KASİDE NEDİR, KASİDENİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Divan şiirinde, din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlere kaside denir. Kasidelerin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
-Din ve devlet büyüklerini övmek veya yermek amacıyla yazılan şiirlerdir.
-En az 15 en çok 99 beyitten oluşur. Ama genellikle 33 ile 99 beyit arasındadır.
-İlk beyitteki mısralar kendi arasında, diğer beyitlerdeki mısraların birincisi serbest, ikincisi ise birinci beyitle uyaklıdır. (aa-ba-ca-da-ea-fa...)
-Aruz ölçüsünün değişik kalıplarıyla yazılabilir.
-Gazelde olduğu gibi ilk beyite matla, son beyte makta, şairin mahlasının geçtiği beyte tac beyit denir.
-Kasidenin en güzel beyitine beytü'l-kasid denir.
-Fahriye ve tegazzül dışında diğer bölümlerin olması zorunludur.
-Kasidelerin özel bir adı yoktur. Kasideler, nesib bölümünde işlenen temaya,uyağın son harfine veya rediflere göre ayrılır.
-Dize ortalarında kafiyeli olan kasidelere musammat kaside denir.
-Kasidenin en ünlü şairleri: Nef'i, Baki, Fuzuli, Ahmet Paşa, Nedim...

-Kasideler konularına göre altıya ayrılırlar:

Tevhid : Allah'ın birliğini anlatan kasidelerdir.
Münacaat : Allah'a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasidelerdir.
Naat : Peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
Medhiye : Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasidelerdir.
Hicviye : Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasidelerdir.

-Tam bir kasidede aşağıdaki bölümler bulunur:

Nesib veya Teşbib: Başlangıç bölümü desayılan bu kısımda, şair konuyla ilgisi bulunmayan (bahar, yaz, kış, saray, bahçe...) tasviri yapar. Genellikle 15-20 beyit arasında olur. Şiir yönünün en ağır olduğu bölümdür. Kaside genellikle övgü konuludur; ancak şair, doğrudan doğruya övgüye geçmez.

Kasideler nesib bölümünde işlenen konulara göre de gruplara ayrılırlar:

Bahariyye: Nesib bölümünde bahar anlatılır.
Iydiye: Nesib bölümünde bayram anlatılır.
Şıtaiyye: Nesib bölümünde kış ve kar anlatılır.
Ramazaniyye: Nesib bölümünde ramazan anlatılır.
Rahşiyye: Nesib bölümünde atlar anlatılır.
Sayfiyye: Nesib bölümünde yaz anlatılır.

Girizgâh: Konuya giriş için bir veya birkaç beyitten oluşan geçiş bölümüdür. Bu bölüm, nesib bölümü ile asıl bölüm olan medhiye bölümünü birleştirir. Girizgâh bölümü, gelişi güzel söylenen bir böülüm değildir. Yeri getirilerek, uygun, nükteli bir sözle övgüye başlandığı belirtilir.

Medhiye: Allah'ın, Hz. Muhammed'in, padişahın veya önde gelen kişilerin övüldüğü, yüceltildiği en uzun bölümdür. Övülen kişinin kişisel nitelikleri dikkate alınmadan, çok abartılı olarak kalıplaşmış mazmun ve benzetmelerle yapılan bir övgüdür.

Tegazzül: Kasidenin ölçüsüne ve uyağına uygun yazılan, araya sıkıştırılan gazeldir. Şair gazel söyleyeceğini önceden belirtir.

Fahriye: Şairin kendisini övdüğü bölümdür. Şair abartılı olarak İran'ın ünlü şairleriyle kendi şairliğini karşılaştırır. Şiirinin ve şairliğinin onlardan üstün olduğunu söyler.

Dua: Kasidenin en son bölümüdür. Birkaç beyitten oluşur. Bu bölümde Allah'a, Peygamber'e, ülke büyüklerine iyi dileklerde bulunulur. Şairler dua bölümüne geçileceğini uygun bir şekilde belirtirler.

               KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ
                              Su Kasidesi   
 
                Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
                Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su

                Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
                Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su

                Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
                Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su

                Suya versin bağ-ban gülzar-ı zahmet çekmesin
                Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin-gülzâre su

                Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
                Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su

                Ârızın yâdiyle nem-nâk olsa müjgânım n'ola
                Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su

                Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ
                Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su

                ıste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
                Susuzum bu sahrede benim'çün âre su

                Ben lebim müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi
                Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su

                Ravza-ı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
                Âşık olmuş gâlibâol serv-i hoş reftâre su

                Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
                Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su

                Dest-bûsı arzûsiyle ger ölsem dostlar
                Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su

                ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
                Gül budağının mîzacına gire kurtâre su

                Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
                ıktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su

                Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
                Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su

                Kılmak için taze gül-zâr-i nübüvvet revnakın
                Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su

                Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim
                Yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su

                Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
                Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su

                Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevc-hîz
                El sunup urgaç vuzu-ı için gül ruhsâre su

                Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl
                Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su

                Zerre zerre hâk-i der-gâhına ister salar nûr
                Dönmez ol der-gâhdan ger olsa pâre su

                Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
                Eyle kim def-i humar için içer mey-hâre su

                Yâ Habîbâ'llah yâ Hayr'el-beşer müştâkınım
                Eyle kim leb-teşneler yanıb diler hem vâre su

                Sensin ol bahr-i kerâmet kim şeb-i Mi'rac'da
                şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su

                Çeşm-i hûr-şidden her dem zülâl-i feyz iner
                Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su

                Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dîl-i sûzânıma
                Var ümîdim ebr-i ihsanın sepe ol nâre su

                Yümn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
                Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâre su

                Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
                Hâb-i hasretten dökende dîde-i bîdâre su

                Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
                Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su