DİVAN NESRİNDE SEYAHATNAMELER VE SEFARETNAMELER
Seyahat-nâmeler

Gezi notlarını içeren eserlere seyahat-nâme adı verilir. Bazı sefâret-nâmeler -Yirmisekiz Çelebi Mehmed ile Ahmed Resmî Efendi’ninkiler gibi- seyâhatnâme niteliğini taşısalar bile, eski edebiyatımızda özellikle iki eser bu türü temsil eder. Biri Seydi Ali Reis( ö.1563)’in Mısır donanması kaptanlığına atanmasından Hindistan yolculuğuna ve oradan Bağdat’a dönünceye kadar gördüğü ve yaşadığı olayları, giriştiği savaşları, görüştüğü hükümdarları anlattığı gezi notları olan Mir’âtü’l-Memâlik’i; diğeri ve en ünlüsü dünyaca tanınan seyyah Evliyâ Çelebi (ö.1684 ?)’nin 10 ciltlik Seyâhat-nâme’sidir. Osmanlı sınırlarını aşan geniş bir coğrafyada uğradığı yerlerin tarihi, edebiyatı, sanatı, folkloru ve coğrafik yapısı hakkında her çeşit bilgiyi toplayan ve bu bilgileri sade bir dil ve nükteli, sürükleyici bir üslûp ile anlatan Evliyâ Çelebi’nin bu Seyâhat-nâme’si, dünya edebiyatında eşi bulunmayan önemli kaynak eserlerden biridir. Ayrıca, Nâbî (ö.1712)’nin, edebî üslubu ve içerdiği tarihî, sosyolojik, coğrafik, otobiyografik bilgiler bakımından dikkati çeken Tuhfetu’l-Harameyn’; İbrahim Hanif’in 1786’da gerçekleştirdiği hac yolculuğunu anlatan Hâsıl-ı Hacc-ı Şerîf li-menâzili’l-Harameyn; Mehmed Edib’in 1779 yılında yaptığı hac yolculuğunu anlatan Nehcetü’l-menâzil adlı eserleri de bu tür içinde değerlendirilebilir.

Sefâret-nâmeler

Osmanlı Devleti’nde XVIII. yüzyıl sonuna kadar, elçiler ancak geçici görevlerle gönderilir ve görevlerini tamamladıktan sonra ülkelerine dönerlerdi. Sürekli elçilikler, III. Selim döneminden itibaren kurulmaya başlandı. Geçici veya daimi olarak görevlendirilen bu elçiler, gönderildikleri yerlerdeki gözlemlerini, görüştükleri devlet adamlarını, onlarla yapılan müzakereleri ayrıntılı bir şekilde yazıp “takrir” adı verilen bir çeşit raporla devlet büyüklerine takdim ederlerdi. Bu raporlar, ya sefirlerin kendileri ya da maiyetlerinde bulunan şair ve edip kişiler tarafından kaleme alınmıştır. Bu nedenle Türk nesrinin anlatıya dayalı güzel örneklerini bu sefaret-nâmelerde bulmak mümkündür.

Büyük elçi olarak Ocak 1665’te Viyana’ya gönderilen Kara Mehmed Paşa(ö.1684)’nın Sefaret-nâme’si; İran büyükelçisi Kesriyeli Ahmed Paşa(ö.1749)’nın maiyetinde vakanüvis olarak bulunan şair Mustafâ Rahmî(ö.1751)’nin Sefaret-nâme-i İran’ı; Ebu Bekir Râtıb(ö.1799)’ın Nemçe Sefâret-nâme’si; Paris’e gönderilen Yirmisekiz Mehmed Çelebi(ö.1732)’nin Fransa Sefâret-nâme’si gibi yazılan yirmiden fazla Sefâret-nâme, ayrı bir edebî tür oluşturacak kadar önem kazanmışltır.

Bir kısım Osmanlı tarihlerinde de (Meselâ, Silahdar Tarihi) sefâret-nâmelerin geniş özetlerine rastlanır.


DİVAN EDEBİYATI

Divan Şiiri

Divan Nesri

Genel Özellikler