PİR SULTAN ABDAL GÜLDESTESİ
Aç Artık Dost Kollarını
Aç artık dost kollarını,
Gel ey dostum yavaş yavaş.
Yol karanlık gözüm görmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Dardayım gel artık ulaş,
Muhabbet yolunu dolaş.
Sensin dost yarama ilaç,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Haydar'ı Şah senin adın,
Bilirim sende muradım.
Çok peygambere uğradım,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Artık bana aç kolları,
Yağmur geçti, yağar dolu.
Boynumda gezer dost kolu,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Sanadır bu sözüm sana,
Artık al ulu divana.
Kavruldum dost yana yana,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Pir Sultan başka yol bilmez,
Senin bu yolundan dönmez.
Alev oldu gayrı sönmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.
Alemlerin Serverisin
Alemlerin serverisin,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.
Şehitlerin serdarısın,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Hasan Hüseyin'in yari,
Muhammed'in gözü nuru.
Hem Ali'nin yadigarı,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Zuhur oldun İmam Zeynel,
Muhammet Bakır'dan evvel.
Didene yanayım gönül,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

İmam Cafer'dir yarimiz,
Musa-i Kazım şahımız.
Budur şems ile mahımız,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Ali Musa ilim hüner,
Muhammet Taki el sunar,
Hüseyin'im deyip yanar,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Ali Taki Hasan Asker,
Muhammet Mehdi ser-defter.
İmam-ı Seyyid-i Ekber,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.

Pir Sultan haber ver dosttan,
Bülbül ötüyor kafesten.
Hem gül ağlar hem gülistan,
Ah Hüseyin, vah Hüseyin.
Bana Bir Yar Olsa Gönül Verdiğim
Bana bir yar olsa gönül verdiğim, 
Çıksa bari yüreğimden bu acı. 
Yaresin bekleyip ahdın güttüğüm, 
Bulunsa bir sınık yare sarıcı. 

Yarinden ayrılan hiç gülmez imiş, 
Akar çeşmi yaşı, silinmez imiş. 
Kişinin dediği olunmaz imiş, 
Salar imiş her yanına salıcı. 

Aşk elinden ciğerciğim delindi, 
Gönlün kal dediği yerde kalındı, 
Her nerede olsa bize bulundu, 
Gıybet edip yüzümüze gülücü. 

Nice bezirganlar kondu bu hana, 
Dünya baki değil sultana hana. 
Bir kalleş yar ile girme meydana, 
Erin ere doğru gerek kılıcı. 

Pir Sultan Abdal'ım, çoştum giderim, 
Bir kuru kavgayı sürüp n'iderim? 
Yiyelim, içelim, sohbet edelim, 
Gelir bir gün emanetin alıcı.
Benden Selam Olsun Gül Yüzlü Şaha
Benden selam olsun gül yüzlü Şah'a,
Verdiği ikrarda durmuyor talip.
Her kişi kendine sürek sürüyor,
Rehberin buyruğun tutmuyor talip.

Avret erin saymaz talip pirini,
Faş ettiler erenlerin sırrını.
Dört kitapta gördünüz mü yerini?
Tarıksız tercüman biliyor talip.

İçeri girince beli Hak derler,
Dışarı çıkınca ikrar yok derler.
Sen olmazsan mürşit olan çok derler,
Verdiği ikrardan dönüyor talip.

Haberini aldım bir nebbaşiden,
Sen hiç korkmaz mısın ulu kişiden?
Yüz katını tutmuş pazarbaşıdan,
Artık alıp eksik satıyor talip.

Pir Sultan Abdal'ım, ben bir fukara,
Talip boynun eğip durmuyor dara.
Sınıklar sarılıp onulmaz yara,
Görün ne dert ile ölüyor talip.
Dinleyin Aşıklar Benim Sözümü
Dinleyin aşıklar benim sözümü,
Felek yaktı kül eyledi özümü.
Elimden aldırdım körpe kuzumu,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Felek bana şöyle bir oyun saldı,
Dudu dilli kuzucucağımı aldı.
N'eyleyim kardaşlar elim boş kaldı,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Yakarım yakarım, ateşim tütmez,
Seslerim seslerim, bülbülüm ötmez.
Oğlumun hayali karşımdan gitmez,
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.

Pir Sultan’ım, dünya fanidir fani,
İnsana verdiler emanet canı.
Dünyadan ahrete uludur yolu,
Bundan gayrı yol yok dönesin geri.
Her gün kıyamet oğlum diye diye,
Bir gün kıyamet oğlum diye diye.
Gel Gönül Allah Diyelim
Gel gönül Allah diyelim,
Tevekkel-tü teal-allah.
Kudret lokmasın yiyelim,
Tevekkel-tü teal-allah.

Mürşid ile bir olalım,
Dost bağından gül alalım,
Hakk dergahına dalalım,
Tevekkel-tü teal-allah.

Sözü sözle bağlıyalım,
Sözün hükmün sağlıyalım,
Kür deyip de çağlıyalım,
Tevekkel-tü teal-allah.

Açalım yeşil sancağı,
Tütsün Erdebil ocağı.
Gelsin Eba Müslüm çağı,
Tevekkel-tü teal-allah.

Sofu olan Urum gezer,
Kür nehrine kılsın nazar.
Deccal ile olmaz bazar,
Tevekkel-tü teal-allah.

Gel gönül bağa varalım,
Ol bağda güller derelim,
Taktir ne ise görelim,
Tevekkel-tü teal-allah.

Pir Sultan Abdal'ım haşa,
Tüm emekler gitmez boşa.
Taktir neyse gelir başa,
Tevekkel-tü teal-allah.
Kalktı Havalandı Gönülün Kuşu
Kalktı havalandı gönülün kuşu,
Uçmayınca gönül yardan ayrılmaz.
Suyum ısıtsalar, tenim yusalar,
Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz.

Ustalar getirin tabutum çatsın,
Terziler getirin kefenim biçsin.
Ak göğsüm üstünde çimenler bitsin,
Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Düşünce hey deli gönül düşüne,
Değirmenler döner çeşmim yaşına.
Cenazemi musallanın taşına,
Koymayınca gönül yardan ayrılmaz.

Sana derim sana ey adem ata,
Daha yol mu gider buradan öte?
Eyersiz yularsız ağaçtan ata,
Binmeyince gönül yardan ayrılmaz.

Pir Sultan Abdal'ım, canım cezada,
Bir candan yarim yok yolum gözede.
Ecel şerbetinden bir tas bize de,
Vermeyince gönül yardan ayrılmaz.
Muhammed'in Üç Beni Var Yüzünde
Muhammed'in üç beni var yüzünde,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.
Kudret ile yanar anın çırağı,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Şükür imiş her işleri bitiren,
Mümin kulu rahmetine yetiren.
Sabır imiş şu dünyayı götüren,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Sabır imiş şu dünyanın temeli,
Verdiği nasibe şükür demeli.
İsteyen kullara hayır ameli,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Sabredelim gönül ne gelir elden,
Sabırlı kulunu sevmez mi sultan.
Yusuf'u kurtardı kuyudan, gölden,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.

Pir Sultan Abdal'ım, gönlüme giren,
Suçluyu suçsuzu bakmadan gören,
İsteyen kulların muradın veren,
Biri sabır, biri şükür, bir dua.
Sendedir Sende
Beni görüp yönün öte döndürme
Yine gitmez meylim sendedir sende
Yikip hilâl kaşlarini yere indirme
Günah sende degil bendedir bende

Şeker vardir dudaginda dilinde
Arzumanim kaldi gonca gülünde
Sen bir padişâhsin hükmün elinde
Senin ile dâvam sendedir sende

Sensiz çikip yaylalari yaylamam
Engeller içinde sirrin söylemem
Çok günah işledim inkâr eylemem
Ik'ellerim kizil kandadir kanda

Nice beyler ile gezdim yoruldum
Kan bulanik aktim duruldum
Sencileyin çok güzele sarildim
Dahi sevgin candadır canda

Pîr Sultan Abdal'im böyle deyiptir
Âşiklar güzeli sevegeliptir
Bir güzel sevmeyle kanli m'oluptur
Kellem terkidedir yandadır yanda
Şu Yalan Dünyaya
Şu yalan dünyaya geldim giderem
Gönül senden özge yar bulamadım
Yaralandım al kanlara bulandim
Elimin kanini yur bulamadim

Güzel olan neyler altın akçeyi
Arif olan düzer türlü bohçayı
Vücudumda seyreyledim bahçeyi
Dosta el degmedik nar bulamadım

Güzellerin zülfü destedir deste
Erenler hak için oturmuş posta
Bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta
Hasta halin nedir der bulamadım

Pir Sultan Abdal'ım daglar ben olsam
Üstü mor sümbüllü baglar ben olsam
Alem çiçek olsa ari ben olsam
Dost dilinden tatli bal bulamadım
Âdemoğlu Şu Dünyaya Gelince 
Âdemoğlu şu dünyaya gelince,
Yeni açmış güle benzer misali.
Anasından doğup kırkı çıkınca,
Kalaylanmış taşa benzer misali.

Mushaf alıp hocasına varınca,
Destur alıp mektebinden dönünce,
On yaşından on beşine girince,
Yen'aşlama dala benzer misali.

Yirmisinde kara sakal getirir,
Otuzunda bağdaş kurmuş oturur,
Kırk yaşında sohbetleri yetirir,
Önü bendli göle benzer misali.

Ellisinde kara sakal bozarır,
Altmışında dinlenmekten haz alır,
Kalbi dıkızlanır, aklı azalır,
İçi çürük koza benzer misali.

Yetmşinde deve gibi mozular,
Sekseninde ilik, kemik sızılar,
Doksanında yol göründü gaziler,
Gazel olmuş güle benzer misali.

Pir Sultan'ım bunu böyle buyurdu,
Müminleri Hak kendisi kayırdı.
Yüz yaşında talan geldi savurdu,
Uçup gider kuşa benzer misali.
Arzuladım Size Geldim
Arzuladım size geldim
Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Eşiğine yüzüm sürdüm 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Pir elinden dolu içtim
Doğdum elinize düştüm 
Ak cenneti gördüm geçtim
Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Güvercin donunda duran
Cümle eksikler bitiren 
Beş taşı şahit getiren
Hünkâr Hacı Bektaş Veli 

Kırk Budak’ta şem’a yanar 
Dolusun içenler kanar
Âşıkların semâ döner 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Bahçende gördüm gülünü 
Erenler sürsün demini 
İmam Rıza’nın torunu 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Balım Sultan er köçeği 
Keser kılına bıçağı 
Cümle erenler gerçeği 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Pir Sultan’ım gerçek veli 
Erenlerden çekmem eli 
On İki İmam’ın yolu 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli
Ben de Şu Dünyaya Geldim Giderim
Ben de şu dünyaya geldim giderim,
Kalsın benim davam divana kalsın.
Muhammet Ali'dir benim vekilim,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Yorulan yorulsun, ben yorulmazam,
Derviş makamından ben ayrılmazam.
Dünya kadısından ben sorulmazam,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Ben de vekil ettim Bar-i Hudamı,
O da kulu gibi zulüm ede mi?
Orda söyletirler bir bir adamı,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Dolanıp çevrilip bir gün gelirsin,
Ettiğin işlere pişman olursun.
Orda da mı Hızır Paşa olursun?
Kalsın benim davam divana kalsın.

Mümin müslim döşürür de cem olur,
Anda sınık yaralara em olur.
Kara taş erir de safi mum olur,
Kalsın benim davam divana kalsın.

Pir Sultan Abdalım, dünya fanidir,
Giden adil beyler, gelen ihvandır.
Kırklar'ın divanı ulu divandır,
Kalsın benim davam divana kalsın.
Çeke Çeke Ben Bu Dertten Ölürüm
Çeke çeke ben bu dertten ölürüm,
Seversen Ali'yi değme yarama.
Ali'nin yoluna serim veririm,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ali'nin yarası yar yarasıdır,
Buna merhem olmaz dil yarasıdır.
Ali'yi sevmeyen Hakk'ın nesidir?
Seversen Ali'yi değme yarama.

Bu yurt senin değil, konar göçersin,
Ali'nin dolusun bir gün içersin.
Körpe kuzulardan nasıl geçersin,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım,
Kem geldi didara talihim benim.
Benim derdim bana yeter hey canım,
Seversen Ali'yi değme yarama.

Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar,
Hilebaz yar ile olur mu pazar?
Pir merhem çalmazsa yaralar azar,
Seversen Ali'yi değme yarama.
Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine tazelendi yürek yarasi
Ben bu derde nerden derman bulayım
Meger şah elinden ola çaresi

Türlü donlar giyer gülden naziktir
Bülbül çevreyleme güle yazıktır
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
Güle gelir gelir canlar paresi

Benim uzun boylu serv-i çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin yönüm sana dönerim
Mihrabımdır iki kaşın arası

Didar ile muhabbete doyulmaz
Muhabbetten kaçan insan sayilmaz
Münkir üflemekle çirağ söyünmez
Tutuşunca yanar aşkın çırası

Pir Sultan'ım katı yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Aşık muhabbetten niçin kaçarsin
Böyle midir ilimizin töresi
Gelin Canlar Bir Olalım
Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyn'in kanın alalım
Tevekkeltü teâlallah

Özü öze bağlayalım
Sular gibi çağlayalım
Bir yürüyüş eyleyelim
Tevekkeltü teâlallah

Açalım kızıl sancağı
Geçsin Yezid'lerin çağı
Elimizde aşk bıçağı
Tevekkeltü teâlallah

Mervan soyunu vuralım
Hüseyn'in kanın soralım
Padişahın öldürelim
Tevekkeltü teâlallah

Pir Sultan'ım geldi cûşa
Münkirlerin akli şaşa
Takdir olan gelir başa
Tevekkeltü teâlallah
Hak Nasip Eylese Dergaha Varsam
Hak nasip eylese dergâha varsam,
Bir dem divanına dursam ya Ali.
Eğilsem eşiğ'ne, niyaz eylesem,
Yüzüm tabanına sürsem ya Ali. 

Yüzüm tabanına sürdüğüm zaman,
Zerrece kalmazdı gönlümde güman.
Ali’m Düldül'üne bindiği zaman,
Önünde Kamber’in olsam ya Ali.

Kamber gibi hizmetine yeldirsen,
Bir dem ağlatırsan, bir dem güldürsen,
Çekip Zülfikar’ın beni öldürsen,
Elim eteğinde kalsam ya Ali.

Çeker miyim eteğinden elimi?
Hak katında kabul ettim ölümü.
Doğru sürsek erenlerin yolunu,
Mümin kullarını sevsem ya Ali.

Mümin olan neresinden bellidir?
Hakkı söyler nefesinden bellidir.
Erenlerin demi gonca güllüdür,
Tomurcuk güllerin dersem ya Ali.

Mümin olan mesalihin yetirse,
Yetirse de Ayn-i Ceme getirse.
Dizini dizime verip otursa,
Doyunca yüzüne baksam ya Ali.

Pir Sultan'ın selamını getirse, 
Hak cemini hakikate yetirse.
Dilerim dergâha gelse otursa,
Yakından didarın görsem ya Ali.
Ne Zalimdir Ne Gaddardır Ne Bedkar
Ne zalimdir, ne gaddardır, ne bedkâr,
Ta ezelden zalim buldum düşmanı.
Çok cevir eyleme olursun pişman, 
Zahmet-i zâr ile kalasın zâlim.

Kasteyledin zalim girdin kanıma,
Yağm'eyledin malım bundan sana ne?
Seni şekv'ederim Bâri Subhan'a,
Zahmet-i zâr ile kalasın zâlim.

Her ne kadar zahmet edersen bana,
İntizar ederim her daim sana.
Ayrılmam yurdumdan gitmem yabana, 
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.

Hak bize vermiştir nur-ı kudreti, 
Bir vakit zalime etmem minneti.
Bizler için açık koydu cenneti,
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.

Pir Sultan’ım derdin kendine söyler, 
Arif olan bundan bir hisse eyler.
Gönül dalga vurur, ummanı boylar,
Zahmet-i zâr ile ölesin zâlim.
Seyran Ettim Erenlerin Demini
Seyran ettim erenlerin demini,
Kudret kandilini yanarken gördüm.
Burak olup içtim ab-ı hayattan,
Hazret Peygamber'i kanarken gördüm.

Günde bin kez Hakk'a şükür ederken,
Erenler katarın Veysel yederken.
Musa Hakk'ın didarına giderken,
Hızır müşkülünü anarken gördüm.

Halil Kabe yaptı insan gelmeğe,
Şüphesiz günahlar kabul olmağa.
İsmail uğruna kurban kılmağa,
Bir melek bir koyun yederken gördüm.

Nerden düşman gelir ise duyardı,
Dost uğruna can-ü başı koyardı.
Her gün Hamza aşikare gezerdi,
Ali'yi Düldül'e binerken gördüm.

Vefası yok imiş şunda fenanın,
Hisabı yok imiş mülke konanın.
Yavrusun aldırmış garip ananın,
Parlayı parlayı yanarken gördüm.

Pir Sultan'ım eydür: Şunda gelmişler,
Dizilmişler duasını almışlar.
Bir birinin eteğini tutmuşlar,
Müşkülün mürşide tınarken gördüm.
Yüre Bıre Hızır Paşa
Yüre bire Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir

Nemrud gibi Anka n'oldu
Bir sinek havale oldu
Davamız mahşere kaldı
Yarın bu senden sorulur

Şah'ı sevmek suç mu bana
Kem bildirdin beni Han'a
Can için yalvarmam sana
Sehinşah bana darılır

Hafid-i Peygamber'im has
Gel Yezid Hüseyn'imi kes
Mansur'um beni dara as
Ben ölünce il durulur

Ben Musa'yım sen Firavun
İkrarsız Şeytan-ı lain
Üçüncü ölmem bu hain
Pir Sultan ölür dirilir