DİVAN NESRİNDE ŞUARA TEZKİRELERİ

Arapça “zkr” kökünden türetilmiş bir kelime olan tezkire, “hatırlamaya vesile olan şey” anlamına gelir. Edebi terim olarak ise; belli bir meslek grubuna dâhil, tanınmış kişilerin hayat hikâyelerinden bahseden bilim dalına verilen isimdir. Osmanlı toplumunun maddi ve manevi kültürünü meydana getiren her meslekten yaratıcı kişinin biyografik künye yazıcılığını temel alan bir edebi tür anlamı kazanmış ve belirli bir meslekte tanınmış kişilerin; mesela velîlerin, hattatların, şairlerin, hatta usta çiçek yetiştiricilerinin vs. hayat ve sanatından söz eden edebi geleneğin adı olmuştur. Sözü edilen çalışmalar, anlattıkları mesleğin adıyla anılırlar. Örneğin; şairleri anlatanlara “tezkire-i şuara” veya “tezkiretü’s-şuara”, velîleri anlatanlara “tezkiretü’levliya”... gibi. 

Şiir alanında, yazıcılığın elde bulunan ilk örnekleri; Muhammed b. Salam el-Cumâhî’nin Tabakatü’ş-Şuarâ adlı eseridir. Bu eser aracılığıyla, erken dönem şairleri hakkında bilgi sahibi oluyoruz. İbn Kuteybe’nin Kitabü’s-sir ve’s-suarâ’sı ise bu alanda yazılmış ikinci eserdir. 

Dilimizde ilk biyografi çalışması, Molla Câmî’ye ait olan Nefehâtü’l-üns çevirisidir. Onun sekiz bölümden meydana gelen Baharistan adlı eserinin yedinci bölümü, şair biyografilerine ayrılmıştır. Bu bölümde toplam 38 şairden söz edilir. Bu eser, başta Nevâyî olmak üzere Türkçe şairler tezkiresi yazanlar üzerinde etkili olmuştur. 

Fars edebiyatında dikkate değer bir örnek olan ve Devletşah tarafından kaleme alınan Devletşah Tezkiresi, çağının önde gelen devlet ve kültür adamı Ali Şir Nevâyî’ye sunulmuştur. Eser; mukaddime, yedi tabaka ve bir hâtimeden oluşur. Tezkirede yer alan toplam şiir sayısı 149’dur. Devletşah, ele aldığı sairlerin hayatını anlattıktan sonra şiirlerinden örnekler de verir. Bu haliyle tezkire, daha sonra yazılacak olan Türk ve Fars tezkirelerine modellik etmiş ve o güne dek yazılan benzer örneklerden daha çok biyografi ihtiva etmiştir. 

Baharistan ve Devletşah Tezkiresi’nden sonra yine o çevrede yazılan bir başka tezkire ise Türkçedeki pek çok türde ilk çalışmanın sahibi olan Ali Şir Nevâyî’ye ait olan Mecalisü’n-nefâis’tir. Sözü edilen eserler belli ortak noktalara sahiptirler. Biyografisi yazılan kişi, daima belli bir yaşa geldikten sonra böyle bir değerlendirmeye hak kazandığı için, eserlerde onların doğum tarihlerine çok sık rastlanmaz. Buna karşılık kişilerin adları, kronolojik unsurlar, özellikle de ölüm tarihleri titizlikle tespit edilmeye çalışılmıştır. Biyografisi yazılan kişinin hayatında geçen belli başlı hadiseler kısaca nakledilir. Bilim adamlarının eğitimleri, baslıca hocaları ve eserleri önemlidir. Şairlerin ise şiirlerinden örnekler verilir, onların edebi kişilikleri ortaya konmaya gayret edilir. 

Tezkireler, mukaddime ile başlar, biyografi ile devam eder ve hâtime ile de bitirilirler. Tezkire içerisinde yer alan biyografiler iki şekilde yazılabilir:

1. Biyografik (Gen. 16. Y.Y.)

2. Antolojik (Baş. 17. Y.Y.) 

Biyografik yöntemde, şair hakkında oldukça uzun şekilde bahsedilir; fakat sözü edilen şaire ait örnek olarak verilen şiirlerin sayısı azdır. Antolojik yöntemde ise, şair hakkında biyografik bilgiye fazla değinilmez; şairin eserlerine daha fazla yer verilir. 

18. asırda biyografik tezkireler tekrar yaygınlık kazanmaya başlar. 

Türk edebiyatında ilk Şuara Tezkiresi’ni Mecâlisü’n-Nefâis adıyla, Çağatay şairi Ali Şîr Nevâî (ö.1501) yazmıştır. Anadolu’da yazılan ilk tezkire Sehî (ö.1548)’nin Heşt Bihişt’idir. Sayıları yirmiyi aşan değişik değer ve önemdeki tezkirelerin en ünlüleri ve Türk nesri açısından önem arz edenleri Latîfî (ö.1582), Âşık Çelebi (ö.1571), Kınalı-zade Hasan Çelebi (ö.1603), Rıza (ö.1671), Riyâzî (ö.1644), Safâyî (ö.1725), Sâlim (ö.1743), Esrâr Dede (ö.1796), Fâtin (ö.1866)’dir. 

Şairlerden başka, bilgin, sanatkâr, sadrazam, şeyhülislam vb. büyüklerin biyografilerini inceleyen, Hadîkatü’l-Vüzerâ, Şakâyıkü’n-Nu’mâniyye tercüme ve ekleri gibi kitaplar da bu tür içinde ele alınmalıdır. 

DİVAN EDEBİYATI

Divan Şiiri

Divan Nesri

Genel Özellikler