NOKTALAMA İŞARETLERİ VE KULLANIM YERLERİ

Noktalama, yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koyma işidir. Cümleleri ayırmak ve cümle içindeki duraklama yerlerini belirlemek için kullanılan işaretlere noktalama işaretleri denir. 

Noktalama işaretlerinin tarihi Bizans dil bilgini Aristophones'e dek gider. Bu işaretlerin kullanılmasına XVI. yüzyılda matbaanın bulunuşu ile başlanmıştır. XIX. yüzyılda ise noktalama işaretleri genelleşmiş ve kesin kurallara bağlanmıştır. Noktalama işaretlerinin bizde kullanılması, Tanzimat döneminde başlar. İlk kaynak Fransızca olmuştur. Bu yüzden de birçok işaretin adı Fransızcadır: virgül, apostrof, parantez gibi. Ancak bugün bunların çoğuna Türkçe karşılıklar bulunmuştur: kesme işareti (apostrof), ayraç (parantez). 

Noktalama işaretleri düşünceleri daha açık anlatmayı, yazının anlaşılır olmasını sağlar. Okumayı ve anlamayı kolaylaştırır. Sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmekte kullanılır. Doğru ve güzel yazmak için, noktalama işaretlerinin görevlerini tam olarak bilmek, yerli yerinde kullanmak gereklidir.
 


Ayraç ( )

 

a.  Cümlenin herhangi bir ögesi durumunda olmayan açıklamaların başına ve sonuna konur:

 

Kurullar arası eşgüdümü (koordinasyonu) en iyi siz sağlarsınız.

 

b.  Tiyatro eserlerinde konuşan kişinin hareketlerini açıklamada kullanılır:

 

Ayşe – (çekinerek) Girebilir miyim?

Müdür – (kızgın) Girdin ya!

 

c.  Alıntı yapılırken, yazarı ya da eseri göstermek için kullanılır:

 

Kemal Tahir, bu ilkeden hareket ederek, görüp yaşadığı somut Türk insanı gerçeğini, genel bir kavram çerçevesi içine oturtmuştur. Böylece, Osmanlı tarihinin sosyal ve siyasî olaylarını açıkladığı gibi, Tanzimat çağını ve Cumhuriyet devrini de bu görüş açısından değerlendirmiştir.  (Selahattin Hilav)

 

d.  Küçümseme, alay ya da kuşku bildirmek için kullanılan ünlem ve soru işareti ayraç içinde gösterilir:

 

O kadar çalışkandı(!) ki sınıfta kaldı.

 

 

e.  Maddeler sıralanırken, alt bölümleri gösteren harf ya da sayılardan sonra konur:

a)

b)

 

şeli Ayraç [ ]

 

a.  Ayraç içindeki bir anlatımda yeniden bir ayraç gerektiğinde kullanılır:

 

Na şarka, ne garba, ne falana feşmekâna bağlıyım; bize bağlıyım (Ahmet Hamdi Tanpınar, Mâhur Beste [Ülkü Mecmuası, 17. tefrika] ).

 

b.  Ansiklopedilerde, sözlüklerde kimi bilgiler köşeli ayraç içinde verilir:

 

Falih Rıfkı [Atay]; fıkra, makale, anı, gezi, sohbet türlerindeki özlü yazılarıyla tanındı. (Behçet Necatigil)

 

c.  Bilimsel araştırmalarda, üzerinde çalışılan yazının bulunamayan ya da okunamayan, araştırıcının tamamladığı bölümleri belirtmek için kullanılır.

Denden İşareti  (")


Maddeler sıralanırken, alt alta gelen aynı sözcüğün yinelenmemesi için, alttaki sözcüğün yerine konur:
 

a.  Kişi  adları

b.  Hayvan "

c.  Ulus           "


Düzeltme İşareti  (^)


a.  Türkçeye başka dillerden girmiş kimi sözcüklerde bulunan g, k, l sesleri ince okunmaktadır. Bu durumda söz konusu seslerden sonra gelen a ve u ünlülerinin üzerine konarak, bu seslerin ince okunmaları sağlanır:

 

kâğıt, dükkân, rüzgâr, mekân, yadigâr, hizmetkâr, reklâm, selâm, İslâm, evlât, hilâl, istiklâl; , sükûn, sükût, mezkûr…

 

b.  Kimi yabancı sözcüklerin de yazılışları bir, okunuşları ve anlamları ayrıdır. Bunları birbirinden ayırt etmek için, ünlüsü uzun okunanlarda düzeltme işareti kullanılır:

 

adem (yokluk)                                  âdem (insan)

adet (sayı)                                        âdet (gelenek)

alem (bayrak)                                   âlem) (dünya, evren

dahi (bile)                                         dâhi (yaratıcı gücü olan kimse)

ama (fakat)                                      âmâ (göremeyen, kör)

hala (babanın kızkardeşi)               hâlâ (henüz)

hal (pazar yeri, çözme)                    hâl (durum)

varis (damar genişlemesi)             vâris (mirasçı)

vakıf (para, mülk)                            vâkıf (vakfeden, bilen)

 

Birbirine karışma olasılığı bulunmayan ve bir ünlüsü uzun okunan sözcüklerde düzeltme işaretine gerek yoktur:

 

abide, adalet, dünya, vali, ceza, vefa, dava, beda- va, istifa, beraber, hatta.

 

Ancak, söz konusu ünlüleri uzun okumalıdır:

 

a:bide, ada:let, dünya:, va:li, ceza:, vefa:, da:va:, beda:va, istifa:, bera:ber, hatta: gibi.


c.  Dilimize Arapçadan girmiş, nispet eki (î) almış sözcüklerde de kullanılır. Aksi takdirde -Türkçedeki –sel/-sal ekinin karşılığı olan- bu ek, dilimizin belirtme durumu ve iyelik eki ile karışabilir:

 

askerî okul                      Türk askeri

dinî inanç                        İslâm dini

ilmî tartışmalar              fizik ilmi

resmî kuruluşlar            Atatürk'ün resmi


Eğik Çizgi ( / )


a.  Düzyazı içinde yapılan şiir alıntıları yan yana yazıldığında, dizeleri birbirin- den ayırmak için kullanılır:

 

Necatigil'in Liman'da gemi simgesi ile ortaya koyduğu gene insandır: "Sonra büyür daha da / Korkunç yalnızlığımız."

 

b.  Adres yazarken, apartman ile daire numarası arasına konur:

 

Yunus Emre Cad. 40/4. Ayrıca semt ve kent adları arasında da kullanılır: Gültepe / Eskişehir.

 

c.  Tarih yazarken gün, ay, yıl bildiren sayıların arasına konur:

 

19/5/1919


İki Nokta ( : )


İki nokta, kabaca "açıklama gelecek", "arkası var" anlamını veren bir uyarı işaretidir. Aşağıda belirtilen durumlarda kullanılır.

 

a.  Kendisinden sonra örnekler verilecek, açıklamalar yapılacak cümle ya da sözcükten sonra konur:

 

Bugün bunların Türkçelerini kullanıyoruz: kamuoyu, güzel sanatlar, konu, yazı kurulu, sorumlu müdür.  (M. Cevdet Anday)

 

İki noktadan sonra gelen sözler, yukarıdaki cümlede olduğu gibi tek tek sıralanan örneklerse küçük harfle; kendi başına bir cümle ise büyük harfle başlar.

 

b.  Tırnak içinde verilen alıntılardan, önce konur:

 

Yazar Cemil Meriç, aydını şöyle tanımlamaktadır: "Yazı ve söz aracılığıyla toplumun şuurlanmasına yardım eden, yol gösteren, aydınlatan kişi."

 

Tırnak içindeki açıklama, asıl cümle kesilerek veriliyorsa, tırnaktan önce iki nokta koymaya gerek yoktur:

 

Sevda Şener, tipi "insana özgü genel bir niteliğin anlamlı biçimde vurgulanarak belirtildiği kişilere 'tip' diyoruz" biçiminde tanımlıyor.

 

c.  Konuşma çizgisiyle başlatılan aktarmalardan önce kullanılır:

 

Oysa dayanılmaz bir sesin çağrısı var:

-Haydi çık, daha çabuk, daha çabuk.

(Neşe Cehiz)

 

d.  Dilbilgisi ve sözlü anlatım çalışmalarında uzun okunacak ünlüleri göstermek için, söz konusu ünlüden sonra konur:

 

ha:iz, ca:iz, ha:ne, dünya:

Kesme İşareti ( ' )


a.  Özel adlara gelen iyelik ve durum eklerini ayırmak için kullanılır:

 

Ömer'e, Emrah'ı, Ankara'da, Eskişehir'den, Ateşten Gömlek'te…

 

Kurum, kuruluş, dernek, işyeri; dil, din, mezhep, akım adları kesme işaretiyle ayrılmaz:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Anadolu Üniversitesinden, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneğinde; Türkçede, Müslümanlıkta, Rönesansın…

 

Kişi adlarından sonra getirilen unvanların ekleri de kesmeyle ayrılmaz:

 

Pınar HanımaEngin Beyi, Ali Paşadan, Mehmet Efendinin…

 

b.  Özel adlara getirilen ekler,  satır sonunda yer kalmadığı zaman alttaki satıra indirilirken,  yalnızca kesme işareti kullanılır; kısa çizgiye gerek yoktur:
 

          Benim annem,   tarihe her zaman meraklıydı;   Cevdet Paşayla   Naima'  yı da, çeşitli Fransız tarihçilerini de hep okurdu.  (Mîna Urgan)

 

Sonunda sert bir ünsüz bulunan özel adlar tam olarak yazılır; kesme işareti konarak ek getirilir. Ancak bu sözcüklerin okunuşu sırasında sert ünsüz yumuşatılır.

 

Yani Ahmet'i, Recep'i; Sinop'u, Zonguldak'ı yazılır; Ahmedi, Recebi, Sinobu, Zonguldağı biçiminde okunur.

 

c.  Yabancı özel adlara gelen çoğul ve yapım eklerinden önce kullanılır:

Paris'ler, Londra'lı.

 

Türkçedeki özel adlara gelen çoğul ve yapım ekleri kesmeyle ayrılmaz:

 

Türkçe, Türklük, Atatürkçü, Müslümanlık, Hristiyanlık, Asyalı, Kırşehirli, Ayşeler. Bu eklerin üstüne gelen öteki eklerde de kesme işareti kullanılmaz: Türkçeden, Atatürkçülükte, Asyalıdan…

 

d.  Kısaltmalardan sonra getirilen ekleri ayırmak için konur:

 

BM'nin, PTT'ye, TV'yi…

 

Kısaltmalara gelen ekler, kısaltmanın okunuşuna uyar. Büyük harfli kısaltmalarda son harfin okunuşu, küçük harfli kısaltmalarda ise sözcüğün okunuşu göz önünde bulundurulur:

 

DSİ'ye, TRT'ye; kg'a, cm'ye. Ancak kısaltılışı büyük harflerle yapılmasına karşın, bir sözcük gibi okunanlara gelen ekler bu okunuşa uyar: NATO'ya, BAĞ-KUR'a...

 

e.  Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır:

 

1995'te, 8'inci, 2'nci

 

Sayılarda sıra bildirmek için kesme işareti konmuş ve ek yazılmışsa, başka bir işarete gerek yoktur: 

 

1'inci, 6'ncı…

 

f.  Bir harf ya da ekten sonra gelen eki ayırmak için de kesme işareti konur:

 

b'nin, -daş'ın…

 

g.  Konuşmada ya da ölçü nedeniyle şiirde düşen sesleri göstermek için kullanılır:

 

Acep dünyada var m'ola

Şöyle garip bencileyin.

Bağrı yanık gözü yaşlı

Şöyle garip bencileyin.

                   (Yunus Emre)

 

ğ.  Özel adların yanında ayraç içinde bir açıklama yapıldığı zaman, kesme işareti ayraç kapandıktan sonra konur:

 

Cahit Öztelli (1910 – 1978)'nin ilk kitabı Zileli Şairler (1944)'di.

 

Özel adların yerine kullanılan "o" adılı, cümle içinde küçük harfle yazılır; kendi- sinden sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz.


Kısa Çizgi ( - )


a.  Satır sonuna sığmayan sözcükleri bölmede kullanılır:
 

Sevgi yücedir, kutsaldır. Yağmuru ancak  indirir,  rüzgârı  ancak  o   estirir. Sevginin olmadığı yerlere kar düşer, çiçekler solar, böğürtlenler yemyeşil ka-   lır, morarmak bilmez.  (Tarık Dursun K.)

 

b.  Ara sözleri, ara cümleleri, ayrıntı sayılabilecek açıklamaları belirtmek için, bir başta bir sonda olmak üzere iki kısa çizgi konur:

 

Onun için –kendisini yakından tanıyanlar bilirler- Mustafa Kemal, hiçbir zaman bir emir ve cebir adamı olmamış; arkadaşlarıyla kendi arasındaki anlaşmazlıkları, fikir ayrılıklarını daima münakaşa yolu ile halletmek usulünü tercih eylemiştir. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 

c.  İki sözcük arasındaki ilgiyi, bağlantıyı belirtmek için kullanılır:

 

okur-yazar ilişkisi, okul-aile birlikleri, Osmanlıca-Türkçe sözlük

 

Ayrıca kimi terim ve kuruluş adlarında da sözcükler arasına konur:

 

sıfat-fiil, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi….

 

d.  Dilbilgisinde ekleri belirtmek için ekin önünü konur:

 

-ce, -de. Sözcüklerin kök ve eklerini ayırmada kullanılır: ver-gi-len-dir-il-en-ler-den-dir.

 

Ayrıca heceleri göstermek için de heceler arasına konur:

 

göz-lem-le-di-niz.

 

e.  Madde sıralamasında, alt bölümleri belirten harf ya da sayılardan sonra kullanılır:  a- , b-, d-…



Nokta ( . )


Nokta, en çok kullandığımız noktalama işaretidir. Kullanıldığı başlıca yerler aşağıda belirtilmiştir. 
 
a.    Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur: 
 
Yaban'da Karaosmanoğlu'nun amacı, doğrudan doğruya Millî Mücadele gerçeğini yansıtmak değildir. Yaban, o günlerin geri ve bakımsız bir köyünün hastalıklarını teşhir etmektedir. (Aytekin Yakar) 

Yazıda, sonuna nokta konmamış bir söz bitmiş sayılmaz. Anlatımdaki yargının bildirdiği anlama göre cümlenin sonuç işareti nokta yerine soru ya da ünlem işareti olabilir. 

b.   Bir cümlenin sonunda ayraç içinde açıklama verilmişse, bu durumda nokta kapama ayracından sonra konur: 
 
Çocukların ilk söylediği sözcükler, pek çok dil bilginini ilgilendirmiştir (bk. Özcan Başkan, Lengüistik Metodu).  
 
c.     Kısaltmalardan sonra nokta konur:
Dr.(doktor), Prof.(profesör), Fr.(Fransızca), Cad.(cadde), S.(sayı), s.(sayfa), vb.(ve bunun gibi)… 
 
Ancak, büyük harflerle yapılmış kısaltmalarda nokta kullanılmaz:  
 
TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), MEB (Millî Eğitim Bakanlığı), DSİ (Devlet Su İşleri)…
 
d.   Sıra gösteren sayılardan sonra konur:  
 
1. (birinci), 100. (yüzüncü). 

Sıra gösteren sayının yanına noktadan sonra –inci eki getirilmez. Çünkü burada, nokta zaten bu görevde kullanılmaktadır. 

e.     Madde numaraları ya da harflerinden sonra kullanılır: 
 
1.a., A., I. 
 
f.    Belli bir günü gösteren tarihlerin yazımında gün, ay, yıl sayılarını birbirinden ayırır: 
 
24.6.1998, 12.09.2009 
 
Ancak, ay adları yazı ile yazılırsa, bu durumda nokta konmaz: 
 
24 Haziran 1998 
 
g.   Saat gösteren sayılarda zaman birimleri arasında kullanılır: 
 
14.30
 
ğ.   Sayılarda basamaklar arasına konur: 
 
137.900.203
 
İstenirse, nokta konmayıp, onun yerine boşluk bırakılabilir: 
 
137 900 203

Noktalı Virgül ( ; )


a.  Her biri kendi içinde bağımsız olmasına karşın, anlam bakımından birbirine sıkıca bağlı cümleleri ayırmak için kullanılır:
 
Başlık, konu demek değildir; konunun anlamı genellikle başlığa göre daha geniştir. 
 
b.  Bir ögesi ortak olan iki cümle arasına konur:
 
Bence bu, üç dört ayda bitecek bir dava değildir; üç dört yıl bile sürebilir. 

Gördüğünüz gibi burada özneleri (bu dava) ortak olan iki cümle noktalı virgülle birleştirilmiştir. 

c.  Bir cümlede, virgülle ayrılmış örnek kümeler varsa, bu kümeleri birbirinden ayırmak için kullanılır:
 
Dilimize girmiş yabancı sözcükler de Türkçenin ünlü uyumu kuralına uyar; renk, rengi, renge; ilaç, ilacı, ilaca; kitap, kitabı, kitaba vb. 
 
d.  Birbirine ama, fakat, ancak, yalnız, lâkin, oysa, hâlbuki, ne var ki,ununla birlikte, bu nedenle, öyleyse, sonuç olarak, çünkü gibi bağlaçlarla bağlanan iki cümleden, birincisinden sonra konur:
 
Her diplomalıya aydın diyemeyiz; ama yüksek öğrenim görmüş kimseler birer aydın adayıdırlar. (Joseph A. Schumpeter) 
 
Bu tür örneklerde, yazar isterse, ilk cümlenin sonuna nokta koyabilir. Dolayısıyla ama, oysa gibi bağlaçlar da sonraki cümlenin ilk sözcüğü olur.

Soru İşareti ( ? )


a.  Soru bildiren cümlelerden sonra konur:

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

                                        (Cahit Sıtkı Tarancı)

 

Soru ekleri ile öbekleşmiş sıralı cümlelerde soru işareti en sona konur:

 

Malına mı, parasına mı, bilgisine mi güveniyor?

 

b.  Bilinmeyen tarih, yer vb. durumlarda konur:

 

Nedim ( ? – 1730)

 

c.  Bilginin kuşkulu olduğu durumlarda ayraç içinde kullanılır:

 

Dalyan: İtalyanca (?)

 

d.  Küçümseme, ince alay anlamında da kullanılır:

 

Bu işteki zekâsı(?) herkesi şaşırttı.

 

Doğrudan doğruya soru anlamı vermeyen sözlerde soru işareti kullanılmaz:

 

Bugün çarşıya çıksam mı, diye düşünüyorum.

 

Bu cümlede soru işareti bulunmasına karşın, cümle bittiğinde soru anlamı olmadığını görüyoruz. "Çarşıya çıkma" konusundaki kararsızlık, "mı" soru eki yoluyla değişik bir anlatımla verilmiş. Bu yüzden soru ekinden sonra, soru işareti yerine virgül konur.


Tırnak İşareti (" ")

 

a.  Bir yazı içinde başkasından olduğu gibi aktarılan sözlerin başına ve sonuna konur:

 

Açık'ta şair, "Çünkü asıl şiirler bekler bazı yaşları," diyerek, şiir serüveninin yeni bir dönemine çağırır bizi.  (Doğan Hızlan)

 

Olduğu gibi alınmayan sözler tırnak içine alınmaz.

 

Tırnak içine alınmış olan sözün sonundaki işaret de tırnak içinde kalır.

 

b.  Önemi belirtilmek istenen sözcükler tırnak içinde yazılır:

 

Çevremden "dayak"kadar zararlı olduğunu gördüğüm eski bir eğitim yolu da "öğüt verme"dir.  (Sabahattin Eyüboğlu)

 

Özel olarak belirtilmek istenen sözcükler, istenirse tırnak içine alınmadan, altı çizilerek ya da koyu yazılarak da gösterilebilir.

 

c.  Tiyatro eserleri dışındaki yazılarda, konuşma çizgisi yerine kullanılabilir:

 

"Niye susuyorsun? Bir şey söylesene. Haksız mıyım?" "Hangi konuda?"

"İnsanın yaşamı her yönüyle yaşaması konusunda. Öyle sustun da…" (İpek Ongun)

 

d.  Kitap, yazı adları yazı içinde geçerken, tırnak içinde verilir:

 

Sait Faik, "Haritada Bir Nokta" adlı öyküsünde haksızlık konusunu işler.

 

Kitap ya da yazı adı cümlenin bir ögesi durumunda değilse, ayraç içinde belirt mek daha doğru olur:

 

Bu kitapta şairin kendi seçtiği şiirler yer almıştır. ( Behçet Necatigil, Sevgilerde).


 

Tek Tırnak (')

 

Tırnak içinde verilen bir alıntıda yeniden bir tırnak işareti kullanmak gerekiyorsa, bu durumda tek tırnak konur:

 

"Halk Mevlânâ'ya saygıda kusur etmemekle birlikte, kendi diliyle konuşan Yunus'u onunla boy ölçtürmekten de çekinmiyor. Mevlânâ'ya Yunus için 'Manevî konakların hangisine vardıysam, bir Türkmen kocasının izini önümde buldum, onu geçemedim.' sözünü söyletiyor." (Sabahattin Eyuboğlu)



Uzun Çizgi ()


Yalnızca karşılıklı konuşmalarda, söz başlarında kullanılır. Bu nedenle konuşma çizgisi de denir.

 

Bekir Çavuş:

 Biliyorum beyim sen de onlardansın emme.

 Onlar kim?

 Aha, Kemal Paşadan yana olanlar…

 İnsan Türk olur da nasıl Kemal Paşadan yana olmaz?

 Biz Türk değiliz ki, beyim.

 Ya nesiniz?

 Biz İslâmız, elhamdülillâh… O senin dediklerin Haymana'da yaşarlar.

 

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)


Virgül (,)


a.  Eş görevdeki sözcükleri, sözcük öbeklerini birbirinden ayırmak için kullanılır. Başka bir deyişle iki ya da ikiden çok olan özne, nesne, tümleç ve yüklem arasına virgül konur: 
 
O, sert yapılı, geniş omuzlu bir adamdı. Kemikli yüzünün ortasında, sivri, uzun ve saldırıcı bir burnu vardı. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
 
b.  Uzun cümlelerde ve öznenin vurgulu bir biçimde belirtilmesi istendiğinde, özneden sonra konur: 
 
Türkçenin ses yansımaları, daha çok Rus Türkologlarınca ilgi görmüştür. (Hamza Zülfikar) 
 
c.  Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır: 
 
Yüzünü yıkadı, giysilerini değiştirdi, kahvaltı etti, sokağa çıktı. 
 
Cümle içinde geçen “ve, veya, ya da, yahut” gibi bağlaçlardan önce de sonra da virgül kullanılamaz. 
 
O ve sen gelmeliydiniz ya da haber göndermeliydiniz. 
 
d.  Seslenmelerden sonra konur: 
 
Kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş, senindir. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 
 
e.  Ara söz ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: 
 
Gece Bekçisi'ndeki tipler, özellikle de Max ve Lucia, Fromm'un genel plandaki çözümleme- sinde, gerçekten sado-mazohist bir karakter yapısı gösterirler. (Hilmi Yavuz) 
 
f.  Tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerin sonunda tırnak işareti yerine konur: 
 
Yarın gidiyorum, dedi. 
 
g.  Birleşik cümlelerde gibi, hâlde, için, rağmen, bile, değil, sonra türündeki sözcüklerle sonuçlanan cümleciklerin bu sözcüklerinden sonra konur: 
 
O adam da dülger balığı alabilmek, bu balığı hak edebilmek için, elinden geleni yapı- yordu. (Sait Faik Abasıyanık) 
 
Anlamı güçlendirmek için aynı sözcüğün yinelenmesiyle ortaya çıkan ikilemelerin arasına virgül konmaz:  
 
koşa koşa, seve seve… 
 
ğ.  Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra kullanılır: 
 
Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne, Eskişehir Valiliğine, 
 
h.  Kesirli sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 
 
18,57 (on sekiz tam, yüzde elli yedi) 
 
ı.  Cümle başlarında kullanılan evet, hayır, yok, peki, pekâlâ, hayhay, baş üstüne, tamam, öyle, elbette, haydi gibi sözcüklerden sonra konur: 
 
Haydi, git; halkın içine karış; artık sen benim malım değilsin! (Horatius) 
 
i.  Bir sözcüğün kendisinden sonraki sözcükle yapı bakımından bir bağlantısı olmadığını göstermek için de kullanılır: 
 
Yaşlı müdür, yardımcısı Ayşe'ye döndü. 
 
Tamlamalarda, tamlamayı oluşturan sözcüklerin arasına virgül konmaz:  
 
Ali'nin kitabı, bahçe kapısının çiçek desenli kapısı…


Ünlem İşareti (!)


a.  Ünlem bildiren (sevinç, acı, kızgınlık, korku, şaşkınlık gibi duyguları anlatan) cümlelerin sonuna konur:

 

Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 

İçinde ünlemli sözler bulunan cümleler, bütün olarak ünlem bildirmiyorsa, o sözlerden sonra da cümle sonunda da ünlem işareti kullanılmaz:

 

Nihayet, "Çık" diyor. Niçin bu yabancılık ve bu lüzumundan fazla sertlik? (Reşat Nuri Güntekin)

 

b.  Seslenmelerden sonra konur:

 

Değerli izleyiciler!

 

c.  Bir sözcüğe ya da cümleye küçümseme, alay anlamı katmak istenirse, ilgili sözcükten sonra ayraç içine alınarak konur:

 

Onun ne kadar iyi (!) olduğunu biliyoruz.

 

Uzun cümlelerde, aynı türden duyguları belirten cümleciklerin her birinden sonra ünlem işareti konmasına gerek yoktur. Bu durumlarda ünlem işareti cümlenin sonuna konur:

 

Ah, şu çocuklar ne cici, ne sevimli, ne kadar cana yakın, ne kadar güzel!


Üç Nokta (...)

 

a.  Cümlenin bir yerde kesilerek, geri kalan bölümün okuyucunun düşüncesine, hayal gücüne bırakıldığı durumlarda kullanılır:

 

Dünya yer yer ruh sağlığına doğru emekliyor, Erdoğan… Biz de bu emeklemek devrine mutlak girmeliyiz. (Halide Edip Adıvar)

 

Okuyucunun tamamlaması için bırakılan bu sözler, istenirse soru ve ünlem işaretleriyle sınırlandırılabilir. Böylece okuyucu, cümlede verilmemiş sözleri şaşkınlık, kuşku ya da soru anlamlarıyla tamamlar:

 

Bir şeye yaramak, bir şeye yarar ve lâzım olduğunu hissetmek!… İşte, yaşamanın yegâne manası!…  (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

 

b.  Birtakım bölümler, örnekler sayıldıktan sonra vb. anlamında kullanılır:

 

Eski belgelerimizde de eşadlı ögelere rastlanmaktadır. Örnek olarak at 'isim', at 'hayvan'; buna ek olarak atlıg 'adlı, isimli', atlıg 'süvari'; taş 'dış' ile taş 'taş'; yüz '100', yüz 'surat'; balıq 'şehir', balıq 'balık'; ot 'ateş', ot 'ot'…  (Doğan Aksan)

 

c.  Bir metinden yapılan alıntılarda alınmayan, atlanan sözcük ve bölümlerin yerine konur:

 

Yerleşmiş anlamdan ise ben şunu anlıyorum: Tip kendi dışında bir şeyi temsil eden roman kişisidir.  Bizde ise sanırım bu tersine işliyor. Yani romanın başkişileri çok kez daha bir 'tip' olarak çıkmış.  (Berna Moran)

 

Bu durumlarda üç nokta yerine sıra noktalar ( ….. ) da kullanılabilir.

 

d.  Birtakım nedenlerle açıklanması istenmeyen sözcüklerin yerinde kullanılır:

 

E… ili

 

e.  Konuşmalarda karşılık verilmediğini anlatmak için kullanılır:

 

 Neredeydin?

 ...

 Ne arıyorsun?

 

 

Sıra Noktalar (.....)

 

Alıntılarda atlanan, verilmeyen satırlar, paragraflar yerine konur:

 

İnsanı hayvandan ayıran ana nitelik de güzellik yaratma ve güzellik aramadır.

…....

Sevmek nasıl öğrenilir? Güzellik eğitimiyle, güzellikler karşısında heyecan duyma yeteneğini işleye işleye, güzel resimler göre göre, güzel eserler okuya okuya, güzel müzik dinleye dinleye, güzellikler karşısında hayranlık duyma gücümüzü bileyip çoğaltacağız. Bir ulusun en büyük serveti bu sevme gücü, potansiyelidir.   (Vedat Nedim Tör)