ADIYAMAN - Türkiye Edebiyat Haritası

Adıyaman, Güneydoğu Anadolu bölgesindedir. 1954’te il olan kent, çok eski tarihten beri yerleşim alanı olmasına karşılık, ekonomik ve sosyal bakımdan fazla gelişememiştir. Buna karşılık Helenistik döneme ait kalıntılarıyla ünlüdür. Kâhta ilçesindeki Nemrut Dağı’nın doruğunda İ.Ö. 62-32 yılları arasında yaşamış Kommagene Kralı I. Antiokhos Epiphanes’in mezarı vardır. Çevresindeki dinsel alanlarda da dev heykeller bulunur.


Adıyaman’ın Emevilerce kurulduğu yer olan Vadi-i Leman (Güzel Vadi) halk arasında Vadileman olarak anılmaya başlandı. Bu ad, daha sonra Adıyaman’a dönüştü.


Adıyaman’ın kuzeyinde Malatya, kuzeydoğusunda Diyarbakır, doğusuyla güneyinde Şanlıurfa, güneybatısında Gaziantep, batısında ise Kahramanmaraş bulunmaktadır. Topraklarının büyük bölümünün Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer almasına karşılık kimi bölümleri Akdeniz’le Doğu Anadolu bölgelerine uzanır. İl kodu 02, nüfusu 590.935, yüz ölçümü 7.572 kilometrekaredir.


Adıyaman’ın ilk yerleşimi Neolitik Çağ’dadır. İl merkezi yakınında bulunan Pirin mağaralarındaki resimlerin İlk Çağ'a ait olduğu sanılıyor. İ.Ö 17. yüzyılda Hititlere bağlı olan yöre daha sonra Hurilerin eline geçti. Hitit Krallığı’nın yıkılmasından sonra bu yörede Kummuh Krallığı kuruldu. İ.Ö 8. yüzyılda krallık Asurluların eline geçti. Sonrasında sırasıyla Babilliler, Persler, Makedonyalılar ve Selevkosların hâkimiyetine giren bu topraklarda İ.Ö. 162’de Kommogene Krallığı kuruldu. Ulaşım açısından Fırat’la Toros dağlarındaki geçitleri ellerinde bulunduran krallık, İ.S. 17’de Romalıların egemenliğini kabul etti. 72’de Roma’nın Suriye eyaletine bağlandı. Bölge Bizanslılar döneminde Sasanilerle Emevilerin saldırısına uğradı. Sonrasında Abbasilerle Bizanslılar arasında el değiştirdi. 1066’da Türkmenlerin bu yöreye gelişiyle bir süre Selçukluların, Eyyübilerin, Artukluların eline geçti. Sonuçta Anadolu Selçuklularına bağlandı. Türkmenlerin 13. yüzyılın ilk yarısında Baba İshak önderliğinde giriştikleri ayaklanma, kısa sürede Anadolu'nun büyük bölümüne yayılınca Anadolu Selçuklu yönetimi, ayaklanmayı, Hristiyan askerleri de kullanarak şiddetli bir biçimde bastırdı. Yöre, 14. yüzyılda Dulkadiroğullarının, 1522’de de Osmanlıların hâkimiyetine girdi. Bu dönemde yöre halkını Türkmenler, Kürtler ve Ermenilerin oluşturduğu bu bölge, önce Maraş Eyaleti’nin sınırları içindeyken 1859’da sancak yapılan Malatya’ya bağlandı. 1954’te Malatya’dan ayrılarak il oldu.


Hayvancılığın ilin ekonomisinde önemli olduğu kentte başlıca sanayi kuruluşları dokuma, çimento ile yem fabrikalarıdır. Öte yandan hayvansal ürünleri işleyen, tarım aletleri, tuğla ile kiremit, gıda maddeleri üreten, dokumacılık ile oto onarımıyla uğraşan imalathaneler de yer almaktadır. Ticaret daha çok tarım ürünlerinin il dışında pazarlanmasına dayanır. Son yıllardaysa kentleşmenin hızlanması nedeniyle il içi ticaret de önem kazanmıştır.


Adıyaman’ın en önemli yer altı zenginliğini petrol oluşturur. İlde çoğu Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)’na bağlı birçok çalışan petrol kuyusu bulunmaktadır. Ayrıca fosfat, linyit, tuğla-kiremit ham maddesi gibi yer altı kaynaklarına da sahiptir.


Adıyaman Kalesi, kentin ortasında yığma bir tepe üstündedir. Kale Emevilerce, 8. yüzyıl ortalarında, Bizans saldırılarına karşı koymak için kurulmuştur. Emevi komutanı Mansur İbni Cavana’nın adına kaleye Hısn-ı Mansur (Mansur’un Kalesi) adı verilmiştir. Kent bu kale çevresinde geliştiği için 8. yüzyılın sonunda Harunü’r-Reşid’in buyruğuyla onarılmışsa da bugün yıkık bir durumda bulunmaktadır. Adıyaman Ulucamisi ise Dulkadiroğulları hükümdarı Alaü’d-Devle tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra yıkılan cami, 1863’te yeniden yapılmış, 1902’de ise büyük bir onarım görmüştür. Yeniden yapım ve onarımlar yüzünden özgün yapısını yitirmiş de olsa tarihsel geçmişi dolayısıyla kentin önemli anıtlarındandır.


Adıyaman’ın en önemli kültür varlığı, Nemrut Dağı'ndaki dev heykellerdir. Nemrut Dağı, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin kuzeydoğusundadır. Yüksekliği 2006 metredir. Pek yüksek olmayan bu dağın önemi doruğundaki tarihsel kalıntıdan kaynaklanır.

Kommagene Krallığı döneminden kalma bu kalıntılardan ilk olarak 1835-1839 arasında Türkiye’de görevli olan Prusyalı komutan Helmuth von Moltke söz etmiştir. 1883’te burada bir araştırma yapan Osman Hamdi Bey, Yervant Oksan ile birlikte aynı yıl, Le Tumulus de Nemroud Dagh adlı bir kitap yayımladı. 1988’de Nemrut Dağı Tümülüsü adıyla bu kitabın tıpkıbasımı çıktı. 1950’lerden başlayarak dönem dönem yapılan kazılarda yeni bulgulara ulaşıldı.


Adıyaman, geleneksel kültürün yoğun olduğu bir ildir. Uzun yıllar Malatya’ya bağlı olduğundan halk kültürü de bu yönde gelişmiştir. Bu yüzden Malatya folklorunun ayrılmaz bir parçası diye nitelenebilir. Halk edebiyatı bölgesel özellikler göstermektedir. Bu edebiyatı oluşturan türküler, ağıtlar, halk şiiri örnekleri özgün yapıdadır. Malatya doğumlu olan Ahmet Âşıkî (1765-1825), Afşaroğullarından Remzi (1848-1907) gibi ozanlar Adıyaman’da da benimsenmiştir. 20. yüzyıl başları Adıyamanlı halk edebiyatı ustaları arasında Rıfat Baba, Asım Hoca gibi ozanlar sayılabilir.


Adıyaman’da toplumsal yaşamın izlerini taşıyan yerel bir dilden de söz edilebilir. Özgün bir yapıda olan bu yerel ağızda arasa, çırmar, sıyırga gibi pek çok sözcük üretilmiştir. Bu yerel ağzın özgün sözcükleri bugün unutulmaya yüz tutmuştur.


Adıyaman folkloru içinde türküler, uzun havalar ayrı bir yer tutar. Bunların en ünlüleri arasında “Ayrıldım gülüm senden”, “Altın yüzüğüm kırıldı”, “Kürdün gelini” sayılabilir. Yörede kullanılan halk müziği araçları arasında özgün olanları da vardır. Bunlar meytef, leğen, cura, ıklığ gibi çalgılardır. Halk oyunlarının en ünlüleri Ağır Halay, Düz Halay, Berde, Deriko, Dik Hava, Pekmezo, Kurdaro Halayı, Tırpani’dir. Kartal Oyunu köy seyirlik oyunlarının ilginç bir örneğidir.


Adıyaman’ın yetiştirdiği ünlüler arasında besteci Muhlis Sabahattin’i (1890-1947) sayabiliriz. İstanbul’da Galatasaray Sultanisi ile Avrupa’da eğitim gören Muhlis Sabahattin’in Aşk Mektebi, Kerem ile Aslı, Ayşe adlı müzikal oyunları vardır.

Adıyamanlı Edebiyatçılar