CEMŞÎD

İran'ın mitolojik şahlarındandır. Bir gün, başına muazzam bir taç takarak büyük bir tahta oturuyor. O günü Nevruz adıyla bayram günü ilan ediyorlar. Bir rivayete gö­re şarabın mucidi Cemşid'di. Sarayda sürekli baş ağrısından şikayet eden, -başka rivayette de Cem'in kendisine kızarak öldürmek için üzüm sularının biriktirildiği depoya atılmış- bir cariye varmış. Cariye bu zehirli suyu içerek ölmeye karar ver­miş ve içmiş. Tabi içer içmez de uykuya dalmış. Uyandığında ne başı ağrıyormuş ne de üzerinde bir ağırlık görmüş. Aksine şen, mutlu ve huzurluymuş. Durumu Cem'e iletmişler ve böylece şarap bulunmuş. Şarabın mucidinin Cem olduğunun söylenmesine rağmen Şehname’de böyle bir anlatı yoktur. Yine Cemşid'e nisbet edilen sihirli bir alet de vardı ki adına Câm-ı Cihan-nümâ denirdi. İnanışa göre, bakıldığında dünyanın dört bir tarafı bu aletten görülebilirdi. Rivâyete göre bu ka­deh, temsilî yedi madenden yapılmıştır. Divan edebiyatında Câm-ı kîtî-nümâ adıyla da anılır. Cem kelimesi; Hüdhüd, Asaf, mûr kelimeleriyle beraber kullanıl­dığında Süleymân Peygamber kastedilmiş olurdu. Hüdhüd, Âsâf, mûr kelimeleriy­le kullanıldığından ve Süleymân peygamberle ilgili atıflara bulunduğundan dolayı aşağıda Şeyhî'nin beyitinde geçen Cem kelimesi, Süleymân mânâsınadır:

Hüdhüdün hayretini Âsâf-ı Cem-kadr'e yetür

Nâlesin mûrçenün sem'-i Süleymâna irür

(Şeyhî)

İçki içilen meclisler bezm-i Cem veya meclis-i Cem olarak anılırdı. Cem'in şara­bın mucidi olması, ilk şarap meclisini onun kurması bu inancın yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bâkî, övdüğü kişiden bahsederken, onun meclisinin mükemmelliğin­den bahsediyor ve bu muhteşem meclisi, böylesi meclisleri ilk kez düzenleyen Cemşid'in rüyasında bile görmediğini söylüyor:

Murassa camlarla bir aceb şâhâne meclisdür

Düşinde görmedi Cem böyle işret-hâne-i zîbâ

(Bâkî)