
deleduzluk dolandırıcılık
delege elçi, nümayende
delepmek parlamak
delgeç delecek, deşikaçan, zımba
delgi matkap
deli çılgın, divane, kaçık, kuluduk, mecnun
deli dolu aktif, patavatsız
deli olmak delirmek
delice şahin
delihane tımarhane
delik cezaevi, göz
delikli kevgir
delil dayanak, emare, gerekçe, ip ucu, kanıt, rehber
delilik cinnet
delirmek çıldırmak, deli olmak, kulumak
delişmen çılgın
delme yelek
delmek deşmek, incitmek, kırmak, yemek
dem çağ, içki, kan, koku, nefes, soluk, zaman
demagogluk demagoji
demagoji demagogluk
demci sarhoş
deme ağıt, anlam, atasözü
demeç beyanat
demek buyurmak, düşünmek, erişmek, saymak, ummak, yeltenmek
demek ki demeli, o hâlde
demeli demek ki
demet bağ, deste, kelep
demevi sinirli
demin bayak, biraz önce, şimdi
demincek demin
deminden demin
deminki bayakki
demir güçlü, kuvvetli, sert
demir hat demir yolu
Demir Kazık Kutup Yıldızı
demir rengi gri
demirbaş avadanlık, envanter
demirhindi hasis, pinti
demirî gri
demirkapan mıknatıs
demlendirmek demlemek
demo gösteri
demonstrasyon gösteri
denaet alçaklık
deneme deneyim, sınama, tecrübe
denemek bakmak, sınamak, tecrübe etmek
denet teftiş
denetçi kontrol, müfettiş
denetim kontrol, teftiş
denetleme denetim, kontrol, murakabe, teftiş
denetlemek onaylamak, teftiş etmek
denetmen müfettiş
deney deneyim, tecrübe
deneyim deneme, deney, tecrübe
deneyimsiz tecrübesiz, toy
deneysel tecrübi
denge istikrar, muvazene
dengelem bilanço
dengeleme muvazene
dengelemek tarazlaştırmak
dengeli kararlı
deniz çokluk, kükremek, su
deniz boyu kıyı, sahil
deniz hamamı kumsal
deniz hırsızı korsan
denizaltı sualtı kayık
denizçakısı çakı
denk beraber, emsal, tay, yatak, yorgan, yük
denklik müsavat
denktaş denk, eşit
denli derece, kadar
densiz edepsiz
denyo budala, emanet, rehin, sersem
depar çıkış
departman bölüm
depo ambar
depo etmek yığmak
deprem hareket, sarsıntı, zelzele, zerzele
deprenmek hareket etmek, kımıldamak, kımıldanmak, sarsılmak
depreşmek canlanmak, kanamak, tepmek, uyanmak, üstelemek
depresyon bunalım
derakap çabucak
derbent boğaz
dercetmek almak, toplamak
derdest etmek paketlemek, yakalamak
dere akın, küçük çay, öz
derebeyi zorba
derece aşama, ayar, basamak, doz, gömlek, had, kadar, kademe, merhale, mertebe, nokta, not, paye, radde, rütbe, tabaka, termometre
derece derece değişik, tedricen
derecede kadar
derecesinde kadar
dergâh tekke
dergi mecmua, sütun
derhal çabucak
derhal hemen, yekten
derhâl çabucak
derhatır etmek hatırlamak
deri cilt, çadır, dernek, düğün, gön, ten, toplantı
derin dip, koyu, yoğun
derinden içten
derinlemesine uzun
derinti toplantı
derk etmek algılamak, anlamak, kavramak
derken bu an, bu vakit, o an, o vakit
derlemek dermek, toplamak
derli toplu selikalı
derman çare, güç, ilaç, mecal, takat
dermansız bitkin, kof
dermansızlık güçsüzlük, zafiyet
derme çatma değersiz, keyfiyetsiz, uydurma
dermek derlemek, toplamak
dernek cemiyet, deri, düğün, toplantı
derpiş etmek öngörmek
derrace bisiklet
derrake dimağ
ders çimke, ibret, muhazara, öğüt
ders programı müfredat programı
dershane derslik, oditoryum, sınıf
dersiz topsuz karmakarışık
derslik dershane, sınıf
dert ağrı, çile, elem, gaile, hâl, kambur, kaygı, keder, kor, sorun, ur, üzüntü, yara
dertlenmek kaygılanmak
dertli yanık, yaralı
deruhte etmek üstlenmek
derun gönül, iç, içeri, öz, ruh, yürek
deruni içten
derviş fukara
derya deniz
deşarj olmak boşalmak, rahatlamak
deşelemek araştırmak, eşelemek, karıştırmak
desen nakış
deşikaçan delecek, delgeç
desise düzen, entrika, hile, oyun
deşmek delmek, karıştırmak, kazmak, kurcalamak, oymak
despot zorba
despotizm istibdat
despotluk istibdat
dest takım
destan boy
destani epik
destansı destani, epik
destar örtü, sarık
deste bağ, demet, grup, hizip, öbek
destek ahize, dayak, dayanak, kol, koltuk, rahle, takviye
destek olmak yardımcı olmak
destekleme tutma
desteklemek beslemek, kömek etmek, vurmak, yardımcı olmak
desterhan sofra
destur izin, müsaade
detay ayrıntı, tafsilat, teferruat
dev canavar
deva çare, ilaç
devam ek, parça, sürme
devam etmek gitmek, seyretmek, yaşamak
devamlı mütemadiyen, sürekli, temelli
devasız çaresiz
deve lama
deveran dönme
devim devinim
devinim hareket
devinme hareket
devinmek hareket etmek, kımıldanmak
devir bölüm, çağ, dönem, dönme, gün, tur, zaman
devirli devrî
devirmek yuvarlamak
devlet mevki, mutluluk, talih, ülke
devlet evi lojman
devran çağ, dünya, kader, talih, zaman
devre dönem, fasıl
devretme havale
devretmek aktarmak, dolaşmak, dönmek, tahvil vermek
devrî periyodik, süreli
devrilmek yıkılmak
devrim ihtilal, inkılap, ıslahat
devrisi ertesi
devriye karakol
devrolmak geçmek
devşirmek derlemek, dermek, toplamak
deyim tabir
deyiş ifade, tabir
didar çehre, yüz
dide göz
dideban bekçi, gözcü, nöbetçi
didiklemek araştırmak
didişmek uğraşmak
diğer başka, öbür, öteki, özge, sair
diğeri başkası, öbürü, öteki
dik dikey, sarp, sert, yalçın
dikbaş kasıntı
dikbaşlı asi
dikdörtgen düzbucak
dikey dik, şakuli, vertikal
dikici çiftçi
dikilmek durmak, engellemek
dikinti inşaat
dikinti meydanı şantiye
dikişçi terzi
dikizci gözcü
dikizlemek gözetlemek
dikkat ilgi, özen
dikkatli tetik, titiz
dikkatsiz dalgın, ihmalkâr, savruk
dikkatsizlik gaflet, ihmal
dikleşmek dikelmek
dikme ağaç, amut, direk, fidan
dikmek bastırmak, ekmek
diktafon ünalga
diktatör zorba
dikuçar helikopter
dil anahtar, gönül, lisan, yürek
dil avcısı ajan
dil bilimi dilcilik
dil cambazı hatip
dil dalaşı tartışma
dil kavgası tartışma
dilaver delikanlı, yiğit
dilbaz konuşkan, şuh
dilcek küçük dil
dilcilik dil bilimi
dile destan ünlü
dilek arzu, irade, istek, murat, rica, talep, temenni
dilekçe ariza
dileme rica, talep
dilemek arzu etmek, istemek
dilencilik etmek dilenmek
dileyiş rica
dilimlemek dilmek
dillendirmek söylemek
dilmek dilimlemek, yarmak
dilsiz lal, tat
dimağ beyin, bilinç, derrake, idrak, zihin
dimdik gaga, metin, zinde
din diyanet, ilmek
din işleri diyanet
dinamik canlı
dinamit heyecan, hırslı, korkunç, özlem, tutku
dinç canlı, genç, muhkem, müsterih, sağlam, taze, zinde
dincelmek dinlenmek, konaklamak
dinçleşmek dincelmek
dinçlik huzur, mecal
dindar müslüman
dindirme sorgulama
dindirmek gidermek
dinelmek dikelmek
dingil aptal, eksen, mihver, ok, salak
dingildek kaypak
dingildemek korkmak, kuşkulanmak, oynamak, sallanmak
dingin durgun, sakin, yorgun
dinginlik durgunluk, sükûnet
dini hikaye menkıbe
dinleme salonu oditoryum
dinlemek uymak
dinlence tatil
dinlenme istirahat, tatil
dinlenme kampı kamp
dinlenmek dincelmek
dinme sükûnet
dinmek bitmek, dayanmak, durmak, kesilmek
dinsiz acımasız
dip arka, derin, kıç, kök, taban
dipçik kundak
dipdam hapishane
diploma icazet, lisans belgesi
dirayet iktidar, kabiliyet, zekâ
dirayetli becerikli, zeki
direk kazık, sütun
direkt düz
direktif yönerge
direktör yönetmen
diremek dayamak, direnmek, durdurmak
direnç mukavemet
direnim inat
direniş karşı durma, mukavemet
direnme mukavemet
direnmek göğüslemek, karşı durmak, üstelemek
direşme sebat
direşmek dayanmak
diretme inat
diretmek direnmek
dirgen çatal
diri canlı, güçlü, zinde
diri diri taptaze
diriğ etmek esirgemek
dirilik can
dirilmek iyileşmek
diriltme ihya
dirim hayat, yaşam
dirimlik gelir, sağlık
dirlik geçim, hayat, huzur, sağlık, varlık
dirsek makas
diş kamaştırıcı buruk
dişi çekici, kadın, şuh, verimli
disiplin sıkı
dişisel şuh
diskur nutuk, söylev
dişlemek çiğnemek, ısırmak
diuca speculifera buzulkuşu
divan kanepe, meclis, sedir, taht
divane budala, deli, kaçık
divanelik delilik
diyalekt lehçe
diyanet din, din işleri
diyapozitif saydam
diyar dünya, iklim, ülke, yurt
diye göre, için
diyerek diye
diyesin her hâlde
diyet girev, perhiz
dize mısra
dizelge liste
dizge cümle, manzume, meslek, sistem
dizgi tertip
dizgici mürettip
dizgin cılav
dizi düzüm, kol, saf, seri, sıra
dizi film dizi
dizin fihrist
dizlik şalvar
dizmek hazırlamak
dizmen mürettip
dırıltı çekişme
dış dünya, hariç
dış alım ithalat
dış işleri haricî işler, hariciye
dış satım ihracat
dışa vurum ifade
dışalım ithalat
dışarı bayır, hariç
dışarlık taşra
dışkı pislik
dışsal haricî
dışsatım ihracat
dızlamak çarpmak, soymak
dızman şişman
dobra güzel, iyi
dobra dobra söylemek düz yüzüne demek
doğa huy, tabiat
doğacak gelecek
doğaçlama irticalen
doğal saf, tabii
doğallıkla tabii
doğan kızılkuş, terlan
doğaüstü tabiatüstü
doğma mevlit
doğmak başlamak, gelmek
doğramaç cacık
doğramak kesmek
DOĞRU dürüst, düz, gerçek, güzel, hak, hakikat, harbi, sadık, sevap, tamam, yakın
doğruca direkt, doğru
doğrudan gerçekten, hakikaten
doğrudan doğruya bilavasıta
doğrulama tasdik, teslim, teyit
doğrulamak ayarlamak, desteklemek, onaylamak, tasdik etmek
doğrulmak kalkınmak, kalkmak, yönelmek
doğrultmak düzeltmek, kazanmak
doğrultu istikamet, taraf, yön
doğruluk adalet, gerçek, hak, namus, sıhhat
doğrusu zaten
doğu şark
doğu bilimci müsteşrik
doğu bilimi şarkiyat
doğum mevlit, tevellüt
doğurgan dişi, velut, verimli
doğurmak kurtulmak
doğuştan fıtri, yaradılıştan
dökmek açıklamak, açığa vurmak, bırakmak, boşaltmak, düşürmek, harcamak, ifşa etmek, kullanmak, ödemek, saçmak, salmak, sarf etmek, serpmek, söylemek, taşımak, yakmak
doktor hekim, sagan, tabip
dökülmek boşalmak, düşmek, hasta olmak, kaplamak, ulaşmak
döküm yapmak dökmek
dokuma oluşum, tekstil, yapı
dokumacılık tekstil
doküman belge
dokümanter belgesel
dokunaklı acı, acıklı, ağır, hazin, müessir, tesirli, yanık
dokunan yapışık
dokunca zarar
dokundurmak sürtmek
dokunma temas
dokunmak batmak, değinmek, değmek, dürtmek, etkilemek, ilişmek, ilmek, karıştırmak, koymak, sataşmak, temas etmek, vurmak, zarar vermek
döküntü berbat, çer çöp, değersiz, enkaz, kötü
dokunulmazlık ayrıcalık
dokunuş temas
dokuz canlı dayanıklı
döl çocuk, evlat, nesil, tohum, yavru
döl eşi eş, son
döl yatağı karın, rahim
dolamak sarmak
dolambaç başlık
dolambaçlı çapraşık
dolandırıcı üçkağıtçı
dolandırıcılık deleduzluk, fırıldakçılık
dolanma geçim
dolanmak dolaşmak, geçinmek, gezmek, karışmak
dolap düzen, fırıldak, hile
dolaşık çap, çetrefil, girift
dolaşma devir, tur
dolaşmak belirmek, devretmek, dolanmak, gezinmek, gezmek
dolay civar, ufuk
dolayı çevre, ötürü
dolaylı bilvasıta
dolaysız bilavasıta, direkt, doğrudan doğruya
doldurma ikame, imla
doldurmak beslemek, kaplamak
doldurulma imla
dolgun kalın, şişko
dolgunca bol
dolma dalavere, hile, sarma, yalan
dolmak kaplamak
dolu komple, meşgul, yoğun
dolunay bedir
domates kızanak
domates dolması dolma
domestik evcil, yerel, yerli
dominant baskın
domur kabarcık, tomurcuk
domuz hınzır
don giysi, külot
donamak süslemek
donanım tesisat
donanımlı kuvvetli
donanma gecesi donanma
donanmak bezenmek
donanmış mücehhez
donatı teçhizat
donatım teçhiz
donatma donatım, teçhiz
donatmak azarlamak, sövmek, süslemek
dondurma buzkaymak
döndürmek bırakmak, bükmek, vermek, yönetmek
done veri
dönek kahpe, kancık, kaypak
dönem çağ, devir, devre, fasıl, yarıyıl, zaman
dönemeç büklüm, kıvrım, viraj
döner dönme kebap
döner kebap döner
döner sermaye döner
döngül hayvan
dönme devir, viraj
dönme kebap döner
dönmek benzemek, burulmak, değişmek, devretmek, dönüşmek, hatırlamak, kayıtmak, kesilmek, sapmak, yönelmek
donsuz serseri, yoksul
donuk mat
dönüş devir
dönüşmek çevrilmek, dönmek, girmek
dönüştürmek çevirmek
dönüşüm inkılap
dopdolu hıncahınç
dördül kare, rubai
dört dörtlük birlik, mükemmel, tam
dörtlü murabba
dörtlük kıta
dörtte bir çeyrek
doru keher
doruk zirve
döş bağır, göğüs
dosdoğru dimdik, doğru
döşek yatak
döşekçe minder, şilte
döşem tesisat
döşeme mefruşat, taban, zemin
döşemek çekmek
döşenmemiş kuru
dost arkadaş, bacanak, sevgili, yâr, yoldaş
dostça sohbet
dostluk hukuk
dosya şahsi iş
dövme dayak, yarma
dövmek çarpmak, çırpmak, ezmek, hırpalamak, silkelemek, tartaklamak, vurmak
dövüşmek vuruşmak
döyeçlemek pataklamak
doygu rızık
doygunluk tatmin
doymak kanmak
doymaz açgözlü
doyulmak doymak
doyum kanaat, tatmin
doyumluk yağma
doyunca tıka basa
doyunmak doymak
doyurucu tatminkâr
doz derece, miktar
dözmek katlanmak
dözüm hoşgörü, tahammül, tolerans
dözümlü dayanıklı
dragon ejderha
dram acıklı
dramatik acıklı
dren ark
iki
dua fatiha
dubara düzen, hile, oyun
dublör benzer
düçar olmak uğramak
dudak ağız
dudak boyası ruj
dudu hanım, papağan
düdük kaval
düdüklemek aldatmak
dudukuşu papağan
düğme çapraz
düğmelemek iliklemek
düğmük düğüm
düğü pirinç
düğüm ukde
düğümlemek bağlamak
düğümlü karışık
düğün cemiyet, deri, dernek, eğlence, toy
düğürcük simit
duhul giriş
dükkân kumarhane, mağaza, salon
dulda himaye, siper
düldül at
dülger marangoz
duluk şakak, yüz
dumağı nezle
duman esrar, kötü, tütsü, tütün, yaman
duman etmek bozmak, yok etmek
dumanlanmak karışmak
dumanlı bulanık, puslu, sarhoş
dümbek dümbelek
dümbelek dümbek, dümbül, sersem
dümbük pezevenk
dümbül dümbelek
dümdüz basit, sade
dümen dalavere, hile, idare, sükkân, yönetim
dümenci düzenbaz
dun alçak, aşağı, aşağılık
dün dünen, geçmiş
dünen dün
dünkü acemi, toy, yeni
dünür dünürcü, kuda, elçi
dünürcü dünür, görücü
dünya âlem, camia, cihan, çevre, devran, dış, diyar, herkes, kâinat, küre, ortam, yer, yeryüzü, zemin
dünya malı servet, varlık
dünyalık mal, mülk, para, servet
dupduru berrak
düpedüz gerçekten
duraç kaide
durağan sabit, yerli
durak dayanacak
duraklık durgunluk
duraksama tereddüt
duraksamadan gözü kapalı
duraksamak duraklamak
duraksız direkt, oynak
duralamak duraklamak
durdurma tevkif
durdurmak bastırmak, karşılamak, kesmek
durgu sekte
durgun pasif, sakin, sessiz, sütliman
durgunlaşmak sakinleşmek
durgunluk nekahet, sükûn, sükûnet
durmadan sürekli
durmak beklemek, dayanmak, dinmek, eğlenmek, kalmak, kesilmek, yaşamak, yüzmek
dürme lahana
dürmek dürüm, yuvalamak
dursuz duraksız durmadan
dürtmek değmek, dokunmak, tahrik etmek, uyarmak
duru berrak, temiz
dürü armağan, çeyiz, hediye
durulmak sakinleşmek, uslanmak, yatışmak
dürülmek katlanmak, sarılmak, toplanmak
duruluk açıklık
durum boyut, gidiş, hal, hâl, hatır, hava, hesap, kalıp, keyfiyet, konum, manzara, mevki, tavır, vaziyet, yağday, yer
dürüm dürmek
dürümlemek kıvırmak
durumunda yerinde
duruş mevzi, sekte
duruşma mahkeme
dürüst ak, doğru, usturuplu
dürüşt kırıcı, sert
dürüstlük doğruluk, namus
düş hayal, rüya, umut, uyku
duşaklamak kösteklemek
düşerge kamp
düşey şakuli
düşkün manyak, mecbur, meraklı, yangın
düşkünleşmek düşmek
düşkünlük iptila, merak, zaaf, zül
düşlemek hayal etmek
düşman hasım
düşmanlık adavet, husumet
düşmek alışmak, atlanmak, azalmak, bulunmak, değmek, eksilmek, gitmek, inmek, kapılmak, rastlamak, uğramak, vurmak, yağmak, yakışmak, yıkılmak
düstur kaide, şiar
düşük az, uşak saldırma
düşün fikir
düşünce akıl, endişe, fikir, kanaat, kanı, kaygı, mülahaza, mütalaa, nabız, niyet, rey, sıkıntı, tasa, tasarı, tasavvur
düşünceler efkâr
düşüncesince için
düşüncesiz akıllı
düşünme hatır, tefekkür
düşünmeden ezbere, gözü kapalı
düşünmek anlamak, demek, kaygılanmak, kurmak, muhakeme etmek, paykamak, tasarlamak
düşünmeksizin bedaheten
düşünücü düşünür
düşünülmüş hesaplı
düşünüm fikir
düşünür mütefekkir
düşünüş mütalaa, tefekkür
düşürmek azaltmak, dökmek, sıyırmak
düşüt düşük
duvar cidar, engel, hisar
düven tahıldöven
düver direk
duyar duyarlı, duygulu, hassas
duyarga anten
duyarlı hassas
duyarlık hassasiyet
duygu his, ihtisas, kalp, ruh
duygulandırmak dokunmak
duygulanım teessür
duygulanma ihtisas, kabarma
duygulu hassas, yanık
duygun duygulu, hassas
duygusal birey, romantik
duygusuz kalpsiz
duyma sema
duymak hissetmek, işitmek, sezmek, taşımak, tatmak, yaşamak
duyu his
duyulan mahsus
duyulmak aksetmek, çıkmak, vurmak, yansımak
duyultu şayia
duyum duyu, istihbarat
duyurmak yayımlamak
duyurmamak saklamak
duyuru bildiriş, ilan
duyurulmayan gizli
duyuş şiar
düz alan, bozkır, direkt, doğru, ova, sade, yalçın, yalın
düz yazı inşa, mensur, nesir
düz yüzüne demek dobra dobra söylemek
düzbucak dikdörtgen
düze doz
düzelmek uslanmak
düzelti düzeltme
düzeltici musahhih
düzeltme ıslah, ıslahat, reform, rötuş
düzeltmek onarmak, toplamak, yapmak
düzem düzey
düzen al, dek, dolap, fırıldak, hile, intizam, kapan, kol, komplo, nizam, olta, oyun, rabıta, seviye, sıra, sistem, tertibat, tertip, uyum, yerleştirme
düzenci çakal, düzenbaz, oyunbaz, oyuncu
düzenek sistem
düzengâh ova
düzenleme tertip
düzenlemek açmak, dizmek, hazırlamak, yapmak
düzenleniş tertibat, tertip
düzenli düzgün, kararlı, manzum, mazbut, muntazam
düzenlik ova
düzenlilik asayiş, karar
düzensiz bulaşık, dağınık, karışık, perişan, savruk
düzensizlik ihtilal
düzey seviye
düzgün iyi, mazbut, muntazam
düzlem düz, ortam, yassı
düzleşmek aşınmak, düzelmek, yatmak
düzlük alan, düz
düzme düzmece, sahte, uydurma
düzmece sahte
düzmeci sahtekâr
düzmecilik sahtekârlık
düzmek söylemek, uydurmak
düzüm dizi
düzyazı nesir