BEŞ HECECİLER KİMLERDİR? BEŞ HECECİLER'İN GÖRÜŞLERİ NELERDİR?
1917'den sonra genç şairler, şiirlerinde Türkçe ve hece ölçüsünün en güzel örneklerini vermişlerdir. Bir kaç yılı kapsayan çok kısa süre içinde ulaşılan bu başarıda, Cumhuriyet'in ilk yıllarında da şiir yazmayı sürdüren ve Beş Hececiler ya da Hecenin Beş Şairi olarak adlandırılan şairlerin etkisi büyüktür.

Bir topluluk oluşturmayan, aynı özellikleri taşıdıkları için bu adla adlandırılan şairler "Halit Fahri (Ozansoy) (1891-1971), Enis Behiç (Koryürek) (1892-1949), Orhan Seyfi (Orhon) (1890-1972), Yusuf Ziya (Ortaç) (1895-1967) ve Faruk Nafiz (Çamlıbel) (1898-1973)'dir.

Balkan Savaşı'ndan başlayarak Birinci Dünya Savaşı yılları Türkçe ve hece ölçüsüyle şiir yazma eğilimini güçlendirmiş, Beş Hececi şairlerin kimileri ulusal duyguları kamçılayan şiirler yazarken kimileri de Anadolu'ya yönelmişlerdir. Bu yönelmede genel olarak Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında başlayan Anadolu edebiyatının etkisinden söz edilebilir. Bu şairler arasında değişik yanlarıyla dikkati çekenler Faruk Nafiz ve Enis Behiç'tir.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında adını duyuran Faruk Nafiz aruzdan heceye kolayca geçen şairlendendir. 1915'te yayımlanan ilk şiir kitabı Şarkın Sultanları'nda toplanan şiirleri aruz ölçüsüyle yazılmış olmakla birlikte bir yıl sonra yayımladığı Dinle Neyden'deki bütün şiirleri hece ölçüsüyledir. İki ölçüyü de başarılı olarak kullanan şairin hece ölçüsüne bağlılığı sürekli olmamış, şiirde müziğe önem verişi onu zaman zaman aruz ölçüsüne döndürmüştür. Lirizmin ağır bastığı şiirlerinde aşkla birlikte değişik temalar işlemiş Anadolu'ya olan sevgisini dile getirmiştir. Konuşulan Türkçenin bütün özelliklerinin egemen olduğu şiirlerinde seçtiği temaya uygun bir söyleyiş göze çarpar. Han Duvarları adlı şiiri Anadolu'yu en güzel yansıtan şiirlerden biridir.

Enis Behiç, adını Balkan Savaşı yıllarında duyurmaya başlamış, ortama uygun olarak ulusal konulu şiirler yazmıştır. Bu şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanan Enis Behiç, Ziya Gökalp'le tanıştıktan sonra kısa sürede hece ölçüsüne geçmiştir. Bundan sonra Enis Behiç'i Milli Edebiyatçılar arasında görürüz. Hece ölçüsünü kullanmada değişiklikler yapan şair önce halk şairlerinin ve Milli Edebiyat şairlerinin çok kullandığı onbirli ölçünün duraklarını değiştirmiştir. 6+5 olarak kullanılan durakları 7+4 biçimine soktuğu gibi, aynı şiirde değişik hece ölçüsü kullanmayı da denemiştir.

Değişik temalı şiirleri arasında kendine en çok ün kazandıranlar, ulusal temalı olanlardır. Çanakkale Şehitliğinde, Venedikli Korsan Kızı, Gemiciler… gibi şiirleri en çok bilinenlerdir. 1927'ye değin yazdığı şiirlerinden bir bölümünü Miras adlı kitabında bir araya toplamıştır. Miras'ın ikinci baskısı, daha sonraki şiirleri de eklenerek, Miras ve Güneşin Ölümü (1951) adıyla yapılmıştır. 1927-1946 arasında bir durgunluk dönemine giren şairin yeniden şiir yazmaya başladığında şiir çizgisini değiştirdiği görülür. Bu değişmede bir Mevlevi büyüğü olan Çedikçi Süleyman Çelebi'nin ruhundan aldığı esinlerin büyük etkisi olmuştur. Dini ve tasavvufi bir içerik kazanan şiirlerinde dil ağırlaşmış, aruz ölçüsüne dönülmüştür. Bu şiirlerini de Varidat-ı Süleyman- Çedikçi Süleyman Çelebi Ruhundan İlhamlar (1949,1951) adıyla yayımlanmıştır.

Orhan Seyfi, Yusuf Ziya ve Halit Fahri Milli Edebiyat hareketinin geliştiği, yerleştiği yıllarda yetişen şairler olarak konuşulan Türkçeyi, hece ölçüsünü benimsemişlerdir. İlk şiirlerini Fecr-i Ati'nin etkisiyle aruz ölçüsünde yazan şairler, aruzu bırakıp heceye yönelmekte güçlük çekmemişlerdir. Orhan Seyfi, aruz ölçüsüyle yazdığı Fırtına ve Kar'ın yanında ile hece ölçüsüyle yazılmış masalın en güzel örneklerinden biri olan Peri Kızıyla Çoban Hikayesi adlı şiirleriyle tanınmıştır. Aruza Veda adlı şiiriyle aruz ölçüsünü bırakıp heceye ve konuşulan Türkçeye yönelen Halit Fahri'nin, şiirlerinde bireysel duygulanışlara fazlaca yer verdiği görülür.

Beş Hececi şairler, serbest şiire geçilinceye değin kendilerinden sonra gelen şairleri hece ölçüsü ve Türkçe kullanma bakımından etkilemişlerdir.

"Milli Edebiyat" şiirinin ilkelerini benimseyen şairler olarak Beş Hececiler'e Salih Zeki Aktay, Ali Mümtaz Arolat, İhsan Raif, Şükufe Nihal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ömer Bedrettin Uşaklı, Halide Nusret Zorlutuna, Necmettin Halil Onan gibi şairleri ekleyebiliriz.

Beş Hececilerin temel özellikleri  şöyledir:

1. Şiirde sade ve özentisiz olmayı, süsten uzak durmayı benimsemişlerdir.
2 Düzyazıdaki söz dizimini şiire uygulamışlardır.
3. Dize kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmamış, yeni biçimler denemişlerdir.
4. İlk dönemlerinde aruzu veznini kullanmışlardır; Milli edebiyat akımının etkisiyle hece ölçüsüne geçmişlerdir.
5. Şiirde memleket sevgisi, yurt güzellikleri, vatan sevgisi, kahramanlık gibi konular işlenmiştir.
6. Şiire Milli Mücadele yıllarında başlamışar; Cumhuriyet döneminde de devam etmişlerdir. Bu nedenden dolayı bu şairleri Cumhuriyet edebiyatına da katabiliriz.
7. Halk şiirinden etkilenmekle birlikte arayışlarını sürdürmüşler; hece ölçüsüyle serbest müstezat yazmayı denemişlerdir.
8. Gerçekçi olmak istemelerine karşın hemen hepsi romantizme sürüklenmişlerdir.
9. Şiirlerinde Anadolu'yu coşkulu bir dille anlatmışlardır.

MODERN EDEBİYAT

Milli Edebiyat

Genel Özellikler

Bağımsız Akımlar