PARAGRAFTA YAN DÜŞÜNCE - Test 5

1.

Yetenek olmadan güzel sözler, hayaller ve söy­lemler üretmek çok zordur; fakat kabiliyetimiz olduğu halde bunu nasıl kullanacağımızı öğrenemezsek, kapasitemizin tamamını kullanama­yız. Her iyi ve hızlı koşan insandan nasıl iyi at­let olmazsa Türkçe konuşan ve yazan her kişi­den de iyi bir şair olmayacağı muhakkaktır. At­letler, nasıl nefeslerini ve enerjilerini iyi kullan­mayı teknikleriyle öğreniyorlarsa şairlerin de özellikle kullandıkları dilin inceliklerini iyi bilme­leri, milli kültürü tanımaları, geçmişteki şiir ör­neklerini iyi tahlil etmeleri ve araştırmaya daya­lı bir yapı içinde öğrenme yeteneklerini geliştir­meleri gereklidir.

Yukarıdaki parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bir şairde bulunması gereken özel­liklerden biri değildir?

A)     Yetenekli olma

B)     Dile hâkim olma

C)    Kendi toplumunun değerlerini bilme

D)    Araştırmacı olma

E)     Toplumun nabzını tutma 

2.

Gençlerde, kendini şiire verme anlayışı yok. Şüphesiz ki bu, çağın bir neticesidir. Biz daha önceki nesil olarak çiçekli, yeşil bahçelerde bü­yüdük. Daha bir duyarlıydık. Bir şiir çıktığı za­man, aylarca üzerinde konuşurduk. Şimdi bu. il­gi yok. Şiir, kişilerin ortak noktası olmaktan çık­tı. Bu da şairi, şiir yazmaktan soğutuyor.

Yukarıdaki parçada aşağıdaki soruların han­gisinin cevabı yoktur?

A)     Gençlerin şiirle olan ilişkisine ne diyorsunuz?

B)     Şimdiki nesil ile eski nesil arasındaki fark nedir?

C)    Şairi şiirden soğutan nedir?

D)  Gençlerin kendilerini şiire vermeyişini neyin sonucu olarak görüyorsunuz?

E)     Genç şairlerimizi, eskiye göre nasıl bulu­yorsunuz? 

3.      

Hikâye yazarlığına başlarken bu işin ona göre olmadığını, bu işi beceremeyeceğini düşünü­yordum. Tüm eleştirilere kulak tıkıyor, kendi bil­diğini okuyordu. Toplumun menfaati için yazdı­ğını her fırsatta söylüyordu. Karamsarlığını eserlerine de yansıtıyor, ağlayan, feryat eden kahramanlara yer veriyordu. Her hikâyesinin sonunda ölen biri olurdu. Ayrıca kahramanları da onun birer yansıması gibiydi. Bunun yanın­da dilinin pürüzsüz olması ve anlatımının sade­liğiyle de çağdaşlarından ayrılırdı.

Bu parçada sözü edilen yazar için aşağıda­kilerden hangisi söylenemez?

A)     Toplum için sanat görüşünü benimsemek­tedir.

B)     Kendi bildiklerinden taviz vermeyen bir kişi­liği vardır.

C)  Ruh halini, eserlerindeki kahramanları va­sıtasıyla yansıtmaktadır.

D)    Kendi çıkarlarını düşünerek yazarlık yap­maktadır.

E) Üslubunun duru olmasıyla çağdaşlarından ayrılmaktadır. 

4.      

İnsanoğlu, yaratılmışların en üstünüdür. Kendi­ne verilen akıl sayesinde karşılaştığı güçlükler­le mücadele etmeyi bilmiştir. Çoğu öykü ve ro­manlarda insanoğlunun azmi sayesinde doğa­ya karşı kazandığı zaferler anlatılmaktadır. Böylece yapıcı ve yaratıcı insan tipi çizilmekte­dir. Sizler de güçlükler karşısında yılmamalı, mücadeleci olmalısınız. Büyüklerin söylediği gi­bi kararlı olan insanlar her güçlüğün üstesinden gelir.

Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangi­sine değinilmemiştir?

A)  İnsan, doğayla mücadele edebilme yetene­ğini aklından almıştır.

B)     Güçlükleri yenen insanların kararlı olduğu söylenemez.

C)    insan, azmi sayesinde karşılaştığı zorlukla­rı yenmiştir.

D)    İnsanlar, güçlüklerle savaşmayı bilmelidir.

E)     Kararlılık, yapıcılığı ve yaratıcılığı peşinden getirir.

 5.

Övünmek kadar iğrenç bir şey yoktur. Ben şiirin en iddiasız adamıyım. O büyük şiire benim gü­cüm yetmez. Yıllardır yeni denemelerle kendimi zorlamayışımın tek sebebi budur. Şiire duydu­ğum saygıdır bu. Eğer yarının büyük heykelini yapacaklara biraz kum, biraz taş hazırlayabildimse ne mutlu bana.

Böyle söyleyen biri aşağıdakilerden hangi­siyle nitelendirilemez?

A)     Kibirden uzak durur.

B)     Yaptıklarıyla yetinir.

C)    Alçakgönüllülüğü sever.

D)    Kararlı olmayı ilke edinir.

E)     Kendini iddialı görmez. 

6.

Halk hikâyelerinin beylik giriş cümlelerindeki sı-radanlığa rağmen sağladığı albeniye hep im­rendim. Hiçbir hazırlığa ihtiyaç hissettirmeden birkaç kelimeyle kuruluveren arka planın, bu kadar derin ifade imkânını nereden aldığını da hep merak ettim. Bu hikâyelerin kelime kadrosu zengin değildir. Farklı kavram, eşya ve olayları karşılayan az bilinen kelimelere de pek rastlan­maz. Halkın günlük diliyle kurulmuş metinlerdir bunlar. Ne var ki etkileri çok yüksektir.

Bu parçada halk hikayeleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Konuşma diliyle kurulduğuna

B)     Kelime hazinesinin zengin olmadığına

C)  Kalıplaşmış ifadelerle başlamasına rağmen etkileyici olduğuna

D)  Farklı kavram, eşya ve olayları karşılayan az bilinir kelimelerle kurulduğuna

E)     Basit bir anlatımı olmasına karşın okuyanı yakalayan bir derinliğe sahip olduğuna  

7.

Görüyorsunuz şu anda İstanbul'un bir hayli dı­şında yazlık havası içindeki bir sitedeyiz. Bura­da doğayla iç içe olmak, sakin bir ortamda yaz­ma fırsatı bulmak avantajdır. Ancak burada in­san eksik, insanların içine karışamıyorsunuz. Romanlarımda beslendiğim asıl kaynak, İstan­bul'dur. İstanbul'un dar ve tarihi sokaklarıdır, is­tanbul'un aksine buradaki kesin çizgili simetrik düzen sıkıyor insanı. Ben dar, küf kokulu, dü­zensiz, hayatla iç içe sokakları arıyorum. Yaza­rın hayatla bağlantısı kopmamalı, yazar hayatın tam ortasında olmalı.

Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

A)     Şu an oturduğunuz yerle İstanbul'u karşı­laştırır mısınız?

B)     Romanlarınızda beslendiğiniz asıl kaynak neresidir?

C)    Yazılarınızı nasıl bir ortamda yazmayı ter­cih edersiniz?

D) Romanlarınızda kullandığınız dil konusun­da ne düşünüyorsunuz.

E)     Bir yazar olarak yeterince hayatın içinde misiniz? 

8.

Hem Haşim, hem Yahya Kemal, şiirde yaptıkla­rında son derece inançlı, ince eleyip sık doku­yan, güvenli ve ödünsüzdürler. Eserlerini satır satır savunur, eleştiriye hak tanımaz, yalnız kendilerini onaylayan hayranlarının beğenileri­ne inanır; hırçın, geçimsiz, kavgacı ve alıngan­dırlar. Bu tavırları onları çevreleriyle uzlaşmaz­lığa götürmüştür.

Bu parçada "Yahya Kemal ve Ahmet HaşinY'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine deği­nilmemiştir?

A)     Eleştirilmekten hoşlanmadıklarına

B)     Titiz olduklarına

C)    Yalnızca kendilerini iyi şair olarak gördükle­rine

D)    Düşüncelerinden taviz vermediklerine

E)    Geçimsiz kişiler olduklarına

9.

Pek çok ülke gezmiş olan adam, öyküler uydu­rup arkadaşlarına hava atmaktadır. "Bir keresin­de Rodos Adası'nda yüksek atlamada 30 met­reden atlayıp bir rekor kırdım ki herkesin ağzı açık kaldı, pek çok kişi de buna tanık oldu." der. Orada bulunanlardan biri hemen: "Olabilir." diye karşılık verir. "Eğer böyle bir şey başardıysan tanığa hiç ihtiyacın yok, bir kere de bizim yanı­mızda yaparsın olur biter." deyince adamın eli ayağına dolaşır, ne yapacağını bilemez.

Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)     Sözün en güzeli, yalan da olsa, etkilemeyi başaranıdır.

B)     Yapamayacağı şeyleri yapmış gibi göste­renler bir an gelir mahcup olur.

C) Boş laflar, kuru övünmelerle insanları kan­dıracağını sanmak yanılgıdır.

D)    Bir kişinin "Şöyle yaparım, böyle yaparım." demesi hiçbir şeyi halletmez.

E) Lafla peynir gemisinin yürüyeceğini san­mak büyük yanılgıdır. 

10.

Dayıoğlu, konularını yaşamın içinden çekip çı­kartır. Yaşadığımız dünyadır yazdığı. Ama bu­nu yaparken, zaman zaman düşlediği dünyayı da vurgular kurgularında. Bu dünyada, barış vardır; özgürlük, eşitlik, özveri, acıma duygusu ve yardımlaşma vardır. Tüm bunları eserlerinin bel kemiği olan "sevgi" üzerine kurar. Ona göre, insanı mutlu kılacak olan kavramların en önem­lisi sevgidir.

Bu parçada Dayıoğlu'yla ilgili aşağıdakiler­den hangisine değinilmemiştir?

A)     Konularının gerçek yaşama dayandığına

B)     Yazılarına kendi ütopyasını da kattığına

C)    Düşlediği dünyada kötülüklere yer vermedi­ğine

D)    Kitabının çekirdeğini sevginin oluşturduğuna

E)     Eserlerinin büyük bir kısmını gençlik yılla­rında yazdığına 

11.

Dil eğitiminin temel amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir. Dille iletişi­min bir yönünü anlatma, öteki yönünü anlama oluşturur. Bu nedenle bütün ülkelerin eğitim sis­temlerinde, dil eğitimine özellikle ve öncelikle ana dili eğitimine büyük önem verilir. Yetişmekte olanlara dilin çok iyi bir şekilde öğretilmesi için çalışılır. Çünkü dil, kültürün temel öğesidir ve in­sanları birbirine yaklaştıran en güçlü araçtır. Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangi­si çıkarılamaz?

A)  Dil,  bir milletin  kültürünü  oluşturan  en önemli unsurdur.

B)     İnsanların düşünme becerilerinin gelişimi dile bağlıdır.

C)    Toplumdaki sosyal bağlar dille sağlanır.

D)    Ana dille eğitimin önemi tüm dünyaca bilin­mektedir.

E)  Eğitimini ana dille yapan ülkelerin hepsi ge­lişmiş ülkelerdir. 

12.

Ahmet Hamdi Tanpınar, içe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır. Şiirlerinde za­man kavramı görülür. "Ne İçindeyim Zamanın", "Bursa'da Zaman" şiirleri, bu olgunun en önem­li örnekleridir. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik değil, çok katlı ve karmaşık bir akıştır. 1973'te basılan "Sahnenin Dışındakiler" ile 1961'de basılan "Saatleri Ayarlama Enstitü-sünde de iki uygarlık, iki değerler sistemi ara­sında bocalayan Türk toplumunun ironik tablo­su çizilir.

Yukarıdaki paragrafta Tanpınar'la ilgili ola­rak aşağıdakilerden hangisine değinilme­miştir?

A) Eserlerinde zaman kavramının önemli bir yer işgal ettiğine

B)     Tabiatla sürekli bir iletişim içerisinde bulun­duğuna

C)    İçe kapanık ve duygusal bir insan olduğuna

D)    Yapıtlarında zamanın karışık bir yapısı ol­duğuna

E)    Türk toplumundaki  kültürel çatışmadan bahsettiğine

13.     

Şiire 1870'lerde başladı. Yurtdışı görevleri ne­deniyle Batı edebiyatçılarını yakından tanıdı, onların etkisinde kaldı. Divan edebiyatı nazım birimlerinin dışına çıkarak dize ve uyak düze­ninde değişiklikler yaptı. Divan şiiri konularının aksine şiirlerine günlük yaşamı, doğa ve insan ilişkilerini konu aldı. Lirik, epik ve felsefi şiirler yazdı. Manzum tiyatro oyunları da kaleme aldı. Ancak bunlar sahnelenmekten çok okunmak amacıyla yazılmış oyunlardır.

Yukarıda sözü edilen sanatçı hakkında aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Divan şiirinin kalıplaşmış konularının dışına çıktığına

B)     Batı sanatçılarını bire bir taklit ettiğine

C)    Kahramanlık duygularını içeren şiirler yaz­dığına

D)    Belli kalıpların dışına çıkmayı denediğine

E)     Okunmak amacıyla tiyatrolar yazdığına 

14.     

Evet, klasiklerden söz ediyorum, edebiyat kla­siklerinden. Klasiğin, zamanla yakın bir bağıntı­sı olduğu açık. Bir roman, zamanın aşındırma­larına karşı koyarak zamanın sınavlarından ge­çerek klasikleşir. Gençlik çağımızda okuyup et­kilendiğimiz bir romandan, olgunluk çağımızda hem bambaşka hem de daha engin tatlar alabiliyorsak büyük olasılıkla, bir klasikle yüz yüze­yiz demektir. Hiç kuşku yok ki, İtalo Calvino'nun, "Klasikler Neden Okunmalı?" başlıklı olağanüstü denemesinde yaptığı gibi klasiklere çok farklı tanımlar getirebiliriz. Ama gene de za­man bu konuda en sağlam ölçütlerin başında gelir sanırım.

Bu parçada klasiklerle ilgili olarak aşağıda-kilerden hangisine değinilmemiştir?

A)     Klasik eserle zamanın yakından ilişkisi vardır.

B)     Klasikler belli bir okuyucu kitlesine hitap et­mektedir.

C)    Bir kitap, önüne çıkan zorluklara direnerek klasikleşir.

D)    Bir klasik tekrar okunduğunda okuyucuda yeni ve hoş izler bırakır.

E)  Zamana karşı ayakta kalabilen eserler kla­sik olma özelliğine sahiptir. 

15.

Kişi, kendini bir şeye adayana kadar kararsızlık hüküm sürer. Bu, her zaman verimsizliğe yol açar, girişimciliği ve yaratıcılığı olumsuz yönde etkiler. Temel bir gerçek vardır ki bunun yadsın­ması sayısız düşünceyi ve harika planı öldürür; kişi kendini bir amaca adadığında, evren onun­la işbirliği yapar. Başka türlü asla oluşmayacak güçler ortaya çıkarak kişiye yardım eder. Kişi verdiği karar sonucunda kendini destekleyen bir olaylar zinciri gerçekleşir ve beklenmedik bir yardımla karşılaşır.

Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden han­gisine değinilmemiştir?

A)     İnsan,   rotasını  belirlemedikçe  kararsızlık kaçınılmazdır.

B)     Kişinin  hayatındaki  olumsuzluklar,  karar verme anına kadar devam eder.

C)    Belirli bir amacı olan insan, her işinde ba­şarılı olur.

D) İnsanın hayal gücünü engelleyen en büyük neden kararsızlıktır.

E)  Talihin, amacı olmayan kişiye yardım etme­si biraz zordur. 

16.

Anlattığım insanlar ya bana benzeyen ya da kendimden yola çıkarak kurguladığım tiplerdir. Tabi bu tiplerin toplumda karşılıkları var. Davra­nışlarını inceleyerek ve kendimi onların yerine koyarak yazıyorum. Bazen de sadece başım­dan geçenleri öyküleştiriyorum. Parçada sözü edilen yazarın, öykülerini oluşturmasında yararlanmadığı kaynak aşğıdakilerden hangisidir?

A)     Yaşadıkları                              

B)     Gözlemleri

C)    Kendi yaşamı                         

D)    Hayal gücü

E)     Okudukları

TÜRKÇE SORU BANKASI