ANLATIM BİÇİMLERİ - Test 4

1.      

Yayalara ayrılmış yollarda iki saatlik bir yürüyü­şü geride bırakıp Singen adında bir köye var­dım. Bildiğim bir yerdi, daha önce bir kez gel­miştim buraya. Köy yolunda ilerliyordum ki yeni yapılmış bir binanın önünde duran bir araba iliş­ti gözüme. Bunun dün tanıştığım Singenli bir tüccarın arabası olduğunu hemen anladım. Arabaya koşulmuş, gövdesi acayip beneklerle bezenmiş atı da seçtim. Tüccar tam o sırada bi­nadan çıkıyordu. Arabaya atlayıp yola koyula­caktı anlaşılan.

Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki anlatım yol­larından hangilerine başvurulmuştur?

A)       Betimleme - örnekleme

B)       Öyküleme - açıklama

C)       Açıklama - betimleme

D)      Betimleme - karşılaştırma

E)       Öyküleme - betimleme

2.       

Dilimizde, Altan Öktem'in "İçimde Bir Boşluk Var" adlı kitabı tarzında yazılmış herhangi baş­ka bir kitaba rastlamadım. Sanırım bu üslupla yazılmış ilk kitap "İçimde Bir Boşluk Var". Dün­ya edebiyatında ise Alain de Botton'a ait "Fel­sefenin Tesellisi" adlı kitabı bu tarza örnek ve­rebiliriz. Ama bu iki eser arasındaki en önemli fark, yazılış biçimleri, yani üslupları.

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için baş­vurulan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

A)       Somutlama  

B)       Tanık gösterme

C)       Karşılaştırma  

D)      Benzetme

E)       Tanımlama

3.

Birlikler yola koyulurken, kara bulutlar toplanı­yor ve dondurucu bir rüzgâr uğulduyordu. Ay yavaş yavaş puslanmıştı. Yarım saat kadar bu dondurucu soğuk altında ilerlediler ve hafif bir karla çileleri de yeniden başlamış oldu. Emin Çavuş'u kumandanı yanından ayırmıyor, ara ara gerideki ve ilerideki birliklere gidip oradaki­lerin durumlarından haber getirmesini istiyordu.

Yukarıdaki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)       Benzetme yapılmıştır.

B)       Dokunma ve görme duyusundan yararlanıl­mıştır.

C)       Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.

D)      Farklı yapıda cümlelere yer verilmiştir.

E)       Yansıma sözcüğe yer verilmiştir.

4.

Durmuş Ali Bey sessiz adımlarla müfettişin yattı­ğı odaya yaklaştı. Kapıya kulağını dayadı. İçer­den kesik kesik horultular duyuluyordu. "Daha uyuyor!" diye mırıldandı. Lojmanın kapısını açıp dışarıya çıktı. Okulun çevresini kalın bir sis taba­kası sarmıştı. Yeni yeni yeşeren çayırların üzeri­ne çiğ tanecikleri düşmüştü. Okulun önünde akan dereden buhar bulutları yükseliyordu. Oku­lun batısında kalan köyden horoz sesleri geliyor­du. Ortalıkta kimsecikler yoktu. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağı­dakilerden hangisi yanlıştır?

A)       Çeşitli duyulardan yararlanılmıştır.

B)       Yinelemeye başvurulmuştur.

C)       Sebep sonuç ilgisi kurulmuştur.

D)      Öyküleyici cümleler kullanılmıştır.

E)       Nitelik bildiren sözcüklere yer verilmiştir.

5.       

(I) Tatlı bir sabah/toprak ve havayı kış mevsi­minin ilk kokuları yalayıp geçmiş. (II) Buruk du­ruluğu gün yükseldikçe azalan kışsı bir koku... (III) Sığırcık sürüleri bir düzeni kollayarak kırlar üzerinde kayıp gidiyor. (IV) Bir sığır sürüsü de yavaş yavaş yol alıyor ovada. (V) Sıradağlar, ormanlık bayırlar ve iki yanını söğütlerin tuttuğu çay, yeni yapılmış bir resmi andırıyor.

Yukarıda numaralanmış cümlelerle ilgili ola­rak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)       I. de betimlemeye başvurulmuştur.

B)       II. eksiltili bir cümledir.

C)       III. de işitsel öğeden yararlanılmıştır.

D)      IV. de yineleme (ikileme) kullanılmıştır.

E)       V. de benzetmeden yararlanılmıştır.

6.       

Aşağıdakilerden hangisi, anlatımında baş­vurulan yöntem bakımından diğerlerinden farklıdır?

A)       Daha önceki yapıtlarında geçmiş yüzyıllar üzerinde duran yazar, bu yapıtında gelece­ği ele almış.

B)       Bir amacı olmayan sanat, süsten öte bir de­ğer taşımaz; oysa sanat sırf süs olsun diye de yapılmaz.

C)       Başarılı olmak için önerdiğim tek reçete çok çalışmaktır.

D)      Şairler, şiir yazar ve bu arada da bir şiiriyle de tanınmaya başlar, işte o zaman gerçek şair olunur bence.

E)       Okur ve yazar arasındaki hiyerarşiye karşı­yım, okurun da potansiyel bir yazar olduğu­nu düşünüyorum.

7.

Bizi Beyşehir'den Konya'ya götüren kamyon Barsakderesi dedikleri bir boğazda bozuldu. Şoför ve muavini motor kapaklarını açtılar. Oturdukları minderi kaldırıp onun altından çı­kardıkları bir sürü alet ve edavatı ortaya döktü­ler. Sonra saatlerce süren bir tamir başladı. Ba­zen her ikisi makine-nin altına sürünüp arka üs­tü yatıyorlar ve elleriyle motorun alt kısmını kur­calıyorlar, bazen de biri şoför mahallinde gaza basıyordu. İkindi güneşi altında kamyonun mu­şamba kaplı karo serisi tahammül edilemeyecek bir hal almıştı. Yolcular birer birer atlayıp dağıl­dılar. Bir kısmı merakla şoförü seyrediyordu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmamıştır?

A)       Niteleyici sözcüklerden

B)       Olayları birinci kişi ağzından anlatmadan

C)       Açıklayıcı cümleler kullanmadan

D)      Öyküleyici anlatımdan

E)       Nesnel cümlelerden

8.

Günümüzdeki genel kanı, şairin çok şiir yazma­ması gerektiği yönündedir. Dahası, az ve öz yazmanın bir erdem olduğu düşüncesinin öne çıktığı görülüyor. Bu düşüncenin hangi gerek­çelere dayandığını bilmek güç. Ama tahmin et­mek zor değil; çok şiir yazan hatalı ve fazlalıktı şiir yazar, demeye getiriliyor. Sadece bununla da kalınmıyor, çok yazanın, hatalı yazacağının kesinliği yönünde bir hava oluşturuluyor. Bense bu düşünceyi kesinlikle onaylamıyorum. Şiirle­rin sayısına değil, niteliğine bakmalıyız bence.

Yukarıdaki parçanın anlatım biçimi aşağıda­kilerden hangisidir?

A)       Tartışma  

B)       Açıklama

C)       Öyküleme    

D)      Betimleme

E)       Karşılaştırma

9.

Şiir, slogan kabul etmez. Slogan kendisini tanı­yanların göz uçlarında; "propaganda yap­maktan öte bir anlam ifade etmediği sürece şiire giremez. Çünkü hiçbir sloganın ne uygar bir pratiği ne de kültürel bir arka planı ve esteti­ği vardır. O, ancak bir "reklam platformu"dur. Her slogan, henüz kurulmamış bir düzenin üto­pik kurallarını sembolize eder ve geçerliliğini dikte ettirmeye çalışır. Bu bakımdan sloganlar tarih ve coğrafyası değişken, düşünsel göçebelik­lerden ibarettir. Göçebe olduklarında devamlı kendilerini değiştirirler ve değişmeye eğilimlidirler.

Yukarıdaki parçada yazarın amacı aşağıda­kilerden hangisidir?

A)       Okuyucunun düşüncesini değiştirme

B)       Okuyucuyu olayların içinde yaşatma

C)       Okuyucuya açıklayıcı bilgiler verme

D)      Belli bir yeri okuyucunun hatırasında can­landırma

E)       Olayları oluş sırasına göre verme

10.

Gün geçtikçe, çağ değiştikçe, değişen okura anlamlı gelecek romanlar yazabilmek için, işi ciddiye alan, çalışkan romancılar gerekmekte­dir. Belgesellerin ilgi görmeye başlamasını bu­na bağlıyorum. Artık belgesiz, bütünüyle imge ürünü romanlar yazılmayacak. Her yapıtın ger­çeğini arayan, kılı kırk yaran okurlar dönemi olacak önümüzdeki dönem. O yüzden yazar­lıklar içinde romancılık, artık bir "meslek" olma­lı, romancılar kendilerini sadece bu işe adaya-bilmelidir.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki­lerden hangisi yoktur?

A)       Amaç sonuç cümlesi

B)       Bir düşünceye karşı çıkma

C)       Öneri cümlesi

D)      Örnekleme yapma

E)       Deyimlere yer verme

11.

Türk şiirinin geçmişten günümüze dek uzanan gelişimini, birikimini gözler önüne sermeyi amaç­layan "Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri An­tolojisi" uzun ve yorucu bir çabanın ürünü. Şiiri­mizin tarihsel gelişimini başarıyla gözler önüne seren eser, aynı zamanda şiire emek verenler­le şiir dostlarını buluşturuyor. Şiire yıllarını ver­miş, vermekte olan 526 şairin 1909 seçilmiş şiiri­nin yer aldığı kitap bu biçimiyle ülkemizde şim­diye dek hazırlanan antolojilere göre hayli ge­niş kapsamlı ve etkileyici. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A)       Tartışma - öznel

B)       Açıklama - öznel

C)       Örnekleme - nesnel

D)      Tartışma - nesnel

E)       Betimleme - nesnel

12.

Yirminci yüzyılın en önemli oyun yazarlarından ve ozanlarından biri olan Lorca'nın kaleme al­dığı "Kanlı Düğün" ün çıkış noktası Almeria'da geçen bir gazete haberi. Ozan bu gazete habe­rini yeniden kurgulayarak yazdığı "Kanlı Dü­ğün"ü şiirle süslemeyi de ihmal etmiyor. İlginç karakterlerden ve üç perdeden oluşan oyun, tiyatroseverlerin ilgisini yazarın diğer oyunların­dan daha çok çekecek gibi görünüyor.

Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

A)       Açıklama - tanık gösterme

B)       Öyküleme - örnekleme

C)       Tartışma - karşılaştırma

D)      Açıklama - karşılaştırma

E)       Örnekleme - tanık gösterme

13.

Upuzun bir koridorda yalpalayarak yürüyordu. Gözleri kararıyor, tüm vücudu titriyor, kendini çok bitkin hissediyordu. Bacakları vücudunu ta­şıyamaz olmuştu. Koridorun her iki tarafı akvar­yumdu. Bir sürü balık vardı küçük küçük kum gibi. Dinlenmek için yaslanmak istiyor, elini da­yamak istediğinde tüm balıklar ona yöneliyor­du. Camın kırılmasından korkuyordu. Sanki, "Piranalar" filminde olduğu gibi binlerce küçük balık, sürüler halinde gelip onu iskelete dönüş­türecekti.

Yukarıdaki  paragraf için  aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)       İnsandan doğaya aktarma yapılmıştır.

B)       Olaylar, oluş sırasına göre verilmiştir.

C)       Benzetme yapılmıştır.

D)      Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.

E)       Amaç sonuç cümlesi vardır.

14.     

Küçükken en sevdiği şey masanın altına sak­lanmaktı. Muşamba örtünün altına küçük kırmı­zı tahta kamyonuyla girer, uzaklara giderdi. An­nesi orada saatlerce oyalanmasına izin verirdi. Sadece yün patikli ayaklarını gördüğü annesi oradan oraya saatlerce koşturur, ara sıra mu­şamba örtüyü kaldırıp "Benim uslu yavrum ne yapıyormuş?" derdi. Yalnızlık onun kalkanıydı. Onu kalabalıklar korkutmuştu. İşte bu upuzun koridorda da yalnızdı.

Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)       Karşılaştırma       

B)       Doğrudan anlatım

C)       Somutlama                   

D)      Koşul cümlesi

E)       Öznel cümleler

15.    

Yıldızlar yine bütün endamıyla karanlığa asılı duruyor salkım salkım. Pencerem sonuna ka­dar açık. Bu pencere hiç kapanmayacak, hiç kapanmamalı. Gecenin soğuğu titretse de be­denimi, yaşamam için bu pencere sonuna ka­dar açık duracak. Yıldızlar geceye asılı dura­cak, ben de pencereye asılı duracağım. Yıldız­lar teker teker şehrin kucağına düşüyor. Bu ür­perten sessizlik biliyorum onları öldürecek. Ka­yan hiçbir yıldız bir daha yükselmeyecek. Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden han­gisi yoktur?

A)       Örnekleme

B)       Yineleme

C)       Birden fazla duyudan yararlanma

D)      Kişileştirme

E)       Doğadan doğaya aktarma

16.     

İlkbahar geldi mi, renkler, gökyüzü ve doğal ışıkların parlaklığı değişiverir. Taksim Alanı'nda çiçek satan Çingenelerin sayısı ve çiçeklerin çşidi artar. Kentin en güzel görüntülerinden biri­dir bu. İçim coşkuyla dolu, inançlarım daha bir güçlü, sapasağlamım. Her konuda sanki en doğru düşünceye ulaşmışım. Böyle anlarda in­san hem güçlü hem de mutlu oluyor. Her ayrın­tıya dek bakmak, uzakta kıyı şeritlerini, denizin yüzeyini ve dünyanın tüm zamanlarını düşün­mek istiyorum.

Yukarıdaki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)       Karşılaştırma yapılmıştır.

B)       Okuyucuya izlenim kazandırılmıştır.

C)       Benzetme yapılmıştır.

D)      Kişisel yorumlara yer verilmiştir.

E)       Değişik yapıda cümleler kullanılmıştır.

17.    

Surlar arasında yeşillikler, kır çiçekleri, Akdeniz bitkileri sarkıyor. Saksılar beyaz kireçle boyan­mış. Sardunyalar pembe, kırmızı, koyu kırmızı, beyaz... Beni sevindiren bir çiçektir bu sardun­yalar. Bana hep Akdeniz'i, tanımadığımız Sicil­ya adasını bile düşündürür. Gerideki büyük çı­narların altlarında da balıkçı tekneleri var. İn­sanların yüzleri güneşten iyice kavrulmuş, sağ­lıklı bir görünüşleri var. Burada her şey renkli.

Yukarıdaki parçanın anlatım biçimi aşağıda­kilerden hangisidir?

A)       Açıklama  

B)       Betimleme

C)       Tartışma   

D)      Öyküleme

E)       Karşılaştırma

18.

Son günlerde "idi" nin ayrı veya birleşik yazıl-masıyla ilgili bir tartışma başladı. Bildiğim kada­rıyla bu konuda oybirliğiyle varılmış bir saptama yok. Bazılarına göre "idi"nin ayrı yazılması, ye­rine göre anlatımın vurgulanmasını sağlıyor ya da anlatıma tarihsel bir ton katıyor. Nazım Hik­met "Şeyh Bedrettin Destanı"nda bu olanağı çok iyi kullanmıştır. Şunu da bilmek gerekir ki söz konusu iki biçimden biri dilin daha eski dö­nemlerine ait bir biçimken, diğeri daha yeni. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

A)       Tartışma, tanık gösterme, örnekleme

B)       Açıklama, karşılaştırma, tanık gösterme

C)       Örnekleme, tanık gösterme, tanımlama

D)      Öyküleme, karşılaştırma, tanımlara

E)       Açıklama, örnekleme, karşılaştırma

19.

Güneş, tepemizin üstünde ateş gibi yakıyor. Kocaman çelik kazanlarda kaynatmış ateşini, başımızdan döküyor. Tarlada buğday biçiyoruz. Sıcaktan buharlaşıp uçuyoruz. Boyu iki karış yok ekinimizin. Toprak kötü. On parmak altı ka­ya. Kaya ekini yakıyor. Ekinin öyle bir yerine gelip durduk ki şimdi orman, tastamam pıtrak ormanı! Hatta ormandan daha beter, pıtrak de­nizi! Pıtrak tutmuş kaplamış her yeri. Ekinden çok pıtrak var. Sapları uzayıp uzayıp kurumuş, tohumları kemik gibi.

Bu  parçanın  anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A)       Abartmaya  

B)       Benzetmeye

C)       Betimlemeye  

D)      Kişileştirmeye

E)       Örneklemeye

20.

Bir gün 40 yaşıma gelip dayanacağım hiç aklı­ma gelmezdi. Ne kaldı şunun şurasında, altı ay. Hiçbir altı ay, bu denli değerli görünmemişti gö­züme. Şimdi ne yapmalı? Otuzların son kavşğını adamakıllı, tadına vara vara yaşamalı. "Ya­şamı önemsemek" dedikleri, böyle bir şey ol­malı. Ara yaşları pek düşünme gereği duyma­yız; ben de duymadım. Ama şu "on" yıllar öyle değil, pek kolay atlatılmıyor. Yirmiyi önemse­meyiz hiç, güle oynaya geçiririz. Otuzda biraz durup sendeleriz. Kırk gelip çattığında ise iyi­den iyiye anlıyor insan işin ciddiyetini. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağı­dakilerden hangisi söylenemez?

A)       İkilemelerden yararlanılmıştır.

B)       Betimlemeye başvurulmuştur.

C)       Deyim aktarması vardır.

D)      Karşılaştırmaya başvurulmuştur.

E)       Öyküleyici öğeler kullanılmıştır.


TÜRKÇE SORU BANKASI