PARAGRAFTA YAN DÜŞÜNCE - Test 3

1.      

Anne ve babaların çocuklarıyla arkadaşça ilişki içinde olmasının önemi, toplumun bilinçlenme­siyle her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Bilhas­sa kültürlü anne babalar çocuklarıyla ilişkilerin­de bu hususa büyük önem veriyorlar. Çocuk yetiştirme tutumları içinde arkadaşlığın büyük önemi var. Arkadaşlık, çocukla eşit ilişki içinde olma, aile içindeki kuralları karşılıklı konuşmay­la çocuğun anlamasını sağlama, çocuğa eşit haklar tanıma, fikirlerini açıkça belirtmesini des­tekleme, onunla arkadaşlık etme ve birçok şeyi paylaşma gibi konuları kapsıyor. Görüldüğü gi­bi çocuk yetiştiriyor olmak, disiplinsiz davran­mak anlamına gelmiyor.

Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangi­sine değinilmemiştir?

A)     Anne ve babaların çocuklarla arkadaşlık ilişkisi içerisinde olmanın anlamını bilmedi­ğine

B)  Düşüncelerini serbestçe söylemesi için ço­cuğa fırsat vermek gerektiğine

C) Toplumun bilinçlenmesiyle ailelerin de çocuk yetiştirmeye önem verdiğine

D)    Çocukla arkadaşça ilişkiler içinde olmanın disiplinsizlik anlamı taşımadığına  

E)     Çocukla arkadaşlık etmenin çeşitli konuları kapsadığına

 

2.       

Edebiyat, çocuğun duygularını terbiye eder, dünyasını zenginleştirir. Estetik zevkini gelişti­rir, tarihin süzgecinden süzülüp gelen kendi mil­letinin değer yargılarını öğretir. Milli benlik ve milli kimlik kazanmasını sağlar. Milletin bireyle­ri arasında ortak kültürün oluşması da yine ede­biyat sayesinde olur.

Bu paragrafta edebiyatın hangi özelliğine değinilmemiştir?

A)     Çocuk terbiyesinde en etkili yöntem oldu­ğuna

B)     Ortak kültürün oluşmasına katkı sağladığına

C) Çocukların değer yargılarının oluşmasında etkisi olduğuna

D)    Çocuğun estetik zevkini geliştirdiğine

E)     Çocuğun dünyasını zenginleştirdiğine 

3.

Romantizmin coşkulu anlatımını, ruhun ayak­lanması olarak görmek gerekir. Romantizmin hâkim olduğu destanlarda bile gürül gürül akan kanın, gözyaşının ardında haklı olmanın sevin­ci vardır. İnsan bilincinin görkemi bunu, ister il­kel ister modern tarzda olsun, sanat biçiminde yansıtmakla yaşatmıştır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden han­gisine varılamaz?

A)     Romantizmde insan ruhunun baş kaldırma­sı vardır.

B)   Sanat yapıtı, baş kaldırışında bile güzel­den, doğrudan yana tavır almıştır.

C) Destan dediğimiz ilkel anlatımlarda da mü­cadelenin sevinci vardır.

D)    Her dönemde insan, yaşadığını sanatla ak­tarmıştır.

E)     Coşkulu anlatımıyla romantizm, destanlar­da mevcuttur. 

4.

Beden dili, dünyanın varoluşundan beri insa­noğlunun kullandığı bir araçtır. Beden dili, daha konuşmanın gelişmediği ilk insanlar arasında anlaşmak, yemek, içmek gibi doğal bir ihtiyaç olarak başlamıştır. İlk insanlarda konuşma he­nüz gelişmemişken, insanlar birbirleriyle el, kol hareketleriyle, yani beden dili ile konuşur, istek ve düşüncelerini beden dillerini kullanarak anla­tırdı.

Bu parçada beden dili ile ilgili olarak aşağı­dakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)    Beden dili, insanların anlaşabilmesi için bir ihtiyaçtır.

B)    Konuşamayan  insanlar,  isteklerini  beden dilleri ile bildirirler.

C) Beden dili, daha konuşma gelişmemişken kullanılmaya başlanmıştır.

D)   Beden dilini kullanmak için eğitim almak gerekmektedir.

E) Beden dili, insanoğlunun varoluşundan be­ri kullandığı bir olgudur.

5.

Empati, duyguları okuma yeteneğidir. Başarılı bir empati kurmak, duygusal becerilerimizin gü­cüyle olur. Empati, gözle yapılan bir temas so­nucu kurulur, bu öyle bir temastır ki bir kuyum­cunun pırlantayı tanımasına benzer; pırlantaya iyi bir şekil vermek için, sanatkârın bir kuyumcu­nun deneyimi ve becerisine sahip olması gere­kir. Başarılı bir empati kurmak için ise duygusal deneyim ve beceri şarttır. Bunun için de duygu­sal zekânın farkında olmak ve onu kullanmak gerekir.

Bu parçada empati ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)   Empati, günümüzde yaygın olan bir ileti­şimdir.

B)   Empati, kuyumcunun pırlantayı tanımasına benzer.

C)Başarılı bir empati   kurmak için duygusal deneyim gerekmektedir.

D)   Empatiyle duyguları okuyabiliriz.

E)   Empati ile temas kurmak, göz aracılığıyla gerçekleşir. 

6.

Çağdaş Türk şiiri, eskiyi yok sayarak, eskiden gelen her şeyi silerek gelişmedi. Batıya yönelip kendi geçmişine sırt çevirmedi. Çok kısa süren dönemlerde, eskiye karşı zorlu çıkışlar yapıldı­ğı, eskilerin toptan küçümsendiği oldu. Uygula­malardan çok, kuramlarda görüldü bu küçüm­semeler. Ama yalnız yakın dönemlerin değil, edebiyatımızın çok daha eski dönemlerinin de güzel ürünleri, güçlü ustaları çağdaş şiirlerimiz­de hep yankılandı.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)  Çağdaş Türk şiirinde eski ve yeni arasında büyük bir kopukluk olmadığına

B)  Çağdaş şiiirimizde, geçmişin önemli eserle­rinin izinin görüldüğüne

C)  Eski şiire olumsuz yaklaşımların daha çok teoride kaldığına

D)    Ancak eskinin etkisinde kalmayan şiirlerin çağdaş kabul edilebileceğine

E)  Güçlü eserlerin, kendisinden sonraki dö­nemlerde de etkisinin hissedileceğine 

7.

Grigory Petrov, "Beyaz Zambaklar Ülkesi" adlı eserinde, J. W. Snelman'ın bataklıklar ülkesi Finlandiya'yı nasıl beyaz zambaklar ülkesine dönüştürdüğünü anlatır. Snelman, sorumlu ve vatansever bir kişi olarak Finlandiya'nın kalkın­ma planını hazırlamış ve işe eğitimle başlamış­tır. Adeta bir seferberlik olan bu kalkınma pla­nında okumuş yazmış takımına büyük görevler yüklemiştir Snelman.

Bu parçadan Snelman'la ilgili aşağıdaki yar­gılardan hangisi çıkarılamaz?

A)     Olumsuzlukları olumluya çevirmeyi bilmiştir.

B)     "Eğitim şart" düşüncesiyle, işe eğitimden başlamıştır.

C)    Aydınların el birliğiyle ülkesini kalkındırmıştır.

D)    Kalkınmış milletlerin projelerini örnek al­mıştır.

E)     Bir kitaba konu olacak kadar çalışkan olma­yı başarmıştır. 

8.

Dokuz yıl önce çöplükten farksız olan bu köyü, yine bu köyün çocuğu olan öğretmen bey, ter­temiz hale getirdi. Bu başarısında öğretmenin herkesin huyunu suyunu bilmesi ve herkese ona göre davranması önemli rol oynadı. O, köyün hem öğretmeni, hem din adamı, hem doktoru, hem emniyet görevlisi, hem ekonomi uzmanı, hem işçisi, hem çiftçisi... Kısacası o, köyün her şeyidir. Dokuz yıl içinde köyünü, va­tan toprağında bütün benzerlerinden üstün, hatta onlarla taban tabana zıt, çalışkan ve mut­lu insanlar yurdu yaptı.

Bu parçada sözü edilen "öğretmen" aşağıda­kilerden hangisiyle nitelendirilemez?

A)     Her işe el atan

B)     Her işte başarılı olan

C)    Her işe burnunu sokan

D)    Herkesin nabzına göre şerbet veren

E)     Her işi halkı için yapan

 9.

Arkadaşlık ilişkileri, toplumsal ilişkilere öncülük eder. Arkadaşları, gence kendi kimliğini yansı­tan ayna yerine geçer, kendini tanımasını sağ­lar. Ailesine bağımlı olan, güvensiz ve sıkılgan bir çocuk, okulda başarılı olsa da arkadaşlık kurmada yetersiz kalabilir. Kötü arkadaşlara uymadığı, derslerinden başka bir şey düşün­mediği için çocuğundan memnun olan ailelerde bağımlı bir ilişki söz konusu olduğundan bunun gencin gelişmesine olumsuz etkisi olur.

Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Çocuğun kendisini tanımasında arkadaşlı­ğın önemli olduğu

B)     Toplumsal ilişkilerin gelişmesinin temelinde arkadaşlığın bulunduğu

C) Çalışkan; ama ailesine bağımlı bazı öğren­cilerin, arkadaşlık ilişkilerinde yetersiz kal­dığı

D)    Ailesine bağlı bazı çocukların gelişiminde olumsuzlukların görülebileceği

E)  Arkadaşlık kurmada başarılı olanların ders­lerinde de başarılı olacağı 

10.

Yıllar içinde bir şairin kendi yolunda açılımlara ulaşması kaçınılmazdır. Bu nedenle, ortaya ba­zı söyleyiş farklılıkları da çıkar. Çünkü şairin arayışı bitmez, bitmemelidir. Ben oldum, erdim diyenler bir arpa boyu yol alamazlar.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi­ne ulaşılamaz?

A)     Şairler, kendilerini sürekli geliştirmek zo­rundadır.

B)     Aynı şairin şiirleri arasında söyleyiş farkları olabilir.

C)    Kendisini yeterli bulan şairler, gelişemezler.

D)    Şairlerin, şiirlerini geliştirme çabalarında sı­nır yoktur.

E)  Şairlerin başarılı olması, çocukluk döne­minde çok çalışmalarına bağlıdır. 

11.

Yapıtlarını hep severek okudum. Çünkü yapıt­larını bana sevdiren özellikleri vardı. Her şey­den önce dil ve anlatımları oldukça ustacaydı. Hiçbir şeyi genelleştirerek anlatmıyordu. Her şey özeldi, kendine özgüydü. Bir başka ustaya öykünme yoktu. Ayrıca ilk kez duyduğum söz­cükler, deyimler vardı. Dil dağarcığıma katkıları oldu bu yapıtların.

Yukarıdaki parçada sözü edilen yapıtlarla ilgi­li aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A)     İlgiyle okunduklarına

B)     özgün bir üslupları bulunduğuna

C)    Değişik konular işlediğine

D)    Zengin bir dilleri olduğuna

E)     Taklit olmadıklarına 

12.

Kuşkusuz sıradan kişiler değildir yaşam öyküsü yazılacak olanlar. Bunlar yaşadıkları dönemin siyasal, toplumsal etkinliklerine katılmış ya da yapıt ve yaratılarıyla dönemini etkilemiş kimse­lerdir. Yaşam öyküsü yazarının, bunları olabil­diğince gerçeğe uygun bir biçimde tarafsız ola­rak anlatması gerekir. Yani, yaşam öyküsü ya­zarı, hem bir tarihçi gibi davranmalı hem de bir sanatçı gibi.

Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangi­sine değinilmemiştir?

A)     Tarih ile yaşam öyküsü arasındaki ilişkiye

B)     Yaşam öyküsü yazılacak kişilerin niteliğine

C) Yazarın yaşam öyküsünde nelere dikkat et­mesi gerektiğine

D)    Yaşam öyküsü yazarının kişiliğine

E) Yaşam öyküsünde yazarın tarafsız davran­ması gerektiğine

 13.

Ninem, herkes tarafından sevilen bir insandı. Dilencilere; ekmeği varsa ekmek, parası varsa para verirdi. Hiç değilse bir fincan kahve içirirdi. Bir şeyi yoksa, tertemiz bir bardak soğuk su ve­rirdi; bir de gözlerindeki teselliyi.

Parçada anlatılan kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Yardımsever                 B) Duygusal

C) Alçakgönüllü                 D) Sağduyulu

E) Karamsar 

14.

Onlar, ülkesinin sorunlarına bir bütün halinde bakar ve sorunları kendi içinde sınıflandırırlar. Buna göre sorunları "en önemli", "ikinci derece­de önemli", "halkın sorunu", "şu kesimin soru­nu" gibi başlıklarla önem sırasına koyarlar. Çö­züm için de bu önem sırasını dikkate alarak dü­şünce veya proje üretirler. Ürettikleri düşünce ve projelerin uygulayıcısı yine kendileridir.

Bu parçada "onlar" diye adlandırılan kişilerle ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)     Fikir ve proje adamı olduklarına

B)     Hem düşünen hem de uygulayan olduklarına

C)    Halkın sorunlarını her şeyin üstünde tuttuk­larına

D)    Sorunlara etraflı bakabildiklerine

E) Yapacaklarını öncelikli oluşlarına göre de­ğerlendirdiklerine 

15.

Şairliği ve şiirleriyle Cumhuriyet'ten sonraki edebiyatımızın çığır açıcı isimlerinden olan Ne­cip Fazıl Kısakürek, tiyatro, hikâye, roman, se­naryo, hatıra gibi edebi türlerde de kalem oy­natmış; belli bir sanat seviyesinin üstünde eser­ler ortaya koymuştur. Onun şiirden hemen son­ra sanat yeteneğini en fazla tiyatroya ayırdığını görüyoruz. Başka bir deyişle o, bir edebi tür ola­rak tiyatroya önem ve emek vermiştir.

Bu parçadan Necip Fazıl'la ilgili olarak aşğıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)     Edebiyatın birçok türünü ilgi alanında tut­muştur.

B)     Edebi türler içinde en fazla tiyatroya önem vermiştir.

C)    Yazdığı eserler, kalite açısından kendini belli eder.

D)    Şiirleriyle edebiyatımıza yeni bir bakış açısı getirmiştir.

E)     Sanat gücünü tiyatroda da konuşturmuştur. 

16.

Denemelerimin bir özelliği de olayları konuştur­mamda. Kendi düşüncelerimi çıplak ve sevim­siz bir suratla öne süreceğime, onları seçtiğim olayla, olaylara verdiğim çekidüzenle anlatmayı yeğlerim. Yani kendimi her zaman gerilerde tu­tarım. Denemelerime bir "olaylar mozaiği" adı takılsa yerinde olur. Mozaiklerde nasıl renkli taşlar kullanılıyorsa ben de denemelerimde renkli olaylar kullanırım. Ayrıca denemelerimi oluşturmam bir kaplumbağa yürüyüşüne ben­zer. Kimi zaman bir tümce uğrunda on iki saat çabaladığım olur.

Böyle diyen biri aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?

A)     Eserlerinde, bir yazar olarak kendini öne çı­karmaz.

B)     İnandığı doğruları açıkça söylemekten çe­kinmez.

C)    Yazarken oldukça titiz davranır.

D)    Düşüncelerini,  seçtiği  olaylar aracılığıyla anlatır.

E)    Eserlerinde, ilginç olaylara yer vermekten çekinmez.


TÜRKÇE SORU BANKASI