UYGURLAR VE TÜRKÇE
Manici çevreye ait metinler

Manici edebiyatta "nazım, manzume şiir" için Sanskritçeden  geçme şlok ve Türkçe   takşut kelimeleri kullanılmıştır. Küg kelimesi ise daha çok ezgili şiir ve nazımlar  için  kullanılmıştır. Baş ve Başik ise ilahi manasındadır.

Aprın Çor Tigin bir şehzadedir ve bu devrede çok önemli bir isimdir. Bilinen ilk Türk şairidir ve şiirlerinden ikisi günümüze kadar gelmiştir. Bu şiirlerden birisi Mani dinini övmek amacıyla yazılmıştır. Diğeri ise "Sevgili" anlamında ve Türkçedeki ilk aşk şiiridir. Bu şiirlerin nazım birimi dörtlüktür. Nakaratlar ise daha çok ikilik ve üçlüklerden oluşmaktadır. Bu şiirlerde mısra sonlarında kafiye yoktur. Bunun yerine mısra başlarına kafiye yer almaktadır. Ahengi sağlayan ise "aliterasyon"dur.

Tahminen 930 yılında ve Köktürk harfleriyle yazılmış olan Irk Bitig (Fal Kitabı), Mani çevresinde yazılmış önemli   bir   metindir.   İçinde    dine   ait   unsurlar bulunmakla  birlikte  dini  bir  eser  değildir;  bir  fal kitabıdır. Her biri ayrı bir fal olarak yorumlanan 65 paragraftan meydana gelmiştir.

Turfan'da bulunan Huastuanift adlı eser Mani dinine ait  uzunca  bir  tövbe  duasıdır.  Bir  bakıma  İslâmî tövbe duasına da benzemektedir. Maniciliğe ait bir çok  kavram  bu  metin  içerisinde  yer  alır.  Cümle yapısı sağlamdır.

Burkancı çevreye ait metinler

Burkancı edebiyatta "nazım, manzume, şiir" kavramı için Türkçe koşug  ve takşut;  Sanskritçe şlok  ve padak tabirleri kullanılmıştır.  Ir  kelimesi ise daha çok şarkı  manasına gelir. Bu devreden günümüze kalan   25   şiirin    toplam   mısra   sayısı   1400'ü bulmaktadır.  Hemen  hemen  tamamı  dini  ve  pek çoğu özgündür.

Bu  şiirlerde  en  önemli  ahenk  unsuru  mısra  başı kafiyesidir. Nazım birimi çoğunlukla dörtlüktür ama sekizliklerden meydana  gelenleri  de  vardır.  "Öyle Yerlerde"   yani   anı   teg   orunlarta   ilk   pastoral şiirimizdir.  Pratya-şiri  ve  Şıngku  Şeli  Tutung  ise, Uygurlardan   adları   bize   kadar   ulaşan    önemli şairlerdendir.

BURKANCI EDEBİYATTA NESİR

a. Vinayalar

Vinayalar, Burkancı "rahip ve rahibelerin hayatını, günlük yaşamlarını  düzenleyen kuralları içine alır." Sayıları  çok  değildir.  Karmavâcana  adlı  vinaya, manastır  kıyafetinin kullanılışına  dair  bir  metindir. Pravâranâ  ise  bir  Burkan  rahibinin  yağmurlu  bir mevsimde çekildiği inzivayı anlatır. Vinayavibhaga adlı metin manastır kurallarıyla ilgilidir.

b. Sudurlar

Bu  kitaplarda,  gerek  tarihi  Burkan'ın  ve  gerekse bütün Burkanların verdikleri veya vermiş olduklarına inanılan vaazlar bir araya toplanmıştır.  Sudurlarda önce   vaazın   verildiği   yer   tasvir   edilir.   Sonra müritlerden biri bir soru sorar ve Burkan da sorulan bu soruya dayanarak vaazını verir. Vaaz  bittikten sonra dinleyicilerden iki kişi konuyu kendi aralarında tartışırlar.   Eğer   sonuç   alınamazsa   soru   tekrar Burkana sorulur. Bu böyle sürüp gider.

Uygurcaya   çevrilmiş    en   hacimli   sudur   Altun Yaruk'tur. Altun Yaruk, "altın ışık"  manasına gelir. Beş  Balık'lı Şıngku Seli Tutu? tarafından Çinceden Uygurcaya çevrilmiş  olan eser, "tercümeden ziyade müstakil  bir  adaptasyon"dur.  Şıngku  Seli  Tutu? birçok   eklemelerle   eseri   genişletmiştir.

Hüen- Tsang'ın ünlü seyahatnamesini de Uygur Türkçesine çeviren ve bu tercümede  kullandığı "kavi"   üslûbu   dolayısıyla   Reşid    Rahmeti   Arat tarafından  eski  Türk  şairleri arasında  gösterilen Şıngku Seli Tutu, Uygurlar çağı Türk edebiyatının en önemli simalarından biridir.

Araştırıcılar  tarafından en iyi işlenmiş  metinlerden biri olan Sekiz Yükmek (Sekiz Tomar) adlı sudur, Uygurlar arasında çok yayılmış olan dinî bir eserdir. Çinceden        çevrilmiş olan Sekiz Yükmek, Burkancılığa  ait  dinî-ahlâkî  inanışlarla  bazı  pratik bilgileri ihtiva eder. Kısa cümleleri, açık ve samimi ifâdesi, zengin kelime hazinesi ile dikkate değer bir üslubu vardır.

Şinasi Tekin tarafından işlenen  Kuanşi  İm  Pusar (Ses İşiten  İlâh),  "Asil Dinin Nilüfer Çiçeği"  adlı sudurun bir bölümüdür. Eserin konusu, Kuanşi İm adlı bir Bodisatva'nın  (Burkan  adayının) canlı varlıkların sıkışık anlarında Hızır gibi yetişerek onlara yardım etmesi ve Nirvana yolunu göstermesidir. Çinceden çevrilen eserine nerede ve kim  tarafından  tercüme  edildiği   bilinmemektedir. Tercüme  ve  istinsah  tarihleri  13.  asırdan  önce olmalıdır.

Çince'den çevrildiği tahmin edilen ve Semih Tezcan tarafından işlenen İnsadi Sudur, "rahiplerin karşılıklı olarak birbirlerine günahlarını anlatma" törenleri ile ilgilidir. Eserde Sundarî Kız adlı bir çatik de vardır.

1328'de   Çince'den  çevrilen,   tahta   baskıları   da bulunan Yitiken Sudur büyü ile ilgili bir metindir. Kşanti Kılguluk Nom Bitig adlı sudur ise bir günah çıkarma kitabıdır.

c. Çatikler

Sudurlar içinde yer alan ve Uygurların çatik dediği jâtaka türü, Uygur dil ve edebiyat metinleri arasında özel bir yere sahiptir; çünkü bunlar bazen bir hayli uzun  masallardır.  Çok  defa  da  sudurlardan  ayrı kitaplar halinde yazılmışlardır.  Çatikler, Burkanların çeşitli hayatlarını anlatan, olağanüstü olaylarla süslü masallardır.        İslâmî        edebiyattaki        menkıbeleri hatırlatırlar.

Prens  Kalyanamkara  ve  Papamkara  Hikâyesi adıyla meşhur  olan Edgü Ögli Tigin İle Ayıg Ögli Tigin  (İyi  düşünceli  Şehzade  ile  Kötü  Düşünceli Şehzade)  en tanınmış  çatiklerden biridir. Bin Buda mabetlerinde bulunan bu eserde, iyi bir şehzadenin bütün canlılara yardım etmek ve canlıların birbirlerini öldürmelerine  engel  olmak  üzere  çok  değerli  bir mücevheri   ele   geçirmek   için   çıktığı   maceralı yolculuk anlatılır.

Altun Yaruk içinde bazı çatikler de vardır. Bunların en   meşhurlarından   biri   Şehzade   ile   Aç   Pars Hikâyesi'dir. Çatikte, açlıktan ölmek üzere olan bir parsı kurtarmak isteyen fedakâr şehzade  anlatılır. Parsın ölmemesi için şehzade  kendisini ona yem eder.

Dantipali Beğ hikâyesinde ise kendini feda eden bir geyiktir. Çaştani  Beğ  hikâyesinde Çeştani  Beğ'in ülkesinde  yaşayan   insanlara  hastalık  ve  belalar getiren şeytanlarla mücadelesi anlatılır. Toharca'dan Türkçeye  çevrilmiştir.  Toharca'dan  çevrilen  başka bir   eser   de   Maytrisimit'tir.   Eserde,   Maitreya Burkan'ın   menkıbevî   hayatı   anlatılır.   Maitreya, Müslümanların mehdisi gibi, istikbalde gökten yere inip    insanları    nirvanaya    ulaştıracak    olan    bir Burkan'dır. Ülüş  adı verilen bölümlerden meydana gelmiştir ve dramatik özelliği ile dikkat çeker.

3. Abidarmalar

Abidarmalar, Burkancılığın metafizik yönünü işleyen eserlerdir. "Kuru, sıkıcı, ağır" bir ifadeye sahip olan bu eserler, "Türkçenin ilim ve felsefe dili olarak da kullanıldığını ve dilin imkânlarının zenginliğini gözler önüne   sermektir".   Abidarim   Kıınlıg   Koşavarti Şastir adlı eser Çinceden tercüme edilmiş  hacimli bir eserdir.

4. Diğerleri

Küentso (Hüen-Tsang) Biyografisi adıyla tanınmış eserin Burkancı Uygurlardan kalan eserler arasında önemli bir yeri vardır. Bu eser, Küentso adlı Çinli bir Burkan rahibinin 630-645 yılları arasında Türkistan üzerinden Hindistan'a yaptığı  seyahati ve Çin'deki hayatını  anlatan  bir  seyahatname ve  biyografidir. Şıngku  Seli  Tutu?  tarafından  tahminen  10.  asrın birinci  yarısında  Uygurcaya  çevrilmiştir.   Eser,  7. asırdaki  Türk ülkeleri hakkında müşahedeye dayanan bilgileri dolayısıyla bizim için çok önemlidir. Tercüman,   bu   eserde   şiirle   nesir   arası   "kavi" üslubunu kullanmıştır.