Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |V|
vabeste bağlı
vacip gerekli
vade mehil, mühlet
vadeli hesap vadeli pul
vadeli mevduat vadeli hesap
vadeli pul vadeli hesap
vadi alan, tarz, yol
vahametli vahim
vahdaniyet birlik
vahdet birlik, teklik
vahi boş, saçma
vahim ağır, ciddi, korkulu
vahit bir, birim, tek
vahşet korku
vahşi yaban, yabani, yamyam
vahvahlanmak yakınmak
vaka hadise, olay
vakar temkinlilik
vakarlı ağırbaşlı
vakfe duruş
vakfedilmiş mevkuf
vakıa gerçi, olay, olgu
vakıf para
vâkıf olmak bilmek, öğrenmek
vakit aralık, çağ, saat, zaman
vakit kaybetmeden hemen
vaktizamanında vaktiyle
vakur ağırbaşlı, ciddi, veznin
vale bacak, oğlan
valf vana
valide ana, anne
valideyn ebeveyn
valilik il, vilayet
valiz camedan
valör anlam, değer
vandöz satıcı
vantilatör fan, yelletke
var mevcut, olanca
var olmak çıkmak, durmak, yaşamak, yatmak
varak yaprak
varaka varak
varakpare mektup, name
vardırmak götürmek
varidat gelir
variyet varlık
varlanmak palazlanmak
varlı zengin
varlık hayat, mal, mevcudiyet, mülk, ömür, para, sermaye, üzeri, vücut
varlıklı zengin
varmak çıkmak, dayamak, dayanmak, erişmek, evlenmek, gelmek, gitmek, inmek, kavuşmak, tutmak, ulaşmak, vasıl olmak, yetişmek
varoluş mevcudiyet
varsayım faraziye
varsayımsal farazi
varsaymak bilmek, saymak, tutmak
varsıl zengin
varyemez cimri
vasat muhit, orta, ortam, şerait
vasati ortalama
vasıf mahiyet, nitelik
vasıflar evsaf
vasıl olmak çatmak, ulaşmak, varmak, yetişmek
vasıta anahtar, aracılık, araç, taşıt
vasıtacı ara bulucu
vasıtacılık delalet
vasıtalı dolaylı
vasıtalık aracılık
vasıtasız doğrudan
vasi kayyum
vâsi engin, geniş
vasiyet vasiyetname
vasiyetname vasiyet
vatan sıla, yurt
vatandaş tebaa, uyruk, yurttaş
vatandaşlık tabiiyet
vatvat yarasa
vaveyla çığlık, hay küy
vazetmek koymak
vazgeçilmez elzem
vazgeçirmek sökmek
vazgeçme ricat
vazgeçmek caymak, geçmek, terk etmek
vazgelmek vazgeçmek
vazıh açık, aydın, aydınlık, belli
vazife görev, işlev, ödev, vecibe, yevmiye
vaziyet durum, hâl, konum, tavır, yer
vazolunmak konulmak
ve ma
veba kolera
vebal günah
veca ağrı
vecibe borç, ödev, vazife
vecih çehre, yüz
veciz aydın, kıssa
veçhe semt, taraf, yön
veda etmek vedalaşmak
vedia emanet
vefalı vefakâr
vefasız hayırsız
vefasızlık hıyanet
vefat ölüm
vefat etmek ölmek
vehim evham, kuruntu
vehleten ansızın
vejetasyon ur
vekâlet bakanlık, nazırlık
vekil bakan, milletvekili, sözcü
vekillik bakanlık, vekâlet
veladet doğum
veledizina piç
velespit bisiklet
velet çocuk, oğul
velev eğer, hatta, velevki
velevki velev
veli ermiş, mukaddes, pak
velinimet ana, halaskâr, hami, havadar
veliyullah veli
velur kadife
velut barlı, mahsullü, verimli
veraset irsiyet, kalıtım
verdiş teamül
verecekli borçlu
veremli verem
vergici tahsildar
vergili verimli
veri bilgi, malumat
verilen maruz
verilmek çıkmak
verim mahsul, mahsuldarlık, randıman, semere
verimkâr verimli
verimli cömert, dişi, mahsuldar, mübarek, velut, zengin
verimsiz boş, çorak, kısır, sıfır, yetersiz
veriş alışveriş
verme tevdi
vermek ayırmak, bayılmak, çevirmek, dayamak, görmek, harcamak, hasretmek, iletmek, katmak, lütfetmek, ödemek, satmak, serpmek, tespit etmek, uzatmak
vermemek kesmek
versiyon sürüm, yorum
vertikal dikey
vesair diğer
vesika belge, senet
vesikalık fotoğraf vesika
vesile anahtar, bahane, fırsat, münasebet, sebep
vesvese evham, kuruntu
veteriner baytar
vetire süreç
veya veyahut, ya, yahut
veyahut veya, yahut
vezin ölçü, tartı
vezinli ölçülü
veziriazam sadrazam
vezne terazi
veznin ağır, ağırbaşlı, ciddi, ılımlı, oturaklı, vakur
vıcık vıcık değersiz, sıvık
vıcık vıcıklık yumuşaklık
vıcırdamak hareket etmek
vınlamak vıyıldamak
vıyıldamak vınlamak
vızıldamak sızlamak, sızlanmak
vızıldanmak sızlanmak, yakınmak
vızır vızır daima, hemişe
vızlamak vızıldamak
vibrasyon titreşim
vicdansız yüzsüz
vikaye etmek esirgemek, korumak
vilayet eyalet, il
vira etmek almak, toplamak
viraj büklüm, dönemeç, dönme
virajsız düz
viran berbat, harap
virane tufeyli, yıkıntı
viranelik yıkıntı
vişne albalı
vitrin camekan
viyak viyak ınga ınga
viyaklamak ağlamak, çığırmak
vizite hekim hakkı
vizyon görünüm, ülkü
vokal ünlü
voli kâr, kazanç, vurgun
volkan yanardağ
voltaj gerilim
vualet örtü
vukuat ahvalat, hadise
vukuf bacarıklık, bilgi, bilik
vukufsuz bilgisiz
vukufsuzluk bilgisizlik
vuraç raket
vurdum duymaz itinasız, lakayıt
vurgulamak nazara çattırmak
vurgun âşık, muhtekirlik, müptela, soygun, spekülasyon
vurgunculuk spekülasyon
vurma dayak, isabet
vurma işareti çarpı işareti
vurmak aksetmek, basmak, çakmak, çalmak, çarpmak, çekmek, çıkmak, dayamak, desteklemek, dokunmak, dövmek, düşmek, girmek, güllelemek, inmek, koymak, kurşunlamak, öldürmek, soymak, takmak, uygulamak, yansımak, yaralamak
vuru vuruş
vurulmak sevdalanmak
vurulmuş meftun
vurunmak koymak
vuruş darbe, tempo
vuruşma müsademe
vuruşmak çarpışmak, savaşmak
vuslat görüş
vuzu abdest
vuzuh açıklık, aşikârlık, aydınlık
vücut beden, cisim, gövde, ten, üst, üzeri, varlık
vürut gelme
wc tuvalet