TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE ATASÖZLERİ

Atasözleri, söyleyeni kimi zaman belli olan, çoğunlukla da ilk kimin söylediği bilinmeyen özlü sözler olup, halk tarafından benimsenerek halk kültürünün bir parçası haline getirilmişlerdir. Atasözleri, sorunlu bir durumu gayet kısa ve vurucu biçimde anlatma becerisine sahip olan ve bu durumlarla baş etmek bakımından birer başvuru çerçevesi sunan yapılar olarak gözükürler. 

Sözün etkisi kısalığıyla ters orantılıdır. Söyleyeni belli olan ve atasözü derecesinde kabul görmüş sözler, genellikle yazılı kültür üzerinden aktarılıp yaygınlaşmışlardır. Örneğin 17. yüzyıla ait olup Yahya tarafından söylenmiş olan Söyleyenler kendüsün bilmez bilenler söylemez, 16. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman tarafından söylenmiş olan Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi böyle sözlerdendir. Bunlara “atasözü” yerine “özdeyiş” denmesi yeğlenmiştir. Ancak gördükleri işlev ve yaygınlık bakımından ikisi arasında bir fark yoktur. Ne var ki söyleyeni belli olan örnekler azdır. Yaygın olan, ilk söyleyen kişi ve söylendiği zaman bilinmeyen, ancak tarih içinde aktarılarak halk kültürünün malı haline gelmiş olan atasözleridir. Atasözleri de deyimler gibi başka bir dile aynen çevrilmesi zor yapılardır. Bunda sözcüklerin sözlük anlamlarından kaymalar yanında, bu ifadelerin şiirsel söylenme biçiminin de rolü vardır. 

Bazı atasözleri, belirli bir zamanda yazıya aktarılmış oldukları için, geçmişe doğru izlenebilir. Örneğin; Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur atasözü 11. yüzyıl metni olan Divân u Lûgat-it-Türk’te de anılır. Kimi zaman bazı edip ve şairler atasözlerine kendi metin ve şiirlerinde yer vererek bize bu atasözlerinin eskiliği hakkında fikir verirler. 17. ve 18. yüzyılda yaşamış olan Levnî bir beyitinde bir tek ipte iki cambaz oynamaz atasözünü kullanmıştır. Bu tanıklıklar atasözlerinin zannedilenden çok daha gerilere giden bir geçmişi olduğunu bize göstermektedir. Zaten bu geçmiş sayesinde atasözleri dilin ve kültürün sağlam malları olmuşlardır. 

Atasözleri sadece dil hazinesinin birer varlığı olarak değil, söylendiği kültürün anlam dünyası ve yaşam biçimi hakkında da fikir verir ve kültürün idealleştirilmiş ahlakî değerlerini bildirirler. Ya devlet başa ya kuzgun leşe, yalancının mumu yatsıya kadar yanar gibi... Ayrıca ideal tutum ve davranışlara ilişkin başvuru kaynaklarıdır. Ayağını yorganına göre uzat, gülme komşuna gelir başına gibi... Bu bakımdan atasözleri, halk kültürünün ideal çerçevesi hakkında bilgi verir. Türk Dil Kurumu, Ömer Asım Aksoy, İsmail Parlatır ve İsmet Zeki Eyüboğlu atasözleri derlemeleri yaparak bu kültür varlığının geniş bir envanterini çıkarmıştır.