Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Modernizmi ve Postmodernizmi Esas Alan Roman Anlayışı

Modernizmi Esas Alan Anlayış

              Modernizm; yerleşik olanı, geleneksel olanı, kanıksanmış olanı yeni ortaya çıkana uyarlama eğilimi ve düşünce tarzıdır.

              Modernizme göre varlıklar, nesneler, durumlar aslında göründükleri gibi değildirler.

              Modernizm vasatlığa, bayağılığa, yerleşmiş kabullenişlere isyandır.

              Gelenekseli reddeder, yeniyi oluşturma anlayışını benimser.

              Olay örgüsü, insana özgü gerçekliği ve estetik kaygıyı yansıtmalıdır.

              Modernizm, gerçeğin dış dünyada değil insanın iç dünyasında olduğuna inanır. Bu nedenle psikolojik olana, bireyin ruhuna, bilinçaltına yönelir.

              Yapıtlarda sanatsal boyuta, tekniğe, dilin kullanımına ve biçimine önem verilir.

              Alegorik anlatımdan ve sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanan şiirsel bir dil kullanılmıştır.

              Bilinç akışı, iç konuşma yöntemleri kullanılmış, geriye dönüşlerle zaman zinciri kırılmıştır.

              Simgelere, mitolojiye ve mistisizme yönelinmiştir.

              Modernizme göre yaşam çok boyutlu ve zor kavranan bir olgu, insan karmaşık bir varlıktır.

              Bireysellik en sık işlenen temadır.

              Soyut gerçeklik önem kazanmıştır. Freud’un psikanaliz çalışmaları ve varoluşçuluk etkindir.

Postmodernizm (Modern Ötesi)

              “Post” sözcüğü, “sonra” anlamına gelmekle birlikte, “üstü, ötesi, aşılması, sonrası” gibi anlamları da içerir.

              Postmodern, modernden filizlenen ama onu aşandır.

              Dil, amaç haline gelmiştir. Dille oynama ve onun olanaklarını sonuna kadar kullanma hedeflenir.

              Konudan çok anlatılış biçimi önemsenir.

              Romana, gerçekçi olma endişesi dışında, kurmaca bir ürün gözüyle bakılmıştır.

              “Anlamı üreten okurdur.” anlayışıyla hareket edilir. Bu nedenle metin anlamca tamamlanmaz, her okurun yorumlamasına açık bırakılır.

              Okur, kendi yorumunu ve sonucunu oluşturur.

              Kişi ve olayda bütünlük değil, parçalanmışlık öne çıkar.

              Zaman ve mekân belirsizleştirilir, zaman dilimleri karışık kullanılır.

              Neden – sonuç, başlangıç – bitiş bütünlüğü önemsenmez.

              Tek bir konu, tek bir bakış açısından verilmez, değişik, farklı bakış açılarına yer verilir.

              Farklı tekniklerle kurgu karmaşıklaştırılır.

              Yazarlar, kendi bireyselliklerini egemen kılarlar.

Oğuz Atay (1934 – 1977)

              Modern Türk romanının öncülerindendir.

              Kent kalabalığında yalnız, kurallarla çatışan, yabancılaşan aydınların iç dünyasını yansıtır.

              Küçük burjuva dünyasına ironiyle yaklaştığı Tutunamayanlar en önemli eseridir.

Yusuf Atılgan (1921 – 1989)

              Modern romanın önemli isimlerindendir.

              Eserlerinde bilinçaltını irdeleyerek bilinçaltının eğilim ve saplantılarını anlatmaya çalışır.

              Yalnızlık ve yabancılaşma temalarını işler.

Rasim Özdenören (1940 – …)

              Türk öykücülüğünün önemli isimlerindendir.

              Modern kentlerin kıyısına sıkışıp kalan, değerlerinden koparılan insanların acılarını, yalnızlıklarını, yaşadıkları kültür şokunu İslami bir duyarlılıkla işlemiştir.

Bilge Karasu (1930 – 1995)

              Bireyin iç dünyasının irdelendiği, bunalımların, yalnızlıkların ve çatışmaların işlendiği öyküler yazmıştır.

              Aynı zamanda felsefecidir. İmgeler ve soyutlamalarla insan gerçekliğini araştırır.

              Postmodern romanın önemli ismidir.

      Özgün anlatımıyla bir biçim ustası olarak tanınır.

Orhan Pamuk (1952 – …)

              2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.

              Farklı anlatım biçimlerini uyguladığı romanlarında modern ve postmodern teknikleri kullanmıştır.

      İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları’nda Türkiye’nin modernleşme sürecini İstanbullu bir ailenin üç kuşaklık öyküsü içinde anlatır.

              “En renkli ve iyimser romanım.” diye tanımladığı Benim Adım Kırmızı’da Osmanlı nakkaşlarının hayatları ve sanatları anlatılmıştır.

              Kar yazarın tek siyasi romanıdır. Roman kahramanı “Şair Ka” aracılığıyla Türkiye’nin siyasal sorunlarını yansıtmıştır.

              İstanbul yazarın yaşamının ilk yirmi yılını kapsar. Bu kitapta anılardan çok İstanbul anlatılmıştır.

      Yeni Hayat okuduğu esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli bir genci anlatır.

              Venedikli bir köle ve bir Osmanlı âliminin yaşadıklarının anlatıldığı Beyaz Kale yazarın ününü yurt dışına taşımıştır.

              Kayıp karısını arayan Avukat Galip aracılığıyla İstanbul’un geçmişiyle bağ kurulan kitabı Kara Kitap en çok tartışılan yapıtlarından biridir.

              Cennethisar’daki konakta babaanneleriyle bir hafta geçiren üç torunun öyküsü Sessiz Ev’in konusudur.

Gülten Dayıoğlu (1935 – ... )

              Afyonkarahisar’da yerel bir gazetede 1950 yılında yayımlanan ilk öyküsünden bu yana 80’e yakın eser vermiştir.

              Eserleri, çocuk ve gençlik düzeyine göre hazırlanmış öykü ve romanlardır.

              Birçok radyo ve televizyon oyunu yazmıştır. Çeşitli gazete ve dergilerde eğitime ilişkin görüşlerini paylaşmıştır.

Ayla Kutlu (1938 – ...)

              Edebiyatımızda 1990’larda yerini alan kadın edebiyatının öncülerindendir.

              Türk toplumunun tarihsel ve toplumsal gelişmelerini eserlerinde yansıtır. Öznel psikolojik olaylar yapıtlarının bir diğer konusudur.

Ayşe Kulin (1941 – ...)

              Biyografik eserleri ve romanlarında akıcı ve yalın bir üslubu vardır. Öykü ve diğer eserleri senaryolaştırılıp sinemaya aktarılmıştır.

              Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalışmıştır.

Buket Uzuner (1955 – ...)

              Öykü, roman, gezi yazısı ve deneme türündeki eserleriyle tanınmıştır.

              İçten, mizahî, duyarlı bir üslûbu vardır.

              Kendisini modernizme yakın tanımlar.

Aka Gündüz (1886 - 1958)

      Sade Türkçeyi savunmuş ve Millî Edebiyat akımı içinde yer almıştır.

              Romanlarında daha çok kadın karakterleri tercih etmiş ve kadın sorunlarına değinmiştir.

Adalet Ağaoğlu (1929 – …)

              Öykü, roman ve oyunlarıyla birçok ödül kazanmıştır.

              İlk romanı Ölmeye Yatmak öncesinde yalnızca oyun yazmıştır.

              Doğa – toplum – zaman ilişkilerinin insanın iç dünyasındaki yansımalarına odaklanmıştır.

              Bilinç akışı ve iç konuşma tekniklerini iyi kullanmış, özgün bir anlatıma sahip olmuştur.

Alev Alatlı (1944 - ...)

              Çeviri ve incelemelerinin yanı sıra romanlar yayımlamıştır.

              2014’te Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü almıştır.

İnci Aral (1944 - ...)

              Öykücülükle başlayan edebiyat yaşamında daha sonra yazdığı postmodern romanlarla tanınır.

              Eserlerinde kadın-erkek ilişkilerini, kadın kimliğini, bağlılık ve özgürlük sorunlarını, sevgiyi, insan ilişkilerini, toplumsal yaşamın bireylerin ruh dünyasına etkisini dile getirir.

              Geriye dönüşlerle sağlanan hareketlilik, yalınlık, iç konuşma tekniği, dil oyunları eserlerine akıcılık kazandırmıştır.

İhsan Oktay Anar (1960 - ...)

              Akademisyen bir felsefeci olan bu sanatçı, bu birikimini romanlarına aktararak “felsefi roman” anlayışını yerleştirmiştir.

              Puslu Kıtalar Atlası adlı eseri, konusunu tarihten alır ve felsefi söylemleriyle dikkat çeker.

Latife Tekin (1957 - ...)

              Romana yaklaşımı, üslubu ve anlatım tekniğiyle çağdaşları arasında öne çıkar.

              Klasik romana özgü nitelikleri, özellikle zaman ve mekânı gereksiz görür.

              Kişilerin ruhsal durumlarını, eylemlerini sebep ve sonuç ilişkisiyle kurgular.

              Sevgili Arsız Ölüm adlı eseriyle roman türünün sınırlarını zorlamış, geleneksel roman anlatımını modern romana uyarlamış, böylece “fantastik roman”ın yolunu açmıştır.

Nazlı Eray (1945 - ...)

              Yapıtlarında fantastik gerçeklik ögeleri ağır basmaktadır.

              Romanlarında okuyucuya düş ile gerçek arasında fantastik gerçekçiliğin gizemli ve düşsel dünyasını sunar.

Pınar Kür (1945 - ...)

              Toplumsal sorunları, kadınların özgürlüğünü, kadınların bireysel dertlerini, sömürülmelerini ele almıştır.

              Eserlerinde yaşadığı zaman ve mekândan yakınan kişilerin huzursuzlukları, yalnızlıkları ve açmazlarını anlatır.

              Yarın Yarın romanıyla dikkat çekmiştir.

Selim İleri (1949 - ...)

              İç konuşma tekniğini kullandığı Her Gece Bodrum romanıyla büyük başarı kazanmıştır. Eser, toplumsal kargaşa nedeniyle bunalıma düşen aydınların arayışlarını ve çıkmazlarını anlatır.

Emine Işınsu (1938- …)

              Şair ve yazar Halide Nusret Zorlutuna’nın kızıdır.

              Edebiyat hayatı şiirle başlasa da romancı kimliği baskındır.

              Yaşam tarzı ve yazdıkları paralellik gösteren, gerçekçi bir yazardır.

              Milliyetçi ve mistik bir tarzda yazdığı tezli romanlarıyla tanınır.

      Anadolu’nun dışında kalan soydaşlarımızı, 70’li ve 80’li yılların sosyal olaylarını konu edinmiştir.

              İnsanın çıkmazlarını, iç çatışmalarını, kadın psikolojisinin çözümlemelerini başarıyla aktarır.

              Roman tekniği ve gözlem gücü kuvvetli olan yazar karakter oluşturmada da başarılıdır.

              İnsan psikolojisine önem vermiştir.

              Son dönem romanlarında Niyazî-i Mısrî, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli gibi kişiliklerin hikâyelerini mistik bir tarzda ele almıştır.

Hüseyin Nihal Atsız (1905-1975)

              Roman, şiir, öykü, inceleme, biyografi gibi birçok türde eser vermiştir ancak romanlarıyla tanınmıştır.

              Türk tarihini, özellikle Göktürk Dönemi’ni çok iyi bilir. “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtlar Diriliyor” adlı eserlerinde bu dönemi romanlaştırır.

              “Ruh Adam” en ünlü romanıdır. Bu eserdeki Selim Pusat kişiliğinde Atsız’ı görmek mümkündür.

Mithat Cemal Kuntay (1885-1956)

              İkinci Meşrutiyet (1908) sonrası kaleme aldığı tarih, kahramanlık temalı şiirleriyle tanınmıştır.

              “Üç İstanbul” romanını 1938’de yazmıştır. Bu eserde roman kahramanı Adnan Bey’in yaşamı çevresinde İstanbul’un üç dönemi (Abdülhamit, İttihatçılar ve Mütareke) anlatılmıştır. Gerçekçi kişiler, ayrıntılı tahliller, canlı kesitler bu romanda öne çıkar.

Sevinç Çokum (1943- …)

              Hisarcılar topluluğunun temsilcilerindendir.

              Geleneksel ailenin sorunlarını, manevi değerleri öne çıkaran olayları işlemiştir.

              Başarılı ruh tahlilleri yapan sanatçı, kahramanlarının duygularını akıcı, dokunaklı ve şiirsel bir dille yansıtmıştır.

              Folklor unsurlarını eserlerinde iyi kullanmıştır.

              Kişileri yöresel yaşayışları içinde betimlemiştir.

      Romanlarında Osmanlının çöküşünün terk edilen topraklardaki insanlarda bıraktığı etkiyi, esir Türklerin acılarını, sosyal ve tarihî konuları işlemiştir.