TÜRKÜLERİN ÖZELLİKLERİ
Bir ezgi eşliğinde söylenen halk şiirlerine "türkü" denir. Türküler, adına "bent" denen 2-4 dizelik bölümlerden oluşur. Çoğu zaman bu bentler, ezgisi ve sözleri değişmeden tekrarlanan ve adına "kavuştak" denen dizelerle birbirlerine bağlanırlar. Kavuştaklar çoğunlukla 1-4 dizeden oluşurlar.

Halk arasında yakılan (yaratılan) türkülerin, yakıcısı (yaratıcısı) bilinmez.

Ölçü ve Uyak Düzeni: Türküler daha çok 7'li, 8'li ve 11'li hece ölçüleriyle söylenir. Kavuştak uyakları genelde kendi aralarında uyaklı olurken, bent uyakları değişiklik gösterebilirler.

Örnek:

Başı bölük bölük dumanlı dağlar __ a
Duman eylenir mi kar olmayınca __ b
Bana derler güzel gönlünü eyle __ c                BENT
Gönül eylenir mi yar olmayınca __ b

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b
Eller yakışığı yar olmayınca __ b                KAVUŞTAK

Çeşmenin başına inmez mi sandın __ d
Beni ağlattın da gülmez mi sandın __ d
Seni sevdiğime güvenmeyesin __ e                BENT
Senden başkasını sevmez mi sandın __ d

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b
Eller yakışığı yar olmayınca __ b                KAVUŞTAK

Her sabah her sabah esen ruzigar __ f
Kısmetim sıradan kesen ruzigar __ f
Yarin yanağından bir gül koparıp __ g                BENT
Getirip bağrıma basan ruzigar __ f

Dağlar yakışığı kar olmayınca __ b
Eller yakışığı yar olmayınca __ b                KAVUŞTAK


6+5=11 'li hece ölçüsüyle yazılan bu örnekte de görüldüğü gibi, bent aralarında tekrarlanan bu iki dizeli kavuştaklar, kendi aralarında uyaklıdırlar.

Konu: Türkülerin konularını çoğunlukla sevi, doğa, özlem, acı, güzellik, yiğitlik, ayrılık ve çeşitli yaşanmış olaylar, bir başka deyişle yaşamın kendisi oluşturur. Çünkü halk kendisini yani insanı, insanla-insanı, insanla-doğayı, insanın yaşam karşısındaki duruşunu çoğunlukla türküler aracılığıyla anlatmıştır. Bu da türkülere, öteki halk yaratılarında olduğu gibi etik, sosyolojik, psikolojik ve giderek de ekonomik bir boyut katar.

Örnek: "YOLCU İLE GELİN" türküsünün yalnızca şu dört bendinde bile bu boyutları açıkça görmek mümkündür.


Yolcu-  Pınar başında duran gelin
               Ellerin suya vuran gelin
               Her yiğide su veren gelin
               Gelin bir su ver içeyim

Gelin -   Pınar başında duramam
               Ellerim suya vuramam
               Her yiğide su veremem
               İn pınara iç efendim.

Yolcu -  Çıksam dağın yücesine
               Çadır kursam pecesine               
               Beşyüz altın gecesine
               Kondur beni allı gelin.

Gelin -   Çıksan dağın yücesine
               Seyran etsen pecesine
               Beşbin versen gecesine
               Konduramam yiğit seni.

Yolcu ile gelin arasında geçen bu karşılıklı konuşmada görüldüğü gibi etik değerler sınanmakta ve ekonomik güç karşısında bu değerlerin dayanıp dayanamayacağı denenmektedir. Psikolojik bir olgu olan paranın gücüyle kendine güven duygusu, sosyolojik ve etik değerleri sınamakta ve satın almayı denemekte; ama sonuçta başarılı olamamaktadır. Burada "gelin" namuslu, direşken, örnek bireyi temsil etmekte ve onun kişiliğinde, bu türkü aracılığıyla halka olumlu bir ileti (mesaj) verilmektedir.

Bu ileti özetle şöyledir: Paranın satın alamayacağı şeylerin başında "insanlık onuru" gelir-gelmelidir. Türkünün devamında görüyoruz ki, bu gelinin gurbette, yıllardır beklediği bir "hasret"i (eşi) vardır. Beklediği hasreti, yıllar sonra döndüğü için tanıyamadığı, işte bu yolcudur ve bu eş, kendisini tanıtmadan önce, genç karısını "namus sınavı"ndan geçirmektedir. Gelin bu sınavdan yüzakıyla çıktıktan sonra, kocası kendisini tanıtır ve mutlu sona ulaşılır (Bu namus sınavları ve kendisini sonradan
tanıtma, efsanelerde ve masallarda da çok görülen bir motiftir).

Türleri:

A. Konularına göre

a. Lirik türküler
1. Ninniler
2. Aşk türküleri
3. Gurbet, askerlik, hapishane türküleri
4. Ağıtlar
5. Öteki lirik (duygulu) türküler

b. Taşlama, yergi, güldürü türküleri

c. Halk anlatılarını konu alan türküler
1. Efsaneleri konu alan türküler
2. Kişileri konu alan türküler
3. Yerleri konu alan türküler
4. Tarihi olayları konu alan türküler

B. İşlevlerine ve kullanıldıkları yerlere göre

a. İş türküleri

b. Tören türküleri
1. Bayram türküleri
2. Düğün türküleri
3. Dini tören türküleri
4. Yas töreni türküleri

c. Oyun ve dans türküleri
1. Çocuk oyunlarında söylenenler
2. Yetişkin oyunlarında söylenenler

B. Ezgilerine Göre

1.Kırık havalar: Usullü ezgilerdir. Alt türleri; türkü (genelde tüm kırık havalar için, özelde diğer türlerin dışında kalanlar için kullanılır), deyiş, koşma, semah, tatyan, barana, zeybek, horon, halay, bar, bengi, sallama, güvende, oyun havası, karşılama, ağırlama, peşrev, teke zortlatması, gakgili havası, dımıdan, zil havası, fingil havası dır.

Uzun havalar: Usulsüz ezgilerdir. Alt türleri; uzun hava (diğer türlere girmeyenler için kullanılır), barak, bozlak, gurbet havası, yas havası, tecnis, boğaz havası, elagözlü, maya, hoyrat, divan, yol havası, yayla havası, mugam dır. Ayrıca gazeller de özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde halk arasında söylenmektedir.

Sonuç olarak görüldüğü gibi, türküler yaşamın bütününü yansıtan halk edebiyatı ürünleridir.

Maddeler halinde türkülerin özellikleri:

1. Türkülerde konu zenginliği vardır. Aşk, ayrılık, ölüm, tabiat, kahramanlık, güzellik başlıca konularıdır.
2. Hecenin yedili, sekizli en çok da on birli kalıplarıyla yazılırlar.
3. Türküler genelde dörder mısralı bentlerden oluşur.
4. Bazıları koşma şeklindedir.
5. Bazı türkülerde her bendin sonunda aynı dize veya dizeler tekrarlanır. Bu tekrarlanan dizelere nakarat (kavuştak) adı verilir. Nakaratların völçüsü bazen ana bentlerin ölçüsünden ayrı olabilir.
6. Türkülerin kafiye örgüsü genelde şöyledir: “aaab cccb dddb”, “aaabb cccbb dddbb” veya “aaabcc dddbcc eeebcc” şeklindedir.
7. Türküler ait oldukları bölgelere göre adlar alırlar.
8. Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan türküler de vardır.