AHMET CEVDET PAŞA

Tanzimat dönemi diye bildiğimiz dönemin en ilgi çeken kişilerinden birisidir Ahmet Cevdet Paşa. Çünkü o, Tanzimat batıcılığı ile var olagelen geleneksel yapıyı buluşturup birleştirmeye çalışmış, Osmanlı devlet kurumlarının yenileştirilerek reforma gitmesi gerektiği üzerine kafa yormuştur. Osmanlı’nın batının teknolojik üstünlüğünü kabul edip kendini yenilemesi gerektiği fikrinde olan Paşa, bunu yaparken taklitçilik yapılmamasını ve devlet geleneğinin de korunmasını gerektiğini düşünüyordu. 

On dokuzuncu yüzyıl Türkiye’sinin büyük yazar ve tarihçileri arasında da adı geçen Ahmet Cevdet Paşa, şimdi Bulgaristan’ın sınırları içerisinde olan Lofça’da doğdu.1839 yılında medrese eğitimi almak için İstanbul’a giden Paşa medrese eğitimi yanında İstanbul’un aydın çevresine girip çıkarak ünlü bilginlerden ders aldı ve kendini yetiştirdi. Farsça ve Fransızca’yı öğrenen Cevdet Paşa, felsefe, matematik ve tıp alanında da çalışarak kendini ispatladı. 1845 yılında başladığı müderrislik onu idare ve politika hayatıyla da tanıştırmış oldu. Güvenini kazandığı Mustafa Reşit Paşa’nın İslam hukuku konularında danışmanlığını yapmaya başlaması istikbalinin önünü açtı. 

Bir süre sonra Muallim Mektebi Müdürlüğü’ne atanan Ahmet Cevdet Paşa, bu sıralarda Encümen-i Daniş’in (Kitap yayınlama görevini üstlenen bir tür akademi) kurulmasına yardımcı oldu. Büyük bir tarih kitabının yazılmasına karar veren Encümen-i Daniş, bu görevi paylaştırdığında Cevdet Paşa’ya 1774-1826 yılları arasını yazmak düştü. Ülke, Kırım savaşında iken o bu kitabın ilk üç cildini hazırladı. Bu çalışmasındaki başarı ona vakanüvisliğin, yani devletin resmi tarihçisi olmanın yolunu açtı. Dönemin siyasi olaylarını kaydettiği ‘Tezakir-i Cevdet’i nu sayede hazırladı. Bu görevi esnasında da Tanzimat Yüksek Meclisinin üyesi sıfatıyla ceza kanunlarının hazırlanmasına yardımcı oldu. Kendisine saygı gösteren Reşit Paşa öldükten sonra İşkodra’da idari, mülki ve askeri geniş yetkilerle donanmış olarak komiserlik yaptı, müfettiş sıfatıyla Bosna Hersek’te bulundu. Kozan’a ve sonrasında  vali sıfatıyla Halep’e tayin edilen Ahmet Cevdet Paşa, İstanbul’a ‘Divan-ı Ahkam-ı Adliye’’ başkanlığı için çağırıldı. Bugünkü Yargıtay’ın çekirdeğini oluşturan bu kurulda başkanlık ve nazırlık yapan Ahmet Cevdet Paşa, burada hukuk mektebinin ilk örneği sayılacak bir dershane açtırdı. 

Ahmet Cevdet Paşa hiç boş durmuyor ve sürekli çalışıyordu. Kendi başkanlığında kurulan Mecelle Cemiyeti, Osmanlı’nın medeni kanunu sayılan ve on yılda tamamlanan dört ciltlik ‘Mecelle-i Ahkam-ı Adliye’ isimli eseri yayınladı. 

Ahmet Cevdet Paşa bu görevlerinin dışında beş defa Adliye, üç defa Eğitim, iki defa Vakıflar, bir defa İçişleri ve bir defa da Ticaret ve Ziraat bakanlığı yaptı. Görevleri sırasında ilkokulların ıslahı, hukuk mekteplerinin açılması, ders programlarının hazırlanması, ders kitaplarının yazılması gibi önemli işleri hayata geçirdi. 

25 Mayıs 1895’de hayata gözlerini kapadığında ve yüzünde üstlendiği her görevin hakkını vermiş bir adamın huzur ve mutluluğu saklıydı. Cevdet Paşa’dan bahsediyoruz…           

O bir hukukçuydu; Mecelle gibi Türk Hukuk tarihinin temellerini atan bir eseri ortaya çıkarmıştı. 

O bir tarihçiydi; Tarih-i Cevdet adını taşıyan on iki ciltlik dev bir tarih kitabının hazırlanmasına öncülük etmişti. İslamî ve Osmanlı tarihindeki önemli belgelerin işlendiği eser, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar her türlü önemli detayı içeriyordu. Tarihi belgeler ve bunlar üzerine yazdığı yazılardan oluşan ’Tezakir’ isimli eseri de zamanın tarihi ve sosyal olaylarına ışık tutan önemli bir yapıtıydı. 

O bir yazardı; dini, ahlaki ve terciye amaçlı kaleme aldığı ‘Kısas-ı Enbiya’da ilk insan ve ilk peygamber Adem Peygamber’den başlayarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’e kadar bütün peygamberleri anlatmış, İslam tarihini sade bir dille bizlere aktarmıştı. Ayrıca edebiyat kurallarını kapsayan’ Belegat-ı Osmaniye’ adlı yapıtıyla hece vezninin Türkçeye en uygun olduğunu iddia etmiş, ilk Osmanlı grameri olan ‘Kavaid-i Osmaniye’yi yazarak Osmanlıcayı oluşturan üç kitabın dil kurallarını ayrıntılı bir şekilde işlemişti. O bir şairdi; eski tarzda yazdığı şiirleri Divançe isimli kitabında toplanmıştı.