PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE - Test 1

1.      

Karıncanın biri susuzluğunu gidermek için bir pınarın başına gelir. Tam su içecekken düşer ve suda sürüklenmeye başlar. Onu gören bir kumru, yanındaki ağaç dalını suya atar. Karın­ca dalın üzerine çıkar ve o dal karıncayı boğul­madan karaya atar. Kısa bir süre sonra bir kuş avcısı gelir, ağ atarak kumruyu yakalamak üze­reyken karınca olanca gücüyle avcının topuğu­nu ısırır. Avcı, acıyla bağırır ve elinden ağı dü­şürür. Avcının sesini duyan kumru, tehlikede ol­duğunu anlar ve kaçarak kurtulur.

Bu paragrafta anlatılmak istenen aşağıdaki­lerden hangisidir?

A)     İyi dostun attığı taş baş yarmaz.

B)     İyi insan, sözünün üstüne gelir.

C)    İyilik eden, iyilik bulur.

D)  İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.

E)     İyilik yap, denize at, balık bilmezse Hâlık bilir. 

2.      

Şair, devamlı bir araştırma ve deneme içerisin­de olan, mısralarındaki duygu, düşünce ve ha­yallerin nasıl daha etkileyici anlatılabileceği en­dişesi içinde hareket eden adamdır. Unutmaya­lım ki, Türk edebiyatı içinde şair diye tanınmış ve şiirleriyle hafızamızda yer etmiş sanatçılar­dan hiçbirisi kendisini tam olarak "şair" kabul et­memiştir. Sanatın ne olduğunu anlamış, onu özümsemiş ve doğasını öğrenmiş bir sanatkâr için, "Ben şairim." diyebilmek cesaret ister. Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmak istenmiştir?

A)     Günümüzde şairlerin bir araştırma içerisin­de olmadığı

B)     Kendisini sürekli yenilemeyen şairin kalıcı olamayacağı

C)    Bugün herkesin çok kolay şair sayıldığı

D)    Gerçek şairlerin eskisi gibi yetişmediği

E)  Şairlik için sürekli bir çalışmanın ve yenilen­menin gerekliliği 

3.      

Böylece gidiyoruz işte

Kaderin çizdiği yoldan

Ne yapsak ve etsek nafile

Yaşayıp gidiyoruz işte

Kör topal

Bu dizelerin yazarı için aşağıdakilerden han­gisi söylenebilir?

Yaşamın zorluklarla dolu olduğunu düşünür.

Sıkıntılara  katlanacak cesareti  kendinde bulamaz.

Çevresindeki insanlara kırgındır.

Zamanı tüm dertlerin ilacı olarak görür.

Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inanır. 

4.      

Her milletin genel karakter çizgileri vardır. Ya­zık ki son zamanlarda biz Türklerin karakter çiz­gileri de siliniyor, değişiyor, dağılıyor. Ne za­mandır bilinmez, artık kendimizle eşit konumda olan bir kardeşimizin olduğunu istememekte di­renip durmayı âdet edindik. Tanısın ya da tanı­masın, yüzünde hüzün gördüğü insana yakla­şıp "Senin bir sıkıntın var galiba arkadaş, ister­sen paylaşalım, belki yardımım dokunur!" diyen yüce gönüllü kuşaklar gitti, yerine "Benim bir sı­kıntım var!" diyerek onurunu zedelemek paha­sına kapımıza gelen kişiye "Bu senin proble­min; beni ilgilendirmiyor." diyebilecek kadar it­hal nesiller geldi.

Yukarıdaki  parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

 

A)     Nesiller arası kültürel çatışmadan

B)     İnsanların birbirini anlayamamasından

C)    Toplumun paylaşma duygusundan uzaklaş­masından

D)    Eski değerlerimize saygı gösterilmemesinden

E)    Toplumdaki sorunların çoğalmasından

5.

Ülkemizde geçen yıl, arkada bıraktığımız hiçbir yılla mukayese edilemeyecek kadar roman ya­yımlandığı, gazetelerde yer aldı. Romanın kül­tür hayatımızda ciddi bir yer edinmesi sevindiri­cidir; çünkü roman insanı en çok etkileyen sa­nat türüdür. Ama bu sanat türünün etkisi, kale­me alanın onu tanımasına bağlıdır, aksi takdir­de yazdığı roman reklamla veya bazı gayretler­le satılır. Okunup okunmadığı şüpheli olan böy­le kitaplar, okunsalar bile etkili olamazlar. Çün­kü romanın yazarı onun ne anlama geldiğini an­lamaktan çok uzaktır.

Parçaya göre günümüzde romanın etkileyici olamaması aşağıdakilerin hangisinden kay­naklanmaktadır?

A)     Reklam aracı olarak kullanılmasından

B)     İnsanların fikirlerini önemsememesinden

C)    Ticari bir meta olarak görülmesinden

D)    Yazarın romanın özelliklerini tam bilmeme­sinden

E)     Toplumun sorunlarını yansıtmamasından 

6.

Gazeteci olmak isteyen, doğru zamanda hare­ket eder; işin pratiğinden de yetişerek yoluna devam ederse, iyi bir gazeteci olur. Kaldı ki ga­zetecilik okullarının içinde bulunduğu durumu da tartışmak gerekir. Mezun olan arkadaşların bir­çoğu hâlâ doğru dürüst haber yazmayı bilmiyor. Okullarda medya tarihi bol bol okutulur, karşı de­ğilim; ama bu işin de bir de pratiği var.

Bu paragraf aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir yanıttır?

A)     Herkes gazeteci olabilir mi?

B)     Gazeteci olmak için eğitimini almak yeterli midir?

C)    İyi bir gazeteci olmak için ne yapmalıyız?

D)    Gazetecilik de gözde meslekler arasında mıdır?

E)     İyi bir gazeteci daha çok hangi kesime hi­tap etmelidir? 

7.

Düşünce ve sanat adamları sözleri ve yazılarıy­la dile değer kazandırırlar. Bu işi, dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek, imkânlarını çğaltmak, dilin gücünü artırmak yoluyla yaparlar. Yeni kelimeler getirmezler. Onları zenginleştirir, anlamlarını ve kullanımlarını sağlamlaştırır, derin­leştirirler; onlara alışılmamış bir tat verirler; ama bunu da her şeyi düşünerek ustaca yaparlar.

Bu parçada asıl vurgulanmak istenen dü­şünce aşağıdakilerden hangisidir?

 

A)     Dile önem verenler, sadece düşünce ve sa­nat adamlarıdır.

B)     Sanat adamları dile yeni kelimeler getir­mezler.

C)    Dili kullanmak için onun kurallarını iyi bil­mek gerekir.

D)    Dile değer kazandırmak onu kendisiyle bes­lemekle olur; dile yeni kelimeler getirmekle değil.

E)  Dili zenginleştirmek, dil adına yapılabilecek en güzel olgudur. 

8.

Bir gün postanede mektup göndermek için sıra­mı bekliyordum. Birdenbire aklıma hep aynı şeyleri yapmaktan bıkmış, yorulmuş, bu yüz­den bekleyenlere pek de sempati duymayan memura kendimi sevdirmek geldi. Bunun yolu pek basitti. Sıra bana geldiğinde mektubumu verirken şöyle dedim: "Ah saçlarınız bende ol­malıydı!" Başını kaldırıp güldü: "Siz onları eski­den görecektiniz, zaman hepimizi yıpratıyor." dedi. Fakat saçlarınız şimdi de çok güzel de­dim. Bir süre sohbet ettik.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdaki­lerden hangisidir?

 

A)     Duygusal insanlar, güzel sözden çok etkilenir.

B)     Beğenilmek, ödüllendirilmek herkesin ho­şuna gider.

C)    Sempati ve ilgi herkese gösterilmemelidir.

D)    Güzel yaklaşımlar, karşısındakinin bize olan davranışını etkiler.

E)     Bazı insanlar, süslü sözlere çabuk aldanır.

 9.

"Nasılsın?" dedim, "Sorma be hemşerim." dedi. "Gücüm olsa pilimi pırtımı toplar, Toros yayla­larına kadar dişimi sıkar, karşılaştığım ilk çoba­nın önünde yere devrilirdim. Gençken memle­kette bir yayla damında tavan kirişi olmayı ha­yal ederdim. Bilmiyorsun, gövdem çürüdü be­nim, içim bomboş. Bu zalim gurbet, bu kalleş ik­lim, bu sersemletici sıcak, kavurucu deniz rüz­gârları tez vakitte iflahımı kesti. Artık benden ne tavan kirişi olur, ne hamur teknesi. Yeter ki ısıt­mak için çalı çırpı niyetine yanmaya, sobalığa bile razıyım; yalnız gurbet elde ayakta ölmek ağırıma gidiyor." dedi.

Bu  parçada  konuşan  kişi  aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A)     Memleketten ve iklimden

B)     Toroslardan ve rüzgârlardan

C)    Gurbetten ve iklimden

D)    Çobanlardan ve hastalıktan

E)     Çalışmaktan ve sıcaktan 

10.

Metro istasyonunun merdivenlerinden çıkarken koltuk değneklerine yaslanmış, merdivenleri tır­manmaya çalışan özürlü otuz kırk çocuk gör­düm. Kahkahalar atarak birbirleri ile şakalaşı­yorlardı. Neşelerine hayret edip başlarındaki adama sebebini sordum. Bana şöyle dedi: "Bir çocuk ömür boyu sakat kalacağını anladığında önce şok geçirir. Sonra bu gerçeğe boyun eğer ve sakat olmayan çocuklardan daha neşeli ve mutlu olur. Onlar koltuk değneği ile yürüyeme­yenlerin olduğunu da biliyorlar. Onlar ayaklarını kaybettiler; ama kendilerinde daha ne kadar çok önemli şeyler bulunduğunun farkına vardılar. Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?

A)  Kendinden daha kötü durumda olanların varlığını düşünen mutlu olur.

B)     Güler yüzlü insanlar daima mutlu olur.

C)    Hayatın her döneminde mutlu olmak müm­kündür.

D)    Mutlu olmanın tek şartı sağlıklı olmak değildir.

E)     Eşit şartlar sağlanırsa bütün insanlar mutlu olur. 

11.    

Sigara bağımlılığının fiziksel yönünün yanı sıra, asıl beynimizde oluşan alışkanlık yönü vardır. Sık sık tekrar edilen her eylem zamanla, beyni­mizde alışkanlık yapar. Genelde alışkanlıklar hayatımızı sürdürmemiz için çok önemlidir. Yü­rümek, okumak, yazmak, yüzmek, araba kul­lanmak; tekrar yapa yapa kazandığımız faydalı alışkanlıklardır. Bir de sigara gibi kötü alışkan­lıklar vardır ki, bunlara da tekrar edilerek bula­şılır.

Yukarıdaki paragrafta sigara ile ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden han­gisidir?

A)     Sigara kulanımı bizde zamanla unutkanlık yapar.

B)     Sigara ile diğer alışkanlıklar arasında çeşit­li farklılıklar vardır.

C)  Sigara bağımlılığı sık sık tekrar edilen ey­lemlerin sonucunda elde edilen alışkanlık­lardan biridir.

D)  İnsan sigara alışkanlığından kurtulmak isti­yorsa onu hatırlatacak nesne ve eylemler­den kaçınmalıdır.

E)     Sigara, insanın sadece ruhunu olumsuz yönde etkileyen bir alışkanlıktır. 

12.     

Eğitimi alınmadan veya bir iş iyice öğrenilme­den ortaya çıkan eserin güzel olması, tesadüf­lere bağlıdır. Şiirde anlatılan kadar, anlattıkları­mızın mısralara dökülürken etkileyici bir üslup­la birleştirilmesi önemlidir. Şiir basit bir sanat dalı değildir çünkü. Şiir, sanıldığı gibi basit bir sanat dalı olsaydı; günümüzde ya da her devir­de sayılamayacak kadar çok şairin yetişmesi ve hepsinin de çağımızda meşhur bir şair olarak okunuyor olması lazım gelmez miydi? Oysaki, şair diye anılanların azlığı ile yaşadığı devirde şair diye tanınanların çokluğu arasında ters bir orantı vardır.

Yukarıdaki parçadan çıkarılabilecek en kap­samlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Günümüzde tesadüflere bağlı olarak ortaya çıkan pek çok şair vardır.

B)     Şiirde önemli olan içerik değil biçimdir.

C)    Çok sayıda şairin olması onların gerçek bi­rer şair olduğunu göstermez.

D)    Şiir, basit bir sanat dalı olmayıp emek ve uğraşı isteyen bir edebi türdür.

E)    Her şair, şiirde biçim ve içerik uyumunu gö­zetmelidir.

13.    

Lisede yatılı okuduğum yıllarda hafta sonları trenle memleketime dönerken Süreyya Paşa İstasyonu'nu kaçırmamaya dikkat ederdim. Çünkü eskiden denize paralel uzanan demiryo­lu Süreyya Paşa Plajı'nın yanından geçerdi. Plajı çevreleyen üstü kabartma resimli duvarla­ra bakmaktan çok hoşlanırdım o yıllarda. Bir gün o duvarlar söküldü, demiryolu ile sahilin arasına geniş bir sahil yolu girdi. Hayatımızı renklendiren küçük şeylerin yok olacağını ilk kez o duvarın boşluğunu hissedince anladım. Geçmişimizi oluşturan o dikkate değmez, önemsiz, alelade şeyler bir aradayken ne kadar da anlamlıymış.

Bu parçada yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Modernleşmeyle birlikte bazı doğal güzel­likleri de yitirmekteyiz.

B)  Bize çok değerliymiş gibi görünmeyen şey­lerin önemini onları yitirince daha iyi anlarız.

C) İnsan geçmişin değerini, önemini ancak be­lirli bir yaşa gelince kavrayabilir.

D)  Büyük şehirlerdeki çevre sorunları gün geç­tikçe çoğalıyor.

E)  Yeni yapılan sahil yolu yüzünden şehrimi­zin tarihi dokusu bozuldu. 

14.    

İki türlü anne vardır: Birincisi gelenekçi anneler, ikincisi modern annelerdir. Gelenekçi anneler de ikiye ayrılır: Gelenekçi iyi anneler ve gele­nekçi kötü anneler. Gelenekçi iyi anne, çocu­ğun çocukluğun ne demek olduğunu bir tür iç­güdü ile bilir, çocuğunu uzaktan gözetler, rahat­sız etmez, çok terlediğini fark edince usulca ge­lip sırtına tülbent veya havlu koyar. Gelenekçi iyi annelerin gözleri çocuklarının üstünde olur; ama bunu onlara belli etmezler.

Bu parçaya göre gelenekçi iyi annenin en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A)     Çocuğun hareket alanını kısıtlamadan onu kollamak

B)     Belirli bir disiplin anlayışına göre çocukları yetiştirmek

C)    Her an çocuğun yanında olup onu yönlen­dirmek

D)    Her an çocuğa yanında olduğunu hissettirip onu etkilemek

E) Ne yaparsa yapsın çocuğa hiçbir müdahe­lede bulunmamak 

15.

Yaşamımın karanlık bir döneminden geçiyo­rum. Birileri bana, bizim istediğimiz gibi yaşayıp kendini mutlu hissetmelisin, diyor. Hayır olmu­yor. Umut istiyorum, umuda ihtiyacım var. İn­san ilişkilerinden memnun değilim; insanlar be­ni anlamıyorlar. İç dünyamı diri tutmak için şiire sığınıyorum. Şiir alıyor beni, sarıp sarmalıyor, onarıyor, direnç katıyor varlığıma. En acı günle­rimde şiir sayesinde güç kazanıyorum. Böyle söyleyen kişinin kendisiyle ilgili ola­rak anlatmak istediği aşağıdakilerden hangi­sidir?

A)     İnsanların dindiremediği acılarını şiirin te­davi ettiği

B)     İnsanların, özgürlüğünü kısıtlamak istediği

C)    İç dünyasında fırtınalı günler geçirdiği

D)    İnsan ilişkilerinin bir türlü istediği gibi olmadığı

E)     Şiirin insana aşıladığı mutluluğu hiçbir sa­nat türünün veremeyeceği 

16.

"Bana büyük işler gerçekleştirmek olanağını verselerdi, neler yapmaya gücüm olduğunu gösterirdim." deriz. Önce siz kendi hayatınızı düşünmeyi, değiştirmeyi başarabildiniz mi? Ba­şarabildinizse bütün işlerin en büyüğünü gör­müş demeksiniz. Kendini göstermek ve iş gör­mek için büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur; hangi mevkide olursa olsun, perde arkasında da per­de önünde de insan kendini değiştirmeyi geliş­tirmeyi başarabildi mi önemli sonuçlar elde etti demektir.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakiler­den hangisidir?

A)     İnsanın kendisine göstermek için şansa ih­tiyacı vardır.

B) İnsanın mevki sahibi olması için büyük fır­satlar yakalaması şarttır.

C)    İnsan, değişime öncelikle kendi hayatından başlamalıdır.

D)    İnsan, yaşamı boyunca hep ön plana çık­mak istemiştir.

E)    İnsanlar, hep büyük şeylerin peşinden koş­muşlardır.


TÜRKÇE SORU BANKASI