1980 KUŞAĞI TÜRK ŞİİRİ

1980 Kuşağı Türk şiiri tek tip şiir değildir. İmgecilikten anlatımcılığa, beatnik-marjinalci anlayıştan gelenekselci veya metafiziksel tutuma pek çok poetik (şiire özgü) tavır bir aradadır. Farklı anlayışlara mensup şairlerin şiirleri aynı dergilerde yayımlanır. Bu bakımdan kuşak şiirinin ayrıştırılmasında değişik çizgiler bulunmaktadır. Bu dönemde yalnızca şiir öne çıkarıldı, “Aslolan üründür.” anlayışı egemen oldu. 1970lerde slogancı, politik bir araç olarak kullanılan şiir 1980’lerde “Şiir her şeyden önce şiir olmalıdır.” İlkesi ile savunuldu. Bu dönemde şiir ayrıca reddetmenin yanında birikimi öne çıkardı. 

1980 KUŞAĞI TÜRK ŞİİRİNDE POETİK YÖNELİMLER (AKIMLAR) 

a) İMGE ŞİİRİ

İmge, duyduğumuz veya okuduğumuz bir söz yoluyla zihnimizde oluşan görüntü, dünyada gördüklerimizin zihnimizdeki yansımasıdır. İmge şiiri/ İmgesel şiir, duyguların ve duyuşların aktarılmasında şairin kişisel dünyasından çıkan imgelere dayanır. İmge şiirinde belli bir olayın veya durumun anlatılması değil, dünya ve doğa karşısında şairin hissettiği acı, hüzün, karamsarlık, bekleyiş, özleyiş, yenilmişlik, mutluluk, sevinç… gibi duyguların yansıtılması yer alır. Bu akım şairleri Ahmet Hâşim ve İkinci Yeni şairlerini örnek alırlar. Bu şiirin temsilcileri arasında Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Metin Celâl, Mehmet Müfit, Enver Ercan, Oktay Taftalı, Seyhan Erözçelik, Ahmet Güntan, Sami Baydar, Nilgün Marmara gibi şairler vardır. 

ve serçelerin dik gagalarıyla

oyup çıkardıkları boşluklarda

olmayan gözleriyle geçmişe bakan nice adam

şimdi ihanet perisinin soğuk sarayını bekliyor

Tuğrur Tanyol (İhanet Perisinin Soğuk Sarayı) 

b) ANLATIMCI (NARRATİVE) ŞİİR

Anlatımcı şiir başı sonu belli kısa bir hikâyesi olan, olay örgüsüne, neden-sonuç ilişkisine, olay kahramanlarının veya olayın geçtiği yerin tasvirine de yer veren şiirdir. Bu tarz şiirin başlıca temsilcileri arasında Şavkar Altınel, Roni Margulies, Turgay Fişekçi gibi şairler yer alır. Anglosakson geleneğini sürdüren bazı şairler ile Yahya Kemal ve Attila İlhan’ı önemsemişlerdir. Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları”, Kemalettin Kamu’nun “Bingöl Çobanları” bu şiire örnek verilebilir. 

Bir başka hışımla ağaçlar hışırdamaya başlar,

sabaha karşı uyanıldığında o telefonla,

temmuzun orta yerinde bu ülkede bazen

işte böyle geliverir sonbahar birden adeta

Roni Margulies (Telefon) 

c) FOLKLORİK/ MİTOLOJİK ŞİİR

Folklorik şiir, halk şiirine, halk kültürüne, yerel değerlere yaslanan şiiri tanımlar. Folklorik şiirde esas olan, halkın söyleyişini ve duyuşunu temel almak, bunu yaparken de yerli bir tutum geliştirmektir. Folklorik şiir her şeyden önce modernliğin, Avrupa şiirini önemseyen anlayışın karşısında konumlanır, yerli olanı öne çıkarmak ister. Bu tarz şiirin öncüleri arasında yer alan Yaşar Miraç Karadeniz folklorunu, Adnan Özer Trakya folklorunu, Murathan Mungan ise Doğu Anadolu folklorunu öne çıkarmıştır.

Mitolojik şiir ifadesi ise dönem içinde özelde Türk mitolojisine genelde ise çeşitli ulusların mitolojilerine ilgi duyan şairlerin meydana getirdiği şiiri anlatır. Modern şiiri göz ardı etmezler. Hüseyin Ferhad bu anlayışın önemli temsilcisidir. 

seni severken

türküden türküye geçer ırmak

toprak yaz yağmurlarıyla oynaşır

öğle tozlarıyla dolanır ruzgâr ufku

adınla uyarırlar beni

Adnan Özer (Seni Seviyorum) 

d) MİSTİK/ METAFİZİK ŞİİR

“Müslüman şiir”, “İslamcı şiir” biçiminde bazı eleştirmenler tarafından kavramsallaştırılmıştır. Fakat kabul görmez. İslamcı şairler, Kur’anî-Sünnî söylem ve format içinde değil, ironik biçimde modernist şiire eklemlenerek atılım yapmıştır. Dergâh, Yönelişler, Kaknüs gibi dergilerde şiirlerini yayımlamışlardır. İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç ve Ebubekir Eroğlu gibi şairlerden etkilenmişlerdir. Önemli temsilcileri arasında İhsan Deniz, Lale Müldür, Hüseyin Atlansoy, Gülseli İnal, Ali Günvar, Mehmet Ocaktan, Arif Dülger, Osman Konuk gibi şairler vardır. 

yaz çabuk geçti sağanaklarla

seccadesinin üstünde uyuyakalan kadın

o bir frambuaz ülkesi şimdi

Lale Müldür (Buhurumeryem) 

e) GELENEKSELCİ ŞİİR

Türk edebiyatının bütün birikimini önemseyen Şeyh Gâlip, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Asaf Halet Çelebi, Behçet Necatigil, Hilmi Yavuz çizgisini 1980’lerde sürdüren ve kendi şiirlerini bu çizgi içinden kuran, kurup bağımsızlaştıran isimlerdir. 

Metinlerarası ilişki, geleneğin içinden kurulan bir söyleyiş, eski sözcüklere yer verme, hatırlatıcı ifade ve anlamlandırmaya başvurma, klasik mazmun veya izlekleri diriltme gibi yönelimler gelenekselci şairlerin temel özellikleri arasındadır. Bu şiir ekolünün temsilcileri Vural Bahadır Bayrıl, Osman Hakan A., Sefa Kaplan gibi şairlerdir. 

Ay sızdıran kulübe: Muhayyile! Eşkâl

ler tırmanıyor, zehirli sarmaşıklar

gibi, kalbimde uyuyan harf heykellerine

Vural Bahadır Bayrıl (Histerezis) 

f) TOPLUMCU ŞİİR VE YENİBÜTÜN

1980 öncesi “Toplumcu-Gerçekçiler”in izinden giden şiirdir. Nevzat Çelik, Ahmet Erhan, Salih Bolat, Şükrü Erbaş, Metin Cengiz, Hüseyin Haydar, Orhan Alkaya, Ali Cengizkan, Ali Asker Barut gibi şairlerce temsil edilmiştir. 

ankara kalesi’ne tırmanıyorum kuşluk vakti

benden önce tırmanıyor kondular

yukarıda, uzak bulutlarda akıp giden bir uçağın

hüzünlü gürültüsü

aşağıda, bir çınarın gölgesinde uyuyor ağustos

eğilip öpüyorum

Salih Bolat (Kuşluk Vakti) 

g) BEATNİK-MARJİNALCİ ŞİİR

1950’lerin sonlarıyla 60’ların başlarında Amerika’da gelişen “Beat Generation (Bit Cenereyşın)” hareketi uçlarda yaşayanların dünyaya bakışlarını, kurallara karşı çıkışı, isyankârlığı, aykırılığı temel alan alternatif bir yaşam biçimi ve edebiyat anlayışı getirmiştir. Şiirin bir ruh çarpıntısı, bilinç akışı, kuralsızlık olduğuna inanan beatnikler bizim şiirimizde 1980’lerden ence Ece Ayhan’ın ve Can Yücel’in şiiri üzerinde etkili olmuştur. 1980 sonrası şiirinde bu eğilim özellikle “küçük İskender” tarafından temsil edilmiştir. 

ah nasıl titredim tensiz

bir piyanist büküldü sanki

kesişen ayrışık doğrular gibi

çarpışıverdim yüzünle

küçük İskender (Bir Martıyı Ağlattın Sen) 

h) YENİ GARİPÇİ ŞİİR

Garip’in espriye, ironiye, sokak diline dayalı kolay söyleyişi benimseyen tutumu, şiirin günlük konuşma biçimiyle yazılabileceğini düşündüren karakteri bu anlayışı benimseyen şairlere yol gösterici olmuştur. 1950’lerden sonra Can Yücel, Metin Eloğlu, Salah Birsel gibi şairlerce temsil edilmiştir. 1980 sonrasında ise bu eğilimin öncüleri “Sunay Akın, Oğuzhan Akay, Metin Üstündağ, Akgün Akova” gibi şairler olmuştur. 

Geçim parası için

nice yaşlının

eski İstanbul evlerinden

getirdiği eşyalar

üstüne kâr koyulup

satılıyor antik

acılar çarşısında

Sunay Akın (Antik Acılar) 

1980 KUŞAĞI TÜRK ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

-          Medya şiir üretimine ve sunumuna katkı yapmıştır.

-          Şiir popüler kültürün parçası haline gelmiştir.

-          Şiir klipleri, şiir kasetleri ve CD/ DVD’leri yapma ve bunları medyada tanıtma modası doğmuştur.

-          Şehirli kimliği öne çıkmıştır.

-          Çocukluk, temel izleklerden biridir.

-          Varoluş şiir aracılığıyla sorgulanmıştır.

-          Medyada, yeni çıkan şiir kitapları tanıtılmakta ve kitapları daha çok satmanın yolları aranmaktadır.

-          Sansasyonel çıkışlarla gazete sayfalarını günlerce meşgul eden şairler dikkati çekmektedir.

-          Şiire şiir dışında bir ödev yüklenmemiştir.

-          Şiiri teorik planda ele alan tartışmalar oldukça fazla yaşanmaktadır.

-          İkinci Yeni’yle barışık bir ilişki geliştirilmiştir.

-          Gelenekle barışılmış, ayrım yapmadan, şiirin büyük ustalarına sahip çıkılmıştır.

-          Türk edebiyatında ilk defa reddetmenin yerine Türk şiir birikimi olduğu gibi kabullenilmiştir.

-          Şiirin esasen bir araç olmayıp bir amaç olduğu savunulmuştur.

-          Şiirin esas konusunun birey olduğu anlayışı benimsenmiştir.

-          Şairler bireysel anlayışlar sergilemiş, önemli bir ortak şiir hareketi oluşmamıştır.

-          Çok renkli, şairden şaire değişen dile, söyleyişe, imgeye önem veren, kolayca kategorize edilemeyen bir şiir anlayışı ortaya çıkmıştır.

-          Şiir her şeyden önce şiir olmalıdır.” şiirde denerek estetik amaç önemsenmiştir.

-          İçerikten çok, söyleyiş ve yapıya önem verilmiştir.

-          Şiir politikadan, ideolojiden, mesajdan soyutlanarak kendi içine yönelmiştir.

-          Şiir, düz yazıya yaklaşmıştır.

-          Kapalı ve yoruma açık bir anlatım yeğlenmiştir.

-          İkinci Yeni şiirine özgü uzak çağrışmalara yeniden yönelme gözlenmiştir.

      -     Şiire dönüştürülmeye uygun temalar denenmiştir. 

1980 KUŞAĞI ŞAİRLERİ