TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE HALK HİKAYELERİ

Halk hikâyelerinin masallarla yakın ilişkisi vardır. Halk hikâyeleri roman ile destan arasında yer alan uzun soluklu bir halk edebiyatı türüdür. Bu tür, çeşitli isimlerle anılan “hikâye anlatıcıları” yoluyla halk arasında anlatılır, yayılır ve böylelikle toplumsal hafızada muhafaza edilirdi. Yakın geçmişte sözlü geleneğin bir parçası olan bu hikâyeler yazıya geçirildi ve küçük kitapçıklar halinde ülke sathına yayıldı. 

Destanların hikâyeler haline gelerek anlatıldığına da rastlanır. Örneğin Seyyid Battal Gâzi’ye ait Battalnâme, Dânişmend Gâzi’ye ait Dânişmendnâme ve çeşitli vilâyetnâmeler hikâyeleştirilerek halk arasında anlatılmıştır. Destanlara ait parçaların ayrı ayrı hikâyeleştirilerek bağımsız anlatılar haline geldiği de görülmektedir. Bunun yanısıra birkaç destana ait farklı hikâyelerin birleştirilerek veya bir destanın parçası olan unsurun başka bir kahramana atfen kılık değiştirerek anlatılması da mümkündür. 

Çoğu zaman halk hikâyeleri kaynak anlatıyı zenginleştirip daha abartılı unsurlarla bezer ve karşımıza olağanüstü kahramanların maceraları çıkar. Büyük ölçüde yazıya geçirilerek küçük kitaplar halinde yurt sathına yayılan Zaloğlu Rüstem, Hazreti Ali Cenkleri, Köroğlu gibi hikâyeler, televizyon çağından önce halkın en büyük vakit geçirme araçlarından biriydi. Bu hikâyelerin özellikle Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda yaygın biçimde anlatıldığı ve aktarıldığı görülmüştür. 

Pertev Nailî Boratav bu hikâyeleri kahramanlık ve aşk hikâyeleri olmak üzere ikiye ayırır. Aşk hikâyelerinin bazıları, gerçekten yaşamış halk şairlerinin abartılı yaşam öyküleridir. Bazıları ise anlatıcısının çeşitli kaynakları biraraya getirerek yarattığı hikâyelerdir. Anlatıcıları bu eylemlerine “tasnif” adını verirler ve bu yüzden halk hikâyecilerine musannif (“tasnif eden”) de denilir. Şehirlerde derlediği hikâyeleri anlatan gezici anlatıcılara ise meddah denilirdi. Kürtçe konuşulan bölgelerde bu hikâyecilerin adı Dengbej’dir ve dengbejlerin anlattığı, daha doğrusu çoğu zaman müzikal bir formda söyledikleri hikâyelere stran denilmektedir.

Günümüze kadar ulaşan en eski Türk halk hikâyeleri Dede Korkut Kitabı’ndan gelen hikâyelerdir. Ne var ki geçen zaman içinde Türk göçebelerin İslâm’la yeni tanıştığı bu döneme ilişkin hikâyeler unutulmuş ve halk arasında daha dinsel motifli ve büyük aşkları anlatan hikâyeler revaç bulmuştur. En yaygın ve popüler halk hikâyeleri arasında Hazreti Ali Cenkleri’ni yer almaktadır. Bu hikâyeler esasen destan formunda olmakla birlikte, nâzım biçimini kaybederek ve parçalanarak anlatılır hale gelmiştir. Çok sayıda Cenknâme bulunmakla birlikte, bunlar arasında en ünlüsü Hazreti Ali’ye atfedilenlerdir ve diğer kahramanlık menkıbelerinden ziyade bu cenk hikâyeleri günümüze kadar popülerliğini korumuştur. Ayrıca halk arasında rağbet gören kahramanlık hikâyelerinin yanısıra, masalların büyüklere uyarlanmış biçimleri olarak gözüken halk hikâyeleri de bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmını Ahmet Caferoğlu derlemiştir.