UYGUR DÖNEMİ ŞİİRİNDE TÜRLER

Uygur dönemi şiirinin genel özelliği dinî içerikli olmasıdır. Bununla birlikte dinî özelliği olmayan unsurlara da rastlanabilir. Uygur Dönemi Türk şiirinde sözlü şiir ürünleri olarak değerlendirebileceğimiz Halk Türküleri ve atasözleri bir takım şiir ve ahenk unsurlarını içermesi bakımından önemlidir. Bunlar içlerinde kıta aliterasyonunun ve bu dönem şiirinin diğer bazı özelliklerini de içerir. Türk dilinde başlangıçtan itibaren belli şekiller içerisinde karşımıza çıkan atasözü, fal ve bilmeceler, Aprın Çor Tigin gibi adı bugüne kadar gelen ve de daha adlarını bilmediğimiz pek çok şairin kıta alliterasyonları ile söylenmiş dörtlüklerden oluşan ilahilerine kaynak oluşturmuştur.  

 

Maniheist ilahiler bu dönem şiirinin bir türüdür. Bu dönem ilahi metinleri, Maniheizm dinine girmiş olan Uygurların dinî inançları gereği ihtiyaç duydukları ve dolayısıyla tercüme edilmiş olan metinlerdir. Bu dönemden günümüze kadar gelmiş olan ilahilerde kıta aliterasyonu, iç aliterasyon gibi unsurlar kendini göstermektedir. İlk mani ilahilerinin tarihini, ancak bunların tespitinde kullanılan Uygur yazısının şekline bakarak çıkarmak mümkün olmaktadır. Bu dönemin belli başlı ilahileri arasında “Adınçıg Türkçe Başıg” , “Mani’ye Büyük İlahi”, “Parlak Tanrı”, “Tan Tanrı” sayılabilir.  

 

Burkancı şiirin de belli başlı türleri vardır. Uygur alfabesinin sırasına göre oluşturulan akrostiş şiir diyebileceğimiz bir çeşit şiir türü bu dönemde görülmektedir. Dörtlükler halinde yazılan bu şiirler alfabeyi ve alfabedeki harf sırasını vermeyi hedefler. Meselâ Reşid Rahmeti Arat'ın “Eski Türk Şiiri” adlı eserinde yer alan bir manzumede mısra başı kafiyeleri, Soğdak alfabesi sırasına göredir. Bu, bizim divan edebiyatındaki elifnâmelerde gördüğümüz önemli bir özelliktir. Daha Uygur dönemi şiirinde bu geleneğin varlığını göstemesi bakımında oldukça önemlidir.  

 

Burkancı şiirin başka türleri arasında Budizm inanışında ölüm gerçeği ve insan varlığının geçiciliği, sadaka vermenin önemi vb. gibi din adamı olmayanlar için şiir içerikli olarak oluşturulan şiirler ve tövbe dualarını saymak mümkündür. Budizm’e ait dinî masallar Burkancı edebiyatta avadana ve jataka (çatik) isimleri ile yer almıştır. Avadanalarda buda olmaya aday olan varlıkların, Burkanlık mertebesine ulaşabilmek için yaptıkları faaliyetler anlatılır. Jatakalarda (Çatiklerde) ise Tanrı, insan, hayvan, aç ruh, cehennem, cin gibi beş, altı varlığın şeklinde Burkanın başından geçen olaylar anlatılır. Uygur edebiyatında üç avadana, on bir jataka bulunmaktadır. Budist edebiyatının manzum jatakalarının hiçbiri tam değildir. En ünlü manzum jataka olarak Viśvantara- jataka sayılabilir.  

 

Burkancı şiirin bir başka türü methiye “övgü” şiirleridir. Burkan edebiyatında medhiye için ögdi, stava terimleri kullanılmıştır. Medhiyelerin büyük bir kısmı Budalara, Bodisavatlara itaf edilmiştir. Buda ya da Bodisavat rahipler, Budizm dininde saygıdeğer varlıklardır. Dolayısıyla onlara övgüler yapılmıştır. Bunun yanında devrin Moğol ve Uygur yöneticilerine yazılmış medhiyeler de vardır. Eski Türk şiirinde yirmi beşten fazla medhiye bilinmektedir. Bu türün önemli örnekleri arasında Yirmi Bir Tanrıya Övgü sayılabilir.  

 

Uygur şiirinde bir de hatimeler (sonlamalar, kolofonlar) bulunur. Bunlar çevirisi yapılan Budist Uygur metinlerinin sonuna konulan ek bölümlerdir. Bu bölümler genellikle çevirisi yapılan dinî metinlerin kopyalanmasının veya basılmasının amacını; çevirinin yerini ve zamanını; çevirmenin, yazarın veya baskıyı yapanların adlarını, bu metinleri çevirmenin, kopyalamanın, yazmanın ve basmanın mükâfatını yüklenen kişilerin adlarını gösterir. Çoğunlukla başkafiye sistemine göre, manzum yazılan bu bölümler için sonlama, kolofon terimleri de kullanılmaktadır. Bu türün örneklerinden birini Şaraki’nin Avalokiteśvara (Pamapani) methiyesinin sonunda bulmak mümkündür.  

 

Bu dönem şiiri genellikle dinî içerikli olsa da dinî içerik taşımayan din dışı şiirlere de rastlanmaktadır.

 

İSLAMİYET ÖNCESİ

Göktürk Yazıtları