TRAJEDİ (TRAGEDYA) TİYATROSUNUN GENEL ÖZELLİKLERİ, GELİŞİMİ VE TEMSİLCİLERİ
Yaşamın acıklı yönlerini, kendine özgü kurallarla, sahnede yansıtmak; ahlak, erdem örneği göstermek için yazılmış manzum (şiir şeklinde olan) tiyatro eserine“trajedi (tragedya)” denir.

Antik (eski) Yunan’da Bağ Bozumu Tanrısı “Dionyos” adına yapılan törenlerde temsiller önceleri korolar tarafından verilmiştir. Korodaki kişiler değişik hayvanların maskeleriyle sahneye çıkıyorlardı. Bu maskeli oyunculara “satir” deniyordu. Koro oyuncuları, tanrı Dionysos’un muhafızları olan keçi ayaklı satirlerin kılığına girmek için teke derileri giyiyorlardı. “Trogoi” denilen bu deriler yüzünden bu oyun türüne “keçi şarkısı” anlamına gelen “tragedia” adı verilmiştir.

Daha sonra “Thespis (Tespis, MÖ. 6. yüzyıl)” adındaki bir kişi, koronun karşısına bir aktör çıkarmış-tır. Böylece monolog halindeki törenler söyleşmeli tiyatrolar haline gelmiştir. Bu oyunlarda zamanla oyuncu sayısı artmıştır. Bu oyunlarda başka tanrıların da hayatları ve maceraları temsil edilmeye başlanmıştır.

Yunan trajedileri, 15–20 bin kişilik büyük tiyatro binalarında temsil edilirdi. Bu trajediler bugünkü literatürde perdenin karşılığı olan “epizot” adı verilen bölümlere ayrılırdı.

Epizotların değişmesi koronun araya girerek şarkı söylemesiyle belli edilirdi. Uzun süren temsiller aralıksız olurdu. Oyuncular seyirciler tarafından kolay fark edilmek için ön ve arka yüzüne biri ağlayan diğeri gülen iki çeşit maske takarak sahneye çıkardı.

Trajedi, seyircide korku ve acıma hisleri uyandıracak onu kötü duygulardan arındırmayı, iyi davranışlara yönlendirmeyi yani ona ders vermeyi amaçlar.

Trajedilerde işlenen trajik olay, iki yüksek değer arasındaki çelişkiyi yaşayan insanın durumundan doğar.

Trajedi, olayları acıklı yönleriyle verir; seyircide merak ve endişe uyandırır. İnsanların ruhsal zayıflıklarını kin, nefret, intikam, ihtiras ve kuvvetli yönlerini karşı karşıya getirir. Toplumun aristokrat kesimine hitap eder.

Hükümdarlar, soylular, tanrılar trajedinin temel kahramanlarıdır. Eser genelde bir faciayı canlandırır. Sonu genelde ölümle biter.

17. yüzyıl Fransız sanatçıları trajedinin kurallarını kesinleştirmişlerdir. Bu sanatçılar üç birlik kuralını benimsemişler, koroyu kaldırmışlar ve trajedileri beş perdelik oyunlar haline getirmişlerdir.

Trajedi Batı toplumunun seçkin ve soylulardan oluşan tabakasına hitap eder. Bu bağlamda trajedinin çok kesin kuralları vardır. Klasik trajedide bu kurallara sıkı sıkıya uyulmuştur.

Trajedinin temel özellikleri:

ü  Amaç seyirciye erdemli davranışları yücelterek ahlak dersi vermektir. Bu amaçtan asla taviz verilmez.

ü  Konularını tarihten ve mitolojiden alır. 17. yüzyıla kadar yazılan trajedilerde konular Yunan ve Latin mitolojisinden alınmıştır. 17. yüzyıldan sonra Latin, İspanyol ve Osmanlı tarihinden de konular alınmış ve bu yüzyıldan sonra artık klasik tragedya yazılmamıştır.

ü  Kahramanları konuya bağlı olarak krallar, kraliçeler, saray eşrafı gibi soylu kimseler veya mitolojideki tanrılar, tanrıçalar ve yarı tanrılardır. Trajedide sıradan insanlara, insan müsveddesi olarak nitelenen basit kişilere yer verilmez. Tarihsel kahramanlar trajedilerde karşımıza çıkabilir.

ü  Üslubu sanatlıdır, işlenmiş, kusursuz ve seçkin bir dil kullanılır, ağır bir anlatımı vardır. Bu nedenle trajedilerde kaba sayılan sözlere, küfürlü ifadelere, argolara hiç rastlanmaz.

ü  Manzum olarak (şiir şeklinde) yazılır.

ü  Kavga, vurma, yaralama, öldürme, intihar gibi seyircinin kötü olarak göreceği, kaba bulacağı çirkin olaylar sahnede seyircinin gözü önünde canlandırılmaz. Oyunun içinde bu tür bölümler varsa bu bölümler sahne arkasından gelen yani kulisten gelen konuşmalarla canlandırılır. Seyirci ne olduğunu seslerden anlar ancak kötü sayılan olayı görmez.

ü  Beş perdeden oluşur. Bir oyunun her bir bölümüne perde denir. Eser ara vermeden oynanır. Koro, perde görevi görür. Bölümler arasındaki geçiş, koronun araya girmesiyle sağlanır.

ü  Birbiri arkasından sürüp giden “diyalog” ve “koro” bölümlerinden oluşur. Eserin dramatik bölümlerini diyaloglar oluşturur. Korolar ise şarkı ve dansla söylenen lirik bölümlerdir. Koro, kentin yaşlılarından ya da kadınlardan oluşur. Diyalog bölümündeki kişiler nasıl soluysa veya doğaüstü niteliklere sahipse korodakiler de iyilik, kötülük, ahlak, din gibi konularda halkın görüşlerini yansıtan kimselerdir.

ü  Üç birlik kuralına uyulur. Trajedide olayın bir günlük zaman dilimi içinde geçmesi ilkesi nedeniyle oyun yazarları sahnede canlandırılacak bölümü genellikle olayın sonundan seçerler. Olayın başlangıç bölümü ise sahnede bulunan koro tarafından toplu olarak şiir şeklinde söylenir.

Bu özellikleri içeren trajedi eserleri MÖ. 6. yüzyıl-da eski Yunan’da verilmiştir. Ancak 17. yüzyılda Fransa’da Klasisizm akımının etkisiyle bu türün niteliklerini içeren eserler verilmiştir.

Günümüzde, trajediye benzeyen tiyatro çeşidi’‘ melodram”dır. “Melodram”; cinayet, hıyanet, felaket gibi ürkütücü, üzücü konulara ve beklenmedik olaylara yer vererek sonu ibretle bağlanan tiyatro eseridir.

 Trajedi türünde eser vermiş en ünlü sanatçılar:

Trajedinin kurucusu Yunanlı Thespis (Kaynaklarda “Tepsis” olarak da geçer.

Eski Yunan’da

Aiskhylos (Ayklos, MÖ. 6. yüzyıl)

Euripides (Öripides, MÖ. 5. yüzyıl)

Sophokles (Sofokles, MÖ. 5. yüzyıl)

Ennius (Enius, M.Ö. 3. yüzyıl)

Klasik Fransız edebiyatında

Corneille (Korneyl, M.S. 17. yüzyıl) ve

Racine (Rasin, M.S. 17. yüzyıl)’dir.

ÖZET:

Eser        : Helene

Yazarı     : Euripides

Türü       : Trajedi

 Paris’in Isparta’dan kaçırdığı Helene, asıl Helene olmayıp Zeus’un karısı kıskanç Heran’ın esirden meydana getirdiği canlı bir gölge, bir ikinci Helene’dir. Yunanlılar (Akhalılar) işte bu hayalin peşinde Troyayı sarmış, on yıl savaşmışlardır. Helene’ye tıpatıp benzeyen bu gölgesi Paris ile Troya’ya kaçarken tanrıların habercisi ve Hera’nın sadık adamı Hermes, asıl Helene’i alıp Mısır’a götürmüş, kral Theoklymenos (Teoklimenos)’a emanet etmişlerdir. Helene, Mısır’da kendini kurtarmaya geleceğini umduğu kocası Menelaos’u beklemektedir. Nitekim Troya’dan kurtardığı öteki (gölge) Helene’in göklere uçtuğunu gören ve asıl karısının Mısır’da bulunduğunu öğrenen Menelaos, Hera’nın korumaları ile oraya gider. Karısını alarak Isparta’ ya dönmek emelindedir. Ama Mısır kralı Theokiy-menos, Helene’in kocası Menelos’u öldürterek dünyanın en güzel kadını ile evlenmek arzusundadır. Helene ile Menelaos, çeşitli oyunlarla onun tuzağından kurtulur, gemi ile kaçarlar. Kral buna çok öfkelenir ama tanrıların iradesine boyun eğerek onları kovalamaktan vazgeçer.