CÜMLE YORUMU - Test 2

1.    

  1. Yüzyılların birikimi ve tecrübesi deyimlerde hayat bulur.
  2. Deyimler asırların yaşanmışlığını, deneyi­mini bizlere sunar.
  3. Yüzyıllar boyu karşılaşılan sorulara cevap verme olanağını deyimler sağlar bize.
  4. Deyimler asırlardır, insanın anlatmakta ye­tersiz kaldığı durumları ifade etmesini ko­laylaştırmaktadır.

Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangi­leri anlamca birbirine en yakındır?

A) I. ve II.               B) I. ve III.           C) II. ve III.

D) II. ve IV.             E) III. ve IV.

 2.

Aşağıdakilerden hangisi "O bir yazar olarak kahramanlarının kendi isteklerine göre nefes almasına bile izin vermez." cümlesine anlam­ca en yakındır?

A)Anlatımda duygularına yer vermekten ola­bildiğince kaçınır.

B)Romanlarında, karakterlerin dizginlerini elinde tutar her zaman.

C)Onun kahramanları "İki kere iki dört eder." mantığına göre davranır.

D)Yapıtlarında kendi düşüncesini çok açık bir şekilde dile getirir.

E)Her hikâyesinde hayatın sıradanlığına dire­nen kahramanları, objektif bir bakış açısıy­la anlatır.

 3.

(I) Sanatın en temel özelliği göreceli olmasıdır. (II) Sanat yapıtı kişiden kişiye değişen yargılar içerir. (III) Ayrıca sanat eseri kişiyi zihinsel bir ayrım yapmaya yöneltir. (IV) Dünyaya bakan gözlerimizin önüne farklı şeyler seren pencereler açıverir. (V) Bize tabiatın gizli kalmış yanla­rını çarpıcı bir biçimde gösterir.

Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangi­si anlamca birbirine en yakındır?

A) I. ve ll.       B) II. ve III.       C) II. ve IV.     D) III. ve IV.          E) IV. ve V.

4.      

Yurtiçi, yurtdışı, kent içi, kentler arası, kısa ya da uzun gezilerde rastladığımız insan seli, ken­dimizi dünyanın merkeziymiş gibi görmemizi engeller.

Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümle­ye en yakındır?

A) Yolculuk bir bakıma insanın kendine dön­mesi, ben niçin varım sorusuna yanıt aramasıdır.

B)  Yolculuklarda karşılaştığımız insan sayısı arttıkça dünya bizimle başlar, bizimle biter düşüncesinden uzaklaşırız.

C)   Kendimizi dünyanın merkezinde görme mantığından ancak yapacağımız uzun yol­culuklar sayesinde kurtuluruz.

D)  Dünyaya ve insanlara açık olduğumuzda hayatın bizimle başlayıp bittiği yanılgısına düşmemiz kaçınılmazdır.

E) Ne kadar çok gezersek o kadar farklı ülke­ler, insanlarla karşılaşır, dünyanın anlamı üzerinde daha doğru yargılar oluştururuz.

 5.      

Aşağıdaki dizelerin hangisinde bir "hayıflan­ma" söz konusudur?

A)      Umudum, bitmez pınardı, yazık ki bitti

Gençliğim deli dolu esen rüzgârdı, geçip gitti

B)      Belki de kendini bağışlamıyorsundur

Benim hiç bilmediğim şeylerden ötürü

C)      Bir gün gemimiz parçalanıp kaldı kenarda

Misafiriz o günden beri zümrüt kayalarda

D)     Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni

Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

E)      Neydi o sarhoşluklar, dünyaya boş vermeler

O bir başka mevsimdi, bir ilkbahardı gönlümde

 6.      

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koşul ger­çekleşse de istenen sonuca ulaşılamayaca­ğı anlamı vardır?

A)Olanların hepsini ona anlatsam da bana inanmaz.

B)Sanatta başarıya, ancak gerçeği dile geti­rince ulaşırız.

C)Yarın geri vermek üzere sana bir miktar borç verebilirim.

D)Kişi, denemeden bir şeyin doğru olup olma­dığını anlayamaz.

E)Seni gördükçe o güzel günleri tekrar hatırlı­yorum.

 7.       

(I) Zeigler, hızlı yürüyerek uzun kuyruklu may­munların bulunduğu bölüme geldi. (II) Maymun­lar ona: "Şeker versene arkadaş!" diye seslendi­ler. (III) Yanında şeker göremeyince maymun­lar, Ziegler'e içerledi. (IV) Aç gezenin aç kalfası lakabını yakıştırdılar kendisine. (V) Dudaklarını aralayıp çirkin dişlerini ona gösterdiler. Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde "doğrudan anlatım"a yer verilmiştir?

A)l.           B)ll.          C) III.          D) IV.        E) V.

 8.       

(I) Okul arkadaşları sık sık ona takılır, sataşırlar­dı. (II) Ama o, hiç kızmadığı, hemen hiçbir şey­den alınmadığı için kaygısız, oldukça mutlu ya­şayıp giderdi. (III) Yaşıtlarında bulamadığı, ama yine de vazgeçemediği arkadaşlığı, yakınlığı oyuncaklarına verirdi. (IV) Babasını erken yaşta kaybetmişti ve ona ait hiçbir hatıra yoktu zihnin­de. (V) Annesi de onun başka türlü olmasını sağlamak için didinip dururdu.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde "amaç" söz konusudur?

A)l.           B) II.          C)lll.         D) IV.        E)V.

 9.       

(I) Şiir, iç evrelerin dışa taşmasıdır. (II) Duygu­larla sarmalanmış gerçeklerin ruh bulmasıdır şiir. (III) Asırlar boyu acı çeken insanın duygu-larını yansıtan hep şiir olmuştur. (IV) Ayrı bir söylem, ayrı bir biçim oluşmuş her şiirin dize­sinde. (V) İnsanlar şiirle yaşamış aşklarını, şiir­le anlatmış.

Yukarıda numaralanmış yerlerden hangile­rinde bir "tanımlama" yapılmıştır?

A) I. ve II.         B) I. ve III.      C) II. ve III.      D) III. ve IV.          E) IV. ve V.

10.    

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "karşısın­daki kişiye duyulan bir güvensizlik" söz konu­sudur?

A)  Geçen yıl yaptığı bazı uygulamalar yüzünden, bu işte de ona göz kulak olmamız gerekiyor.

B) Kârı da zararı da kardeşçe paylaşırsanız birlikteliğiniz bir ortaklık olur.

C)      Çok büyük acılara mal olsa da evini terk et­meyi göze almıştı.

D)     Toplantıda olumsuz bir karar çıkacağını herkes gibi ben de düşünmüştüm.

E)  Bundan sonra soğuk havalarda kazak giy­meyi unutmazsan iyi olur.

11.

(I) O, özel yaşamında da gazeteciliğinde de hiç­bir olaya düpedüz iki kere dört eder ölçüsüyle bakmadı. (II) Aynı olayı ya da objeyi tek yönlü görenleri hep küçümsedi. (III) Çünkü o, her ob­jeyi 360 değişik açıdan görebilen bir makineydi adeta. (IV) Onu dinlediğimizde, yazılarını oku­duğumuzda ilk tepkiniz şaşkınlık olurdu. (V) Bu şaşkınlığınız daha sonra yerini hayranlıkla karı­şık bir beğeniye bırakırdı. Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangi­sinde "benzetme" ye başvurulmuştur?

A) I.           B) II.          C) III.         D) IV.        E)V.

12.   

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "beklen­mezlik" anlamı vardır?

A)   Hani, verdiğin sözleri yerine getirirdin sen?

B) Sokağa çıktıktan beş dakika sonra onu görüvermez miyim?

C)   Bilgisayar ne kadar pahalıydı değil mi?

D)   Yazdığım kitabı beğenir mi acaba?

E)   Gül, dikensiz olur mu hiç?

13.

(I) Daha çok müzisyen kimliğiyle tanıdığımız Teoman, senaryosunu yazıp yönettiği ve baş­rolünü oynadığı "Balans ve Manevra" ile karşı­mızda. (II) Teoman, filmde hayatındaki tüm olumsuzlukları, küçük yaşta terk edilmiş olma­sına bağlayan Timur karakterini oynuyor. (III) Teoman'ın bu hikâyeyi ticari kaygılar olma­dan içinden geldiği gibi "beyaz perde"ye yansıt­tığı açıkça ortada. (IV) "Balans ve Manevra" baştan sona, olması gerektiği gibi ilerleyen, ku­rallara bire bir uyan bir film değil. (V) Bu yüzden izleyicinin dikkatini fazlasıyla çekiyor. (VI) Sine­mada kalıplardan hoşlanmayanlar, özgün bir film izlemek isteyenler, aradıklarını "Balans ve Manevra"da bulacaklar.

Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden sonraki cümlenin gerekçesidir?

A) I.           B)ll.          C)lll.         D) IV.        E) V.

14.

(I) Gazetelere inanacak olursak, pek yakında insanlık, ihtiyarlık denen dertten kurtulup ebedî gençliğin iksirini bulacak! (II) Onu da bir şekilde başardık mı, bu yeryüzü cennetinde genç ve güzel insanlar olarak kedersiz, tasasız bir ömür süreceğiz. (III) Açıktan böyle yazmıyor gazete­ler; ama her gün bıkmadan, usanmadan verdik­leri haberlerle tastamam bunları demek istiyor­lar. (IV) Haklarını yemeyelim; açtıkları kocaman köşelerde, sağlıklı bir yaşam ve uzun bir ömür için neler yapmamız gerektiğini uzmanlarına uzun uzun anlattırıyorlar. (V) Tabii bu tavsiyele­ri yerine getirebilmek için işimizi gücümüzü bı­rakıp elimizde sağlıklı yaşam kılavuzu, bütün günümüzü diyetisyenlerde, spor salonlarında geçirmemiz gerekiyor.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde, gazetelerin bir düşünceyi dolaylı ola­rak ileri sürdüklerinden söz edilmektedir?

A) I.          B) II.         C) III.        D) IV.        E)V.

15.

Gençlere edebiyat yoluyla birtakım değerleri öğ­retmek, benimsetmek düşüncesi son zamanlar­da yeni çıkan birçok romanda kendini gösteri­yor. (I) Edebiyatın ne olduğundan, gerçek ede­biyat ürünlerinden adamakıllı uzak olan bu anla­yış sahiplerinin, "öğretici roman" sözünden an­ladıkları, sadece ululuğa erme öyküleriyle sınır­lı. (II) Henüz okuma serüveninin başında olan gençlere, bu anlayış kadar hiçbir düşman güç zarar veremez. (III) Seri biçimde üretilen kitap­lardan bazılarını, bütün sabrımı toplayarak, ka­baran midemi yatıştırmaya çalışarak şöyle bir karıştırıyorum; değişen hiçbir şey yok. (IV) Hat­ta bu yeniler daha kötü, daha acemi; konu baya­ğı, kurgu yok, Türkçe rezalet. (V) Bütünüyle sı­radan sokak dili kullanılıyor bu tür romanlarda. Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde söz konusu romanların, özellikle oku­maya yeni başlayanlara zararının olacağın­dan söz edilmektedir?

A) I.          B)ll.         C)lll.        D) IV.        E)V.

 16.    

(I) Dört gündür, büyük bir titizlikle hazırlanmış "Hatıra-ı Uhuvvet" adlı kitabı doya doya okuyo­rum. (II) Bahattin Öztünay'ın çok emek verilmiş bu çalışmasını  bir enerji şirketi desteklemiş.

(III)   Bunun sonucunda ortaya içeriği zengin, muhteşem bir eser çıkmış. (IV) Kitapta 1946'dan 1950'ye portre fotoğrafları incelenmiş, taranmış. (V) Kapağıyla, baskıyla, sunum yazılarıyla epey­ce uğraşılmış bir çalışma sunulmuş meraklılara. Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangi­sinde bir "beğeni" söz konusu değildir?

A) I.          B)ll.         C) III.        D) IV.        E)V.

17.    

(I) İlk romanı "Fahim Bey ve Biz" eleştirmenler tarafından "Akıcı bir dil ve yetkin bir üslupla ka­leme alınmış." diye değerlendirildi. (II) Roman­larında Rumelihisarı, Büyükada, Çamlıca üçge­ninde varlıklı, gününü gün eden, sorumsuz in­sanların yaşamlarını yansıttı. (III) Bu çevrelerin dışındaki   yaşamı   basit   ve   aşağı   buldu. (IV)  Kahramanlarının hepsini dengesiz, garip­likleri olan, içine kapanık, başarısız ve hayalle­riyle avunan kişiler olarak kurguladı. (V) Olay­lardan çok kahramanlarının duygu ve düşünce­lerine öncelik verdi.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde "karşılaştırma" yapılmıştır?

A) I.          B)ll.         C) III.        D) IV.        E)V.

18.    

(I) İlk romanı "Mahur Beste" 1944'te "Ülkü Der­gisinde yayımlandı. (II) Osmanlı Devleti'nin son döneminde seçkin bir çevrenin yaşayışını sergileyen bu romanın ardından, kendi yaşa­mından da izler taşıyan "Huzur" 1949'da basıl­dı. (III) Huzur, hem bir aşk hem de Tanpınar'ın İstanbul'a olan derin sevgisinin romanıdır. (IV) Estetik anlayışını, kültür birikimini ve geç­miş kültürlere yaslanan yaşam felsefesini yan­sıttığı bu kitap Tanpınar'ın en yetkin romanı sa­yılır. (V) Roman, Mümtaz ile Nuran'ın aşkı çer­çevesinde Doğu ile Batı, eski ile yeni geçmişin değerleriyle var olan değerlerin doğurduğu ça­tışmayı irdeler.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde içerikten söz edilmemiştir?

A) I.          B) II.         C)lll.        D) IV.        E)V.

19.

Şair kalbinin sınırları, çok geniştir. (I) Orada yal­nız kendi değil, kendinden başkaları da yaşar. (II) Onu hep kendinden bahseder görünce aldanmayınız. (III) Hayal ettiği benlik, liflerini ve dokularını başkalarının muhabbet ve nefretle­rinden örmüştür. (IV) Nefret ve kin de şiddetli bir alaka değil midir? Şair, başkalarına en çok alaka duyan insan sayılmaz mı? (V) Şu halde cemiyetten en çok kaçan bir şair bile cemiyete en yakın insandır.

Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinde bir "çıkarım" söz konusudur?

A) I.           B)ll.          C)lll.         D) IV.        E)V.

20.    

Aşağıdaki ikili dizelerden hangisinde düşsel öğelere yer verilmemiştir?

A)   İçenler sihirli pınarlarından Şöyle bir silkinir, ceylan olurlar

B)   Tarihin dilinden düşmez bu destan Nehirler gazidir, dağlar kahraman

C)   Şimdi yurdumun dağlarında güneş Kurtlara kuşlara gülümser

D)   Kara taştır Kayseri'nin evleri Erciyes kararır, ak ak bakışır

E)   Adana'da gün ağarmak üzere İstasyon öyle tenha öyle sessiz

21.     

(I) Beyaz perde sayesinde hayatımıza üç yıl ön­ce giren yeşil, pis, anlayışsız; ama sevgi dolu dev Shrek, Prenses Fiona'yı hapsedildiği ku­leden kurtarıp muradına ermişti. (II) Biz de on­lar ermiş muradına, biz dönelim köhne ve ko­kuşmuş dünyamıza, demiştik. (III) Ama biz köh­ne dünyamıza dönerken bir şeyler oldu, döne­medik. (IV) Eski ve yeni masallarla gerçeğin en­fes bir karışımı olan film, kendine yakışır güzel­likle "Shrek 2" ile yeniden karşımıza çıktı. (V) Shrek ve Fiona bu kez, evliliklerini halka onaylatmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin han­gilerinde sadece olumlu ifadelere yer veril­miştir?

A) I. ve ll.                 B)l. ve V.           C) II. ve III.

D) III. ve IV.            E) IV. ve V.

22.    

Türk milleti, kelimelerini bir mücevher gibi işle­me sanatını yalnız Türkçe kelimelere değil, Türkçeleşmiş kelimelere de uygulayarak onları da çok anlamlı kelimeler halinde millileştirmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlam­ca en yakındır?

A)   Türk milleti, kelimeleri, kullandığı dilde güzelleştirirken Türkçe kelimelerin yanında başka dillerden geçen kelimelere de kendi ulusal mührünü vurmuştur.

B)   Türk milleti, başka dillere verdiği kelimeler­de bile kendi diline ait güzellikleri yansıtma yolunu bulabilmiştir.

C)   Türk milleti, kelimelerde bir ses güzelliği oluş­turma işini Türkçe kelimelerden başka keli­melere uygulamakta aceleci davranmamıştır,

D)   Türk milleti, dünya milletleri arasında dilini güzel bir biçime getirme çabası yönüyle en başarılı topluluktur.

E)   Türk milleti, kullandığı kelimelerin, anlam zenginliğine sahip olması için önemli çaba­lar sarf etmiştir.

23.     

lonesco, "absürd" piyesler yazardı; günlük ha­yatımızda rastlayamayacağımız "saçmalıklar" olurdu sahnede. (I) İnsanlar, bu şaşırtıcı oyun­lardan tuhaf, anlaşılmaz bir zevk alırlardı. (ll) Sonra işin sırrını keşfettiler: Hayatın içinde cevabını bulamadıkları bu saçmalıkların, toplu­mun ve siyasetin karmaşık yapısını yansıttığını gördüler. (III) Bazı toplumlar, tam da onun "Ger­gedan" piyesinde anlattığı gibi ortak bir gerge-danlaşma yaşıyorlardı. (IV) Bazen de siyaset onun "Gelinlik Kız" piyesindeki gibi şaşırtıcı gö­rüntü kaymalarına uğruyordu. (V) "Gelinlik Kız" oyununda sahnede iki kişi konuşurlar, biri sü­rekli "gelinlik kızından" söz eder. Sonunda "Kı­zım geldi." der ve içeri bıyıklı bir adam girer. Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi­sinden itibaren, söylenenlere örnek verilme­ye başlanmıştır?

A) I.           B) II.          C) III.         D) IV.        E)V.

24.    

Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "eşitlik" söz konusu değildir?

A)   Bir elmayı yarı yarıya bölüştüler.

B)   Çalışanlara ikişer gün izin verdiler.

C)   Başarılı öğrenciyi bir saatle ödüllendirdiler.

D)   Odaların her biri altı metre genişliğindeydi.

E)   Öğrencilerin her birine birer kitap hediye ettiler.

TÜRKÇE SORU BANKASI