DİVAN NESRİNDE TARİHLER VE TARİHÇİLER

Halk zevkine yakın olan destansı târihler (Aşıkpaşazade Tarihi vb.) dışındaki eserlerden bilimsel disiplinle kaleme alınan ilk örneği, Dursun Bey’in XV. yüzyılın sonlarında yazdığı ve aynı zamanda süslü nesrin (inşâ) ilk örneklerinden kabul edilen Tarih-i Ebü’l-Feth’idir. Asıl tarihçilik, XVI. yüzyılın başlarında Kemalpaşa-zade ile başlar. Aynı yüzyılda Selanikî Mustafa Efendi, yüzyılın sonunda Hoca Sadeddin, Mustafa Ali; XVIII.yüzyılda Kâtip Çelebi, Peçevî (Peçuyî); XVII.-XVIII. yüzyılda Fındıklı Silahdar Mehmed Ağa gibi üslûp sahibi tarihçiler yazdıkları eserleriyle Türk nesrine katkıda bulunmuşlardır.

 

Genellikle sanıldığının aksine, Osmanlı tarihçileri ve vakanüvisleri, padişah ve devlet büyüklerine övgü düzen meddahlar değildir. Biraz ihtiyatla yazan Vakanüvis Naimâ ile ailece saray çevresine çok yakın olan Hoca Sadeddin’in dışındakiler, düşündüklerini yazmış, gerektikçe devlet büyüklerini, hatta padişahı bile eleştirmekten çekinmemişlerdir.

 

Osmanlı tarihçiliğinin önemli bir bölümünü, her türlü olayı günü gününe kaydetmekle görevli “vakanüvis” denen katiplerin yazdıkları eserler oluşturmaktadır. Vakanüvisler bir yıllık olayları ayrı bölümler halinde kitabında toplardı. Kendisine “devlet sırrı” niteliğindekiler dışında, bütün belgeler verilir, görevini gereği gibi yapabilmesi için bütün kolaylıklar sağlanırdı. İlk vakanüvis Mustafa Naimâ (ö.1715) ile son vakanüvis Abdurrahman Şeref arasındaki görevlilerin en ünlüleri Râşid, Çelebizade Asım, Subhî, Vâsıf, Mütercim Asım, Şanizade Ataullah ve Mehmed Naima’dır.

DİVAN EDEBİYATI

Divan Şiiri

Divan Nesri

Genel Özellikler