Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |Y|
ya bes, evet, veya
yaban ıssız, vahşi, yabani
yabancı bigâne, ecnebi, el, garip, haricî, özge, yad
yabancılamak yadırgamak
yabanıl vahşi, yabani
yabanıllık vahşet
yabani tor, vahşi, yaban, yamyam
yabanlık kişilik
yabansı acayip, çirkin, kanunsuz, kötü
yaçın fotoğraf, kılık
yad özge, yabancı
yâd hatır
yâd zihin
yad el gurbet
yad eller gurbet
yâd etmek anmak, hatırlamak
yaddaş hafıza
yâddaş hatır
yadırgamak garipsemek, küllenmek
yadırgamaz olmak ısınmak
yadırganan acayip
yadırgatıcı tuhaf
yadigâr anı, armağan, hatıra
yadsıma inkâr
yağar yağmur
yağcı dalkavuk, yaltak
yağdanlık dalkavuk
yağday durum, hâl, vaziyet
yağdırmak sağlamak, savurmak, söylemek, vermek
yağı düşman, hasım
yağılık düşmanlık
yağır kel
yağış yağmur
yağışsız kurak
yağız esmer, siyah, yiğit
yağlı semiz
yağlı ip darağacı
yağlık çevre, mendil
yağma garet, soygun, soygunculuk, talan
yağma etmek yağmalamak
yağmak düşmek
yağmalamak garet etmek, talan etmek
yağmur bereket, bolluk, çokluk, siper, yağış
yağsız ince, zayıf
yahut veya, veyahut
yaka kenar, kıyı, sahil, semt, taraf, yakalık
yakacak yakıt
yakalamak anlamak, belirlemek, paketlemek, tutmak
yakalanmak kazanmak
yakalık yaka
yakarış dua
yakarma niyaz
yakarmak hahiş etmek, yalvarmak
yakasız gömlek kefen
yakasız mintan kefen
yakıcı dokunaklı
yakın DOĞRU
yakında geçenlerde, şimdi
yakınlar etraf
yakınlarında DOĞRU
yakınlaşmak yaklaşmak
yakınlığında sularında
yakınlık hususiyet
yakınma şikâyet
yakınmak ağlamak, koymak, sızlamak, sızlanmak, şikayet etmek
yakıntı şikâyet
yakışık uygunluk
yakışık almak düşmek
yakışıklı güzel, kıvrak, yaraşıklı
yakışıksız ekşi, münasebetsiz, müstehcen
yakışır uygun, yaraşıklı
yakışma tenasüp
yakışmak düşmek, gitmek, kaldırmak, yaraşmak
yakışmamış eğreti
yakıştırmak uydurmak, yormak
yakıt yakacak, yanacak
yakinen gerçekten, yakşıca
yaklaşan yakın
yaklaşık ortalama, tahminen, takriben, takribî
yaklaşmak benzemek, uğramak
yaklaştırmak tutmak
yakmak acıtmak, bestelemek, dağlamak, dökmek, kavurmak, mahvetmek
yakşı iyi, olur, peki
yakşı yol güle güle
yakşıca yakinen
yakşıca dövmek tepelemek
yakşılaşmak iyileşmek
yakut saha
yalabık güzel, ikiyüzlü, kaypak, parıltı, parlak, sevimli, şimşek, yakışıklı
yalabımak ışıldamak, parıldamak, parlamak
yalaka arsız, dalkavuk, sırnaşık
yalama olmak aşınmak
yalan dolma, mantar, uydurma
yalan danışma palavra
yalan yanlış karmakarışık, üstünkörü
yalancıktan yalandan
yalandan sureta, üstünkörü, yalancıktan
yalanlama tekzip
yalanlamak reddetmek, tekzip etmek
yalavaç peygamber
yalaz alaz, alev
yalçın dik, düz, kaygan, sarp
yaldırak parlak
yaldız zer, zerli
yaldızlama tezhip
yalgın serap
yalı sahil
yalım alev, şule
yalın alev, basit, bezeksiz, çıplak, dal, düz, sade
yalın durum mücerret
yalın kat basit, üstünkörü
yalıncak çıplak
yalınç basit
yalınlaşmak sadeleşmek
yalınlık açık
yalıtıcı yalıtkan
yallah git
yalman dik, sarp
yalnız ama, bir, hemen, sade, sadece, salt, tenha
yalnızca ancak, sadece, salt, sırf, tek, yalnız
yalnızlık vahşet
yalpak dalkavuk, uçurum
yalpalamak ırgalanmak
yalpı yamaç
yalpık yayvan
yaltak dalkavuk, şakşakçı, yağcı
yaltakçı yaltak
yaltaklanmak yılışmak
yaltaklık etmek yaltaklanmak
yalvaç peygamber
yalvarış rica
yalvarma niyaz
yalvarmak yakarmak
yamaç huzur, kat, ön
yamak kömekçi, nöker, yardımcı
yamalamak yamamak
yamamak yamalamak
yaman duman, huysuz, kötü
yamanlamak kötülemek
yamru yumru yumru
yamuk yumuk yamru yumru
yamulmak eğilmek
yamyam adamyiyen, vahşi, yabani
yamyaş sırılsıklam
yan cephe, cihet, huzur, kanat, kat, kenar, semt, taç, tali, taraf, üst, yer, yön, yüz
yan taraf böğür
yan yan yanlamasına
yan yana birlikte
yanacak yakıt
yanar döner janjan
yanarca meşale
yanardağ volkan
yanardöner alıştım yandım, janjan
yanaşma tutma
yandaki bitişik
yandaş taraftar
yandaşlık taraftarlık
yandırmak yakmak
yangı iltihap
yangılanmak iltihaplanmak
yangın âşık, coşkunluk, düşkün
yanık dokunaklı, duygulu, kebap
yanılarak yanlışlıkla
yanılgı hata, sehiv, YANLIŞ, yanlış
yanılma galat, hata
yanılmak aldanmak, atlamak, sürçmek
yanılmazlık isabet
yanıltı sehiv
yanında birlikte
yanında olmak desteklemek, yardımcı olmak
yanıt cevap, karşılık
yanıtlamak cevap vermek
yanka film
yankı akis, aksiseda
yankılanmak aksetmek, aksiseda vermek
yanlama çepine, eğrisine, köndelen, yanlamasına
yanlamasına yanlama
yanlar etraf
yanlış hata, sehiv, yanılgı
yanlışlık cürüm, hata
yanlışlıkla bilmeden, kazara, sehven
yanlışsız dürüst
yanmak çabalamak, parıldamak, parlamak
yanmış kebap
yansıma akis
yansımak aksetmek, ulaşmak, vurmak
yansıtmak aktarmak, iletmek
yansız bitaraf, tarafsız
yanşak geveze
yapabilmek yetişmek
yapak yapağı
yapamamak kalmak
yapan fail
yapay suni, yapmacık
yapı bina, bünye, kuruluş, mimari, örgü
yapı taşı esas, temel
yapı yeri şantiye
yapıcı olumlu
yapılanma oluşum
yapılanmak oluşmak
yapılaşmak oluşmak
yapılı iri
yapılış bünye, kuruluş, nitelik
yapılmak çıkmak
yapılmış mamul
yapım imal, inşa, inşaat
yapımevi imalathane
yapınmak özenmek
yapıp etmek yapmak
yapışkan bulaşık, tutkal, yapıştırıcı, zamk
yapışmak sarılmak, sataşmak, tutmak
yapıştırıcı yapışkan
yapıt eser, kitap, mahsul, yayın
yapma suni, yapmacık
yapmacık sahte, suni, yapay, yapma, zahirî
yapmacıksız içten, samimi
yapmak açmak, çıkarmak, davranmak, düzeltmek, etmek, gitmek, görmek, hareket etmek, ifa etmek, kılmak, kurmak, olmak, onarmak, tamir etmek, tutmak, uygulamak, yaratmak
yaprak varak
yaprak sigarası puro
yapraklanmak yeşermek
yaptırım ceza, müeyyide
yar uçurum
yâr dost, sevgili, tanıdık
yâr yardımcı
yara acı, cerahat, dert, üzüntü
yaradılış damar, fıtrat, hasiyet, hilkat, huy, mizaç, seciye, tabiat, tıynet
yaradılıştan taban, tabiaten
yarak silah
yaralamak incitmek, kırmak, vurmak
yaralanmak gücenmek, incinmek, kırılmak
yaramaz çapkın, haylaz, hınzır
yarar çıkar, elverişli, fayda, kâr, kazanç, menfaat, uygun
yararlanma istifade
yararlanmak anlamak, istismar etmek
yararlı hayır, iyi, olumlu
yararsız beyhude, boş, çöp, eğreti, faydasız, gereksiz, kısır, nafile
yaraşan layık, yaraşıklı
yaraşık uygunluk
yaraşıklı uygun, yakışıklı
yaraşır layık, şayan, uygun
yaraşırlık liyakat
yaraşmak gitmek, uymak, yakışmak
yaraşmayan uygunsuz
yaraştırma tensip
yaratan mucit
yaratıcı mucit
yaratık mahluk
yaratma halk
yaratmak yapmak
yarayan yarar
yarbay kaymakam
yardakçı elbir
yardım bağış, etki, himmet, iane, katkı, kömek, lütuf, medet, muzaheret
yardımcı muavin, yamak, yâr, yaver
yardımcı olmak desteklemek
yâren arkadaş
yârenlik muhabbet, sohbet
yargı hüküm, karar
yargı yeri mahkeme
yargıcı hakem
yargıç hakim
yargıevi mahkeme
yargılama eleştiri, muhakeme
yargılamak muhakeme etmek
yarık patlak, yara
yarılmak patlamak
yarım buçuk, eksik, noksan, sakat
yarım akıllı aptal
yarım yamalak eksik, elüstü, fevrî, tez, üstünkörü
yarımlık fıtık
yarın sabah
yarış koşun, rekabet, yarışma
yarışım yarışma
yarışlık pist
yarışma müsabaka, rekabet, yarış
yarıyıl dönem, sömestir, sömestre
yarlıgama bağışlama
yarlık ferman
yarma dövme, irmik
yarmak açmak, dilmek
yas matem
yasa kanun
yasa dışı gayrikanuni, illegal, kanunsuz
yasak haram, kadağan, memnu, yok
yasak etmek yasaklamak
yasakçı bekçi, nöbetçi
yasaklamak kadağan etmek, menetmek
yasal kanuni, meşru
yasalı kanuni
yasama kanunvericilik, teşri
yasasız kanunsuz
yaslamak dayak olmak, dayamak, söykemek
yaslanan müstenit
yaslanma istinat
yaslanmak dayanmak, güvenmek
yaslı acıklı
yasmık mercimek
yastamak dayamak, yaslamak
yastıklama yığma
yaş çağ, ıslak, kötü, taze, zor
yaşa yaşasın
yaşam hayat, ömür
yaşam biçimi hayat tarzı
yaşam öyküsü öz geçmiş
yaşama can
yaşamak durmak, duymak, geçinmek, geçmek, görmek, hissetmek, kalmak, oturmak
yaşantı hayat, hayat tarzı
yaşarmak ıslanmak
yaşasın yaşa
yaşayan canlı
yaşıt emsal
yaşlanmak büyümek, eskimek, ihtiyarlamak, kocamak
yaşlı ihtiyar, karı, koca, pinpon
yaşlı başlı olgun
yaşlılar yurdu huzurevi
yatak denk, döşek, mecra
yataklı yataklı vagon
yataklık karyola
yatalak tifo
yatay ufki
yatır evliya
yatırım maya, mevduat
yatırım yapmak maya koymak
yatırmak bastırmak, düzeltmek, harcamak
yatışma sükûnet
yatışmak durulmak, kırılmak, sakinleşmek, sakitleşmek
yatıştırıcı müsekkin
yatkın çürük
yatkın olmak yaraşmak
yatmak bulunmak, eğilmek, uyumak
yavan bilgisiz
yavanlaşmak yozlaşmak
yavaş ağır, alçak, hafif
yavaş olmak yavaşlamak
yavaş yavaş tedricen
yavaşça usulca
yavaşlamak tavsamak
yave boşboğazlık, cefengiyat
yaver yardımcı
yavru bala, çocuk, döl, evlat
yavşak sirke
yavuklu istekli, namzet, sevgili, sevimli
yavuz çetin, fena, güçlü, gürbüz, güzel, iyi, kötü
yavuzlanmak sertleşmek
yavuzlaşmak sertleşmek
yay keman, zemberek
yaya ayakla, geçici, piyade, yayan
yaya kaldırımı kaldırım
yayan ayakla, bilgisiz, naşir, piyade, yaya
yayçizer pergel
yaydırma tevzi
yaygara bağırtı, çığırtı, ses, şikâyet
yaygı pala, sergi
yaygın geniş
yayık kovan, yayvan
yayılma istila
yayılmak aksetmek, büyümek, çıkmak, çökmek, otlamak, sirayet etmek, sıvışmak, sızmak, yansımak, yaygınlaşmak
yayılmış yayık
yayım neşir
yayımcı naşir, tabi
yayımlamak açıklamak, çap etmek, çıkarmak, neşretmek
yayımlanmak çıkmak
yayın eser, neşriyat, yapıt
yayınevi neşriyat
yayınmak tüymek
yaylak otlak
yaylım otlak
yayma neşir, teşmil, tevzi
yaymaca propaganda
yaymak neşretmek, vermek, yazmak
yayvan yayık
yaz bahar, ilkbahar
yazar edip, kalem, muharrir, müellif
yazboz tahtası kara tahta
yazgı alın yazısı, hayat, kader, takdir, yazı
yazı alfabe, hat, kır, makale, mektup, ova, yazgı
yazı tahtası kara tahta
yazı yaban kır, ova
yazıcı yazar
yazığı gelmek acımak
yazıhane büro
yazık günah
yazıklanma teessüf
yazılmak geçmek, girmek, kaydolmak, sevmek
yazım imla
yazın edebiyat
yazınsal edebî
yazışma haberleşme, muhabere
yazıt hatıra, kitabe
yazma çit, değirmi
yazmak açmak, kaydetmek, sermek, söylemek
yazman kâtip
yeçim çözüm
yeçmek çözmek
yedek ihtiyat, redif, yular
yedinci sanat sinema
yedirmek beslemek
yegâne biricik, tek
yeğ daha güzel, daha yakşı
yeğen bacı oğlu, kardeş oğlu
yeğin baskın, iyi, katı, üstün
yeğinlik şiddet
yeğleme tercih
yeğni hafif
yeis ümitsizlik, üzüntü
yek bir, tek
yekdil mutabık
yekdillik mutabakat
yeke iri, kocaman
yekinmek davranmak, kımıldamak
yekpare bütün
yeksan bir, düz, eşit
yekta tek
yekten birden, birdenbire, derhal
yekûn toplam
yekün toplam
yel rüzgar, rüzgâr
yele perçem
yeleç havadar
yeleken havadar
yeleme havai
yelken yelkenli
yelkenli yelken
yelkovan akrep
yellemek sallamak
yellencek salıncak, tahterevalli
yelletke fan, vantilatör
yelsemek bayatlamak
yeltenmek demek, kalkmak, meyletmek, özenmek
yem olta
yeme yiyecek
yemeden içmeden hemen
yemek aş, batmak, çizmek, dalamak, delmek, ekmek, harcamak, ısırmak, kemirmek, lokma, mahvetmek, oymak, taam, tüketmek
yemeni çit, değirmi
yemin ant
yemiş incir, kavun, meyve, semere
yemlemek beslemek
yemlik rüşvet
yengeç harçenk
yengi galebe, galibiyet, zafer
yeni acar, gıcır gıcır, henüz, sıfır
yeni ay hilal
yeni baştan yeniden
yeniden gene, tekrar, yine
yenik mağlup
yenilenmek canlanmak
yenilgi bozgun, hezimet, mağlubiyet
yenilik haber
yenilme yenilgi
yenilmek kaybetmek
yenirce frengi
yenişmek çekişmek
yenitüreme ur
yenmek aşınmak, bastırmak, bozmak, çommak, ezmek, haklamak, kazanmak, tutmak
yenmiş muzaffer, yenik
yenün gazete
yepelek narin, zarif
yepyeni görülmemiş
yer alan, arazi, arsa, arz, belde, bucak, durum, dünya, görev, iz, konum, mahal, makam, mekân, mevki, mevzi, nokta, önem, taraf, ülke, vaziyet, yan, zemin
yer biçimleri engebe
yer bilimci jeolog
yer bilimi jeoloji
yer kabuğu yeryüzü
yer sarsıntısı deprem
yer sıçanı köstebek
yer yağı petrol
yer yuvarı dünya
yer yuvarlağı dünya
yeraltı aykırı
yerdegezen yılan
yerden bitme türedi
yere devrilmek düşmek
yeregeçen havuç
yerel mahalli, mevzii
yerey arazi
yergi hiciv
yerinde iyi, münasip, şık, uygun, yeterli
yerindelik isabet
yerinme teessüf
yerinmek hayıflanmak
yerkökü havuç
yerküre dünya
yerleşik oturak, oturmuş
yerleşim iskân
yerleşme istikrar, teessüs
yerleşmek oturmak
yerleşmiş oturmuş
yerleştirme düzen, iskân
yerli evcil
yerme gıybet
yermek geçmek, pislemek, sövmek, tiksinmek
yersiz abes, anlamsız, fuzuli, uygunsuz
yersiz hareket gaf
yersiz iş gaf
yeryüzü arz, dünya, küre, zemin
yeşermek patlamak
yeşillenmek yeşermek
yetenek istidat, kabiliyet, kapasite, kudret
yetenekli mahir
yeteneksiz zayıf
yeter bes, kâfi
yeter olmak çıkışmak, dayanmak, gitmek
yeter sayı nisap
yeterli yerinde
yeterli olmak kifayet etmek
yeterlik kifayet
yeterlilik ehliyet, kifayet, liyakat
yetersiz dar, yoksul
yetersizlik zaaf
yeti bellek
yetik olgun, yetişmiş
yetim öksüz
yetinme idare, iktifa, kanaat
yetinmek avunmak, kalmak, kani olmak, kanmak, kifayetlenmek
yetirmek idare etmek, tamamlamak
yetişek eğitim
yetişkin büyük, yetişmiş
yetişme gelme
yetişmek bitmek, büyümek, dayanmak, erişmek, gelişmek, gitmek, idare etmek, olmak, öğrenmek, takip etmek, ulaşmak, uzanmak, üremek, varmak, vasıl olmak
yetişmemiş gök
yetişmiş olgun, yetişkin
yetiştirici müstahsil, üretici
yetiştirmek beslemek, iletmek, tamamlamak, yapmak
yetke kuvvet, sulta
yetki mezuniyet, salahiyet
yetkili mezun
yetkin kâmil, mükemmel, olgun, tam
yetmek çıkışmak, gitmek, idare etmek, kifayet etmek, ulaşmak
yevmiye vazife
yeygi yem
yezit hilekâr, sahtekâr
yezne damat, enişte, güvey
yığılışma izdiham
yığılışmak toplanmak
yığılma izdiham
yığılmak birikmek, kümelenmek, toplanmak, yıkılmak
yığın küme, kütle, sel, tepe, toplu
yığıncak meclis, toplantı
yığınla çok
yığıp bağlamak paketlemek
yığışmak birikmek, üşüşmek
yığma karma
yıkamak yumak
yıkı harabe
yıkık harap, tufeyli, viran
yıkılma yıkıntı
yıkılmak düşmek, göçmek, inmek, yığılmak, yok olmak
yıkılmaz sağlam
yıkım yıkıntı
yıkıntı enkaz, göçük, virane, viranelik
yıkışmak güreşmek
yıkkın harap
yıkma tahrip
yıkmacı yıkıcı
yıkmak bozmak
yıl sene
yıldırak şimşek
yıldıramak parıldamak
yıldırı tedhiş
yıldız baht, kuzey, şans, talih
yıldız falcısı müneccim
yıldızlı açık, duru
yılgı dehşet
yılgın bozgun
yılgınlaşmak tükenmek
yılışmak yaltaklanmak, yüze gülmek
yılmak bıkmak, korkmak, usanmak, ürkmek
yıprak eski
yıpramak incelmek
yıpranmak aşınmak, eskimek
yıpranmamış körpe
yıpranmış külüstür
yır ezgi, nağme, şiir, türkü
yırtıcı mahir
yırtık patlak, pejmürde
yırtıkça becerikli, girişken, hafifmeşrep, oynak
yırtılmak atmak
yırtılmış utanmaz, yırtık
yırtmak bastırmak, yok etmek, zorlamak
yısa etmek çekmek
yıvışık ıslak, kaygan, yapışkan, yılışık
yiğit atak, dayı, efe, er, gözü pek, kahraman, mert
yiğitçe yiğit
yiğitlik cesaret, erdem, kahramanlık, şecaat
yilbik sara
yine gene, tekrar, yeniden
yinelemek tekrar etmek, tekrarlamak
yinelenmiş mükerrer
yirik yırtık
yitik kayıp
yitikler zayiat
yitim kayıp
yitirilmiş yitik
yitirmek kaybetmek, kaybolmak
yitme kayıp
yitmek kaybolmak, sönmek, yok olmak
yiyecek kayıt, rızık, taam
yiyici obur
yobaz bağnaz
yoğalmak yok olmak
yoğaltıcı tüketici
yoğaltım tüketim
yoğaltmak tüketmek
yoğrulmak yamulmak
yoğun ağır, çok, derin, dolu, iri, kaba, kalın, kesif, koyu, sıkı, sıkışık, şişman, tombul
yoğunlaşmak kaynamak
yoğunlaştırma teksif
yoğunluk deniz, kesafet, kıvam, trafik
yoğurt katık
yoğurt çiçeği papatya
yoğuşmak yoğunlaşmak
yok bilakis, değil, yasak
yok etmek almak, bağlamak, gidermek, kavurmak, kazımak, kırışmak, kırmak, mahvetmek, silmek, temizlemek, yırtmak
yok olmak batmak, çıkmak, dağılmak, erimek, kaçmak, sönmek, yıkılmak, yitmek
yok yoksul fakir
yoklama kontrol, muayene, prova
yoklamak aramak, araştırmak, bakmak
yokluk ihtiyaç, kesat
yoksul çorak, fakir, fukara, kembağal, parasız, sefil, yetersiz
yoksulluk ihtiyaç, sefalet, zaruret
yoksun mahrum
yoksunluk mahrumiyet
yoksuz yoksul
yokuş çıkış
yol defa, erkân, ezgi, gaye, hat, hız, kere, kez, maksat, metot, minval, muamele, reçete, sefer, sırat, sistem, suret, şekil, tarz, uğur, usul, vadi, yöntem
yol ayrıcı çatal
yol azığı yolluk
yol halısı yolluk
yol sakçısı trafik polisi
yol uğrağı uğrak
yola gitmek uyuşmak
yola gitmeyen geçimsiz
yolagitmez huysuz
yolak patika
yolcu geçici
yolcu etmek göndermek
yolculuk gezi, sefer, seyahat, yol
yoldan çıkartma iğfal
yoldan sapma dalalet
yoldaş arkadaş, dost, eş
yoldaşlık refakat
yolkesen harami
yollamak atmak, çekmek, çıkarmak, göndermek, sunmak
yollanmak yürümek
yolmak almak
yolsuz uygunsuz, yersiz
yolsuzluk sahtekârlık
yolukucu bulaşıcı
yoluna için
yonmak yontmak
yontmak kesmek
yontu heykel
yordam çalım, kılavuz, yardımcı
yordamlı becerikli, yakışıklı
yorgan denk
yorgun harap, turşu
yormak üzmek
yortmak koşmak
yorum şerh, tefsir
yorumlama şerh, tabir, tefsir
yorumlamak açıklamak, yormak
yorumlanmak yorulmak
yoz adi, bayağı, bozulmuş, kaba, kısır
yozlaşmak bozulmak
yozlaşmış yoz
yön cephe, cihet, husus, istikamet, semt, taraf, veçhe, yan
yöndemci haydavcı, sürücü, şoför
yönelik müteveccih
yönelmek dönmek, gelmek, tutmak
yönelteç direksiyon
yöneltme tevcih
yöneltmek çevirmek, vermek
yönerge talimat
yöneten müdür
yönetici rehber
yönetilebilir güdümlü
yönetim dümen, el, idare
yönetimsel idari
yönetmek çevirmek, idare etmek, kullanmak
yönetmelik talimat
yönetmen müdür
yönlendirilebilen güdümlü
yönlü uygun
yönseme temayül
yöntem erkân, metot, muamele, politika, reçete, seçenek, sistem, usul, yol
yöntemince resmen
yöntemlilik karar
yöntemsiz uygunsuz
yöre civar, etraf, mahal, muhit, ön, taraf
yöresel mevzii, yerel
yötel öksürük
yötelmek öksürmek
yubatmak alıkoymak
yuf tuf, yuh
yufka ince, katlama, zayıf
yufkalık az
yuh yuf
yuha yuh
yuhalamak itiraz etmek, tuf tuf etmek
yukaç semer
yular yedek
yumak yıkamak
yumru ukde, yamru yumru
yumruk baskı
yumuk tombul
yumulmak atılmak, girişmek, saldırmak
yumuşak hafif, hoş, müsamahakâr, sessiz, tatlı, uysal
yumuşaklaşmak yumuşamak
yumuşaklık letafet, müsamaha
yumuşamış vıcık vıcık
yunak hamam
yurt dar, diyar, el, emlak, il, konut, mekân, memleket, vatan
yurtlandırma iskân, yerleştirme
yurtlanma iskân
yurttaş vatandaş
yurttaşlık vatandaşlık
yutmak aldanmak, almak, inanmak, kanmak, katlanmak
yutturmak aldatmak
yuva in
yuvalamak dürmek
yuvalanmak toplanmak
yuvarlak değirmi, tombul, toparlak
yuvarlamak devirmek
yuvarlanmak düşmek, gitmek
yüce büyük, ulu, ulvi, yüksek
yücelmek yükselmek
yüğrük çevik, güçlü
yüğürmek koşmak
yük denk, engel, eşya, gaile, yüklük
yük makinası kamyon
yük odası yüklük
yüklem haber
yükleme doldurma, isnat
yüklenici müteahhit
yüklenmek taşımak, üstlenmek, yıkılmak, zorlamak
yüklü gebe, varlıklı
yüklük yük
yüksek faik, güçlü, koca, yüce
yüksek sosyete cemiyet
yükseklik irtifa, yükselti
yüksekokul ali mektep
yükseköğretim ali tahsil
yükselme terakki, terfi
yükselmek artmak, çıkmak, çoğalmak, fiyat, parıldamak, sivrilmek, yücelmek
yükselti irtifa, rakım, tümsek, yükseklik
yükseltme terfi
yükseltmek kaldırmak
yüksünmek tembellik etmek, üşenmek
yüküm zor
yükümlü borçlu, memur, mükellefiyetli
yülüme tıraş
yüngül hafif, üstünkörü
yürek cesaret, ciğer, dil, gönül, iç, içeri, kalp, karın, kupa, mide, sadır, sine
yürek darlığı sıkıntı, üzüntü
yürekli cesaretli, cesur, cüretli, kabadayı, korkusuz
yüreklilik cüret, güven, yürek
yüreksiz ödlek
yürekten candan, içten
yürümek çıkmak, değişmek, geçmek, gezmek, gitmek, hareket etmek, hücum etmek, ilerlemek, işlemek, kaplamak, ölmek, saldırmak
yürürlük faaliyet, hareket, iş
yürüteç örümcek
yürütme icra
yürütmek çalmak, çekmek, olmak, uygulamak
yürütüm infaz
yürüyerek yayan
yürüyüş seyir
yüz beniz, bet, çehre, kap, kopya, satıh, sima, surat, suret, taraf, utanma, üzeri, yan, yüzey
yüz etmek ısmarlamak
yüz kiri yüz karası
yüz ölçümü yüz sathı
yüz sathı yüz ölçümü
yüze gülmek yılışmak
yüze gülücü ikiyüzlü, riyakâr
yüzer top şamandıra
yüzey satıh, üst, üzeri, yüz
yüzey şekilleri engebe
yüzeysel gelişigüzel, sathi
yüzlemek kaplamak
yüzmek durmak, soymak
yüznumara ayakyolu, tuvalet
yüzsüz arsız, utanmaz, vicdansız
yüzük kaşı çepçevre, çepeçevre
yüzük oyunu yüzük
yüzüstü yüzükoyun
yüzüyola uslu, uysal
yüzyıl asır