GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYATIN YERİ
A. Edebiyat - Güzel Sanatlar İlişkisi

Bütün güzel sanat dalları, insanda güzel duygular uyandırmak, insana coşku, heyecan, yaşama sevinci kazandırmak, insanın duygu ve düşünce dünyasını geliştirmek, zenginleştirmek gibi ortak amaçlar taşır. Ancak bunların kullandığı malzemeler ve ifade ediliş şekillerinde bazı farklılıklar vardır.

- Edebiyatın malzemesi dildir, bu nedenle edebiyat diğer güzel sanat dallarına göre daha soyut bir dal kabul edilebilir.

- Malzemesinin dil olması, her toplumun da farklı bir dil ve anlatım kullanması, edebiyatı diğer güzel sanat dallarına göre daha ulusal kılar, evrenselliğe ulaşmak edebiyat için diğer sanat dallarından daha zordur.

- Kolay taşınabilir olması, korunabilmesi, çoğaltılabilmesi açısından, edebiyat ürünlerinin geleceğe aktarılması, diğer güzel sanatlar dallarına göre edebiyatı avantajlı kılar.

- Edebiyatın en yakın olduğu güzel sanat dalları resim ve müziktir. Çünkü edebiyat sözcüklerle resim çizme ve sözcüklerle ahenk yaratma özelliği taşır.

- Edebiyat, güzel sanatların her dalında ürün veren sanatçıya kaynaklık eder. Çünkü edebiyat sayesinde düş gücünün sınırları zorlanır, soyut düşünme ve yaratıcı yetenek gelişir.

- Edebiyatın sinema ve tiyatroya doğrudan katkısı vardır. Birçok edebi eser, sinema ve tiyatroya uyarlanarak büyük beğeniler kazanmıştır.

B. Edebiyatın Özellikleri

Duyguları, düşünceleri, olayları ve durumları söz veya yazı ile güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatına edebiyat denir. Edebiyat sevinç, umut, üzüntü, acı gibi duyguları, toplumsal yaşamı, olayları, düşünceleri yansıtan güzel sanatlar dalıdır. Ancak bunları anlatırken, kişide beğeni duygusu uyandıracak bir yapı ve anlatım tarzı oluşturur. Hem dilde hem de biçimsel yapıda estetik kaygı taşıması edebiyatın en belirgin özelliğidir. Edebiyat sanatı kullanılarak ortaya konan metinlere edebi (yazınsal) metin denir.

 - Edebiyatın amacı genel olarak bir konuya açıklık getirmek, bilgi vermek ya da bir düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak değildir. Bu yönüyle edebiyat; tarih, felsefe ve fizik gibi bilim dallarından farklıdır.

- Edebiyat, kişinin düşünce dünyasından çok, duygu ve hayal dünyasına seslenir. Akla ve mantığa dayalı bilim dallarıyla edebiyatın farklı olan yanı budur.

- Edebiyat, alıcısına estetik bir tat vermeyi amaçlar, faydalı olmaya yönelmez.

- Edebiyat, alıcısında yeni zevkler, bakış açıları, yorum çeşitliliği ve imge zenginliği yaratarak onu yaşamın tekdüzeliğinden, donmuş - kalıplaşmış duygu ve düşüncelerden uzaklaştırır.

- Bu özellikler edebiyatın, estetik bir zevk vermenin yanı sıra farklı işlevlerinin de bulunduğunu gösterir.

- Edebiyatın kurmaca bir dünyası vardır. Yaşamın gerçeğinden alınsa da sanatçının iç gerçeğiyle yoğrulur, farklı bir gerçekliğe, edebiyatın gerçekliğine ulaşılır.

- Edebiyatta rastgele, çalakalem bir yaratma olmaz. Edebi eser planlı bir yapıdan oluşur.

- Edebiyat kendine özgü bir dil ve anlatım tarzı yaratır. Buna edebi dil denir. Edebî dil günlük konuşma dilinden farklı bir dildir.

- Edebiyat, yaratıcısının iç dünyasının ürünüdür. Her edebi eser, yaratıcısının izlerini taşır. Bu yönüyle de edebiyat özgünlüğe dayanır, edebi eser tektir, onun eşi ve benzeri bulunmaz.

- Bir söze ya da yazıya edebi değer katan şey üsluptur. Üslup sanatçının dil ve anlatım tarzıdır.