Eş Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler Sözlüğü |Z|
zaaf düşkünlük, zayıflık
zabıt tutanak
zabıtname tutanak
zabit subay
zade evlat, oğul
zadegân sosyete
zafiyet güçsüzlük, zayıflık
zahimli haşin
zahir açık, belli, elbette, görünüş, şüphesiz
zahir olmak belirmek
zahiren şeklen
zahirî yapmacık
zahmet çile
zahmetkeş emekçi
zahmetli emekli, güç
zahmetsiz kolay
zait artı, fazla, gereksiz
zakkumlaşmak acılaşmak
zalim cellat, katı
zalimce acımasız
zaman bugün, çağ, dakika, devir, devran, dönem, gün, mevsim, saat, vakit
zamanında eskiden
zamanlamak hesaplamak, nazara almak
zamazingo dost, metres
zamin kefil
zaminlik kefalet
zamir adıl, ivazlık
zamk yapışkan
zamkinos dost, metres
zamkinos etmek kaçmak
zammetmek katmak
zampara avratbaz, keskin
zan güman
zanaat pişe, sanat
zanaatçı zanaatkâr
zanaatkâr sanatkâr
zangır zangır tir tir
zangırdamak titremek
zannetmek sanmak
zanneylemek sanmak
zapt etmek tutmak
zaptiye jandarma
zaptiye memuru zaptiye
zar cidar, çeper, perde
zarafatçıl muzip
zarafet incelik, nezaket, zariflik
zarafetli zarif
zarar hasar, hüsran, zayiat, ziyan
zarar ederek zararına
zarar etmek yitirmek
zarar vermek dokunmak
zararına zarar ederek
zararlı kötü, muzır, olumsuz, pis
zarf kap, kılıf, sarma
zarif ince
zariflik zarafet
zaruret icap, sıkıntı
zaruri elzem, gerekli, zorunlu
zat adam, kendi, kişi, nesne, öz, şahıs, şey
zaten doğrusu, esasen
zati zaten
zatî kişisel, özel
zatlar zevat
zavallı âciz, biçare, fakir, fukara, gariban, garip, miskin, perişan
zaviye açı, bucak, köşe
zayıf çelimsiz, ince, kuru, yufka
zayıflamak daralmak, incelmek, kurumak, süzülmek
zayıflık zaaf, zafiyet
zayi boş, kayıp, yararsız
zayi etmek kaybetmek, yitirmek
zayi olmak kaybolmak, yitmek
zayiat zarar, ziyan
zeban dil
zebun âciz, zayıf
zebunlaşmak zayıflamak
zecren zorla
zedelenmek vurma
zehir acı, ağı, keder, ot, sıkıntı, zıkkım
zehirlemek sokmak
zehle döken illet
zehretmek sıkmak, üzmek
zekâ dirayet, feraset, kafa
zekâlı zeki
zeki uslu
zelzele deprem
zem yergi
zemberek yay
zemin dayanak, döşeme, dünya, ortam, taban, temel, yer, yeryüzü
zemmetmek kınamak, kötülemek, yermek
zen kadın
zendost zampara
zeng çan, çıngırak, zil
zeng etmek telefon etmek
zeng sesi zil
zengin gösterişli, kibar, varlı, varlıklı, varsıl, verimli
zenginleşmek kalkınmak, palazlanmak
zenginlik kudret, varlık
zenne kadın
zer altın, yaldız
zerer sakınca
zerger kuyumcu
zerli yaldız
zerrin sarı
zerzele deprem
zerzevat sebze
zevahir görünüm, görünüş
zeval kabahat, öğle, sorumluluk, suç
zevat adam, şahıs
zevce hatun, karı
zevç er, hayat yoldaşı, koca
zevk beğeni, eğlence, haz, keyif, lezzet, sefa, tabiat, tat
zevk etmek eğlenmek
zevklenmek eğlenmek, hoşlanmak
zevkli leziz, meraklı
zevküsefa eğlence
zevzek geveze
zevzeklik herze
zeybek efe
zeybek havası zeybek
zeyil ek
zeyrek uyanık, zeki
zeyreklik zekâ
zıbarmak gebermek, ölmek
zıddına aykırı
zıddiyet çelişki, tenakuz, uyuşmazlık
zıkkım ağı, zehir
zımba delgeç
zımbalamak öldürmek
zımbırtı zırıltı
zımnında için
zımni gizli, içerik, kapalı
zıngıl zıngıl zangır zangır
zıngıldamak zangırdamak
zıngır zıngır zangır zangır
zıngırağı çıngırak
zıngırdamak zangırdamak
zıpçıktı gafleten, gözlenilmeden, türedi
zıpzıp bilye
zırdeli çılgın
zırıldamak zırlamak
zırıldanmak zırıldamak
zırlamak zırıldamak
zırnık metelik
zırt fırt zırt pırt
zırt zırt zırt pırt
zırtlak yavan
zırva boş söylemek, boşboğazlık, cefengiyat
zırvalamak boşboğazlık etmek, cefengiyat söylemek, saçmalamak
zıt akis, aksi, karşı, karşıt, ters
zıt olmak çelişmek
zıtlık tezat
zıvanasız kaçık
zıypak kaygan
zibil çöp
zifaf gerdek
zifiri kapkaranlık, karanlık, zulmet
zifos boş, yararsız
zift katran
ziftlenmek yemek
zihayat canlı, dinç, neşeli
zihin an, bellek, bilinç, dimağ, hatır, kafa, yâd
zihince zihnen
zihinden zihnen
zihniyet kafa
zikıymet değerli, kıymetli
zikredilen mezkûr
zikretmek anmak
zikrolunan mezkûr
zil zeng, zeng sesi
zilli bebek şakşakçı
zilli maşa edepsiz, şirret
zindan örs
zinde canlı, dimdik, dinç, diri, gümrah, sağlam
zindelik dinçlik
zinhar sakın
zir alt, aşağı
zir zibil çer çöp
zira çünkü
ziraat ekincilik, tarım
zirizemin bodrum
zirve doruk
zirzibil çöp, süprüntü
ziya aydınlık, ışık, nur
ziyadar ziyalı
ziyade fazla
ziyafet şölen, toy
ziyalı aydın, aydınlık, münevver
ziyan hasar, hüsran, zarar, zayiat
ziyan etmek ekmek, heba etmek, heder etmek
ziyaret görüşme
ziyaret etmek görmek
ziyasız karanlık
ziynet bezek, süs
zor baskı, cebir, çetin, emekli, güç, kuvvet, müşkül, sıkıntı, yaş, zorla
zor alım müsadere
zoraki zorla
zorba derebeyi
zorbalık tahakküm
zorla zor, zoraki
zorlamak sıkmak, üstelemek, yırtmak
zorlamasız içten, kolay
zorlaşmak daralmak
zorlayıcı mücbir
zorlayış cebir
zorlu dayanıklı, güçlü, kızgın, kuvvetli
zorluk külfet, müşkül, zahmet
zorlukla güç
zorluklar müşkülat
zorunlu çaresiz, mecbur, mecburi, zaruri
zorunluluk zaruret
zuhur etmek belirmek
zula etmek aşırmak, çalmak, gizlemek, saklamak
zulmeden zalim
zulmet karanlık, zifiri
zulmetmek kıymak
zulüm cefa, eziyet
zübde öz
züğürt hasta, kembağal, pulsuz
zühul hata
zükâm nezle
zül alçaklık, düşkünlük, eclaflık, rezillik
zülfüyâr zülüf
zümre camia, cins, grup, takım, topluluk, tür
zürriyet çocuk