Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |I-İ-J|
ıcığı cıcığı hepsi
ığrıp düzen, yalan
ıhlamur cöke
ıkıl ıkıl zorla
ıkınmak gücenmek
ılgım serap
ılıca kaplıca
ılıklaştırmak ılıştırmak, ılıtmak
ılım itidal
ılıman mutedil
ılımlı itidalli, mutedil, orta, ölçülü, temkinli, veznin
ılımlılık itidal
ılıştırmak ılıklaştırmak, ılıtmak
ılıtmak ılıklaştırmak, ılıştırmak
ımızganmak uyuklamak
ınga ınga viyak viyak
ıpıssız ıssız
ıra karakter
ırak uzak
ıraklaşmak uzaklaşmak
ıralamak karakterize etmek
ırgalamak sarsmak
ırgalanmak sallanmak, sarsılmak, yalpalamak
ırgamak davranmak
ırganmak sallanmak
ırgat rençber, rençper
ırk soy
ırlamak türkü
ırmak nehir
ısı hararet
ısıdam hamam
ısınamamak yadırgamak
ısınmak alışmak, benimsemek
ısıölçer kalorimetre
ısırmak dalamak, dişlemek, yemek
ısıtma sıtma
ısıtmak kızdırmak
ıskat etmek düşürmek
ıskonto güzeşt
ıslah düzeltme, iyileştirme
ıslah etmek düzeltmek
ıslah olmak uslanmak
ıslahat devrim, düzeltme, inkılap, reform
ıslak nem, nemli, yaş
ıslakkarga çekingen, ürkek
ıslanmak yaşarmak
ıslık fışkırık
ısmarlama havale, sipariş
ısrar etmek direnmek, ekşimek, tutturmak, üstelemek, zorlamak
ıssız tenha, yaban
ıssızlık vahşet
ıstampa damga, mühür
ıstılah terim
ıstırap acı
ışık fer, nur, ziya
ışıklanmak aydınlanmak
ışıklı aydın, aydınlık, mutlu, ziyalı
ışıksız karanlık
ışıl parlak
ışılak parıltı
ışılamak ışıldamak, parlamak
ışıldamak parıldamak, şahlanmak
ışıldayan parlak
ışıltı parıltı
ışıltılı ışıl ışıl, ışıldak
ışımak aydınlanmak
ışın şua
ışınlamak şualamak
ıtır esans, koku
ıvır zıvır cefengiyat, küçük, lakırtı
ızdırap acı, keder, sıkıntı, sızı, üzüntü
ıztırari zorunlu
iade etmek kaytarmak
iadeli iade
iane bağış, yardım
iare eğreti, ödünç
iaşe boğaz
iaşe etmek beslemek
ibadetgâh tapınak
ibadethane tapınak
ibdai özgün
ibik emzik, kenar, köşe, uç
ibiş şapşal
iblis şeytan
ibne inek
ibnelik etmek aldatmak
ibra etmek aklamak
ibret acayip, çirkin, ders, kötü
ibrişim kurdu ipek böceği
icabet razılık
icap gerek, lüzum, zaruret
icap etmek gerekmek
icar kira
icare kira
icareye vermek kiralamak
icat buluş
icat etmek bulmak
icatçı kâşif
icazet diploma, izin, müsaade, onay
icazetname diploma
iclas celse, içtima, meclis, oturum
icmal gösterge, özet
icmal etmek özetlemek
icra etmek vermek, yapmak
icra vekili bakan
icraat faaliyet
icraiye komitesi belediye
bağırsak, ciğer, dahil, karın, kucak, mide, muhteva, sine, yürek
iç işleri dahilî işler
iç oğlanı celep
iç sürme ishal
içalat işkembe, sakatat
içe dönük kapalı, karadinmez
içecek içilecek, içki, meşrubat
içeri gönül, hapishane, yürek
içerik mazmun, muhteva, zımni
içerlemek alınmak, bozulmak, kırılmak
içerme ihtiva
içermek havi olmak, ihtiva etmek
içgüdüsel insiyaki
içi boş değersiz, kof
içi geniş rahat
içici ayyaş
içilecek içecek
için diye, göre, hakkında, karşı, özgü
içinde zarfında
içindekiler fihrist
içki cam, içecek, ispirto, tütsü
içki içmek çekmek
içkici ayyaş
içlenmek duygulanmak, kahrolmak
içli duygulu, hassas
içli dışlı samimi
içmek çekmek, emmek, kullanmak
içsiz anlamsız, kuru
içten candan, samimi, yürekten
içtenlik samimiyet
içtenlikle candan, halisane, yürekten
içtenlikli içten, samimi
içtihat görüş
içtima iclas, toplantı
içtima etmek toplanmak
içtimai sosyal, toplumsal
içtimai fikir efkârıumumiye
içtimai rey kamu oyu
içtimaiyet kamu
içtinap etmek çekinmek, kaçınmak, sakınmak
içyüz mahiyet, zamir
idadi lise
idam cezası idam
idam etmek asmak
idam sehpası darağacı
idare daire, dümen, kuruluş, tutum, yönetim
idare eden hakim
idare etmek çevirmek, kurtarmak, örtbas etmek, yetişmek, yetmek, yönetmek
idareci becerikli, tutumlu, yönetici
idarehane büro
idareli tutumlu
idari inzibati
iddiasız mütevazı
ide düşünce
idea düşünce
ideal mefkûre, ülkü
idefiks saplantı
identik özdeş
idman jimnastik
idmansız acemi, ham
idrak dimağ
idrak etmek algılamak, anlamak, erişmek, kavramak, ulaşmak
idraksiz ahmak
idrar hacet, sidik
idrar torbası kavuk
ifa etmek gösteri yapmak, ödemek, yapmak
ifade anlatım, tabir
iffet namus
ifildemek ürpermek
iflah halas olma
iflah olmak düzelmek
iflas fiyasko
iflas etmek batmak
ifliç felç
ifna etmek tüketmek, yok etmek
ifrat aşırı
ifratçı müfrit
ifrazat irin
ifrite cadaloz
ifsat kargaşalık
ifşa yayma
ifşa etmek açığa vurmak, açıklamak, dökmek
iftar vakti iftar
iftihar kıvanç, övünç
iftihar etmek övünmek
iftira isnat, kara, tezvirat
iftira etmek karalamak
iftiracı karacı
iğ iplik
iğdiş aktalanmış
iğdiş etmek burmak
iğfal ele salma, yoldan çıkartma
iğfal etmek aldatmak
iğne şırınga
iğne vurmak iğne yapmak
iğne yapmak iğne vurmak
iğneli dokunaklı, kırıcı
iğrenç mekruh
iğrendirici pis
iğrenerek kerhen
iğrenme ikrah
iğrenmek tiksinmek
iğtinam yağma
iham ima, telmih
ihanet hıyanet
ihanet etmek aldatmak
ihata kapsam, kuşatma, ufuk
ihata etmek anlamak, çevirmek, havi olmak, kapsamak, kavramak, kuşatmak, sarmak
ihbar habercilik
ihbarcı muhbir
ihdas etmek kurmak
ihlal bozma
ihmal dikkatsizlik, itinasızlık, lakayıtlık
ihmal etmek savsaklamak, terk etmek
ihmalci ihmalkâr
ihmalkâr dikkatsiz, itinasız, lakayıt, savsak
ihracat dışsatım
ihsan armağan, lütuf, nimet
ihsan etmek lütfetmek
ihsanıhümayun ödül, rütbe
ihsas ima
ihtar haberdarlık, ikaz, uyarı
ihtarname protesto
ihtilaç etmek çırpınmak
ihtilaf uyuşmazlık
ihtilal devrim, kargaşalık
ihtimal belki, olasılık, şans
ihtimal ki galiba
ihtimalî muhtemel
ihtimam hizmet, özen
ihtiram saygı
ihtiras tutku
ihtiraslı tutku
ihtisas branş, dal, duygu
ihtiva etmek içermek, kapsamak
ihtiyacı olmak gereksinmek
ihtiyaç gereksinim
ihtiyar karı, koca, moruk, pir, seçme, yaşlı
ihtiyar etmek katlanmak
ihtiyar olmak yaşlanmak
ihtiyarlamak kocamak, yaşlanmak
ihtiyarlık güçsüzlük, zayıflık
ihtiyat yedek
ihtiyat etmek sakınmak
ihtiyatsızlık gaflet
ihtizaz titreşim
ika yapma
ika etmek işlemek, yapmak
ikame doldurma, ivaz etme
ikamet etmek oturmak
ikametgâh konut
ikaz haberdarlık, ihtar, tembih, uyarı
ikaz etmek dürtmek, uyarmak
ikbal arzu, istek
iki canlı gebe, hamile
iki paralık değersiz
ikilemek tekrarlamak, yinelemek
ikilik tefrika
ikinci tali
ikinci sınıf değersiz, sıradan
ikincil tali
ikircik kuruntu, şüphe, tereddüt
ikirciklenmek işkillenmek, kuşkulanmak
ikircikli mütereddit
ikirciklik tereddüt
ikiyüzlü mürai, riyakâr
ikiyüzlülük riya
ikiz koşa
iklim diyar, ülke
ikmal bitirme, tamamlama
ikmal etmek tamamlamak
ikmale kalmak borcu olmak, payize kalmak
ikna inandırma, kandırma
ikna olmak inanmak, kanmak
ikrah etmek iğrenmek, tiksinmek
ikrahlık tiksinti
ikram etmek ağırlamak
ikramiye mükâfat
ikrar kabul, tasdik
iktibas alıntı
iktidar dirayet, hükûmet, kifayet, kudret
iktidarlı güçlü
iktidarsız yetersiz
iktidarsızlık güçsüzlük
iktifa kanaatlenme, kifayetlenme
iktifa etmek kanmak, yetinmek
iktiran etmek erişmek, ulaşmak
iktisap etmek kazanmak
iktisat ekonomi, tutum
iktiza etmek gerekmek
il el, ülke, vilayet, yurt
ilaç çare, derman, deva, ot, önlem
ilahe tanrıça
ilahî mükemmel
ilan bildiriş, duyuru
ilan etmek yayımlamak
ilave ek
ilave etmek eklemek, ulamak
ilbay vali
ilbiz salyangoz, sümüklü böcek
ilçebay kaymakam
ilelebet ebedî
ilenç beddua
ilenme beddua
ilenmek kahretmek
ileri gelecek, müterakki, sonra
ilerici müterakki
ilerleme terakki, terfi
ilerlemek gelişmek, kalkınmak, yürümek
ilerlemiş müterakki
ilerleyiş seyir, tempo
iletilmek almak
iletişim haberleşme, komünikasyon, muhabere, ünsiyet
iletken beletçi
iletmek aktarmak, çattırmak, getirmek, götürmek, nakletmek, vermek
ilga lağvetmek
ilgeç edat
ilgi alaka, bağ, dikkat, ilişik, ilişki, nispet, rabıta, rağbet
ilgilendiren ait
ilgilenmek alakalanmak, bakmak
ilgili ait, müntesip
ilgili olmak dokunmak
ilgililik mensubiyet
ilginç enteresan, meraklı
ilgisiz bigâne, dargın, lakayıt, soğuk
ilgiyle candan
ilhak bağlama
ilhak etmek bağlamak, katmak
ilham almak esinlenmek
iliklemek düğmelemek
ilim ayrıntı, bilim
ilim nitelik, özellik
ilinti ilişki, münasebet, nispet
ilistir süzgeç
ilişik ait, bağlılık, ek, ilgi, ilişki, münasebet
ilişki alışveriş, bağ, bağlantı, ilgi, ilişik, münasebet, rabıta, temas
ilişkilendirmek vurmak
ilişkin ait, bağlı, ilişik
ilişmek bağlanmak, değinmek, değmek, dokunmak, karışmak, müdahale etmek
iliştirilmiş ilişik
iliştirmek takmak
ilk evvel, ön
ilk kânun aralık
ilk yardım acil yardım, tacilî yardım
ilkbahar bahar, yaz
ilke esas, umde, unsur
ilkel barbar, en adi, iptidai
ilkelce ilkel
ilkgüz eylül
ilkin evvela, önce
ilkokul beş, iptidai, iptidai mektep
ilköğrenim ilköğretim
ilköğretim ilköğrenim, iptidai tahsil
ilkyaz ilkbahar
illa hele, ille, özellikle
illegal gayrilegal, gizli, yasa dışı
illet bozukluk, neden, sebep, zehle döken
illet etmek kızdırmak
ilmek değmek, din, dokunmak, ilmik
ilmi bilimsel
ilmî bilimsel
ilmik ilmek
iltica sığınma
iltica etmek sığınmak
iltifat hoş söz
iltifat etmek beğenmek
iltihak katılma, koşulma
iltihak etmek girmek, katılmak
iltihap apse
iltihaplanmak irinlenmek
iltimas himayecilik, kohumbazlık
iltimas etmek kayırmak
iltisak birleşme
im alamet, eser, gösterge, işaret, telmih
ima iham, işare, kinaye
imaj izlenim
imale etmek çevirmek, eğmek
imam molla, önder
imam suyu rakı
imamkayığı tabut
iman inanç
iman etmek inanmak
imanlı mümin
imansız acımasız
imar abadanlık, abatlık, bayındır, bayındırlık
imdat medet
imdi artık, şimdi
imece imecilik
imecilik imece
imge düş, hayal, izlenim
imgeleme tahayyül
imgelemek hayal etmek
imha kökünü kesme
imha etmek yok etmek
imik boğaz, gırtlak
imitasyon taklit
imkan olanak
imkân olanak
imkânlılık kapasite
imla doldurma, yazım
imleme ima
imparator kağan
imrenmek gıpta etmek, kıskanmak
imtihan sınav
imtihan etmek denemek, sınamak
imtina feragat
imtina etmek çekinmek, kaçınmak
imtiyaz ayrıcalık, muafiyet
imtiyazlı muaf
imtizaç uygunluk
imtizaç etmek bağdaşmak, uyuşmak
imza etmek imzalamak
in insan, kümes, mağara, yuva
inam emanet
inamsız kalleş
inan iman, itikat
inanan mümin
inanç görüş, iman, itikat, kanaat, kanı
inançlı mümin
inandırma ikna
inanılır emniyetli, muteber
inanılmaz olağanüstü
inanlı mümin
inanma emniyet, itikat, kanaat
inanmak bilmek, güvenmek, kani olmak, yutmak
inanmış kani
inat etmek direnmek
inatçı aksi, gâvur, inat, keçi
inayet ihsan, lütuf
ince edepli, narin, nüktedan, yufka, zarif, zayıf
ince ağrı verem
ince hastalık verem
ince iş nakış
ince yapılı narin, nazik, zayıf
inceden duygulu
inceleme tetkik
incelemeden ezbere
incelemek araştırmak, bakmak, eşmek, gözlemek, izlemek, karıştırmak, kaşımak
incelik ayrıntı, edep, letafet, nezaket, zarafet
incelikle nazikâne
incelmek kibarlaşmak, zayıflamak
incelmemiş ham
inceltmek törpülemek
incik baldır, kırgın
incimek gücenmek, kırılmak
incimiş kırgın
incinmek darılmak, gücenmek, kırılmak
incir yemiş
incitici acı, keskin
incitmek acıtmak, batmak, delmek, kırmak, rencide etmek, üzmek, yaralamak
inç parmak
indeks dizin, gösterge
indifa etmek püskürmek
indikatör gösterge
indirim indirme, tenzilat, ucuzlaştırma
indirme indirim
indirmek düşürmek, kapamak, kırmak
inek aptal
infaz etmek uygulamak
infilak etmek patlamak
infisah etmek bozulmak, dağılmak, kokuşmak
ingin engin, nezle
inhidam çökme
inhilal etmek boşalmak, dağılmak
inhiraf etmek sapmak
inhisar müstemlekecilik, tekel
inhitat çökme
inhitat etmek çökmek, gerilemek
inikâs yankı
inikâs etmek yankılanmak, yansımak
inikat anlaşma
iniş yokuş engebe
inkâr olumsuz
inkıbaz kabız, keder, sıkıntı
inkılap devrim, ıslahat, iyileştirme, reform
inkıta kesinti
inkişaf gelişme
inkişaf etmek gelişmek, kalkınmak
inleme figan
inme felç, nüzul, sekte
inmek atlamak, düşmek, kaymak, konaklamak, ulaşmak, uzamak, varmak, vurmak, yıkılmak
insafsız vicdansız
insan adam, beşer, in, insanoğlu, isim, kişi, ölümlü, sima
insanca insani
insancı insancıl
insancıl insanperver
insanlık beşeriyet
insanoğlu beşer, insan
insanperver insancıl
insicamlı düzgün, tutarlı
inşa düz yazı
inşa etmek dikmek, kurmak, yapmak
inşaat dikinti
intaç bitirme
intiba izlenim
intibak uyum
intibak etmek alışmak, uymak
intihap seçim, seçme
intikal geçiş, geçit
intikal etmek anlamak, gelmek, kavramak
intikam öç
intisap bağlılık, taraftarlık
intisap etmek bağlanmak, girmek
intişar etmek dağılmak
intizam çekidüzen, düzen
intizamlı düzgün
intizamsız karışık
intizar beddua
intizar etmek beklemek, gözlemek
inzal indirme
inzibati idari
inzibatsız başıboş
inzimam katılma
inzimam etmek katılmak, üstelemek
inziva terkidünyalık
ip iplik
ip ucu delil, kelepin ucu
ipek böceği barama kurdu
iplik ip
ipotek girev
ipsiz haylaz, serseri
ipsiz sapsız anlamsız, serseri
iptal bozma
iptal etmek bozmak
iptida başlangıç, ilkin
iptidai ilkel, ilkokul
iptidai mektep ilkokul
iptidai tahsil ilköğretim
iptila düşkünlük, müptelalık
ipucu emare, iz
irade buyruk, dilek, istek
irat gelir
irat etmek söylemek
iratçıl müşkülpesent
irca etmek çevirmek
irdeleme mütalaa
irdelemek araştırmak
irfan kültür
iri hantal, koca, kocaman, yoğun
iri un irmik
irin cerahat
irinlenmek iltihaplanmak
irkilmek sarsılmak, ürkmek
irkinti korku, tiksinti
irkmek birikmek, tiksinmek, toplamak
irmik iri un, yarma
irs kalıtım
irsal etmek göndermek
irsiyet kalıtım, veraset
irşat etmek uyarmak
irtibat bağlantı
irticacı gerici
irticalen bedaheten
irtifa yükseklik, yükselti
irtihal ölüm
irtihal etmek ölmek
is kurum, sürme
isabet vurma
isabet etmek çıkmak, değmek, gelmek, kazanmak, rastlamak, vurmak
isabetli uygun, yerinde
isabetsiz yersiz
ishal amel, sürgün
isim ad, insan, kişi
iskambil kâğıdı kâğıt
iskân yerleştirme
iskandil etmek araştırmak
iskelet çıplak, kuru
iskemle sandalye
iskonto indirim
islam gizemciliği tasavvuf
islam gizemcisi mutasavvıf
islam hukuku fıkıh, şeriat
isnat iftira
isnat etmek dayandırmak
ispat etmek ispatlamak, kanıtlamak
ispati sinek
ispatlamak ispat etmek, kanıtlamak
ispirto alkol, içki
ispit jant
israf etmek savurmak
istavroz haç
istek arzu, dilek, emir, gönül, heves, irade, kasıt, keyif, meram, murat, rağbet, rıza, sevda, şevk, talep
istekle candan
isteklendirme teşvik
isteklendirmek haydi
istekli hevesli, talip, yavuklu
isteksiz gönülsüz
istem arzu, talep
isteme rıza
istemek beklemek, dilemek
istemeyerek gönülsüz, zoraki, zorla
istenç irade
ister gerek, icap, lüzum
isteyen talip
isteyerek kasten, kasti, mahsus
istiare ödünç
isticar etmek kiralamak
isticvap sorgu
istida dilekçe
istidat yetenek
istifham soru
istifra etmek kusmak
istihbar etmek duymak, öğrenmek
istihfaf etmek küçümsemek
istihkâmcılık istihkâm
istihlak tüketim
istihlak etmek tüketmek
istihlakçı tüketici
istihsal üretim
istihsal etmek çıkmak, elde etmek
istihzalı müstehzi
istikamet rota, yön
istikbal gelecek
istikbal etmek karşılamak
istikrah etmek iğrenmek, tiksinmek
istikrar denge, karar tutma, sabitlik
istikrarlı kararlı
istikrarsızlık zikzak
istikraz ödünç
istila kaplama, salgın, sarma
istila etmek bürümek, kaplamak, sarmak
istilacı müstevli
istimal etmek kullanmak
istimzaç yoklama
istimzaç etmek sormak
istinat mesnet
istinat etmek dayanmak
istinatgâh dayanak
istinkâf etmek çekinmek, sakınmak
istintak kovuşturma, sorgu, sorgulama
istirahat tatil
istirahat etmek dinlenmek
istirham etmek dilemek, yalvarmak
istismar etmek işletmek, kullanmak, sömürmek
istisna etmek ayırmak
istişare maslahat, müşavere
istişare etmek danışmak
istop etmek durmak
isyan başkaldırı, kozgalan
isyan etmek ayaklanmak, başkaldırmak
alışveriş, amel, davranış, emek, eylem, fiil, hizmet, işlem, kâr, konu, maslahat, mesai, mesele, meslek, nöbet, sorun, teamül, uğraş, yürürlük
iş adamı sudager, tacir
iş bırakımı grev
iş bıraktırımı lokavt
iş birliği emektaşlık, teşrikimesai
iş kadını iş adamı
işare ima, telmih
işaret alamet, bel, belirti, damga, delalet, en, eser, gösterge, im, koku, nişan
işaret etmek göstermek
işaret parmağı şahadet parmağı
işaretleme ima
işbaz işgüzar
işçi amele, faale
işçilik
işgal etmek oyalamak, tutmak
işgüzar işbaz
işitilmedik fevkalade
işitme sema
işitmek duymak
işkembe içalat, mide
işkence azap
işkence etmek zulmetmek
işkil evham, kuruntu, kuşku
işkillenmek huylanmak, pirelenmek, şüphelenmek
işlek canlı, kıvrak
işlem ameliyat, iş, muamele
işlemek çalışmak, etkilemek, geçmek, gitmek, nakışlamak, yürümek
işlemez olmak durmak
işlenmiş mamul
işler ameliyat
işletmek istismar etmek, kullanmak
işletmen operatör
işlev görev, vazife
işleyen fail
işleyim sanayi
işlik atölye, gömlek
işporta sergi
işportacı hırdavatçı
işsiz avare, boş
iştahlı istekli
işte bu, budur, o, odur
işten kaçmak kaytarmak
işteş fiil işteş
iştial etmek alevlenmek, parlamak
iştigal etmek ilgilenmek, uğraşmak
iştiha iştah
iştirak katılma
iştirak etmek katılmak
iştirakçi işçi
iştiyak arzu
işve cilve, eda, naz
işveli dişi
işveren patron
işyar memur
it köpek
it canlı dayanıklı
itaat etmek dinlemek, ram olmak
itaatkâr itaatli
itaatkârlık teslimiyet
itaatli uslu, uysal
itap etmek azarlamak, paylamak
ite kaka zorla
iteklemek itelemek
itelemek itmek
itfa etmek ödemek
itfaiye aracı itfaiye
ithalat dışalım
itham etmek suçlamak
itibar haysiyet, kadir, kredi, onur, ölçü, rağbet, saygınlık
itibar etmek güvenmek
itibarlı geçerli, saygın
itibarsız kalleş, kaypak
itici soğuk
itidalli ılımlı
itikat inanç
itila yükselme
itila etmek yücelmek, yükselmek
itilaf anlaşma
itilaf etmek anlaşmak, uyuşmak
itimat emniyet, güven, güvenç
itimat etmek güvenmek
itimat reyi güven oyu
itimatlı güvenilir
itimil çikolata
itina özen
itina etmek özenmek
itinasız gelişigüzel, ihmalkâr, vurdum duymaz
itinasızlık ihmal
itiraz etmek çelişmek, yuhalamak
itişmek çekişmek
itlaf etmek öldürmek, yok etmek
itmam bitirme, tamamlama
itmam etmek tamamlamak
itmek itelemek, sevk etmek, sürüklemek
itminan güvenme
ittifak anlaşma, bağlaşma
ittifak etmek anlaşmak, uyuşmak
ittihat etmek birleşmek
ittihaz tutma
ivaz karşılık, ödün, taviz
ivaz etme ikame
ivazlık zamir
ivecen aceleci
ivedi acele, tacilî
iveğen aceleci
ivinti hız, sürat
iye malik, sahip
iyelik mülkiyet
iyi âlâ, bol, çok, düzgün, esen, güzel, hayır, uygun, yakşı, yerinde
iyi etmek kaldırmak
iyi olmak iyileşmek
iyice pir, sıkı, yakinen
iyileşmek dirilmek, kaynamak, yakşılaşmak
iyileştirme inkılap, ıslah, tedavi
iyileştirmek kaldırmak
iyilik ihsan, lütuf, nimet
iyilikbilir kadirşinas
iyilikbilmez nankör
iyimser nikbin
iz alamet, bulaşık, çığır, delalet, emare, eser, kanıt, nişan, yer
izafe etmek bağlamak, eklemek, ilave etmek, katmak, yüklemek
izafi nispi
izafiyet nispilik
izah açıklama
izah etmek açıklamak
izale etmek gidermek, yok etmek
izam etmek abartmak
izan etmek düşünmek
izaz etmek ağırlamak
izbe sapa
izci lepirci
izdiham kalabalık
izdivaç etmek evlenmek
izhar etmek açıklamak, göstermek
izin icazet, mezuniyet, müsaade, onay, ruhsat
izinli mezun
izlek patika
izlem takip
izleme takip
izlemek eğlenmek, gelmek, görmek, gözlemek, gütmek, incelemek, koşmak, kovalamak, seyretmek, takip etmek, tutmak
izlenim teessürat
izlev işlev
izleyici seyirci
izmihlal çökme
izolatör yalıtkan
izzetinefis onur
izzetüikbal saygınlık
jale çiğ, kırağı
jandarma açıkgöz, zaptiye
janjan yanar döner, yanardöner
janr tarz, tür
jant ispit
japon gülü kamelya
japongülü kamelya
jen gen
jenerasyon kuşak
jeolog yer bilimci
jeoloji yer bilimi
jest çalım
jilet ülgüç
jimnastik idman, kültürfizik
jips alçı, alçıtaşı
jön genç
jurnal çuğul, habercilik, kötüleme
jurnalci gammaz, muhbir
jülide dağınık, karışık
jüpiter müşteri