SERVET-İ FÜNUN (EDEBİYAT-I CEDİDE) SANATÇILARININ GENEL ÖZELLİKLERİ


Edebiyat-ı Cedide (Sevet-i Fünûn) Sanatçılarının Genel Özellikleri

II. Abdülhamit, 1876 yılında I. Meşrutiyet'i ilan eder. Bu tarih Osmanlı Devleti'nde yeni bir dönemin de başlangıcıdır. Osmanlılarla Ruslar arasında başlayan ve tarihte "93 Harbi" olarak adlandırılan savaş, Os­manlıların yenilgisiyle sonuçla­narak Ruslarla Ayastefanos anlaşması imzalanır. Bu olayın üzerine II. Abdülhamit Meclis-i Mebusan'ı kapatır. 33 yıl sürecek baskıcı bir yönetim, "İstibdat Dönemi" başlar.

Servet-i Fünûn sanatçıları ve bunların yarattığı eserlerde Ab­dülhamit döneminin izleri görülür. Bu dönemde, sanatçıların meşrutiyet ve Batı dünyasına açılmayla ilgili tüm umutları ku­rumuş, uzun süren baskı ve sansür uygulamaları bu dönem sanatçılarında derin yaralar oluşturmuştur.

Sonuç olarak Servet-i Fünûn sanatçıları toplumsal sorun­lardan uzak, somut gerçek­lerden kopuk suya sabuna dokunmayan bir tutumu be­nimsemişlerdir. Sonuç ola­rak "sanat için sanat" anl­yışından hareketle, eserlerinde estetik değerleri titizlikle önem­semişler, yeni edebi biçimler yaratmaya çalışmışlardır.Böylesine umutsuzluğun ve yalnızlığın yaşandığı ortamda da sanatçılar toplumsal konulardan uzak durmayı tercih etmiştir. Kuşku yaratacak hiçbir eyleme kalkışmamışlar, yeteneklerini sakıncası olmayan, zararsız bir edebiyat yaratmak için kul­lanmışlardır. Bu durum da dönemin sanatçılarında yoğun bir umutsuzluk, karamsarlık ve yılgınlığa yol açmıştır. Bu ruhsal çöküntü de eserlerin büyük bölümüne yansımıştır.

Dilde de seçici bir anlayış içinde Arapça ve Farsça tamlama ve sözcüklere yeniden dönmüşler, Tanzimatçıların başlattığı dilde sadeleşme anlayışından uzaklaşmışlar, ağır ve sanatlı bir dil ve üslup anlayışı içinde bireysel duygu ve düşüncelerini anlattıkları eserler yaratmışlardır.









MODERN EDEBİYAT