GÖKTÜRK KİTABELERİNİN BULUNUŞU

Köktürk yazılı metinlerinden ilk defa 13. yüzyılda İlhanlı tarihçisi Alâeddin Ata Melik Cüveynî bahsetmiştir. Tarihçi İbni Arabşah da 15. yüzyı­lda yazdığı "Acâibü'l-Makdûr fi Nevâib-i Teymur" adlı eserin­de Köktürk harflerinden söz etmiştir. Romen seyyah ve şarkiyatçı N.Gavriloviç Milescu, Batıda Yenisey yazıtlarından bahseden ilk kişi olmuştur. Milescu’dan sonra Batıda Yenisey yazıtlarından bahseden ikinci isim Nicolaes Witsen'dir. 1687'de Rusya ve Sibirya haritasını çizen Witsen, 1692'de yayımladığı Noord-en Oost Tartarye (Kuzey ve Doğu Tataristan) adlı eserinde "Tobol'a dökülen Tura nehri üzerindeki Verhoturye kasabası civarında rastladığı kaya üzerine yazılı meçhul harflerden bahsetmektedir.  

 

1721 yılının son günlerinde Güney Sibirya'da Abakan bölgesinde genç bir doktor olan Alman bilgin Messerschimidt ile genç bir harita subayı, dağ bayır dolaşarak araştırmalar yapmaktadırlar. Genç subay, 8 Temmuz 1709’daki Poltava savaşında Ruslara esir düşe­rek Sibirya'da ikamete mecbur tutulan İsveçli yüzbaşı Johann Philipp Tabbert (von Strahlenberg)’ tir.  

 

Messerschimidt, 1722 yılının Ocak ayında bir Kazak köylüsünün de yardımıyla Yenisey'e dökülen Uybat ırmağının kollarından Bey nehri kıyısında, Çarkov köyü yakınlarındaki bir tepenin üstünde, 3.20 metre yüksekliğinde bir taş bulur. Bu taş, Yenisey bengü taşlarından Üçüncü Uybat yazıtıdır. Messerschimidt Abakan şehrine dönünce, dostu yüzbaşı Johann Tabbert'e bu keşfini anlatır. İki arkadaş yeni taşlar bulmak ümidi içinde merakla araştırmalarına devam ederken yine bir Kazak köylüsünden insan boyundaki bir taş heykelin haberini alırlar. 1722 yılının 24 Ocağında yüzbaşı Tabbert birkaç yardımcısı ile birlikte Yenisey'i geçerek Tes ırmağı kıyılarına gelir. Burada, yüzü doğuya dönük, 1.76 metre boyundaki Yenisey-Tes yazıtını bulurlar.  

 

Johann Tabbert'in esaret hayatı 1722'de bitince ülkesi İsveç'e döner ve Messerschimidt'in notlarının yayımlanmasını bekler. Fakat ne notlar yayımlanır, ne de Messerschimidt'ten bir haber gelir. Genç doktorun topladığı bütün malzeme Petersburg İlimler Akademisindedir. Bir kısmı, 1729'da Akademi mazbatalarında yer alan not­ların tamamı ancak 1960'larda Berlin'de altı cilt hâlinde yayımlanır. Messerschimidt'ten haber alamayan Johann Tabbert von Strahlenberg, Stockholm'de 1730 yılında meşhur eserini neşreder: Das Nord und Östliche Teil von Europa und Asia. Eserde, Yenisey kıyılarında bulunan iki taştaki yazılar ile madenî bir ayna üzerindeki tek satırın kopyaları da vardır.  

 

Bu ilk keşiflerden sonra diğer keşifler birbirini kovalamıştır. N. A. Kostrov 1857'de Acura yazıtını, bir Hakas köylüsü ise 1878'de Altın Köl I-II yazıtlarını bulur. Sonraki yıllarda Kemçik Kayabaşı (Kaya Ucu), Oya, Uybat II, Tuba II ve Ak Yüs yazıtları keşfedilir. 1888'de Aspelin'in başkanlığında bir Fin sefer heyeti önce Çaa Köl  yazıtlarını, daha sonra Ottuk Daş ve nihayet o güne kadar bu­lunanların en uzunu olan 12 satırlık Elegest yazıtını keşfetmişlerdir. Aynı heyet, Uyuk Arhan, Uyuk Tarlag, Tuba yazıtlarını da bulmuştur. Yeni keşiflerle ve eski keşiflerin mükemmel yeni kopyalarıyla dönen heyetin bu çalışması 1889'da Helsinki'de yayımlanmıştır. Bu yayında Yenisey'deki 32 yazıtın kopyası yer almıştır. İlim adamları elde kopyaları bulunan meçhul yazının peşine düşerler.  


 

1889 yılında Moğolistan'a gönderilen  etnograf ve  gazeteci Nikolay M. Yadrintsev, Moğolistan'da araştırmalar yaparken aynı yazıyı taşıyan daha büyük taşlar bulmuştur. N. M. Yadrintsev, 1889 yılının 18 Temmuzunda, Ulan Bator'un 400 km kadar batısındaki Koşo-Çaydam gölü yakınlarında kap­lumbağaya benzer bir taş heykelin yanına uzanmış 3.75 metre boyunda be­yaz mermerden olan ve Köl Tigin'e ait olduğu sonradan anlaşılan bengü taşı bulur. Yadrintsev, bir kilometre ötede üç parçaya bölünmüş hâlde Bilge Kağan abidesini de bulur.  

 

Yadrintsev'in aynı yıl yayımlanan raporu Avrupa bilim çevrelerinde duyulur duyulmaz Finliler, Axel O. Heikel'in başkanlığında bir heyeti, Ruslar da W. RAdloff başkanlığında bir heyeti Moğolistan'a gönderirler. 1890 ve 1891 yıllarındaki yolculuklardan sonra her iki heyetin seyahatinin neticesi 1892'de yayımlanmıştır. Bu arada Yadrintsev, Moğolistan'daki araştırmalarına de­vam etmiş, 1891'de Ongin bengü taşını da keşfetmiştir. Araştırmacı Klementz de Moğolistan'a gitmiş ve 1893 yılında Hoytu-Tamir kaya yazıtlarını bulmuştur.  

 

Köl Tigin ile Bilge Kağan abidelerinin 360 km doğusunda bulunan Tonyukuk bengü taşı, 1897'de Klements tarafından keşfedilir. Suci bengü taşı 1900'de, Şine-Usu bengü taşı 1909'da Finli Ramstedt tarafından keşfedilir. İhe-Huşotu bengü taşı, Kotwicz tarafından bulunur.

 

İSLAMİYET ÖNCESİ

Göktürk Yazıtları

Uygur Metinleri