NİYÂZÎ-İ MISRÎ GÜLDESTESİ
GAZEL
Derman arardım derdime derdim bana derman imiş 
Burhan sorardım aslıma aslım bana burhan imiş 

Sağ u solu gözler idim dost yüzünü görsem deyu 
Ben taşrada arar idim ol can içinde can imiş 

Öyle sanırdım ayriyem,dost gayridir ben gayriyem 
Benden görüp işideni bildim ki ol canan imiş 

Savm u salat u haccile sanma biter zahid işin 
İnsan-ı Kamil olmağa lazım olan irfan imiş 

Kanden gelir yolun senin ya kande varır menzilin 
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvan imiş 

Mürşid gerektir bildire Hakkı sana hakkel-yakin 
Mürşidi olmayanların bildikleri güman imiş 

İşit Niyazi'nin sözün bir nesne örtmez Hak yüzün 
Hak'tan ayan bir nesne yok gözsüzlere pünhan imiş
 GAZEL
Uyan gözün aç durma yalvar güzel Allah'a 
Yolundan izin ayırma yalvar güzel Allah'a 

Her geceyi kaaim ol her gündüzü saim ol 
Hem zikr ile daim ol yalvar güzel Allah'a 

Bir gün bu gözün görmez hem kulağın işitmez 
Bu fırsat ele girmez yalvar güzel Allah'a 

Aslığı ganimet bil her saati nimet bil 
Gizlice ibadet kıl yalvar güzel Allah'a 

Ömrünü hiçe sayma kendini oda yakma 
Her şam u seher yatma yalvar güzel Allah'a 

Hey nice yatırsun dur olma bu safadan dur 
Bahr-ı keremi boldur yalvar güzel Allah'a 

Her vakt-i seherde bir lütfu gelir Allah'ın 
Ol vakt uyanır kalbin yalvar güzel Allah'a 

Allah'ın adın yadet, can ile dili şadet 
Bülbül gibi feryat et yalvar güzel Allah'a 

Gel imdi Niyaziyle Allah'a niyaz eyle 
Hacatı dıraz eyle yalvar güzel Allah'a
ARZULARSIN
Nadanı terk etmeden, yaranı arzularsın 
Hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın 
Men arefe nefsehu kad arefe rabbehu 
Nefsini sen bilmeden Sübhan'ı arzularsın 

Sen bu evin kapusun henüz bulup açmadan 
İçindeki kenz-i bipayan'ı arzularsın 
Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak 
Yönün Hakk'a dönmeden ihsanı arzularsın 

Dağlar gibi kuşatmış benlik günahı seni 
Günahını bilmeden gufranı arzularsın 
Sen şarabı içmeden serhoş-u mest olmadan 
Nicesi Hak emrine fermanı arzularsın 

Cevzin yeşil kabuğunu yemekle tad bulunmaz 
Zahir ile ey fakih Kur'an-ı arzularsın 
Gurbetliğe düşmeden mihnete satışmadan 
Kebap olup pişmeden püryanı arzularsın 

Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok 
Issız dağın başında mihmanı arzularsın 
Ben bağ ile bostanı gezdim hıyar bulmadım 
Sen söğüt ağacından rumman'ı arzularsın 

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile 
Yunus'leyin Niyazi irfanı arzularsın
GAZEL
Ey gönül gel gayrıdan geç aşka eyle iktida
Zümre-i ehl-i hakikât anı kılmış mukteda

Cümle mevcudat u malumata aşk akdem dürür
Zira aşkın evveline bulmadılar ibtida

Hem dahi cümle fena buldukta aşk bâki kalır,
Bu sebepten dediler kim aşka yoktur intiha

Dilerim senden Hûda'ya eyle tevfikin refik,
Bir nefes gönlüm senin aşkından etme gel cüda

Masivâ-yı aşkının sevdasını gönlümden al
Aşkını eyle iki alemde bana âşinâ

Aşk ile tamûda olmak cennetidir aşıkın
Lîk cennette olursa tamûdur aşksız ana

Ey Niyazi mürşid istersen bu yolda aşka uy
Enbiya vü evliyaye aşk oluptur rehnüma
GAZEL
Zat-ı Hakk'da mahrem-i irfan olan anlar bizi 
İlm-i sır'da bahr-i bi-payan olan anlar bizi 

Bu fena gülzarına talib olanlar anlamaz 
Vech-i baki hüsnüne hayran olan anlar bizi 

Dünye vü ukba'yı tamir eylemekten geçmişiz 
Her taraftan yıkılıp viyran olan anlar bizi 

Biz şol Abdal'ız bırakdık eğnimizden şalımız 
Varlığından soyunup üryan olan anlar bizi 

Kahr u lütfu şey'-i vahid bilmeyen çekdi azab 
Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi 

Zahid'a ayık dururken anlamazsın sen bizi 
Cür'a-yı safi içip mestan olan anlar bizi 

Arifin her bir sözünü duymağa insan gerek 
Bu cihanda sanmanız hayvan olan anlar bizi 

Ey Niyazi katremiz deryaye saldık biz bu gün 
Katre nice anlasın umman olan anlar bizi 

Haklı koyup Lamekan ilinde menzil tutalı 
Mısri'ya şol canlara canan olan anlar bizi
BULAN ÖZÜNÜ
Bulan özünü gören yüzünü 
Bir yüzü dahi görmek dilemez 

Vuslatta olan hayrette kalan 
Aklın diremez kendin bulamaz 

Her şam u seher odlara yanar 
Her benzi solar ağlar gülemez 

Aşık olagör sadık olagör 
Cehd eylemeyen menzil alamaz 

Meftun olalı mecnun olalı 
Bu Mısri dahi akla gelemez
GAZEL
Bugün bir meclise vardım oturmuş pend ider vaiz 
Okur açmış kitabını bu halkı ağlatır vaiz 

İki bölmüş cihan halkın birini cennete salmış 
Eliyle kürsüden biri tamuya sarkıtır vaiz 

Çıkar ağzından ateşler yakar şeytan-ı melunu 
Sanırsın yedi tamunun azabı kendidir vaiz 

Tamuya şöyle doldurmuş içinde yok duracak yer 
Ana yerleştirir halka acep hizmettedir vaiz 

Yaraşır va'z ana hakkı ki yanar yakılır her dem 
Niyazi'nin hemen ancak cihanda adıdır vaiz