TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE FIKRALAR

Fıkralar, dinleyenleri/okuyanları güldürmek amacıyla gülünç insanlık durumlarının anlatıldığı, toplumdaki hâkim inanış ve ideolojilere veya egemen kişi ve zümrelere karşı muhalefeti canlı tutmak üzere, onları hafife alıp gülünçleştirmeye çalışan kısa hikâyelerdir.

Türk folklorunda en eski örneklerine Nasreddin Hoca fıkralarında rastlanmaktadır. Osmanlı döneminde İncili Çavuş ve Bektaşî fıkraları rağbet görmüştür. İncili Çavuş, Osmanlı Sultanı gibi mutlak iktidar ve otoritesi olan bir kişiye karşı halkın kendisine güvenini tazeleyecek ve örtük muhalefeti açığa çıkaracak biçimde, sultanın istek ve emirleri karşısında onları gülünçleştiren, onları iğneleyen veya eğretileyen bir figür olarak karşımıza çıkar. Bektaşî, Yörük ve Tahtacı fıkraları da İslâm dininin katı ve yerleşik kural ve emirlerine karşı umursamaz tavırların ve engin bir hoşgörünün sergilendiği zeminler olmalarıyla, dinin tasavvufî yorumlarının içine katıldığı ve Tanrı-kul ilişkisine başka türlü de bakılabileceğinin gösterildiği anlatılardır.

Aslında burada bu figür ve anlatılar, Brecht’in eserlerinde kullandığı epik unsur gibidir. Epik unsurlar toplumun alışık olduğu ve olağanlık kazanmış durumları, o alışılmış ve olağan hallerinin aslında hiç de öyle olamayabileceğini göstermeye çalışan “uyandırıcı” unsurlardır. Bu yüzden muhalefet söyleminin masûmlaştırılmış göstergeleri olarak kullanılırlar.

Fıkralarda genellikle belirli bir yöre veya yer insanının merkezî figür olduğu ve bu figüre gülünçlük atfedildiği görülür. Nasreddin Hoca fıkralarının bu isimle yaygınlık kazanmasından önce “Sivrihisarlı’nın biri”, yakın dönemlerde “Andavallı’nın biri”, “Karatepeli’nin biri” ya da günümüzde “Laz’ın biri” diye başlayan anlatılara sıklıkla rastlarız. Her toplum, belirli yöre ve yerlerde yaşayan kişilere saflık ya da komiklik atfederek çeşitli anlatılar geliştirmiş ve onları fıkraların merkezî figürü haline getirmiştir. En yaygın biçimde anlatılan ve incelenen fıkra hikâyeleri Nasreddin Hoca’ya atfedilenlerdir. İlk olarak Fuad Köprülü, 1918 yılında Hoca’nın hikâyelerini hece vezniyle manzum bir biçimde yazmayı denemiş ve bu denemenin başına uzunca bir inceleme yazısı eklemişti. Orhan Veli Kanık da, benzer biçimde başarılı bir denemeye imza atmıştır. Ayrıca Eflâtun Cem Güney ve Abdülbâki Gölpınarlı’nın bu fırkaları nesir biçimde anlattıkları eserleri de mevcuttur. 

Fıkralar ve bazen de masallar, gerek anlatım tekniği gerekse malzeme olarak zaman zaman çağdaş Türk mizah edebiyatının kaynakları arasında da yer almıştır. Bu türden değerlendirmeleri bakımından Aziz Nesin’in özel bir yeri vardır. Aziz Nesin, çağdaş fıkra sayılabilecek ve büyük ölçüde anlatılan hikâyelerden esinlenen komik öyküler yazmıştır. Özellikle Memleketin Birinde ve Hoptirinam başlıklı kitapları geleneksel tekniklerden esinlendiği önemli eserleridir. Eski yazmalarda yer alan Nasreddin Hoca fıkralarının en geniş derlemesi ise Pertev Nailî Boratav tarafından yapılmış ve yayımlanmıştır.