KAZAK ABDAL GÜLDESTESİ
BENİM PİRİM HACI BEKTAŞ VELİ'DİR
Benim pirim Hacı Bektaş Veli'dir 
Pirim piri Şahımerdan Ali'dir 
Seyyit Ali Sultanın kendisidir 
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Erenlerin lokmasından yer isen 
Gerçek imamların aslı der isen 
Dinle pendi sana derim er isen
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Arslan gibi apıl apıl yürüyen 
Kendi özün Hak sırrına bürüyen 
Kepenegin yanı sıra yürüyen 
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Mümin olan lokmasını yedirir 
Her sözleri rumuz ile bildirir 
Gümansız bil anı gerçek Velidir 
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Kızıl Deli ocağında uyanan 
Baştan başa yeşillere boyanan 
Varıp pirin eşiğine dayanan 
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Mekan tutmuş Hanbağında bucağın 
Bulutlara ağıp tutan sancağın 
Uyandırdı pirimizin ocağın 
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

Kazak Abdal der rivayet eyledim
Üç yüz altmış er ziyaret eyledim
Bu da söz başı bir hikayet eyledim
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır

EŞEĞİ SALDIM ÇAYIRA
Eşeği saldım çayıra, 
Otlaya karnın doyura 
Gördüğü düşü hayıra. 
Yoranın da avradını

Münkir münafıkın huyu, 
Yıktı harap etti köyü 
Mezarına bir tas suyu, 
Dökenin de avradını

Dağdan tahta indirenin, 
Iskatına oturanın 
Mezarına götürenin, 
İmamın da avradını

Derince kazın kuyusun, 
İnim inim inlesin 
Kefenin diken iğnesin, 
Dikenin de avradını

Müfsidin bir de gammazın, 
Malı vardır da yemezin 
İkisin meyit namazın, 
Kılanın da avradını

Kazak Abdal nutkeyledi, 
Cümle halkı ta'neyledi 
Sorarlarsa kim söyledi, 
Soranın da avradını

BEĞENMEZ
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selâm vermek için kesen beğenmez

Âlemi ta'n eder yanına varsam
Seni yanıltır bir mesele sorsan
Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan
Câmiye gelir de erkân beğenmez

Elin kapısında kul kardaş olan
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan
Bayramdan bayrama bir tıraş olan
Berbere gelir de dükkân beğenmez

Dağlarda bayırda gezen bir yörük
Kimi tımar sipah kimi ser-bölük
Bir elife dili dönmeyen hödük
Şehristâna gelir ezân beğenmez

Bir çubuğu vardır gayet küçücek
Zu'm-ı fâsidince keyif sürecek
Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahvede fağfuri fincân beğenmez

Yaz olunca yayla yayla göçenler
Topuz korkusundan şardan kaçanlar
Meşe yaprağını kıyıp içenler
Rumeli bohçasını duhân beğenmez

Aslında neslinde giymemiş hâre
İş gelmez elinden gitmez bir kâre
Sandığı gömleksiz duran mekkâre
Bedestene gelir kaftan beğenmez

Kazak Abdal söyler bu türlü sözü
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü
Köyden şehre gelen bir köylü kızı
İnci yakut ister mercân beğenmez