Eleştiri Türünün Genel Özellikleri

ELEŞTİRİ:

Bir edebi eserin ya da sanat eserinin iyi ve kötü, başarılı ve zayıf yanlarının belli bir takım bilimsel yöntemlerle incelenip ortaya koyulduğu yazılardır.

Eleştirinin Özellikleri: 

1. Eleştiri yazılarında yazar nesnel bir dil kullanır.

2. Eleştiri türü bilimsel yazılar arasında değerlendirilir.

3. Eleştiri yazılarında tarafsızlık esastır.

4. Eleştiri yazılarında anlatım açık ve sadedir.

5. Eleştiri yazıları diğer türlerde olduğu gibi bir plan ile yazılır.

6. Eleştiri yazılarında düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. 

İyi Bir Eleştirmenin Özellikleri: 

- İyi bir eleştirmen her şeyden önce tarafsız olmalıdır.

- Eleştirmenin bilgi birikiminin, genel kültürünün iyi olması gerekir. Eleştirisinde bulunduğu bir roman hakkında yazarından daha az bilgi birikimine sahip bir eleştirmenin yazısı kimse tarafından dikkate alınmaz.

- İyi bir eleştirmen dili ustalıkla kullanmalıdır. Üslubunda kırıcı incitici olmamalıdır.

- İyi bir eleştirmen eleştirmenliği bir yan uğraş olarak değil bir meslek edasında yapmalıdır.

- İyi bir eleştirmen güncel olayları takip etmelidir.

- İyi bir eleştirmen eleştiride bulunduğu alanda kendini geliştirmelidir.

- Her şeyden öte iyi bir eleştirmen bol bol okumalıdır. 

Eleştiri Türünün Tarihsel Gelişimi:

Eski edebiyatımızda tezkireler birer eleştiri ve biyografi özelliği gösterse de eleştiri türü, edebiyatımıza, Tanzimat edebiyatı akımıyla birlikte Batı’dan girmiştir. Gazetenin yazı hayatımıza kazandırdığı türlerden birisi de tenkittir. Tanzimat Edebiyatı döneminde eleştiri türü daha çok divan şiiri üzerinde yoğunlaşmıştır. Ziya Paşa “Şiir ve İnşa” adlı eserinde divan şiirinin edebiyatımızdaki yerini irdelemiştir. Aynı dönemde Namık Kemal ve Recaizade Mahmut Ekrem eleştiri türünde eser kaleme almıştır, eleştiri türünün önem kazanmasına vesile olmuşlardır.

Edebiyatımızdaki ilk eleştiri Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir” adlı eseridir. Bu eserde Namık Kemal Osmanlı Dönemi edebiyatının özelliklerini irdelemiştir. Sonraki dönemlerde eleştiri türünde yine Namık Kemal’in Harabat adlı eseri kaleme aldığı görülür. Eleştiri türü gerçek yazınsal özelliklerini Serveti Fünun dönemi yazarları ile kazanmıştır. Bu dönemde Cenap Şahabettin, Ali Canip, Hüseyin Cahit, sonrasında ise Yakup Kadri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Nurullah Ataç, Cemil Meriç, Mehmet Murat, Vedat Günyol, Tahir Alangu. Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Özdemir Nutku, Metin And eleştiri türünde eser yazmışlardır. 

Eleştirinin Türleri: 

a) Ruhbilimsel eleştiri: 

Bu yöntemde ele alınan eser, yazıldığı ya da işlediği devrin şartlarına, yazarın hayatına, eğitim, görüş açısı gibi özelliklerine göre değerlendirilir. Bu eleştiri yönteminde eserden çok yazar ele alınıp incelenir. Yazarın istek ve beklentileri, yetişme şartları, sosyal durumu gibi özelliklerinin eserine yansımaları irdelenir. Örneğin Serveti Fünun dönemi sanatçılarının eserlerinde toplumsal meselelere yer vermemeleri yazarların baskıcı bir ortamda yetiştiği gerçeği ile açıklanmaya çalışılır. 

b) Sosyolojik eleştiri (Tarihsel): 

Bu eleştiri türünde ele alınan eser bir laboratuvar ortamında deneysel çalışma yapılıyormuş gibi açıklanır, sınıflandırılır ve hakkında kati hükümler verilir. Eleştiri edebi eserin sosyal şartlardan doğduğu anlayışı ile değerlendirilir. Örneğin Dada akımının eserleri umudunu kaybetmiş, yozlaşmış bir toplumda ortaya çıkabilecek doğal bir sonuç olarak saçma ve kuralsız görülür. 

c) Göreceli eleştiri: 

Bu eleştiri anlayışında eser eleştirmenin keyfiyetine göre değerlendirilir. Bilimsellik ikinci plandadır. Eleştiride bir sınır çizilmez. Aynı eserin farklı zamanlarda hem başarılı hem de başarısız değerlendirildiği bile olur. Öyle ki bazı eleştirmenler sanat arkadaşları ile aralarının açılmaları ardından eleştirel tutumunu değiştirebilmektedir. Bu anlayış eserlerin değerlendirilmesinde kargaşaya yol açmaktadır. 

d) İzlenimci eleştiri: 

Bu eleştiri anlayışında eleştirmen sanata ve edebiyata değişmez yargılar ile bakılmasına karşıdır. Nasıl insanın istek ve beklentileri, davranışları, zevkleri vb. değişiyor ise eleştiri tutumu da değişmelidir görüşü savunulur. Her edebi eser yazıldığı ve okunduğu dönemde bıraktığı etkiye göre değerlendirilir. Ortaya konan değer değişmez değildir. Yazarın aynı esere karşı bugün hissettiği duyguları ileriki bir dönemde de aynen hissetmesi olanaksızdır. Bu anlayışta bir eser kalıcı bir güzelliğe sahip değildir. Önemli olan eserin okunduğunda insanda bıraktığı zevk duygusudur. 

e) (İçerik)Yapısal eleştiri:

Her insanı oluşturan organik bağlar nasıl birbirinden ayrı ise her eserin yapısal bütünlüğü de farklı farklıdır. Eleştiride eser bu özgün yapı içinde değerlendirilir. Eleştirmen edebi eserin kurgusal yapısını ortaya çıkarmakla uğraşır. Yazarın oluşturduğu edebi evreni sergilemek ile uğraşır. Asıl uğraş eserin nasıl yazıldığını belirlemektir.