Orhan AFACAN - Şiirler
BİN CANLA SEVİYORUM TÜRKİYE’Mİ

Bin canla seviyorum Türkiye’mi
Dirilir, dirilir de ölürüm ben
Çok özel yaratmış Hak bedenimi
Ancak Türkiye’mle örtünürüm ben.

Sakarya nehrinden Dicle, Fırat'a
Sağanak, sağanak dökülürüm ben.
Âliyle kardeştir Ökkeş, Rıfat’a
Zengin nüfus, zengin bir kültürüm ben.

İstanbul aşkıyla Fatih olurum.
Dağları Çağlara götürürüm ben
Kocatepe’de mevzii bulurum
‘’Akdeniz’i ilk hedef’ ’görürüm ben.

Söğütlü Osman’ım, kayı boyundan
Kur’an’ aşkıyla büyütülürüm ben.
Çekinmem, korkmam en kötü oyundan
Düşmanın gözünde iz sürürüm ben

Toprağa tohumdur alın terlerim.
Zemzem kadar bereketli, gürüm ben
Resulün ‘’aguş’ açtığı askerim
Ezelden beridir hür, özgürüm ben...

Dört mevsimde çiçek acar bahçemde
Dostluğa, sevgiye gömülürüm ben.
Laz,Kürt,İstanbul kokusu lehçemde
Aruz, aruz kalbe örülürüm ben

Cephede kahraman, devlette memur
Okulda öğrenci görülürüm ben
Çalışmamla olur vatanım mamur
Takdirde edilir, övülürüm ben.

Misafir perverim, ikramım boldur
Bir lokma ekmeği bölüşürüm ben.
Mevlana’yla, Yunus gittiğim yoldur.
Yaratılmışı hep hoşgörümüm ben.

Orhan AFACAN

https://mail.google.com/mail/u/1/images/cleardot.gifBEŞ YÜZ DERDE DEVA

Beş yüz derde deva besin üretir
Kimya’yı geç; elifi bile bilmez.
İşçi doğar, yaşar, ömrü bitirir
Vefakârdır; işi bir çile bilmez

Yeterince larva, yeterince mum,
Özenle işlenmiş ince ince mum.
Koza, petek olur gerekince mum
Yaptığı içgüdüsüyle bile bilmez.

Şaşsın âlimler kovandaki düzene
En az on bin canlının iş bölümüne.
İçtenlikle uyarlar disipline
Evrim teorisinde dile gelmez

Anlatsa ne; balda ki kristalize
Şüphe düşüyor bazen içimize.
Ürettiği yiyecek bir mucize
Dürüsttür, cesurdur hiç hile bilmez.

Uçan fabrika küçük, narın yapı
Ne mühendis var, ne işçi, ne kapı.
Tek ona takılmıştır bal lakabı
Tesadüfü asla vesile bilmez.

Huzur dolu yaşam mücadelesi
Yarım gram bal yakar Kilometresi.
Ayettınde anlatır Nahl süresi
Teori bu gerçeği sile bilmez.

Işık olup geçer sanki hektarı.
Bin beş yüz defa yapar bu tekrarı
Arayıp bulur sevdiği nektarı
Her çiçek çiçektir; gül, lale bilmez.

O küçük vücutta o performansı.
En doğal halidir havayla dansı.
Teoriye vermez bir tespit şansı
Teorisyen düşüne bile bilmez.

Ömrünce doğaya en çok yararlı
Azimli, bilinçli, kesin kararlı..
Sabırlı, uyumlu, hep istikrarlı
Bereket, bolluktur eksile bilmez.

Doğadaki şifa için aracı,
Tütsüden geliyor korkuyla, acı.
Savunmadır iğnesinde amacı
İnsanı sokmayı, bir çile bilmez.

Ne ödül alırdı insan olsaydı.
Rakipsiz kalırdı insan olsaydı
Belki şımarırdı insan olsaydı
Yirmi milyon yıldır değişme bilmez

Aslında yaptığı işlem çok basit
Mayadır nektara enzimli asit.
Çiçeğine göre bal çeşit çeşit
Tadına bakmayı düşüne bilmez.

Kovanda örnektir sosyal hayatı
Farklı mucize petekte sanatı.
Eşsizdir besinin kokusu, tadı
Orhan ne yazsa anlata bilmez

ORHAN AFACAN


 EZANDAN ÇOK SALAH OKUNUR

Mehmetçiğe yine pusu kuruldu
Yine toprağa, kırmızı nur doldu.
Bir anne yüreği daha burkuldu
Affeyle Ya RABBİ dokunur oldu.
Ezandan çok salah okunur oldu....

Şehitliği över hadisle, ayet
Bize düşen elbet sabır, metanet.
Tabutu görünce kopar kıyamet
Affeyle Ya RABBİ dokunur oldu.
Ezandan çok salah okunur oldu.

Erkekçe vurulsa bu kadar yanmam.
Rahmet diler, geçer giderim, anmam.
Yorumlara, mümkün değil inanmam
Terörist adeta korunur oldu.
Ezandan çok salah okunur oldu.

Zirvede terörün suçlar grafiği
Kara paradadır yoğun trafiği
‘’Kürt sorunu değil’’ örgüt gerçeği
Terörist çaresiz, yorulur oldu.
Ezandan çok salah; bir onur oldu.

ORHAN AFACAN


METRE KAREYE ALTI BİN MERMİ


Bir metre kareye altı bin mermi 
Çanakkale Olmak böyle bedel mi? 
Üç bin mermiyle zırh giymiş her beden 
Türklük ve Müslümanlık tek bir neden. 

Gökten, yerden, dört yandan bir afat 
Savaş yeri değil sanki Arafat. 
Yedi ülke düşman, Mehmet bir ülke 
Dünyaya yeter Mehmet teki ilke. 

Yürekler bir top, bakışlar süngü 
Düşmanın kudret, kısır bir döngü 
Alçak gibi, kalleş gibi geldiler 
İnsanlığı, mertliği öğrendiler. 

Çanakkale sen Uhut'sun, Bedir'sin. 
İstanbul için tarihi kilitsin. 
İstanbul yönünde Çan'ın ibresi 
Ne müthiştir Muhammed'in hadisi..

Farklı yerden gelmiş her birisi 
Kimi efendi, kimi sömürgesi. 
Kol yerinden, baş gövdeden kopacak 
Taşı sıksan su değil, kan akacak. 

Bekir Çavuş, Bekir Çavuş olacak 
Gözcü Baba'ya top mermi yığacak. 
Şahadet şerbeti tasla içilmez. 
Çanakkale asla,asla geçilmez.. 

Orhan AFACAN


TAŞ ATAN ÇOCUKLAR

Sanki oyundasın taş atan çocuk.
Cahil mi, cesur mu sonra görürsün
Seni kimler böyle oynatan çocuk.
Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün... 
Sökülen kaldırım, ayaklarındır
Ölünceye kadar bir götürümsün..
Kundaklanan dükkân yarınlarındır
Vicdanında yargılanan cürümsün

Elinde Molotof, yüzünde maske-
Neden bir gizliliğe bürünürsün…
Yıllarca sonra, desen bile keşke
Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

Senin yaşıtlarda taso salgını
Yahut bir iple topaç çevirirsin.
Oyun sandığın işlerin çılgını
Çamı hedeflerken, can devirirsin

Hapiste mi geçsin ergenlik çağı
Ordada sarmalar pisliğin ağı.
Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
Harf, harf, cümle cümle sen sökülürsün.

Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
Müslümansın, Müslüman görünürsün.

Benimde devletle sorunlarım var
Yapamam bunu aramızda duvar.
Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
Davanı hukuk ile sürdürürsün.

Hadis ’vatan aşkından iman doğar’
İmansızı, iman her zaman boğar
Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
Kendini ellerinle öldürürsün.

Bir taş konuyu nereye götürdü
Kalkınmamızı dereye götürdü
İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
Devamlı boş çareye bürünürsün..

Araya girmesin etnik tefrika-
İşte Ortadoğu, işte Afrika
Global siyasetler bin bir entrika
Ne yapsan hep mata düşürülürsün

Sömürgecidir her zaman Avrupa,
Sanma takdir edilir, övülürsün -
Şimdi demokrasi elinde sopa.
O sopayla da bir gün dövülürsün.-


ORHAN AFACAN

VAN'DASIN SANMA RÜYADA

Sodalı gölünde güneş yıkanır
Kedisi meşhurdur tüm dünya tanır
Avcılar, mevsimler boyu avlanır
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Farklı gündoğumu her mevsim gölde
Gün batar her akşam muhteşem halde
Ne yazık seyrine zaman az elde
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Bir başka adıyla Kaleler Kenti
Her kale, tarihten gelen esinti.
Emrah’la Selvihan aşkta örnekti
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Özenle yapılır sabah kahvaltı.
Peyniri otludur kefali tatlı.
Saygıyla, sevgiye dopdolu halkı.
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Gümüşte, kilimde gönül işlenmiş
Nakışlar içinde canan düşlenmiş
Bizden çok bunları âlem beğenmiş
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Taş cadde, taş sokak kümbet, medrese
Mutluluk veriyor gören herkese
Osmanlı diyecek kör bile gezse
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Bir ayrıcalıktır Van’da yaşamak
Dünü, günle ayni anda yaşamak
Binlerce bedenli canda yaşamak
Van’dasın, Van’dasın sanma rüyada
Cenneti andıran şirin dünyada

Orhan AFACAN