KÜLTİGİN, BİLGE KAĞAN VE TONYUKUK

Genel olarak "Orhun Abideleri" diye adlandırılan Tonyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan bengü taşlaru, Köktürk edebiyatının en uzun ve en mükemmel örnekleridir. Bilge Kağan anıtı 79, Köl Tigin 71, Tonyukuk anıtı ise birinci taşı 35, ikincisi 27 olmak üzere 62 satırdan oluşur. üç metinde geçen kelime sayısı yaklaşık 6000’dir. Farklı kelimelerin sayısı ise 840'tır.

 

Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’un yaklaşık 75 km doğusunda bulunan Tonyukuk anıtı iki bengü taştan oluşmaktadır. Tonyukuk bengü taşı 725-726 yılları arasında dikilmiştir. Tonyukuk bengü taşının son satırında Türk Bilge Kagan Türk sir bodunug Oguz bodunug igidü olurur (Türk Bilge Kağan, muzaffer Türk milletini, Oğuz milletini besleyerek tahtta oturmaktadır) denildiğine göre Tonyukuk anıtının, Bilge Kağan'ın hüküm­darlık dönemi olan 716-734 tarihleri arasında dikildiği kesindir. Bengü taşı diktiren ve üzerindeki yazıları yazdıran doğrudan doğruya Bilge Tonyukuk’tur. Bengü taşta Türk milletinin Çin tutsaklığından kurtuluşu ve İlteriş Kağan zamanı ile Kapgan Kağan'ın ilk yıllarında Köktürklerin Oğuzlarla, Kırgızlarla, Türgişlerle ve Çinlilerle yaptığı savaşlar anlatılmakta; bütün bu olaylarda Tonyukuk'un rolü özellikle belirtilmektedir.  

 

Köl Tigin bengü taşı 21 Ağustos 732 tarihinde Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir  Köktürklerin birinci dönemdeki şevket devrini, daha sonra nasıl zayıflayıp Çin'e tutsak oldukla­rını, Çin esaretinden nasıl kurtulduklarını ve nihayet Köl Tigin'in kahra­manlıklarla dolu hayatını anlatır. Köl Tigin, İlteriş Kağan'ın oğlu ve Bilge Kağan'ın kardeşidir. 71 satırdan oluşan Köl Tigin bengü taşının yazarı Bilge Kağandır. Olaylar Bilge Kağan tarafından anlatılmaktadır. Bengü taş ve barkın duvarları üzerine yazıyı bizzat yazan veya yazılmasına nezaret eden, Köl Tigin'le Bilge'nin yeğeni Yollug Tigin’dir. Muhtemelen Bilge Kağan metni daha önce hazırlayıp Yollug Tigin'e vermiş hatta belki de Bilge Kağan tarafından nutuk olarak oluşturulan metin Yollug Tigin tarafından not edilmiş; sonra da taşlar üzerine kazınmıştır.  

 

Köl Tigin bengü taşı, Türk edebiyatının san'atkârane üslûpla yazılmış ilk eseridir. Muharrem Ergin'in belirttiği "yalın ve keskin üslûp, hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı" anıtta hemen kendini hissettir­mektedir. "Teŋri teg teŋride bolmış Türk Bilge Kagan " diye başlayan ilk satırdan itibaren âdeta göklerden gelen muhteşem bir sesleniş asırları delip geçerek ruhumuzu titretir. "Üze kök teŋri asra yagız yir kılındukda ikin ara kişi oglı kılınmış " cümlesiyle başlayan satırları okuyunca semavî bir yücelik benliğimizi sarar. Köl Tigin'in ölümü üzerine Bilge Kağan'ın söyledikleri ise trajik bir çığlıktır. "Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu... Gözden yaş gelse önleyerek, gönülden feryat gelse bastırarak düşün­ceye daldım... İki şad ve kardeşlerimin, oğullarım, beylerim ve milletimin gözü kaşı perişan olacak diye düşündüm" ifadeleri, lirik ve trajik unsurların iç içe girdiği şaheser bir üslûbu yansıtmaktadır. Bilge Kağan, Türk milleti için olduğu kadar kendisi için de çok büyük bir mana ve değer ifade eden kahraman kardeşi Köl Tigin'in ölümü üzerine gözünden yaşlar dökmek, haykırıp feryat etmek istemekte; fakat işgal ettiği kağanlık mevkii, bütün yakınlarının, beylerinin ve milletinin üzerindeki sorumluluğu buna mani olmaktadır. Böyle bir trajik hâlin birkaç kelime içinde bu kadar veciz şekilde anlatılması, edebiyatımızın ilk yazılı örnekleri için çok yüksek bir edebî değer ifade eder.  

 

Bilge Kağan bengü taşı 24 Eylül 735 tarihinde, oğlu Teŋri Kağan tarafından diktirilmiştir. Bilge Kağan anıtının büyük bölü­mü Köl Tigin anıtındaki metinle aynıdır. Sadece Köl Tigin'in bulunmadığı olaylar Bilge Kağan anıtında farklıdır; bunlar da çok azdır. Bilge Kağan bengü taşında da Bumın ve İstemi Kağan zamanlarındaki şevket devri, Çin'e nasıl tutsak olunduğu, Çin esaretinden nasıl kurtulunduğu, Bilge Kağan'ın savaşları ve Türk milleti için yaptıkları anlatı­lır.  


 

Tonyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan bengü taşlarındaki ilk edebî me­tinlerimizi Muharrem Ergin, "Orhun Abideleri" adlı eserinde mükemmel bir şekilde değerlendirmektedir:  

 

"Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin... İlk Türk tarihi... Taşlar üzerine yazılmış tarih... Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması… Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri... Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün bü­yük vesikası... Türk askerî dehasının, Türk askerlik san'atının esasları… Türk gururunun ilâhî yüksekliği... Türk feragat ve faziletinin büyük örneği… Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu.. Türk edebiyatının ilk şaheseri... Türk hitabet san'atının erişilmez şaheseri... Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı... Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi... Türk milliyetçiliğinin temel kita­bı... Bir kavmi bir millet yapabilecek eser... Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık… Türk dilinin mübarek kaynağı… Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulâde işlek örneği... Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil... Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika... Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser... İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en mânalı mezar taşları... Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı… 

İSLAMİYET ÖNCESİ

Göktürk Yazıtları

Uygur Metinleri