ALKIŞ-KARGIŞ (HAYIRDUA-BEDDUA) ÖZELLİKLERİ, ÖRNEKLERİ
Bir toplumun maddi-manevi kültürünü, değer yargılarını, inançlarını yansıtan, kısa ve derin anlamlı kalıplaşmış sözlerdir.

Bu söz kalıpları genellikle özgün (orijinal), etkileyici ve duygu yüklüdür. Çünkü bir sevinci, bir teşekkürü (alkışta) veya bir acıyı, bir öfkeyi, bir nefreti (kargışta) dile getirmek için söylenirler.

Günlük konuşma dilimizde yer alan yalın ve etkili alkışlar, hem söyleyeni hem de söyleneni mutlu ederek bu ikili arasında (veya birey-topluluk arasında) olumlu bir iletişim sağlar.

Örnek: "Allah utandırmasın", "Allah nâmerde muhtaç etmesin", "Allah analı-babalı büyütsün" gibi, kalıplaşmış alkışlardaki gönül alıcı içtenlik ve yoğunluk, uzun uzun söylenecek sözlerden çok daha etkilidir. Yeni doğan bir bebek için "analı babalı" büyümekten daha önemli ne olabilir ki... Bu hayırdua aynı zamanda, insan ruh sağlığı için temel bir "psikolojik gereksinim" olan karşılıksız, içten sevginin birincil derecede önemli olduğunu vurgulayan önemli bir söz kalıbıdır. Öyle, "laf olsun" diye söylenmemiştir.

Yılların deneyimleri ve görüp geçirmişlikleri sonucu ortaya çıkmış bir "sonuç bildirgesi"dir. Evliliğin ömür boyu sürmesi gereken bir birliktelik olduğunu, dolayısıyla da önemli ve ciddi bir olgu olduğunu, yeni evliler için söylenen şu hayırduadan daha derin ve yalın hangi söz kalıbı anlatabilir ki... "Allah bir yastıkta kocatsın".

Bir iç yangınını, bir acıyı, öfkeyi, nefreti, yansıtan kargışlar da en az alkışlar kadar özgün ve belki de onlardan çok daha etkileyicidir. Çünkü çoğu zaman acımasız, kıyıcı, yok edici anlamlarla yüklenen söz kalıplarından oluşurlar. Örneğin; çocuk sahibi olmanın, çocuk doğurmanın yaşamsal önem taşıdığı, çocuk olmadığı zaman ailelerin yıkılabildiği veya "kuma" gerçeğinin yaşandığı bir toplumun kadınına, şundan daha ağır, daha yıkıcı bir kargış, bir ilenç bir beddua edilebilir mi?... "Beşik dibinde oturmayasın", "Karnında görüp de kucağında görmeyesin", "Beşikte gör de eşikte görme".

Türleri:

1. Asıl Alkış ve Kargışlar

Kısa, kalıp sözlerden oluşan ve konuşmayı renklendiren, güçlendiren bu türler çok tanınır ve kullanılırlar.

Alkışa örnek: "Allah muradını versin", "Tuttuğun altın olsun".
Kargışa örnek: "Gidişin olsun da gelişin olmasın", "Allah belanı versin".

2. Alkış-Kargış Değerinde Deyimler

Bu türde daha özenilmiş bir söyleyiş biçimi, daha derin bir imge, düşünce ve çağrışım zenginliği görülür. Bu alkış ve kargışlar çok daha özel durumlarda kullanılırlar ve derin anlamlar içerirler. Örneğin sağlık sorunlarının çok güç çözüldüğü (zaman zaman da çözülemediği), insanların ihtiyarlık dönemlerinde ekonomik güvencelerinin bulunmadığı toplumlarda, bir insana edilebilecek en güzel hayırdualardan birisi şu olmalı sanırım: "Allah dipte yatırıp kapıya bakıtmasın" (Yatalak hasta olup kapıdan girecek bir ziyaretçiyi, bir yardımcıyı bekletmesin).

Ses taklidi bir sözcükten yararlanılarak uyaklı bir şekilde, malını çalan bir hırsız için söylenen şu beddua da ahengi, etkisi, imgelem gücü bakımından ilgiye değer "Haram olsun hart olsun, kara ciğerine dert olsun".
Alkışların daha gelişmişleri, insanların Tanrıdan bir şeyler istemek için bir yakarış aracı olarak yarattıkları "dinsel yakarış duaları"nı oluşturur. Bu dualar, Tanrıdan istenen dileğin türüne göre değişmekle birlikte, genellikle daha kapsamlı ve acındırıcı yakarışlardır.

Örnek 1: Ya Rabbi... Kabrimi dar eyleme, işimi zor eyleme, kabirde beni şaşırtma, zebanileri başıma üşürtme".
Örnek 2: "Malımız, canımız sana emanet, sen geri yolla Allahım sağ selamet" (Yola giden bir yakının ardından edilen dua).

Alkışların, sözlü Türk halk edebiyatında önemli bir yeri olduğunu eski destanlarda ve hikayelerde de görüyoruz. Örneğin, Dede Korkut Hikayeleri'nin sonu hep "Dedem Korkut"un gelip bir hayırdua etmesiyle biter.
 
Örnek: "Dedem Korkut gelip soylamış, görelim hanım ne soylamış: Ak bürçekli anan yeri Bihişt olsun. Ak sakallı baban yeri uçmak olsun. Hak yandıran çırağın yana dursun. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç eylemesin Hanım hey...".

Sonuç olarak, konularını tüm yaşamdan alan ve yüzyılların bilgi birikimiyle oluşup gelenek görenekleri geçmişten geleceğe taşıyan söz kalıplarından oluşan alkış ve kargışların, bu oluşumları ve işlevleri nedeniyle, halk edebiyatı ürünleri içinde önemli bir yeri vardır. Ayrıca, bir "dışavurum" yolu olarak kullanıldıkları için, önemli bir "psiko-terapi" aracı oldukları da gözardı edilmemelidir.