BÂKÎ GÜLDESTESİ
GAZEL
Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür
Sun cür'a-i câm-ı lebün kim âb-ı hayvan teşnedür

Can la'lin eyler ârzu yâr içmek ister kanumı
Yâ Rab ne vadîdür bu kim can teşne cânân teşnedür

Âb-ı zülâl-i vasluna muhtâc tenhâ dil degül
Hâk üzre kalmış huşk-leb deryâ-yı umman teşnedür

Bezm-i gamında cân ü dil yandı yakıldı sâkıyâ
Depret elün sür ayagı meclisde yârân teşnedür

Cânâ zülâl-i vaslunı agyâr umar uşşak umar
Âb-ı sehâb-ı rahmete kâfir müselman teşnedür

Giryân o Leylî-veş nola sahrâya salsa Bâkî'yi
Mecnûn'un âb-ı çeşmine hâk-i beyâbân teşnedür 
GAZEL
Câmehâb ol âfeti aldukça tenhâ koynına
Sanuram ebrün girer mâh-ı şeb-ârâ koynına

Subhdem iy fâhte bîhûde efgân eyleme 
Çün girersi her gice bir serv-i bâlâ koynına

Niçün ağlarsın felekden bilsem iy şebnem seni 
Girmesen bâri hele bir verd-i ra'nâ koynına

Dür dişün vasfında şi'rüm defterin gördi meger
Kim sadef mecmûasını aldı deryâ koynına

Ruhlarun şevkiyle pür-dâg itdi Bâkî sînesin
Bir avuç berg-i gül-i ter koydı gûyâ koynına
GAZEL
Elemin Kaysa kıyâs itme dil-i mahzûnun
Aklı yoğ idi ne derdi var idi Mecnûn'un

Ey ser-efrâz geçen kimse ne gaddar idügin
Boşuna tokunacak anlayasın gerdûnun

Zîr-i hâk olsa gerek menzilün âhır n'idelüm
Mâline mâlik imişsin tutalum Kârun'un

Mey-i râhat dileyü çekme gam-ı devrânı
Câm-ı gül-reng yiter sana dil-i pür-hûnun

Yâre arz eyleyemez çehre-i zerdin Bâkî
Virdügi rengi görün ana mey-i gül-gûnun
GAZEL
Ezelden şâh-ı ‘aşkın bende-i fermânıyuz cânâ
Muhabbet mülkinün sultân-ı ‘âlî şânıyuz cânâ

Sehâb-ı lutfun âbın teşne-dillerden dirîg itme
Bu deştün bagrı yanmış lâle-i nu’mânıyuz cânâ

Zamâne bizde gevher sezdigiçün dil-hırâş eyler
Anunçün bagrımuz hûndur m’ârif kânıyuz cânâ

Mükedder kılmasun gerd-i küdûret çeşme-i cânı
Bilürsün âb-ı rûy-ı milket-i ‘Osmâniyüz cânâ

Cihânı câm-ı nazmum şi’r-i Bâkî gibi devr eyler
Bu bezmün şimdi biz de câmî-i devrânıyuz cânâ
GAZEL
Her cefâ kim eyledün geldi vefâlar bilmiş ol
Rûha râhatdur gamun câna safalar bilmiş ol

Gerçi ser-gerdân idüp saludn belâ gird-âbına
Yüz çevürmezler kadimî âşinâlar bilmiş ol

Yanuna kalur ne kılsan padişehsin dostum
Şânuna lâyık degül ammâ cefâlar bilmiş ol

Rişte-i cânumda zülfün bir girih bend itdi kim
Halline kâdir degül müşkil-güşâlar bilmiş ol

Pister-i hicrânda dâim zâr ü bîzâr olmada
Ölmege cânlar virürler mübtelâlar bilmiş ol 

İltifâtun Bâkî'yi dünyaya mahsûd eyledi
Hep senündür çekdügi derd ü belâlar bilmiş ol
GAZEL
Nevbahâr oldı gelün azm-i gülistân idelüm
Açalum gonca-i kalbi gül-i handân idelüm

Komayup lâle gibi elden ayağı bir dem 
Mest olup gonca-sıfat çâk-i girîbân idelüm

İçelüm lâl-i müzâbı saçalum cür'aları 
Hâk-i gülzârı bugün kân-ı Bedehşân idelüm

Menzil-i ayş ü tarab hurrem ü âbâd olsun
Yakalum zerk ü riyâ deyrini vîrân idelüm

Okısun vasf-ı ruh-i yâr ile Bâkî şi'rin
Bülbül-i gülşeni meclisde gazelhân idelüm
GAZEL
Söylemez küsmiş bana cânâna söylen söylesün
Neyledüm ol yârı âlîşâna söylen söylesün

Nâz-ıla güftâra gelmezse helâk eyler beni 
Ol cefâ vü cevri bî-pâyâna söylen söylesün

Derd-i aşkı gayrdan sorman ne bilsün çekmeyen
An yine âşık-ı nâlâna söylen söylesün

Hârı zahmından neler çektüğümi gülzârda
Bâg-bân bülbül-i giryâna söylen söylesün

Bâkıyâ dil durmasun güftâra tâkat kalmadı
Vaktidür ol hüsrev-i devrâna söylen söylesün
GAZEL
Bâd şol dem ki gubâr-ı reh-i cânân getürür
Nazar-ı ehl-i dile kühl-i Sıfâhân getürür 

Göricek mu’cize-i nakşını sûretger-i Çîn
Götürüp hâme-sıfat barmagın îmân getürür 

Çihresinden lebi yâdıyla gelür dil gûyâ
Şarkdan hâce gelür la’l-i Bedahşân getürür 

Eşk-i hasret yüzümüz âl ider añdukça lebin
Mey-i gül-gûn içerüz beñzümüze kan getürür 

Zülfi endîşesine varma sakın ey Bâkî 
Anda mecmu’ ileden ‘aklı perîşan getürür
GAZEL
Dergâh-ı Hakk'a derd ile âşık niyâzda
Bâtıl tasavvur itmede zâhid namazda

Uşşâk-vâr şevkile huccâc raks ider
Âheng-i âh ü nâlelerümden Hicâz'da

Aşkunla Zühre çerhde gerdun semâda
Hurşîd ü Mâh şevk ile sûz güdâzda

Üftâdeler şikeste vü mecrûh ü pâymâl 
Hûbân semend-i nâza binüp tek ü tâzda 

Bâkî karîn-i firkatün olmak revâ mıdur
Akrân içinde böyle iken imtiyâzda
GAZEL
Düşse zülfinden arak ruhsâr- cânân üstine
Gûyiyâ şebnem düşer gülberg-i handân üstine

Bulmaz ol ruhsâr ile ol kadd-i zîbâ hâletin
Bağlasan bir deste gül serv-i hırâmân üstine

Kâküli sanman görinen tâir-i devlet Hümâ
Sâye salmışdur o şâhenşâh-ı hûbân üstine

Niçün ol hurşîd-i âlemtâba öykindün diyü
Mâh-ı nev hançer çeker mihr-i dirahşân üstine

Zîr-i zülfünde görenler hattunı ebr-i bahâr 
Sâye salmış sandılar sahn-ı gülistân üstine

Gam degül gelse dile Bâkî peyâpey derd ü gam
Eksük olmaz tekyedür mihmân mihmân üstine
GAZEL
Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni 
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni 

Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip 
Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni 

Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin 
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni 

Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben 
Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni 

Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem 
Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni
GAZEL
Müje haylin dizer ol gamze-i fettân saf saf
Gûyiyâ cenge girer nîze-i güzâran saf saf

Seni seyr itmek içün reh-gezer-i gül-şende
İki cânibde durur serv-i hırâman saf saf

Leşker-i eşk-i firâvan ile ceng eylemeğe
Gönderir mevclerin lücce-i ummân saf saf

Gökde efgân iderek sanma geçer hayl-i kuleng
Şekl-i sakkada gezer dîde-i giryân saf saf

Câmi içre göre tâ kimlere hem-zânûsın
Şekl-i sakkâda gezer dîde-i giryân saf saf

Ehl-i dil derd ü gamun ni'metine müstağrak
Dizilürler keremün hânına mihmân saf saf

Vasf-ı kaddinle hırâm itse 'alem gibi kalem
Leşker-i satrı çeker defter ü dîvan saf saf

Kûyin etrâfına uşşak dizilmiş gûyâ 
Harem-i Kâ'be'de her cânibe erkân saf saf

Kadrini seng-i musallâda bilüb ey Bâkî
Durub el bağlayanlar karşuna yâran saf saf
GAZEL
Dil derdini gamınla dil-afkar olan bilir
Bîmâr halini yine bimar olan bilir

Aşkın gamıyla sırrını eşk-i revânımın
Cûyâ-yı yâr âşık-ı dîdâr olan bilir

Asîb-i rüzgârı gülistan-ı dehrde
Sen serv-i gül-izara hevâdar olan bilir

Can acısını haste-i derd-i firâk olup
Dildâde-i nigâr-ı sitemkâr olan bilir

Sevdâ-yı zülf-i yâr ile Bâkî ne çekdiğin
Bend-i kemend-i aşka giriftâr olaln bilir