ŞİİR DİLİ

Şiir, malzemesi dile dayanan bir sanattır. Şair duygu, düşünce ve hayallerini sözcüklerle anlatır. Ancak günlük konuşma dili ile şiir dili birbirinden farklıdır. Şiirin dili konuşma dilindeki sözcüklerle oluşturulmasına karşın, günlük dilin etki gücünün sınırlılığı ve şairin anlatmak istediklerini ifadede yetersiz kalması nedeniyle şair yeni anlatım yolları arar. Dili özgürce kullanır, adeta yeni bir dil yaratır. Dildeki sözcükleri özenle seçerek onlara yepyeni anlamlar yükler. Sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanarak okurun hayal gücünü harekete geçirir. 

Örnek

Hasretinden prangalar eskittim

Saçlarına kan gülleri takayım

Bir o yana

Bir bu yana 

Şair burada "Seni çok özledim, hasretin bana acı çektiriyor." demek yerine "Hasretinden prangalar eskittim" sözüyle hem uzun bir zaman geçtiğini anlatmış oluyor hem de "pranga" sözcüğünün "mahkumiyet, zindan, karanlık, ağır suçlu" gibi çağrışımlarından yararlanarak içinde bulunduğu kötü durumu etkili biçimde anlatmış oluyor. Şair ayrıca "kan gülleri" bağdaştırmasıyla gülün rengini anlatmanın yanı sıra "kan"ın yarattığı olumsuz çağrışımı kullanarak anlatımını güçlü kılıyor.

- Şiir, gücünü dilden alır, şiirin araç-gereci, hamuru, mayası dildir. Bir şiir kalıcı nitelik kazanmışsa, insanları etkilemişse, bu başarıda doğrudan doğruya dilin ustalıkla kullanılmasının etkisi vardır.

- Şiir dilinin oluşmasında gücünü duygu ve heyecandan alan bir söyleyiş tarzı etkilidir.

- Şiirdeki söyleyiş ve ses unsurları, şiirin anlamının ve çağrışım değerinin ortaya çıkmasını sağlar.

- İnsan gördüklerini, düşündüklerini, hayal ettiklerini yerine ve zamanına göre daha güzel, daha etkili biçimde ifade etmek istediği için mecazlı anlatıma yönelir. Şair de sözün gücünü arttırmak, duygu ve düşüncelerine anlam derinliği katmak için mecazlara başvurur. 

Örnek

Seni düşünürken

Bir çakıl taşı ısınır içimde 

Şair, sevgilisini düşünürken yüreğinde oluşan sıcaklık hissini içindeki çakıl taşının ısınmasıyla anlatarak dili gerçek anlamından soyutlamıştır. 

- Şair, şiirin özünü söze dönüştürürken dilin daha önce kullanılmış ya da kullanılmamış bütün anlatım yollarından yararlanır.

- Zaman zaman da dilin olanaklarını zorlar. Somut - soyut ifadeleri bir arada kullanarak alışılmamış bağdaştırmalar yaratır. 

Örnek

Biliyorsun ben hangi şehirdeysem

Yalnızlığın başkenti orası 

Şair yalnızlığının büyüklüğünü anlatmak için "yalnızlığın başkenti "ifadesini kullanarak alışılmamış bağdaştırmaya başvurmuştur. 

- Şiir dili, günlük konuşma dilinden ayrı bir üst dil olsa da şairler dilin olanaklarını kullanarak şiirlerine içtenlik katarlar. 

* Bak gülüm hava soğudu

  Neyi beklersin balkonda

* Hain olsan da sen benimsin kız!

* Bu toplar nasıl büyük, nasıl heybetli

  Vay anam vay!

* Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var?

Bu örneklerde şairler halk söyleyişinden yararlanarak anlatımlarını kurmuşlardır. 

- Şair bir dil işçisidir. Özgün imgelerle ve söz sanatlarıyla dilin sınırlarını zorlar. Sözcüklere yüklediği yeni anlamlarla, düz yazıdan ve günlük dilden tümüyle farklı bir dil yaratır. 

Örnek

Sessiz bir saatinde gecenin

Suya dökülürken ay ışığı

Ruhum ulaşır renklerin sevdasına 

"Ay ışığının suya dökülmesi", "renklerin sevdası" şaire özgü yeni ifadelerdir. Buna düz yazıda ya da günlük dilde rastlayamayız. 

Şairin yaşadığı dönem ve etkilendiği sanat anlayışı da diline yansır. Cumhuriyet dönemi şairlerinin dili sadeyken, divan şairlerinin dili ağırdır. Divan ve halk edebiyatında şairler mazmun adı verilen kalem kaş, selvi boy, gül yanak gibi kalıplaşmış benzetmelerle imge yaratırken günümüz şairleri merhametli gözler, sedef bakış gibi özgün imgelerle şiirlerini kurmaktadırlar. 

Şiir dilinin ayırıcı özelikleri şunlardır:

- Şiir dilinde imge, alışılmamış bağdaştırmalar, söz sanatları vardır.

- Şair yazım ve noktalama kurallarına uymak zorunda değildir.

- Şiir dili günlük dilin özelliklerini barındırır.

- Az sözle çok şey anlatmak amaçlanır.

- Şiir dili, anlatılmak istenene göre yeni anlamlar yüklenmiş bir dildir.

- İmgenin etkisiyle soyut ifadelere fazlaca yer verilebilir.

- Sözcüklerin gerçek anlamı dışında kullanılması yaygındır.

- Şiir dilinde yan anlam değeri yüksek sözcükler kullanılır.

- Şiir dilinde her okuyana farklı anlamlar yansıtan ifadelere yer verilir. 

İMGE

İmge, dinleyici ya da okuyucunun zihninde oluşturulan, üretilen, çizilen görüntü ve duygulardır. Şairin dış dünyadan gözlemleyerek, izleyerek, hissederek,yaşayarak elde ettiği algıların zihninde, hayal dünyasında anlamlı bir bütüne kavuşarak uyumlu bir görüntü oluşturmasıdır. Gerçeği, bilinen özelliklerinden soyutlayarak bambaşka bir şekle dönüştürerek sunma biçimidir.

İmgenin ortaya çıkış nedeni: Şiirde imge bir zorunluluktur. Çünkü bir iletişim aracı olarak dış dünyaya sıkı sıkıya bağlı olan dil, sınırlıdır; her şeyi anlatmaya yetmez. Oysa insanın duygu, düşünce ve hayali sınırsızdır. Ayrıca yeni karşılaşılan bir durumun, olayın ya da kişinin hissettiği duygunun yeni bir söyleyişle dile getirilmesi ihtiyacı vardır. Şiir, özgünlük üzerine kurulur. Yeni bir söyleyiş, ses, yapı, dil geliştirmeyen sanatçı varlığını sürdüremez. Tüm bunlar şairi imge yaratmaya götürür. 

İmgenin oluşma aşamaları şunlardır:

- Şair dış dünyayı gözlemler,

- Zekâsı ve sezgi gücüyle gözlemlediği unsurlardan kendine göre bir seçme ve eleme yapar,

- Bilincinde, şair duyarlığında bunlar arasında değişik ilişkiler ve bağlantılar kurar,

- İlginç gelebilecek, anlamlı, hayret ve hayranlık uyandırıcı soyut bir görüntü oluşturur,

- Bu özgün görüntüyü etkili, çarpıcı bir dille şiire döker. Böylece imge oluşur. 

Örnek

Ben ki daha ağzı lekeli bir çocukken

Yürürken gördüm bir gün nehirleri

Şair burada "nehirlerin yürümesi, ağzı lekeli çocuk" gibi alışılmamış bağdaştırmalarla bir yandan sözcüklere yeni değerler katarken, bir yandan da okurun zihninde dolaylı anlattığı tasarımları canlandırmaktadır. Nehirlerin yürürken görülmesi, nehirlerin hızlı akışını anlatırken "ağzı lekeli çocuk" ifadesi çok küçük yaştaki çocuğu güçlü bir imgeyle dile getirmektedir. 

-İmgeler, gücünü gerçeklikten alır. Ancak dış gerçeği olduğu gibi değil, tasarlanan biçimiyle, dönüştürerek verir. 

Örnek

Beni küçük su birikintileri büyüttü

Beni anlamak için su birikintilerine sor

Şair su birikintilerinin kendisini büyüttüğünü söyleyerek gerçekliği değiştirmiştir. 

- Dönüşen gerçeklik her okuru farklı etkiler. Bu etki okurun yaşına, eğitim ve kültür seviyesine, hayallerine, izlenimlerine, içinde bulunduğu duruma ve döneme göre değişir.

- Aynı gerçeklik, farklı sanatçıların elinde farklı imgelere dönüşür. Böylece şiirsel gerçeklik oluşur. 

Örnek

I. Zaman var şelale gibi gürül gürül akar sevgilinin yanında

   Zaman var geçmek bilmez bir serum damlası gibi

 

II. Zamanı yiyip bitirdi karanlık

    Gece yoktu

    Güneş çoktan kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü. 

İki farklı şairden alınan bu dizelerde, şairlerin zamana yükledikleri imgeler birbirinden farklıdır. Çünkü imge şairin özgün yaratımıdır. 

- Şiirin en temel unsurlarından biri imge üretimidir. Bu bağlamda dilin söz ve anlam sanatlarından yararlanılır. Söz sanatları şiir dilinin kurulmasında ve imgelerin oluşturulmasında en önemli unsurdur. Şair, söz sanatlarının gücünü kullanarak ve sözcüklerin zihninde yarattığı çağrışımlardan yararlanarak imgenin okura kolaylıkla aktarılmasını sağlar. 

Örnek

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu.

                Atilla İLHAN

Bu dörtlükte şair, vapuru insan yerine koyarak kişileştirmeye başvurmuş, imgeyi bu yolla oluşturmuştur. 

Örnek

Merdiven

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

 

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

                                                 Ahmet HAŞİM

Şair bu şiirde "akşam olmakta" sözüyle yaşlanmanın insana verdiği hüzünü imgeler yoluyla sezdirmektedir. Yaşam merdivenlerinden ağır ağır çıkarken eteklerde yaşamın sonbaharının simgesi olan sarı yapraklarla sona (ölüme) yaklaşma, insana ölümü düşündürdüğü için, insanın yüzünü soldurur. "Sarı yapraklar, akşam" ölümü çağrıştıran ögelerdir. Şair yaşlılık ve ölüm imgesini sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanarak okura sezdirme yoluna gitmiştir.

Örnek

Rüzgârlı Su

İşte bir rüzgâr sağanak sağanak

Sular atılgan, ürpertili

İşte bir bulut ipek kanatlı

Denizde nar rengi bir şafak

 

Bırak batan güneş ağartsın çamları

Al bir dorukta gökyüzü iklimleri

Su mavi buzlardan daha parlak

Ey ışıklarda sallanan yelkenli

Al beni de karşı dağlara bırak

Uçan dalgaların üstünden aşarak

                                Selâhattin BATU

Bu şiirde dilin kullanımı bakımından en dikkat çeken özellik, imgelerin çokluğudur. Altı çizili sözlerin tümü özgün imgelerdir. Bu imgelerin somut gerçekliği yoktur. Şair, gerçekliğe ilişkin izlenimlerinden hareket ederek kişisel duyarlığı ve hayal gücüyle zihninde oluşturduğu tasarımları aktarmış, böylece dilin sınırlı olanaklarını genişletmiştir.

SÖZ SANATLARI (EDEBÎ SANATLAR)

Şiirde sözün gücünü artırmak ve dilin sınırlı imkanlarını genişletmek amacıyla söz sanatlarına başvurulur. Söz sanatları şiirde anlama derinlik, duygulara incelik katar. Söz sanatları imgelerin oluşturulmasında en yaygın araçlardandır. Çünkü imgeler birtakım mecazlar ve söz sanatlarıyla ifade edilir. Diyebiliriz ki imgelerle söz sanatları iç içedir.

Başlıca söz sanatları için tıklayınız.