NÂBÎ GÜLDESTESİ
GAZEL
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

Çok ta mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Top-i âh-i inkisâra pâydâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengin-hisârın görmüşüz

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

Biz hadeng-i can-güdâzı ahdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârını görmüşüz

Bir gün eyler dest-beste pâygâhı cay-gâh
Bî-aded mağrûr-i sadr-i i'tibârın görmüşüz

Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-i murad
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz
GAZEL
Gerçi gencîne-i âlemde cevahir bulunur 
Cevher-î zât ile ârâste nâdir bulunur 

Hünerin var ise bir şehrde bir ârif bul 
Yoksa her karyede bir nice bahâdır bulunur 

Saha-i sîne bir endîşeden olmaz halî 
Tekyedir tekyede elbette misafir bulunur 

Her zaman hâtıra, endîşe-i rahat gelmez 
Adet-i şehr budur mü'min ü kâfir bulunur 

Güç neşâtın kademin kalbe alıştırmaktır 
Yoksa gam her ne zaman istese hâzır bulunur 

Yağsa bârân gibi gökten katarât-ı âmâl 
Yine bed tâli’ olan hâib-ü hâsir bulunur 

Destres ma'ni-i nâgüfteye müşkil yoksa 
Nâbi yâ köhne suhan bizde de hâzır bulunur
GAZEL
Ey nâme sen ol mâh-likaadan mı gelürsün 
Ey hüdhüd-i ümmîd Sebâ'dan mı gelürsün 

Âlûde-i hûndur yine dâmân ü girîbân 
Ey gamze-i hûn-hâr gazâdan mı gelürsün 

Şevkin var alub satmağa erbâb-ı niyâzı 
Sevdâ-geri-i sûk-i Minâ'dan mı gelürsün 

Teşrîfe bu şeb va'di var ol şem'-i ümîdin 
Ey hâb-ı siyeh-baht aşâdan mı gelürsün 

Bu secde-i bî-hûde nedir her kademinde 
Ey hâme-i bî-mağz likaadan mı gelürsün 

İtmiş sana dil-hastelerin hâleti te'sir 
Ey çeşm-i siyeh dâr-ı şifâdan mı gelürsün 

Her bir yere mûyundan akar âb-ı letâfet 
Deryâ-yı letâfetde şınâdan mı gelürsün 

Zâhid bizi tahvîf ile teşvîşe düşürme 
Sen mahkeme-i rûz-i cezadan mı gelürsün 

Bilsem ne içün varmış idin kûyuna ey eşk 
Tahrîk-i gazabdan mı recâdan mı gelürsün 

Nâbî gazeli gibi hoş-âyendeliğin var 
Ey bâd-ı revân-bahş Ruhâ'dan mı gelürsün 
GAZEL
Ne dâde-i mahlûka ne sîm-ü zere minnet 
Dîvân-ı ezelde yazılan deftere minnet 

Katletmişiz ümmîd-i atâyâyı felekten 
İhsan-ı Hüdâvend-i cihan pervere minnet 

Pâyında bulur saydını ankây-ı tevekkül 
Etmez heves-i sayd ile bâl ü pere minnet 

Maksûdları feth-i der-i Kâ’be-i dildir 
Etmez Şeh-i iklîm-i fenâ leşkere minnet 

Ümmîd-i nevâl asldan et fer'den etme 
Âteş var iken eyleme hâkistere minnet 

Âyînedekî aksine nâz eyliyen âfet 
Bir haftada eyler iki kez berbere minnet
GAZEL
Beni şâd eylemedin sen dahi nâ-şâd olasın 
Şu'le-i âh-ı gariban gibi ber-bâd olasın 

Künc-i hicrana olub sen de benim gibi esir 
Rûz ü şeb dest-zen-i dâmen-i feryâd olasın 

Vire nahl-i emelin mîve-i eşk-i hirmân 
Bir sitem-kâre niyaz etmeğe mu'tâd olasın 

Rüzgâr eylesün eflâke gubârın peyvend 
Göreyim pâ-zede-i leşker-i bî-dâd olasın 

Telh-kâm-ı sitemin gör ne çekermiş bilesin 
Sen de zehr-âbe-hor-i kâse-i hussâd olasın 

Eyledin Nâbi-i bî-çâreye çok cevr ü sitem 
Yok ümidim ki mükâfâtdan âzâd olasın
GAZEL
âre varsun peyk-i nâlem âh ü zârım söylesün 
Âb-ı çeşm-i girye-i bî-ihtiyârım söylesün 

Çâk-çâk-i sine virsün mevce-i gamdan haber 
Zahm-ı hûn-pâş-ı derûnum inkisarım söylesün 

Gonca gülsün gül açılsun cûy feryâd eylesün 
Sen dur ey bülbül bir az gül-şende yârim söylesün 

Ârzû-yi vasi ile şeb-zindedâr olduklarım 
Girye-i hasretle çeşm-i intizârım söylesün 

Bende yok kudret edaya harf-i şevki Nâbiyâ 
Hâme-i rengîn-sarîr-i bî-karârım söylesün 
GAZEL
Zevk-ı gam dilde midir dağda mı tende midir 
Neşve bülbülde midir gülde mi gül-şende midir 

Oldu ser-mâye-i hayret bana bîm ü ümmîd 
Bilemem eyleyecek girye midir hande midir 

Oldu bâzîçe-i aşkında nihân hâtem-i dil 
Çîn-i zülfünde midir sende midir bende midir 

Gül hem açıldı hem ârâyiş-i destâr oldu 
Bülbül-i bî-haber âyâ dahi şivende midir 

O tevazu' anı mümtâz-ı cihan etmişdir 
Nahl-i gül bağda bihûde ser-ef gende midir 

Dür ü mercan bulunurmuş tutalım deryada 
Bu kadar çîn-i cebin satmağa erzende midir 

Hâh ü na-hâh olur âvîze-i gûş-i ahbâb 
Nâbiyâ her gazelin böyle hoş-âyende midir
GAZEL
Bir devlet içün çarha temennâdan usandık
Bir vasl içün ağyâra müdârâdan usandık

Hicran çekerek zevk-ı mülâkatı unuttuk
Mahmur olarak lezzet-i sahbâdan usandık

Düştük katı çoktan heves-i devlete ammâ
Ol dâiye-i dağdağa-fermâdan usandık

Dil gamla dahi dest ü girîbandan usanmaz
Bir yer içün ağyâr ile gavgadan usandık

Nâbî ile ol âfetin ahvâlını nakl et
Efsâne-i Mecnûn ile Leylâ'dan usandık
GAZEL
Cem'in tamâma erip devri câm kalmıştır
O camdan da bu mecliste nâm kalmıştır

Rüsûm-ı lütf ü kerem halk içinde mensîdir
Fakat alıp verilir bir selâm kalmıştır

Rakîp sâye-i lütfunda oldu perverde
Anınçün ey gül-i ter böyle hâm kalmıştır

Cihân içinde murâdım ne ise verdi kazâ
Hemen bir almadığım intikâm kalmıştır

Ümid kâtib-i takdirden müsâadedir
Cerîde-i emelim nâ-tamâm kalmıştır
GAZEL
Bezm-i safâya sâgar-ı sahbâ gelür gider 
Gûyâ ki cezr ü medd ile deryâ gelür gider 

Açıldığın haber verir ağyara gül gibi 
Dâim bize nesîm-i sebük-pâ gelür gider 

Olmaz yine marîz-i mahabbet şifâ-pezîr 
Rûy-i zemine bir dahi îsâ gelür gider 

Sultân-ı gam nişîmen idelden derûnumu 
Sahrâ-yi kalbe leşker-i sevda gelür gider 

Bir gün demez o şûh ki âyâ muradı ne 
Çokdan bu kûya Nâbi-i şeydâ gelür gider
GAZEL
Gül-sitân-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış 
Sâye-endâz-ı kerem bir nahl-i dil-cû kalmamış 

Eylemiş der-beste dükkânın tabîb-i rüzgâr 
Hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış 

Teşne-gânın çâk çâk olmuş leb-i hâhiş-keri 
Çeşme-sâr-ı merhametde bir içim su kalmamış 

Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenin 
Çârsû-yi kaabiliyyetde terâzû kalmamış 

Ceyş-i gamdan kande itsün ilticâ ehl-i niyaz 
Kal'a-i himmetde Nâbî burç ü bârû kalmamış 
GAZEL
Bir dil ki bî mahabbet ola merhamet m'olur 
Bir hanenin ki şem'ası yok meskenet m'olur 

Acz ü niyâz olur gene olursa çâresâz 
Yoksa gurur vâsıta-ı mağfiret m'olur 

Gayriye ilm ü ma'rifetinden senin ne sûd 
Âlemde hüsn ü hulk kadar ma'rifet m'olur 

Rahat mı kor bedende hurûş-i sirişk ü âh 
Bî i'tidâl âb ü hevâ afiyet m'olur 

Tâ key bu bûs-i dâmen ü dest ey harîs-i câh 
Takdir müsait olmaz ise maslahat m’olur 

Nâbi uçurduk âh hümâ-yı kanâati 
Horsendlik gınâsı kadar saltanat m'olur
GAZEL
Nedir ey şûh bu bî-hûde gazab n'oldu sana 
Meşrebin düşmen-i nâz idi aceb n'oldu sana 

Virmemişsin tutalım ruhsat-ı âgûş-i visal 
Varmağa meclis-i ağyâra sebeb n'oldu sana 

Câme-hâb içre bıraksın beni ey mihr-i münîr 
Durmadın çâk olıcak perde-i şeb n'oldu sana 

Ne girersin araya yâre niyaz itdikçe 
Kam ey girye mürâât-i edeb n'oldu sana 

Oldun ey hâme-i Nâbî kati çokdan hâmûş 
Bilmem ey zemzeme-pîrâ-yı tarab n'oldu sana
GAZEL
Gül gül-şeni terk eyledi sohbet sana kaldı 
Bülbül yine meydân-ı mahabbet sana kaldı 

Ferhâd ile Kays eyledi ber-çîde metâın 
Ey dil ser-i bâzâr-ı melâmet sana kaldı 

Biz dâiye-i vuslat ile hâki reh olduk 
Ey bâdı sabâ lûtf u mürüvvet sana kaldı 

Târîki-i isyana esiriz bize çâre 
Ey âh-ı seher-gâh nedamet sana kaldı 

Mest eylemeğe âlemi sahbâ-yı suhandan 
Ey hâme-i Nâbî yine himmet sana kaldı
GAZEL
Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-i Hudâ’dır bu 
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-ı Mustafâ’dır bu 

Felekde mâh-i nev, Bâbüsselâm’ın sîne-çâkıdır 
Bunun kandili Cevzâ, matla’-i ziyâdır 

Habib-i Kibriyâ’nın hâbgâhıdır fazilette 
Tefevvuk-kerde-i Arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ’dır bu. 

Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i adem zâil 
Amâdan açdı mevcûdât düş çeşmin tûtiyâdır bu. 

Muraât-ı edep şartıyla gir Nâbî bu dergâha 
Metâf-ı Kudsiyandır cilvegâh-ı enbiyâdır bu