UYGUR ALFABESİ VE ÖZELLİKLERİ

Göktürklerin yıkılışından sonra Orta Asya’da Türk kültür ve edebiyatını geliştirip devam ettiren Uygurlar bir kısım eserlerde Run alfabesi olmak üzere; Brahma, Tibet, Süryani, Soğd, Uygur, Mani alfabelerini kullanmışlardır.  

 

Bu kadar çok çeşitli alfabe kullanmış olmaları onların farklı din ve kültür çerçeveleri içerisine girişlerine bağlanabilir. Bu çeşitli alfabeler içerisinde Uygurlar arasında en yaygın olanları Soğd, Uygur ve Mani alfabeleri olmuştur. Brahma alfabesi ancak Budizmle ilgili dini metinler, tıp metinleri ve takvim metinlerinde kullanılmıştır. Bu yazı soldan sağa doğru satırların birbirine yatık olarak yazıldığı yarı alfabetik yarı hece yazısıdır. İlk defa Karabalgasun yazıtında kullanılan Soğd alfabesi ise Uygurlar arasında hem din hem de ticaret yoluyla girmiş ve ilgi görmüştür. Yirmi iki işaretten oluşan bu yazı sağdan sola doğru yazılır ve imlası oldukça tutarsızdır. Uygurlar Budizm ve Maniheizm dinlerine mensup olmuşlardır. Dolayısıyla Mani alfabesinin de kullanılış sebebi yine Mani dinine giriş ve bu dinle ilgili eserler nedeniyle olmuştur. Bu alfabe Mani dini ile ilgili metinlerin bir kısmında kullanılmıştır. Bu alfabe sağdan sola doğru yazılmaktadır. Fonetik bir yazı sistemine dayanan Tibet yazısı Uygurlar arasında en az rağbet gören alfabe olmuştur. Çok küçük metin parçalarında bu yazıya rastlanır. Uygurlar döneminde Maniheizm ve Budizm yanında onlar kadar olmasa da Hristiyanlık da küçük bir kesimde rağbet görmüş ve bu Hristiyan Türkler Uygur alfabesinin yanı sıra Süryani alfabesini de kullanmışlardır.

   

Orta Asya’da yerleşik düzende bir edebiyat ve kültür dairesi oluşturmaya başlayan Uygurların kullandıkları Uygur alfabesi ise tam olarak esası belli olmayan Arami asıllı bir Soğd alfabesinden meydana gelmiştir. Türklerin en uzun süre ve en geniş ölçüde kullandığı bu alfabede on sekiz işaret bulunur. Sağdan sola doğru yazılan alfabede harfler bazıları istisna olmakla birlikte bitişik yazılırlar. Satırlar birbirine paraleldir. Ünlü ve ünsüz harf sayısı sınırlı olan bu alfabede ünlüler için ancak üç işaret vardır. Ünsüzler ise on beş tanedir. Alfabede bulunan bu harfler tıpkı Arap alfabesinde olduğu gibi kelime içi, ortası ve sonunda değişik şekillerde yazılırlar.  

 

Türkler tarafından uzun bir süre kullanılan bu alfabe, Uygurların yıkılışı ve İslamiyetin Türkler arasında yayılmaya başlamasından sonra da önemini hemen kaybetmemiş onunla eserler yazılmaya devam etmiştir. Buhara, Semerkand gibi bazı önemli merkezlerde alfabenin kullanılmasına son verilmiş, ardından yavaş yavaş alfabe Arap alfabesi karşısında etkisini kaybetmiştir.  

 

Bununla birlikte Moğol devletinin kuruluşu ile birlikte yeniden canlanmış ve uzun bir süre Moğolların resmi yazı sistemi olmuş ve Moğollar arasında kullanılmaya devam etmiştir.  Hatta öyle ki Fatih Sultan Mehmet’in sarayında bile rağbet bulmuş, sarayda Uygur yazısı ile eserler yazılmıştır. Türkçenin daha sonraki dönemlerinin verimleri olan Kutadgu Bilig ve Atabet’l- Hakayık gibi önemli eserlerin bazı nüshaları Uygur harfleri ile yazılmıştır. Bunun gibi İslami devrin önemli eserlerinin de bir kısmının Uygur harfleri ile yazılmış nüshaları mevcuttur(BULUNMAKTADIR). Bunlar arasında Miraçname, Tekiretü’l Evliya, Harezmî’nin Muhabbetnamesi vb. gelir. Bunun yanısıra Altın Ordu, Kırım ve Kazan sahalarında Uygur yazısının kullanılmaya devam ettiğini görülmektedir. Bu dönemlerde yarlık adı verilen fermanlar Uygur yazısı ile yazılmıştır. Ayrıca, Büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmut büyük eseri Divan-ü Lügati’t Türk’te Uygur alfabesini devrinin Türk alfabesi olarak gördüğünü ifade etmiştir.  

 

İSLAMİYET ÖNCESİ

Göktürk Yazıtları