TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE MİTLER

Mitler kutsal ya da dinsel nitelikli olan, bireysel olmaktan çok toplumsal niteliğe sahip, ilişkili olduğu bütün toplumun ortak olarak benimsediği, doğal, doğaüstü veya kültürel bir varoluşun kökenine, yaratılışına veya bu varoluşun içinde yer alan çoğu hayalî aktörlerin olağandışı eylemlerine ilişkin masallardır. Ne var ki mitlerin, halk masalları ve destan gibi diğer sözlü anlatım gelenekleriyle farkları çok belirgin değildir. Mitlerin aradaki farkı belirgin kılan özelliği, onların toplum nezdinde gerçekliği ifade ettiğine dair bir inancı barındırmaları ve bu yaygın inanıştan kaynaklanan toplumsal işlevleridir. Mitler, içindeki canlılarla birlikte evrenin yaratılışına ve kökenine ilişkin mitler, ritüel (verimlilik ve bereket) mitleri, kült mitleri ve eskatalogya (evrenin sonu) mitleri olarak sınıflandırılır. 

Yaratılış mitleri, bitki ve hayvanların ve insanın yaratılışını açıklayan mitlerdir. Bunlar genellikle Yüce Varlık inancıyla ilişkilidir. İslâm inancında ve diğer kitabî dinlerde yaratılış, her yerde hazır ve nâzır Tanrı’nın yoktan var etmesi ile açıklanır. Türkiye’de yaygın olan mitler, genellikle din kaynaklı veya olağanüstü varlıklara ilişkin anlatılar biçimindedir. 

Din kaynaklı mitler, büyük ölçüde İslâm dünyasıyla paylaşılan yaratılış görüşünü tahkim eden veya ilahî kaynaklı mucizelerin beşerî dünyadaki tezahürlerini aktaran anlatılardır. En yaygın mitler arasında kaynağını kutsal kitaplardan alan Nuh Tufanı, Habil-Kabil, Adem ile Havva, Yedi Uyurlar, Kaf Dağı, Yecüc-Mecüc gibi öyküler yer alır. Bu mitler, temelde kutsal kitaplar kaynaklı olmakla birlikte, halk kültüründe Kısas-ı Enbiya türünden yazın örnekleriyle yayılmışlardır. Tufan öyküsü ve Adem-Havva öyküsü birer yaratılış mitidir ve Sümerlerden beri bütün Ortadoğu halkları tarafından ortak biçimde sahiplenilmiştir. 

Yaratılış mitolojisinde Adem’in cennetten kovuluşu beşeriyetin başlangıcına yerleştirilir. Ritüel (verimlilik) mitleri, üretimin verimliliğini sağlamaya yönelik olan veya insanlığı felâketlerden uzak tutmak ya da Tanrı’nın rahmetini sağlamak üzere gerçekleştirilen insan etkinliklerinin dayandığı olağanüstü hikâyelerdir. Türkiye’de yaygın ritüel miti, Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i Tanrı’ya kurban edecekken Tanrı’nın kurban edilmek üzere gökten gönderdiği koçu anlatan kurban mitidir. Eskatalogya mitleri hayatın, evrenin ve insanlığın sonuna dair mitlerdir. 

Türkiye’de başvurulan eskatalogya miti, kutsal kitapların anlattığı kıyamet anlatısıyla özdeştir. Ayrıca kıyameti önceleyen bir Mehdi’nin geleceği inancı da bu miti bütünler. Mehdi kıyametten hemen önce görünecek ve insanlığı dine götürecektir. Ancak Mehdi’nin kim olduğu çeşitli inanış biçimlerine göre değişir. Bazı yorumlara göre o bir kişi değil hidayete erme iradesidir. Bazı inanışlarda Mehdi Hz. İsâ’dır. İsâ peygamber kıyametten hemen önce gökten inecek ve bütün kötülükleri temsil eden Deccal’ı öldürecektir. 

Alevî-Bektaşî ve Şiî (Caferî) inanışında ise Mehdi on ikinci İmam, yani Hz. Ali veya onun oğlu Hz. Hüseyin’dir. Kıyamet anlatısı, semavî dinlerin ahiret ve ilahî yargı inancıyla bütünleşir. Buna göre Tanrı’nın emriyle ve Hz. İsrâfil’in sûr düdüğünü üflemesiyle bütün kainat (maddî dünya) yok olacak ve bütün ölüler dünyadaki amellerinden hesap vermek üzere, ahiret günü, sırat öteki dünyada Tanrı’nın huzurundan dirileceklerdir (kıyam edeceklerdir). Dirilenler dünyadaki amellerine göre cennete veya cehenneme gideceklerdir.