Nedîm-i Kadim (d.?-ö.1670)

Asıl adı Mehmed’dir. 18. Yüzyıl şairi Nedîm’den ayırmak için Nedîm-i Kadîm lakabıyla anılmıştır. İstanbul’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemekle birlikte, 17. yüzyılın ilk çeyreğinde doğduğu tahmin edilmektedir. Ailesiyle ilgili bilinenler babasının bir berber olduğundan ibarettir.

Nedîm-i Kadim, medrese tahsilini müteakip Şeyhülislâm Ebû Sa'îd Efendi'den icazet olarak müderrisliğe başladı. Müderrislik hayatı sık sık tayin ve azillerle geçti. Uşşakîzade ve Şeyhî (vr. 291b)’nin verdiği bilgilere göre; sırasıyla Cenâbî Efendi Medresesi (1064/1654), Sa'dî Efendi Medresesi (1068/1657), Süleyman Subaşı Medresesi (1070/1659), Nişancı Paşa-yı Atîk Medresesi (1071/1660), Sinan Paşa Medresesi (1073/1662), Rüstem Paşa Medresesi (1075/1664), Sahn-ı Semân Medresesi (1076 /1665), son olarak da Zâl Mehmed Paşa (1079/1668) müderrisliği görevlerinde bulundu.

Nedîm-i Kadim, Safer 1081/Haziran 1670’te genç yaşında öldü. Ölüm tarihi, yanlışlıkla Âsım’da (vr. 45a) 1080, Mehmed Süreyyâ’da (1311: IV/549) ise 1108 olarak gösterilmiştir. Ölümüne, Rüşdî “Gitdi bir fâzıl didiler fevtinün târihini / Sahn-ı Cennetde Nedîmâ ol nedîm-i kudsiyân” (H. 1080) beytiyle tarih düşürdü (Şeyhî: vr.292a; Âsım: vr. 45a). Mezarı, bugün ortadan kaldırılmış olan Beyoğlu'ndaki Ayas Paşa Kabristanındadır (Mehmed Nâilî: II/1485).

Nedîm-i Kadim az yazan şairlerden biridir. Tek eseri yaklaşık 500 beyitlik divançe niteliğindeki Dîvân’ıdır. Kaynaklarda, üç dilde yazdığı şiirleri olduğu belirtilmekle birlikte, onun Türkçenin dışında yazdıkları Farsça bir kıta ve birkaç matladan öteye gitmez.

1.Dîvân: Dîvân, 4 kaside, 3 kıta-i kebire, 34 gazel, 7 rubai, 1 kıta, 14 matla, 2 muamma, ve 3 mektuptan oluşmaktadır. Kasidelerin sonundaki 1 kıta, 2 matla ve 2 muamma Farsçadır. Eserin, çeşitli divan mecmuaları içinde bilinen yedi nüshası vardır. Bunlar içinde en eskisi, Nedîm-i Kadîm’in ölümünden on yıl sonra Fasih Dede tarafından istinsah edilen Topkapı Sarayı Müzesi ndeki (Emânet, 1639/2, vr. 44-57) nüshadır. Bunun dışında, Halil Nihad Boztepe'nin Nedîm Dîvânı Külliyâtı adlı eserinin sonunda eski harflerle yayımlanmıştır (1338-40:330-347). Bu baskının, bugün için elimizde olmayan bir yazmaya dayandığı anlaşılmaktadır. Dîvân’ın tenkitli metni yayımlanmıştır (Horata 1987).

Nedîm-i Kadîm, kaynaklarda nüktedan, hoş sohbet, rahatına ve zevkine düşkün, rint meşrep, devlet erkânının nezdinde itibarlı bir şair olarak tanıtılır. Şeyhülislam Bahâyî, Fasîh Dede, Neşâtî, Nâ’ilî-i Kadîm, etkilendiği şairler arasındadır. Kemiksizzâde Safvet, onu meşhur Nedîm’le karşılaştırarak ikisini de birbirinden âlâ bulur. “Olmasun” redifli gazelinin Nedîm tarafından tanzir edilmesi, mahlastaşının da beğenisini kazandığını göstermektedir. Fakat iki şair arasındaki benzerlik mahlas ortaklığından öteye gitmez. Nedîm-i Kâdîm’de, yer yer Sebk-i Hindî etkisinde söylenmiş beyitlere rastlanmakla birlikte, sanatının asli özelliğini konuşma diline yaklaşan, sade ve külfetsiz bir söyleyiş oluşturur. “Beni öldürmege lâzım mı tâ böyle sebeb bilmem”, “Bizüm de kadrümüz olsaydı rûzgâr yanında” vb… Nedîm-i Kadîm, Bâkî ve Şeyhülislâm Yahyâ’dan Nedîm'e uzanan çizgide daha çok taklit seviyesinde kalmış, sade ve külfetsiz bir dille yazdığı gazelleriyle devrinde şöhrete kavuşmayı başarmış ve şöhreti sonraki asra da taşmış bir şairdir.